Üyelik tarihi: 23.03.2007
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
|
Akaidde Sünnetin Yeri
Allah’a (c.c.) hamd olsun ki, uzun zamandır mevcut olmayan fakat Şimdilerde (kötü) kokusu yayılan bir görüş var.
O da şu: Bir rafizi zındığı sözünde ileri giderek sünnet-i nebeviyye ve rivayet edilen hadislerle amel edilemiyeceğini, sadece Kur’an’ın delil olacağını söylemistir. Allah Teala (c.c.), hadis-i Şeriflerin aliliğini ve şerefini arttırsın.
Bu kisi sözüne delil olarak ta Şu hadisi getirmistir:
“Size benden bir hadis geldiğinde bunu Kur’an’a arzedin. Eğer bu hadisle ilgili Kur’an’da bir asıl buluyorsanız hadisi alın, bulamıyorsanız onu reddedin ” (7)
(Dipnot;
(7) Hadis mevzudur. Ukayli Sahih isnadı yoktur der.
Sağani de mevzudur der. Bkz. Sevkani, el-Fevaidu’l Mecmua, 278, 291; el Mekasidu’l Hasene: 36; Temyizu’t Tayyib mine’l Habis: 13; Kesfu’l Hafa, h. no: 220; Tezkiretu’l Mevzuat: 28; Safii er-Risale: 224; Lisanu’l Mizan: 1/455; Avnu’l Ma’bud: 4/329; Mecmeu’z Zevaid: 1/70; Dbnu Hazm, el-Dhkam: 1/76; Darekutni Sünen: 4/208; Ehaisu’l Kussas: 51; el-Kermi el-Fevaidu’l Mevdua no: 152;
Dbnu’l Cevzi el-Mevduat: 1/257-8; Muhtasaru’l Mekasidi’l
Hasene, h. no: 53; Beyhaki Delailu’n Nübüvve: 1/27.)
Bu rafiziden bu hadisi ben de bu sekilde isittim. Baskaları da işitti. Bazıları oralı olmadı. Bazıları da bu sözün aslını feslini ve nereden çıktığını bilmiyor.
Ben bu sözün aslını ve batıl olduğunu insanlara açıklamak istedim. Çünkü bu, toplumu helaka götürecek en büyük sebeplerden bir tanesidir.
Hadisin Delil Olusunu İnkar Edenin Durumu;
Allah (c.c.) size merhamet etsin. Sunu bilesiniz ki, usul ilminde maruf olan sartları tasıyan kavli olsun fiili olsun hadisler hüccettir. Rasulullah’ın (s.a.v.) bu hadislerini inkar eden kimse küfre girer ve İslam dairesinden çıkar, yahudilerle, hristiyanlarla veyahutta Allah’ın (c.c.) murad ettiği diğer kafir fırkalarla beraber hasrolunur.
İmam Safii (r.a.) (8) birgün bir hadis rivayet eder ve “sahihtir” der. Birisi: -Ey Ebu abdillah! Sen de aynı kanaatta mısın? diye laf edince, bozulur ve söyle der:
Ey adam! Sen beni hiç hristiyan olarak gördün mü? Bana kiliseden çıkarken rastladın mı? Belimde hristiyan usağı gördünmü? Rasulullah’tan (s.a.v.) hadis rivayet edeceğim hem de aynı görüste olmayacağım ha!(9)
(8) Muhammed b. İdris b. el-Abbas b. Osman b. Safi’ el-Hasimi el-Kuresi ef Muttalibi, Ebu Abdillah. Dört ehl-i sünnet mezhebinden birisinin imamı.
Safiilerin hepsi ona nisbet edilir. Müberred söyle der: “İmam Safii insanların en sairi, edibi ve fıkıh ile Kur’an’ı en iyi bileniydi” İmam Ahmed de söyle söyler” Elinde kağıt kalem olan herkes üzerinde İmam Safii’nin hakkı vardır” Çok zeki idi. Pek çok eseri vardır. En meshuru fıkha dair olan el Umm’dur.
Müsned, Ahkamu’l Kur’an, es-Sünen, er-Risale, Dhtilafu’l Hadis, Edebu’l Kadı, Fedailu kureyş eserlerinden bazılarıdır. 204/819 yılında Mısır’da vefat etti.
(Dipnot;
Bkz. Tezkiretu’l Huffaz: 1/329; Tehzibu’t Tehzib: 9/25;
el Velayat: 1/447; Dsradu’l Erib: 6/367-398; /ayetu’n Nihaye: 2/95;
Sıfatu’s Safve: 2/140; Tarihu Bağdad: 2/56-73;
Hılyetu’l Evliya: 9/63; Nüzhetu’l Celis: 2/135;
Tarihu’l Hamis: 2/335; Tabakatu’l Hanabile: 1/280-284;
Tabakutu’ş Safiyye: 1/185; el-Bidaye ve’n Nihaye: 0/251;
el-A’lam: 6/27. (9) Hılyetu’l Evliya: 9/106.)
Zındıkların ve Rafızilerden İyice Haddi Asanların Görüsleri
Bu fasid görüsün aslı suraya dayanır: Zındıklar ve rafızilerden (10) ipin ucunu iyece kaçıranlardan bir grup, sünnetin delil olarak kullanılmasını inkar etmiş ve sadece Kur’an’la yetinmeyi iddia etmislerdir. Onların bunu söylemelerindeki gayeleri farklı farklıdır:
Bazıları nübüvvetin Ali’nin hakkı olduğuna, Cibril aleyhisselamın peygamberin (s.a.v.) gelisinde hata ettiğine inanmaktadırlar. Allah Teala (c.c.) zalimlerin söylediklerinden çok beri ve yücedir.
(Dipnot;
(10) Zındık: Allah’a (c.c.) ve aheret gününe inanmayıp, müminlerin arasına girip onların inançlarını sarsan kimse. Rafızi: Rasulullah’tan (s.a.v.) sonra Ali’yi en üstün görenler, imametin onun hakkı olduğunu iddia edenler. Bu açıklamalar Lokman es-Silefi, timamu’l muhaddisin b. Nakdi’l Hadis, 45-6’dan alındı).
