![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 17.01.2008
Mesajlar: 23
Teşekkür etti: 11
4 Teşekkür 2 Mesaja aldı
| |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 19.12.2006 Yaş: 30
Mesajlar: 577
Teşekkür etti: 3
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
|
söylesem anlamıyorlar ... sussam gönül razı değil der fuzuli... susmasan ne olacak yazsan karşı cenahtan anlayan mı var.. klavyesi olan fetva görüş yazıyor.kendi görüşünü islam diye pazarlıyor.bu müslümanım diyen cahil gençliğin öğrenmeden öğretmeye kalkarak islam adına genç dimağlara verdiği zarar fazlalaştı..Allah saf gençleri korusun.. |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
| bütün ehli tasavvufu şirk ehli yapıyorsunuzda, kendinizin hükmü nedir acaba biliyormusunuz... neymiş tevhid aslanlarıymış... o bahsettiginiz site çakalların sitesi... mezhep hak, tarikat hak, şefaat hak,rabıta hak,tevessül hak... batıl olan bir şey varsa bu saydıklarımızı inkar edenlerin kokuşmuş fikirleri... |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
| Abdurahmani Taği Hz. (k.s.); ''Tarikat münkiri olanlardan, küfür kokusu da duyduk'' buyuruyor. FEYZ: Efendim, bir kısım insanlar, rabıtayı reddediyorlar, Rabıta nedir, açıklar mısınız? S. MUHAMMED NURANİ HZ.: Burada kastedilen rabıta akşam ile yatsı arasındaki rabıta değildir. Her zaman, yürürken, otururken, onların yanında yürüyormuş gibi hatırlamak, tasavvur etmektir. Rabıta budur. Ali İmran Suresinin son ayetinde rabıtaya delil vardır. Rabıtaya muhabbeti artarak, itaate ibadete yönlenmesi çok olanlardan daha güzel birşey mi olur!.. Böyle rabıta yapanlarda, Allah'a kulluğunun artmasından daha güzel ne olabilir!.. Seyda-i Tai Hz., halifesi olan Ş. Abdülgaffar ile birlikte, bir kaç tane molla daha Kıstak denilen yerde, bu zatlar, irşad için, millete tebliğ yapmak için, gittikleri yerde insanların hiçbiri tasavvuf ve tarikata girmiyor. Gelip sofilere soruyor, ne oldu? diye. Efendim, hiçbirisi intisap etmedi, tarikata girmedi diyorlar. Neler söylediniz millete diyor. Ayetler, hadisler, Resulullah Efendimiz'den sözler söyledik, etkilenmediler diyor. ''Vesilete'' ayetiyle mürşid-i kamiller, Sadatlar, Allah'ın evliyaları kastediliyor. Nasıl ki insan, bir mahkemede hakimin önüne çıkmak için bir avukata ihtiyaç duyar. Avukatın onu savunması gibi, Allah Dostları da bu şekilde, cemaatlerinin, kendilerine bağlananların avukatlığı için çalışırlar. |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
| FEYZ: Efendim, bize vakit ayırdığınız için Allah (c.c.) razı olsun. Bazı bid'at ehli insanlar haşa tarikatı ve rabıtayı inkar ediyorlar, bu konudan biraz bahseder misiniz? MOLLA MUHAMMED KONYEVİ HZ.: Rabıta hakkında bazı müslüman arkadaşlarımızın söyledikleri bize de geliyor. Bunu esefle karşılıyoruz. Her zaman insan dünya ile, hatta pis fikirleriyle düşündüğü zaman haram olmuyor, küfür olmuyor. Bir evliyayı insan böyle düşündüğü zaman küfür olacağını ne akıl kabul ediyor, ne Kur'an kabul ediyor, ne hadisler kabul ediyor. Bunu söyleyen kişileri insan esefle, hayretle karşılıyor. Ve bunun hakkında ayeti kerimeler her ne kadar zahir olmasa da işaret olarak emrediyor. Esteuzu Billah: ''künü maassadıkin'' ayeti kerimede ''sadıkin'' yani doğru olan kimselerle olun diyerek Allah-u Zülcelal emrediyor. Onlarla beraber olmak zahiri olarak emrediliyor ise de manevi olarak da onlarla beraber olun emri vardır. Celaleyin tefsirinde, Allah razı olsun, ayeti kerime ''Yusuf Peygamber (a.s.) Züleyha'ya, birbirlerine meylettiği zaman, orada Yakup (a.s.) ellerini Yusuf'un (a.s.) göğsüne