|
Nefs, iki tarafı keskin bıçak gibidir
İslam dini insanların dünyada da, ahirette de rahat ve huzur içinde yaşamasını istiyor. Bunun için, akla uymayı emrediyor ve nefse uymayı yasak ediyor. Akıl yaratılmasaydı, insan hep nefsine uyar, felaketlere sürüklenirdi. Nefs olmasaydı, insan, yaşaması, üremesi ve medeni hayat için lazım olan şeyleri kazanmakta ve bunları elde etmekte, çalışmakta kusur ederdi. Ayrıca nefsle cihad sevabından da mahrum kalırdı. Böylece meleklerden daha üstün olmak yolu, insana kapalı kalırdı. Hadis-i şerifte; (Ahirette olacaklardan, sizin bildiklerinizi hayvanlar bilselerdi, yemek için et bulamazdınız!) buyurulmuştur.
İnsanlarda nefs olmasaydı, hayvanlar gibi, korkudan, yiyemez, içemez, yaşayamazlardı. Şerefeddin Yahya Müniri hazretleri; “Nefsin yaratılması, insanların yaşaması, üremesi ve dünya için çalışmaları içindir. Allahü teâlâ nefsi böyle nice faydalar için yarattı. Fakat bütün insanlara merhamet ederek, acıyarak, nefse uymayı frenlemeleri, ona hakim olup, zararlarını önlemeleri için insanlarda akıl da yarattı” buyurmuştur.
Nefsin İslamiyet’in dışına taşmasını önlemek için, onunla iki cihad vardır:
Birincisi, ona uymamak, onun arzularını yapmamaktır ki buna, riyazet çekmek denir. Riyazet, haramlardan, günahlardan ve mubahları ihtiyaçtan fazla kullanmaktan sakınmaktır.
İkincisi ise, nefsin istemediği şeyleri yapmaktır ki buna, mücahede denir. Bütün ibadetler mücahededir. Bu iki cihad, nefsi terbiye eder, insanı olgunlaştırır ve ruhları kuvvetlendirir. İnsanı, salihlerin yani iyi kulların yoluna kavuşturur.
|