Bunlardan bazıları da Rasulullah’ın (s.a.v.) nübüvvetini kabul etmekte fakat sunu da söylemektedirler: “Halifelik Ali’nin hakkı idi” Sahabe-i Kiram (r.a.) Ali (r.a.) yerine Ebubekir’e (r.a.) halifeliği tevdi edince, aklı bozuk bu kimseler (Alah’ın (c.c.) laneti üzerlerine olsun), “zulmettiler, halifeliği hakkı olana değil de hakkı olmayana verdiler”diye ashaba “kafirdir” dediler. Allah (c.c.) onlara lanet etsin. Ali’yi (r.a.) de hakkını aramadı diye küfre nisbet ettiler.
Bu görüslerin üzerine de tüm hadisleri reddetmeyi bina ettiler. Çünkü onların iddialarına göre bunlar kafir olan bir topluluğun rivayetleridir.
İnna lillah ve inna ileyhi raci’un.
Esasında zaruret hasıl olmasıydı, insanların birkaç asırdır ondan uzak ve rahat durduğu bu görüsün aslını anlatmayı helal görmüyordum. bu görüste olanlar dört imam zamanı ve onlardan sonraki zamanlarda çok olarak bulunuyordu ve dört imam ve onların ashabı derslerinde, münazaralarında ve eserlerinde bu görüş sahiplerini reddetmeye genisçe yer veriyorlardı.
Ben insaallah onların delillerinden bir demet sunacağım. Muvaffak kılacak olan ise Allah’tır (c.c.)
İmam Safi’nin Sünnete Bakısı;
İmam Safii (r.a.) Risale’sinde söyle der: Beyhaki de(11) onun sözünü Medhal’inde (12) nakleder:
Allah Teala (c.c.), İslam dini, farzlar ve Kur’an’la ilgili olarak Rasulünü (s.a.v.) öyle bir yere koymustur ki; onu, farz kıldığı taatlar ile haram kıldığı masiyetlerin kendisiyle bilindiği bir meşale olarak insanlara gönderdiğini açıklamıstır. Ayrıca
kendisine imanla Rasulüne (s.a.v.) imanı beraberce zikrederek Rasulullah’ın faziletini beyan etmistir.
(Dipnot;
(11) Ahmed b. el-Hüseyin b. Ali Ebubekir. Hadis imamlarından. Nisabur’daki Beyhaki köylerinden biri olan Husrevcird’de doğdu. Yıl 384/994. Beyhak’ta yetisti ve Bağdat’a, Kufe’ye, Mekke’ye ve baska yerlere ilim yolculuğunda bulundu. Sonra Nisabur’a döndü.
458/1066 yılında vefat edinceye kadar burada kaldı. İmamu’l Harameyn söyle der: “Beyhaki’nin ise Safii’nin üzerinde ihsanı ve hakkı vardır. Çünkü onun mezhebini destekler, görüslerini serh eder ve de takviya eder mahiyette pekçokeseri vardır” Zehebi de söyle der: “Beyhaki dileseydi kendi adına bir mezhepte ictihad edebilecek çapta bir insandı.
Çünkü çok geniş ilmi ve ihtilaflı hususlarla ilgli malumatı vardı” Yüz cüzden fazla eser yazmıstır. Bunlardan bazıları sunlardır: Es-Sünenu’l Kübra es-Sünenu’s Suğra el-Esma ve’s Sıfat, el-Mearif, Delalilu’n Nübüvve, el-Camiu’l Musannef fi Suabi’l Dman, Menakubu’ş Safii, el-İ’tikad, Fedailu’s-Sahabe, el-Medinal ve diğerleri. Bkz. ezeratu’z Zehep: 3/304; Tabakatu’ş Safiyye: 3/3;
Mu’cemu’l Budan: 2/346; el-Muntazam: 8/242; Dbnu Halikan: 1/20;
el-Lubab: 1/165; el-A’lam: 1/116.)
(12) İmam Safii bu sözlerini Risale, s. 73’de ve devamında zikretmektedir. Keza Beyhaki de Delailu’n Nübüvve, 1/20 ve devamında Rasulullah’tan (s.a.v.) gelen haberlerin kabul edilmesi baslığı altında aktarmaktadır. Allah Tebareke ve
Teala (c.c.) bunu söyle ferman ediyor:
“Allah’a, peygamberine ve indirdiğimiz kur’an’a iman ediniz. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır” (Teğabun: 64/8)
Yine Allah Teala (c.c.) söyle buyuruyor:
“Muhakkak mü’minler onlardır ki, Allah’a ve Rasulüne iman etmislerdir ve onun maiyetinde ictimai bir isle mesgul bulundukları zaman da ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler” (Nur: 24/62)
Allah Teala (c.c.) bu ayette, onun dısında kalan hususların kendisine tabi olduğu imamın, baslangıçta tam olmasını Allah’a (c.c.) ve Rasulune (s.a.v.) beraberce inanma sartına bağlamıstır.
İmam Safii şunu da söyler:
Allah Teala (c.c.) insanlara kendi vahyine ve Rasulünün (s.a.v.) sünnetine uymayı farz kılmıstır. Nitekim Kur’an’da söyle buyurmaktadır:
“Her ne kadar daha önce açık bir sapıklık içinde bulunuyorlar idiyse de, içlerinden,kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkardan) temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmustur” (Al-i İmran: 3/164)
Allah Teala (c.c.) baska ayetlerde de kitap ve hikmeti bir arada zikreder. Bu hususta İmam Safii söyle diyor:
Allah Teala (c.c.) (ayette) kitabı zikretmistir. Bu Kur’an-ı Kerim’dir. Hikmeti de zikretmistir. Kur’an bilgisini beğendiğim bir kimseden bununla ilgili olarak söyle dediğini duydum:
“Hikmet, Rasulullah’ın (s.a.v.) sünnetidir”
Allah Teala (c.c.) bir ayette de söyle buyurmaktadır:
“Ey iman edenler! Allah Teala’ya itaat ediniz ve peygambere de, sizden olan emir sahiplerine de itaatta bulununuz. Sonra birsey hakkında ihtilafa düserseniz, onu Allah Teala’ya ve peygamberine arz ediniz” (Nisa: 4/59)
İlim ehlinden bazılar bu ayette geçen “emir sahipleri”nden muradın Rasulullah’ın (s.a.v.) gönderdiği seriyyelerin komutanları olduğunu söylemislerdir. “İhtilafa düserseniz”in manası da -yine de Allah Teala (c.c.) en iyisini bilir-birseyde anlasmazlığa düserseniz demektir.
İhtilafa düserseniz diye kastedilenler de seriyyeye katılanlar ve itaat etmekle emrolundukları komutanlarıdır” Onu Allah Teala’ya ve peygamberine arz ediniz” kavlinden murad, Allah’ın (c.c.) ve Rasulu’nun (s.a.v.) sözüne bakın demektir. Yine de burada kastedilene en iyi Allah bilir (c.c.).
İmam Safii bunları söyledikten sonra açıklamalarına devam etmis, sonra söyle demistir: Allah Teala (c.c.) onlara, Rasulüne itaatın kendisine itaat demek olduğunu bildirmiş ve söyle buyurmustur:
“Hayır; Rabbine andolsun ki! Aralarında çıkan anlasmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden
içlerinde hiçbir sıkındıduymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikce iman etmiş olmazlar” (Nisa: 4/59)
İmam Safii Rasulullah’ın (s.a.v.) emrine uymanın farz olusuna su ayeti de delil getirir:
“(Ey mü’minler!) Peygamberi, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. İçinizden, birini siper ederek sıvısıp gidenleri, muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, baslarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar” (Nur: 24/63)
İmam Safii su ayeti de delil olarak getirir:
“Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının” (Hasr: 59/7)
İmam Safii bu ayetlerin dısında, Rasulullah’ın (s.a.v.) emrine uymayı, ona taatın zaruri olduğunu gösteren diğer ayetleri de zikreder. Bu durumda Allah Teala (c.c.) Rasulüne (s.a.v.) itaatı farz kıldığından dolayı, hiçkimse Rasulullah’ın emrini reddedemez.
İmam Beyhaki’nin Sünnetin Delil Olusuna Bakışı;
Beyhaki meselyi delillerle böylece ortaya koyduktan sonra söyle der:14
Sünnetin delil olusu sabit olmasaydı, Rasulullah efendimiz (s.a.v.) veda hutbesinde orad bulunanlara dini husuları öğrettikten
sonra söyle buyurmazdı:
“Bakın! Burada bulunanlarınız bulunmayanlara (anlattıklarımı) aktarısın. Çünkü kendisine aktarılan bazı kimseler Dinleyenden daha iyi beller”13
(Dipnot;
(13) Buhari İlim: 9; Müslim Kasame: 29;
İbnu Mace Mukaddime: 18; Müsned: 5/4)
Beyhaki sonra su hadisi zikreder:
“Bizden isttiği hadisi isittiği gibi aynen rivayet edenin (c.c.) yüzünü ağartsın. Çünkü kendisine aktarılan bazı kimseler
dinleyenden daha iyi beller” (14)
(14) İbnu Mace Mukaddime: 18; Darimi Mukaddime: 24;
Tirmizi: 2657; Müsned: 1/427; Ebu Davud: 3660.
İleride açıklayacağımız gibi bu hadis mütevatirdir.
İmam Safii de söyle der:
Rasulullah (s.a.v.) kendi sözünün dinlenip ezberlenmesi ve hakkıyla aktarılmasını (15) tavsiye etmistir. Bu da onun ancak hüccet olan seyleri emrettiğinin delilidir. Çünkü (16) bu ya yerine getirilmesi gereken bir helaldir veya kaçınılması gereken bir haramdır veya da yerine getirilmesi gereken bir haddir veyahutta alınıp verilmesi gereken bir maldır veyahutta din ve dünya
ile ilgili bir nasihattır. (17)
Beyhaki daha sonra Ebu Rafi’in rivayet ettiği hadisi zikreder (18): Rasulullah (s.a.v.) söyle buyurdular:
“Sizden birinizi, koltuğuna yaslanmış olarak, kendisine emrettiğim veya nehyettiğim bir haber geldiğinde “bunu bilmiyorum”. Biz Kur’an’tabi oluruz” derken bulmayayım”19
Beyhaki daha sonra da el-Mikdam b. ma’dikerib hadisini zikreder:
Rasulullah (s.a.v.) Hayber günü bazı seyleri haram kıldı. Ehli esek eti vb. bunlardandır. (20) Allah Rasulu (s.a.v.) daha sonra
söyle buyurdular:
“Kisinin koltuğuna oturup, bir hadisimi naklederek söyle demesi yakındır: “Bizimle sizin aranızda Allah’ın kitabı var (c.c.) Onda helal olarak bulduğumuzu helal sayar, haram olarak bulduğumuzu da haram sayarız” Dikat edin! Rasulullah’ın (s.a.v.)haram kıldığı da Allah’ın (c.c.) haram kıldığı gibidir” (21)
(Dipnot;
(15) Risaye, 402 ve Delailu’n Nübüvve 1/23’de ibare söyledir: “Rasulullah (s.a.v.) kendi sözünün dinlenip ezberlenmesi ve hakkıyla aktarılmasını her ferde tavsiye edince..”
(16) Çünkü diye baslayan kısım Delail’de yok.
(17) Risale, s. 403’de ibare söyledir “..din ve dünya ile ilgili bir nasihattır. Bu da sunu gösterir. Fıkhi bilgiyi fakih olmayan da
ezberleyebilir. Bu durumda onu ezberlenmiş olur. Fakih olmaz”
(18) Delail: 1/24.
(19) Ebu Davud Sünnet: 4605; Dbnu Mace Mukaddime: 2; Tirmizi İlim: 10.
20) Hadis Ebu Davud’da el-Mikdam b. Ma’dikerib’den su lafızla rivayet edilmistir: “Dikkat edin! Yırtıcı tırnaklı hayvan, ehli esek ve
zimminin malı haramdır…” Bkz. Delailu’n Nübüvve: 1/24.
(21) Hadisin tahrici yukarıda geçti.)
Sadece Kur’an’la Amel Edilmesini Söyleyene Reddiye ve Cehaletinin Açıklaması;
Beyhaki söyle der (22):
Rasulullah (s.a.v.) (az yukarıda geçen) bu haberiyle kendisinden sonra ortaya çıkacak bidatçileri reddetmistir. Söylediğide daha sonra doğru olarak ortaya çıkmıstır. Beyhaki daha sonra Sebib b. Ebu Fudale el-Mekki’den senediyle su rivayeti nakleder:
İmran b. Husayn (r.a.) sefaatla ilgili hadisi zekreder (23) Oradikelerden bir tanesi Ya eba’n Nuceyd! Siz bizlere hadisler anlatıyorsunuz fakat biz bunlarla ilgili Kur’an’da bir asıl bulamıyoruz, deyince İmran kızar ve adama söyle der:
-Sen kur’an’ı okudun mu?
-Evet.
-Peki kur’an’ın hiçbir yerinde yatsı namazının farzının dört, aksamınkinin üç, sabahın iki, öğleye ikindinin de dört rekat olduğuna rastladın mı?
-Hayır.
Peki bunları kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de Rasulullah’tan (s.a.v.) öğrenmedik mi? Peki Kur’an’da kırk koyunda bir koyun, su kadar devede su kadar, su kadar paraya su kadar dirhem zekat düstüğüne rastladın mı?
-Hayır.
-Öyleyse bunları kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de Rasulullah’tan (s.a.v.) öğrenmedik mi? Keza Kur’an’da eski evi (Kabe’yi) tavaf etsinler” (Hac: 22/29)
ayetini okumadınız mı? Peki orada Kabe’yi yedi deva tavaf edin. Makam’ın arkasında iki rekat namaz kılın diye bir ifadeye rastladınız mı? Aynı sekilde Allah Rasulünün (s.a.v.) buyurduğu su hususlar Kur’an’da var mı?
(Dipnot;
(22) Delail: 1/25.
(23) Delail’de ibare söyledir: “İmran’ın yanında sefaat hadisini konusurlar”)
“Zekatını verecek olanın malını zekat tahsildarının ayağına kadargetirmesi, malını bulunduğu yerden uzaklastırması, birbirlerine kız kardeslerini verecek kisilerin mehirsiz evlenmesi İslamda yoktur” (24)
Peki Allah Teala’nın (c.c.) Kur’an’ında söyle buyurduğunu duymadınız mı?
“Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının” (Hasr: 59/7)
İmran daha sonra söyle söyler:
-sizin ilginizin olmadığı, Rasulullah’tan (s.a.v.) öğrendiğimiz daha baska seyler de var. Beyhaki bu rivayeti verdikten sonra söyle der:
“Hadisin Kur’an’a arz edilmesi” hadisine gelince, sahih değildir, batıldır. Batıl olduğu, hadisin kendisinden ortaya çıkıyor.
“Çünkü Kur’an’da, sünnetin Kur’an’a arz edilmesine dair bir isaret yoktur. (25)
(Dipnot;
(24) Ebu Davud Zekat: 9; Cihad: 63; Tirmizi Nikah: 30;
Nesai Nikah: 60; Delailu’n Nübüvve: 1/25-6.
(25) Delail: 1/27.)
Medhal-i Kebir diye maruf el-Medhal ile’s Sünen adlı kitabında şöyle demistir:
Rasulullah’ın Sünnetlerini Öğretmek ve Onlara Uymanın Farz Olusu;
Allah Teala (c.c.) Kur’an’ında söyle buyuruyor:
“İçlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkardan) kendilerini temizleyen, kendilerine kitap ve
hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmustur” (Al-i İmran: 3/164)
İmam Safii söyle der:
Kur’an bilgisini beğendiğim bir kimseden bununla ilgili olarak söyle duydum:
”Hikmet, Rasulullah’ın (s.a.v.) sünnetidir”26
Beyhaki bunları aktardıktan sonra senedleriyle beraber Hasan, Katade ve Yahya b. Ebi Kesir’den “bu ayette geçen hikmetten murad, sünnettir” dediklerini rivayet eder. Ardından da el-Mikdam b. Ma’dikerib’ten senediyle beraber Allah Rasulu’nun (s.a.v.) söyle buyurduğunu rivayet eder:
“İyi bilinki, bana Kur’an ve onunla beraber bir misli verildi. Yine iyi bilin ki, bana Kur’an ve onunla beraberbir misli verildi. Keza, bilesiniz ki, karnı tok kişinin koltuğuna oturup, söyle demesi yakındır: “Size sadece Kur’an yeter. Kur’an’da helal olarak bulduğunuzu helal sayın. Haram olarak bulduğunzu da haram kılın” Şunu bilesiniz ki ehli eşek, yırtıcı tırnaklı hayvan ve zimmilerin yitik malı haramdır”27
(DİPNOT;
(26) Risale: 78.
(27) Tahrici daha önce geçti. ayrıca bkz.
Beyhaki Sünen: 9/332; Delail: 6/549.)
Beyhaki daha sonra baska bir tarikle el-Mikdam b. Ma’dikerib’den söyle dediğini aktarır:
-Rasululah (s.a.v.) Hayber günü ehli esek etini ve baska bazı seyleri haram kıldı ve söyle buyurdu:
“Kisinin koltuğuna oturup, bir hadisimi naklederek söyle demesi yakındır: “Bizimle sizin aranızda Allah’ın (c.c.) kitabı var.
Onda helal olarak bulduğumuzu helal kabul eder, haram buduğumuzu daharamsayarız” Oysa Rasulullah’ın (s.a.v.) haram
kıldığı da Allah’ın (c.c.) haram kıldığı gibidir”28
Beyhaki sonra da, bu hadii sahih bir senedle Ebu Davud Sünen’inde rivayet etmistir der. Ben de Hakim’in de bunu rivayet ettiğini buraya eklemek isterim.29
Beyhaki daha sonra senediyle beraber Ebu Hureyre’den su hadisi nakleder: Rasulullah (s.a.v.) söyle buyurdular:
“Size iki sey bırakıyorum. (Bunlara tutunursanız) asla delalete düsmezsiniz: Allah’ın (c.c.) kitabı ve sünnetim. Bu ikisi
(kıyamette) havza kadar ayrılmadan beraberce geleceklerdir”30
İbnu Abbas’tan da senediyle beraber su hadisi rivayet eder:
Rasulullah efendimiz (s.a.v.) veda haccında insanlara hitab etti ve söyle buyurdu:
“Ey İnsanlar! Size, onlara yapıstığınız takdirde asla sapıtmayacağınız iki sey bırakıyorum: Allah’ın (c.c.) kitabı ve sünnetim”31
(DİPNOT;
(28) Tahrici daha önce geçti.
(29) Müsterek: 1/109.
(30) Camiu’s Sağir: 3282; Feyzu’l Kadir: 3/240-1;
Müstedrek: 1/93; Beyhaki Sünen: 10/114.
(31) Camiu’s Sağir: 2923; Feyzu’l Kadir: 3/443;
Beyhaki Sünen: 10/114; Müstedrek: 1/93).
Keza yine senediyle Urve’en sunu rivayet eder:
Rasulullah (s.a.v.) veda haccında hitab etti ve söyle buyurdu:
“Size, onlara yapıstığınız takdirde asla sapıtmayacağınız iki sey bırakoyurm: Allah’ın kitabı (c.c.) ve sünnetim. Ey İnsanlar!
Dediğim seyi iyi dinleyin ve dediklerimi yasayın”
Beyhaki senediyle İbnu Vehb’ten rivayet eder: Malik b. Enes’ten söyle dediğini uydum:
-Rasulullah’ın (s.a.v.) veda haccında söylediği su söze yapış:
“Size iki sey bırakıyorum. Bunlara yapısırsanız asla sapıtmazsınız: Allah’ın kitabı (c.c.) ve nebinin (s.a.v.) sünneti”
Beyhaki senediyle el,İrbad b. Sariye’den de sunu rivayet eder:
Rasulullah (s.a.v.) birgün bizlere namaz kıldırdı. sonra bizlere çok etkili vaazda bulundu. Gözler yaslandı, kalpler duygulandı. Bir kisi:
-Ya Rasulullah! Bu sanki veda konusmasına benziyor. Bizlere ne tavsiye edersiniz, deyince söyle buyurdular: -Size Allah’tan (c.c.) korkmanızı, bası kuru üzüm gibi bir habeşi de olsa emirinizin emirlerini dinleyip itaat etmenizi tavsiye ediyorum. İçinizde benden sonra yasayacaklar pekçok ihtilaf göreceklerdir. Sizler benim ve hidayet üzere olan rasid halifelerin sünnetine uyun, ona sımsıkı yapışın. Sonradan uydurulmuş seylerden kaçının. Çünkü sonradan uydurulmuş hersey bidattır. Her bidat te delalettir.”
Diyorum ki: Bu hadisi Ebu Davut, İbnu Mace ve Müstedrek’inde Hakim rivayet etmistir.37
(DİPNOT;
(37) Ebu Davud, Sünnet:5; İbnu Mace, Mukaddime:6;
Darimi, Mukaddime:16; Müstedrek:1/96-7.)
Beyhaki İbnu Amr’dan Rasululah’ın söyle buyurduğunu da senediyle beraber rivayet etmistir:
“Her ibadet edenin dinçlik ve istiyak zamanı, her istiyaktan sonra da zayıflık ve gevseme dönemi vardır. Kimin gevseme dönemi benim sünnetim doğrultusunda olursa hidayete erer, kiminki de baska seyler doğrultusunda olursa helak olur”40
Beyhaki yine senediyle Enes b. Malik’ten su hadisi rivayet eder: Rasulullah (s.a.v.) söyle buyurdular:
“Sünnetimi canlandıran beni seviyor demektir. Beni seven de cennette benimle beraber olacaktır”41
Ben de diyorum ki, hadisi Tirmizi de rivayet etmistir.42
Beyhaki yine senediyle beraber Rasulullah’ın söyle buyurduğunu Ebu Hureyre’den rivayet eder:
“Ümmetimin fesada düstüğü zamanda sünnetimi yerine getirene yüz sehid sevabı vardır”
(DİPNOT;
(39) Taberani Evsat: 11/398; Müstedrek: 1/36; 4/90.
(40) Müsned: 11/158, 188, 210; kudai Müsnedu’ş Sihab: 1926-7;
Dbnu Hıbban: 653; Tahavi Müskil: 11/88-9; Tirmizi: 2570.
(41) Hadis zayıftır. Camiu’s Sağir: 8346;
Daifu’l Camii’s Sağir: 5366; Feyzu’l Kadir: 6/40.
(42) Tirmizi Dlim: 16; Dbnu Mace Mukaddime: 15.)
Beyhaki daha sonra söyle der:
Sünnetin Kısımları;
İmam Safii der ki (44) Rasulullah’ın (s.a.v.) sünneti üç kısımdır:
1-Allah Teala’nın (c.c.) hakkında ayet izal ettiği, Rasululah’ın da (s.a.v.) kitaptaki gibi aynen sünnet kıldığı hususlar. 45
2-Allah Teala’nın (c.c.) icmali olarak inzal ettiği, Rasulullah’ın da (s.a.v.) Allah Teala’nın (c.c.) bu ayette icmali olarak neyi kastettiğini açıkladığı, umumi olarak mı yoksa bazı sahıslara özel özel olarak mı farz kıldığını, kulların bununla nasıl amel edeceklerini izah ettiği durumlar.
3-Kur’an’da hakkında ayet bulunmayan sadece Allah Rasulu’nun (s.a.v.) sünnet olarak ortaya koyduğu hususlar.
Alimlerden bazısı söyle demistir:
Allah Teala (c.c.) Rasulullah’ın sünnetini itaatın farz olduğu hususlardan kılmıstır. Hakkında Kur’an’da nas bulunmayan hususlardaki Rasulullah’ın koymuş olduğu sünnetler, Allah Teala’nın ilmi ilahideki rızasına muvakıftır.
Bazı alimler de söyle demistir:
Rasulullah’ın sünnet olarak ortaya koyduğu her sünnetin Kur’a’da bir aslı vardır. Mesela, namazın rekatları ve nasıl kılınacağı, Allah Teala’nın kur’an’da icmali olarak namazı farz kıldığı esasa dayanır. Aynı sekilde alısveriş ve diğer ser’i hususlarla ilgili koyduğu hükümler de Kur’an’da bulunan bir asla dayanır. Nitekim Allah Teala söyle buyuruyor:
“Mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karsılıklı rıza ile yapılan ticaretle yiyin” (Nisa: 4/29)
Keza diğer bir rivayette de söyle buyurmaktadır:
“Allah alısverisi helal, faizi ise haram kılmıstır”
(Bakara: 2/275)
Bu durumda Allah Rasulü bazı seyleri helal bazılarını da haram kılınca, icmali olarak Kur’an’da geçen namazı açıkladığı gibi bunda da Allah’ın neyi murad ettiğini açıklamış olmaktadır.
Bir kısım alimler de söyle demistir:
Rasulullah sünnetini Allah’ın Rasulü olması hasebiyle ortaya koymaktadır. Dolayısıyla Rasulullah’ın sünneti Allah’ın farzıyla sabit olmustur.
Bazı alimler de söyle der:
Sünnet olarak koyduğu hersey Rasulullah’ın kalbine Allah tarafından konulmustur. İste Rasulullah’ın sünneti Allah tarafından
kalbine konan hikmettir.
İmam Safii’den alıntılar burada bitti.
Beyhaki senedini de vererek Ömer b. el-Hattab’tan minberde söyle dediğini rivayet eder:
-Ey insanlar! İçtihad etmek Rasulullah tarafından yapılınca isabetli olurdu. Çünkü Allah ona hakkı gösteriyordu. Bizim görüş belirtmemiz ise zandır ve tahmindir.48
(Dipnot;
(48) Medhal: 189.)
Rasulullah’ın (s.a.v.) Hüküm Vermesi;
Beyhaki senediyle beraber Sa’bi’den sunu ivayet eder: -Rasulullah hüküm veriyor, daha sora verdiği hükmün hilafına ayet iniyordu. İnen ayetin hükmünü alıyor ilk verdiği hükmü de değistirmiyordu.
Rasulullah’ın sünnet olarak ortaya koyduğu hususların Allah’ın emriyle meydana geldiğini delil getirenler bunun iki sekilde söz konusu olduğunu söylerler:
-Ya kendisine gelen vahiyle. Ki bunu insanlara okuyordu.
-Ya da Allah tarafından kendisine verilmesi peygamberlik sıfatıyla “su sekilde hükmediyorum” demesidir. Nitekim Buhari ve Müslim’in rivayet ettiği gibi, Rasulullah’ın zinakar bir sahsın kıssasında söyle buyurduğu geçer:
“Aranızda Allah’ın kitabıyla hükmedeceğim”49
(Dipnot;
(49) Buhari Sulh: 5; Surut: 9; Eyman: 3; Hudud: 30; 30, 34, 38, 46;
Ahkam: 39; Ahad 1; D’tisam: 2;Müslim Hudud: 25;
Ebu Davud Ekdiyye: 11; Hudud: 24; Tirmizi Ahkam: 3; Nesai Kudat: 22; Dbnu Mace Hudud: 7; darimi Mukaddime: 20; Hudud: 12; Muvatta Hudud: 6; Müsned: 4/115-6; 5/230-242.)
Rasulullah daha sonra sopa ve sürgün cezası verir. Oysa sürgün cezası Kur’an’da yoktur.
Keza yine Buhari’yle Müslim’in rivayet ettiği Ya’la b. Umeyye’den gelen hadiste de söyle geçer:
Rasulullah (Mekke’ye yakın bir yer olan) Ci’rane’de iken üzerinde (umre içi giyilmiş ve) asırı derecede koku sürülmüş bir cübbe bulunan bir zat yanına gelir. Sorar: -”Ya Rasullulah! İyice koku sürülmüş (ve ihram niyetiyle giyilmis) bu cübbeyle umre yapmaya ne buyurursunuz?” Rasulullah bir müddet ona bakar, sükut eder. Ve vahy gelir, Alalh Teala su ayeti inzal eyler:
“Hac ve umreyi Allah için tamamlayın”50
Ayetin inzaliyle Rasulullah’la meydana gelen ağırlık hali geçtikten sonra “az önce bana umreden soran sahıs nerede” diye sorar ve ekler:
-Üzerindeki kokuya gelince onu üç kez yıka. Cübbeyi de çıkar. (Yerine ihram giy). Daha sonra da hacda yaptıklarını umrende de yap.51
(Dipnot;
(51) Buhari Hac: 17; Müslim Hac: 6-9; Ebu Davud Menasik: 30; Nesai Menasik: 44; Beyhaki Sünen: 1/5/56. “-Yanımda, vahiyle bildirilmiş olan, diyetlerle ilgili hükümlerin bulunduğu bir sahife var.)
Rasulullah’ın zekat ve diyetlerle ilgili farz kılmış olduğu hususlar kendisine vahiyle bildirilmistir”
Beyhaki senedini de zikrederek Hassan b. Atıyye’den su rivayeti nakleder:
“Cibril Kur’an’ı indirdiği gibi sünneti de Rasulullah’a indiriyordu. Kur’an’ı öğretti gibi sünneti de ona öğretiyordu”52
(Dipnot;
(52) Darimi Mukaddime: 49.)
Beyhaki yine senediyle el-Kasım b. Muhaymira tarikıyla Fudayle’den su hadisi rivayet eder:
Kıtlık olduğu yıl (asırı pahalılık karsısında), “Ya Rasulullah bizlere narh koy” denir. Rasulullah’ta söyle buyurur: -Allah Teala emretmediği bir sünneti sizlere hüküm olarak koymamı benden istemiyor. Bu sebeble onun lütfu kereminden (dua ederek) bunu isteyiniz.53
(Dipnot; (53) Kenzu’l Ummal: 4/103.)
Beyhaki yine senediyle el-Muttalib b. Hanteb’den, Rasulullah’ın söyle buyurduğunu rivayet eder:
“Allah Teala’nın emrettiği hususlardan hiçbir seyi bırakmadım. Hepsini sizlere emrettim. keza Allah Teala’nın yasakladığı hususlardan hiçbir seyi de bırakmadım, hepsini sizlere yasakladım. Cibril bana sunu da bildirdi: Hiçbir nefis kendisine takdim oluna rızkı elde etmeden ölmeyecektir. Allah’tan korkun ve rızkı elde etmeden ölmeyecektir. Alah’tan korkun ve rızkı arama hususunda mutedil olun”54
(Dipnot;
(53) Kenzu’l Ummal: 4/103.
(54) İbnu Mace Ticaret: 2; Beyhaki Sünen: 7/76.)
İmam Safii de söyle der:
-Kendilerinden nakilde bulunduğum alimlerden sünnetle ilgili açıklamalardan hiçbiri bu genel mananın dısına tasmaz.
“Rasulullah’ın sünnet olarak koyduğu herseye tabi olmamızı Allah Teala farz kılmıstır. Ona uymayı kendisine uymak, ona uymamakta direnmeyi kendisine isyan olarak vaz’ etmistir. Bu (genel) hükümde hiçbir kimseye dısarıda tutmadığı gibi, onun sünnetine uymamak için de bir çıkış yolu bırakmamıstır.”55
(Dipnot;
(55) Risale: 88.)
Beyhaki daha sonra da söyle der:
Allah Teala’nın Rasulullah Uymayı Emretmesi ve Ona İtaatın Allah’a İtaat Demek Olduğu;
Allah Teala söyle buyuruyor:
“Muhakkak ki, sana beyat edenler aslında Allah’a etmektedirler. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Alah’a verdiği ahde vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükafat verecektir” (Feth: 48/10)
Bir diğer ayette de Allah Teala söyle ferman etmektedir:
“Kim Rasulü itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur” (Nisa: 4/80)
İmam Safii de söyle der:
“Allah Teala onlara, Rasulüne itaatın kendisine itaat demek olduğunu bildirmiş ve söyle buyurmustur:
“Hayır; Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlasmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar” (Nisa: 4/65)
Bize ulasan habere göre -yine de en iyisini Allah bilir-bu ayet bir toprak meselesi yüzünden Zübeyr’i dava eden, peygamberimizin de Zübeyr’in lehine karar verdiği kisi hakkında nazil olmustur. İşte peygamberimizin verdiği bu hüküm Rasulullah’ın bir sünnetidir, yoksa hakkında ayet nazil olarak verilmiş bir hüküm değildir” 59
(Dipnot;
(59) Risale: 82-3.)
Buhari ile Müslim, Abdullah b. Zübeyr’den rivayet ederler:
Ensardan bir zat, çorak arazideki hurmalıkları suladıkları su kanalının kullanımı hususunda Zübey’i dava eder. Ensari:-Suyu sal da gelsin, der. Zübeyr de suyu salmaya yanaşmaz. Neticede Rasulullah’a (s.a.v.) davalısırlar. Rasululah (s.a.v.) -Ya Zübeyr! Önce sen sula, sonra da komsuna sal, deyince Ensari itiraz eder: -Halanın oğlu olduğu için onu kolluyorsun. Bu söz üzerine Rasulullah’ın (s.a.v.) beti benzi atar ve Zübeyr’e: -Zübeyr! Tarlanı sula, sonra da su kapağına dek doluncaya kadar suyu salma, der.60
(Dipnot;
(60) Buhari Tefsir sure: 4; Sulh: 12; Müsakat: 6-8; Müslim Fedail: 129; Ebu Davud Ekdiyye: 31; Tirmizi Ahkam: 26; Tefsir sure: 4;; İbnu Mace Mukaddime: 2; Ruhun: 2; Nesai Kudat: 19-27; Müsned: 1/66, 4/5.)
Zübeyr söyle der:
“-Vallahi kanaatıma göre su ayet bu mesele hakkında nazil olmustur:
“Hayır; Rabbine and olsun ki aralarında çıkan anlasmazlık hussunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden..”
Buhari ile Müslim Ebu Hureyre’den su hadisi rivayet ederler: Rasululah söyle buyurdular:
“Bana itaat eden Allah’a itaat etmiş olur. Bana isyan eden de Allah’a isyan etmiş olur”61
(Dipnot;
(61) Buhari Ahkam: 1; Cihad: 109; Müslim Dmaret: 32-3; Nesai Bey’at: 27; İstiaze: 49; Dbnu Mace Mukaddime: 1; Cihad: 39;
Müsned: 2/253, 270, 313, 386, 416, 467, 471, 511.)
Buhari, Cabir b. Abdillah’tan su hadisi rivayet eder:
Peygamberimiz uyurken melekler yanına gelir. Bazıları “uyuyor”, bazıları da “gözü uyur ama kalbi uyanıktır” der.
Kendi aralarında:
-Bu dostunuzun durumu bir misale benzer. Hadi onun durumuyla ilgili bir misal verin, derler. Sonra da söyle söylerler:
-Bu zatın durumu yeni bir ev yapıp, bir zayefet tertip eden kimseye benzer. Bu zat ziyafete çağırmak için etrafa davetçi gönderir. Kim davete icabet ederse, eve girer ve ziyafetten yer. Kim de davete icabet etmezse eve girmez ve ziyafetten de yemez.
Melekler daha sonra kendi aralarında “bu misali ona yorumlayın da anlasın” derler. Birkısmı söyle söyler: “Fakat uyuyor”.
Diğer bir kısmı da “gözü uyur ama kalbi uyanıktır” derler. Sonra da misali söyle yorumlarlar:
-Ev cennettir. Davetçi Muhammed’dir. Kim Muhammed’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. Kim de Muhammed’e asi olursa Allah’a isyan etmiş olur. Muhammed insanlar arasında hak ile batılı birbirinden ayırıcı noktadır.
Buhari Ebu Hureyre’den rivayet eder: Rasulullah söyle buyurdular:
-Yüz çevirenler hariç ümmetimin tamamı cennete girecektir. Sordular:
-Ya Rasulullah! Yüz çevirenler kimlerdir? Cevap verir:
-Bana itaat eden cennete girer, isyan eden de yüz çevirmiş olur.
İmam Safii de söyle der
-Allah Teala kur’an’ında söyle buyuruyor:
“(Ey müminler!) Peygamberi, kendi aranızda birbirinizi çağırdığınız gibi çağırmayın. İçinizden birini siper ederek gidenleri, muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeble onun emrine aykırı davrananlar, baslarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar”
Beyhaki, Sufyan’dan “onun emrine aykırı davrananlar, baslarına bir bela gelmesinden…sakınsılar” ayetinde geçen beladan muradın “Allah’ın kalplerini mühürlemesi” olduğunu nakleder.
İmam Safii de söyle der:
Allah Teala Rasululah’ın kendilerine emrettiği herseyi yapmalarını, nehyettiği herseyden de kaçınmalarını emretmiş ve söyle
buyurmustur:
“Peygamber size neyi verdiyse onu alın. Neden de yasakladıysa ondan sakının”
Buhari ve Müslim de İbnu Mesud’dan söyle dediğini rivayet eder:
“-Dövme yapana, yaptırana, güzellesmek için kaşlarını yolana, dislerini inceltene, Allah’ın yarattığı sekli değisterenlere Allah lanet etsin”
İbnu Mesud’un bu sözü Ümmü Ya’kub denilen bir kadına ulasınca, kalkıp gelir: “Bana gelen habere göre söyle söyle demissin” der. İbnu Mesudda: -Rasulullah’ın lanet ettiğine ben niye lanet etmeyeyeim ki? Hem Kur’an’da da bu huus geçmiyor mu ki, deyince, kadın:
İki kapak arasını okudum fakat bu dediğini bulamadım, der. İbnu Mesud da söyle der: -Kur’an’ı okumussan onu bulmussundur. Sen Kur’an’da “peygamber size neyi verdiyse onu alın, neden de yasakladıysa ondan sakının” ayetini okumadın mı? Okudum. -Hah iste! Rasulullah (s.a.v.) (benim saydığı) seyleri yasaklamıstır.
İmam Safii bu konuda sunu söylüyor:
Allah Teala söyle buyurarak Rasululah’ın doğru yola götürdüğünü beyan etmistir:
“Fakat biz onu (kitabı) kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eristirdiğimiz bir nur kıldık. Süphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin”
İmam Safii sunu da der: Allah Teala’nın Rasulullah’a tabi olunamasını farz kılısı Rasulullah’ı görenler ile onlardan sonra kıyamete kadar gelenleri kapsar.
Beyhaki bundan sonra senediyle beraber Meymun b. Mihran’ın
“birsey hakkında ihtilafa düserseniz, onu Allah’a ve Rasulüne arz ediniz” (Sura: 42/52)
ayetiyle ilgili olarak söyle dediğini rivayet eder:
-“Alimler söyle demistir: Allah’a (c.c) arz etmekten murad, kitabıdır. Rasulüllah’a (s.a.v) arz etmekten murad, vefat ettikten
sonra sünnetine arz edilmesidir.”
Beyhaki daha sonra Ebu Davud’un Ebu rafi’den rivayet ettiği hadisi zikreder:Rasulüllah (sav) söyle buyurdular:
“Sizden birinizi, koltuğuna yaslanmış olarak, kendisine emrettiğim veya nehyettiğim bir haber geldiğinde “bunu bilmiyoruz. Biz Kuran’da bulduğumuza tabi oluruz” derken bulmayayım.”
İmam safii de söyle der: Bu hadis, onunla ilgili Kuran’da bir ayet bulamasalar bile müminlerin Rasulüllah’tan (s.a.v) gelen emre uymayanları bildirip, buna uymanın zaruri olduğunu ortaya koymaktadır.
Beyhaki daha sonra yine Ebu Davud’dan, el-Drbat b. Sariye’den gelen hadisi zikreder: O an beraberinde bulunan ashabı da bulunduğu halde (fethetmek üzere) Rasulüllah (s.a.v) ile birlikte Hayber’e geldik.
Hayber’in basındaki adam da azılı bir kafirdi. Rasulüllah’ın (s.a.v) gelip söyle dedi:
-Ya Muhammed!Eseklerimizi boğazlayıp, ürünlerimizi yiyip, kadınlarımıza da vurma hakkınız varmı?
Bu söz üzerine Rasulüllah (s.a.v) celallendi ve söyle buyurdu:
-İbnu Avf! Atına atla git te (ashabıma cennete sadece müminlerin gireceğini ve) namaza toplanmalarını söyle.
Onlar da toplandılar. Rasulullah namazı kıldırdıktan sonra ayağa kalkıp söyle hitap etti: -Sizden biriniz koltuğuna yaslanıp, Allah sadece Kur’an’da haram kıldığı seyleri yasaklamıstır diye düsünerek böyle mi zanneder? Dikket edin! Vallahi ben de bazı seyleri emrettim ve anlattım. Bazı seyleri de yasakladım. Benim emirlerim ve yasaklarım da yanı Kur’an gibidir, belki de daha önceliklidir. (Bilesiniz ki) Allah Teala sizlere, izin verilmedikçe zimmilerin evine girmezinizi, kadınlarına vurmanızı ve gerekli öşrü verdileri takdirde ürünlerini yemenizi yasaklamıstır.73
(Ebu Davud: 3050; Beyhaki Sünne: 9/204.)
__________________
Ağlayarak uyumuş yağmur olmuşum rüyamda bana hasret bi çöl için...
|