vurmak suretiyle onun bütün şehvetini çıkarmıştır'' olarak tefsir edilmektedir. Burada rabıtanın menfaati olduğunu ve insanın daima bir evliyayla veyahutta bir Peygamber hayaliyle olmasının, rabıtaya işaretle, günahlardan muhafaza olunacağını işaret ediyor.Aynı konu Kütub-i Sitte'de geçiyor. Yine rabıta hakkında hatta Ashab-ı Kiram'dan bir kişi Hz. Peygamber'e (s.a.v.) rabıta yaparak sonrasında namaz kılmış. Sonra da ''Şimdiye kadar böyle lezzet alarak namaz kılmamıştım'' demiş. Ve başka bir Ashab-ı Kiram'a bunu söylüyor. O Ashab-ı Kiram ona diyor ki: ''Sen nasıl Hz. Peygamberi (s.a.v.) böyle hayal ediyorsun yani rabıta ediyorsun? Bu küfürdür''. Bunlar ikisi beraber Hz. Peygamber'i (s.a.v.) yanına gidiyorlar. Hz. Peygamber (s.a.v.) bunu hoş görüyor. ''İyi yapmıştır'' diyor Ashab-ı Kiram'a. Bu cevabı da evliyanın büyükleri de söylemiştir. Kendileri de rabıta yapmıştır. Bundan dolayı onları küfre düştüler diye kabul etmek, böyle de düşünmek doğru değildir. Rabıta hakkında size kısaca bunları söyleyebilirim. |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
| FEYZ: Efendim, mürşid-i kamil rabıtasını inkar eden bazı insanlar var. Rabıta hakkında Kur'an ve sünnetten deliller getirebilir miyiz? MOLLA YAHYA HZ.: Evet, efendim bir kere onlar rabıtanın ne olduğunu bilmiyorlar. Ve rabıtanın ne manada yapıldığını da bilmiyorlar. Eğer rabıta hakikaten bilinse ve hangi manada yapılıyorsa bilinse, rabıtanın inkar edilecek hiçbir yanı yok, hiç bir tarafı yok. Yani şöyle, Mürşide yapılan rabıta, haşa haşa ubudiyet rabıtası değil, yani ona ibadet rabıtası değil, o muhabbet rabıtasıdır, yani muhabbet bakımından gönül bağlamaktır. O Allah'ın (c.c.) bir dostu olduğu için,ona gönül bağlamıyor, sadece Allah için gönül bağlanıyor. Çünkü eğer O Allah dostu olmazsa, ona gönül bağlayamaz zaten.. İşte burada Kur'an-ı Kerimde de Cenab-ı Mevla, ''Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve sadık olanlarla beraber olun'' Yani Allah yolunda doğru olanlarla, eğer mürşid-i kamil sadık olursa zaten, onunla beraber olmak faydalıdır. Eğer sadık olmazsa da zaten mürşid değildir. İşte bu konuda, Ubeydullah Ahrar (k.s.) Reşahatte şöyle anlatıyor: ''Bu keyfiyet iki kısımdır. Birisi zahiri beraber olmaktır, diğeri de kalbi beraberliktir. Kalbi beraberlik, rabıtadır. Zahiri beraberlik, eğer kalbi beraberlik yoksa faydasızdır. Nasıl ki münafıklar, Raesulullah'ın (s.a.v.) huzurunda idiler, devamlı yanında idiler. Fakat kalbi ayrı olduğu için fayda görmediler. Hatta Abdullah bin Ubeyr, İbni Sehil ölünce, Resulullah (s.a.v.) cenaze namazı kılmak istedi. Cenab-ı Mevla (c.c.) ona; ''Onlardan hiç birisinin, öldükleri zaman, cenaze namazını kılma ve kabrinin üzerinde durup, onlara dua etme.'' Ve münafıklar Resulullah (s.a.v.)'ın yanında oldukları halde istifade edemediler, neden? Çünkü kalpleri ayrıydı. Ama kalbi beraber olursa, cisim ne kadar uzak olursa olsun, yine insan istifade eder. Mesela Necaşi, ta Habeşistan'da idi. Vefat edince, Resulullah (s.a.v.): ''Bugün salih bir kiş vefat etti, gelin namazını kılalım.'' buyurdu. Resulullah (s.a.v.) Sahabelerle beraber namazını kılmıştır Necaşi'nin... Demek ki Habeşistan'da ölen Necaşi'nin namazı kılınmış ve efendim o kalp bağlantısı sayesinde, iman ve İslamı kamil olmuştur. Huzurunda olan kişi de, kalbi ayrı olduğu için, münafık olmuş... İşte bu nedenle, doğru olanlarla beraber olmak, rabıtaya delalet ediyor. Çünkü bu keyfiyet kalbidir. Kalbi beraber olan insan, mürşidini tasavvur ettiği zaman, haşa, mürşidini Allah diye tasavvur etmiyor. Mürşidin, Allah'ın (c.c.) Dostu diye tasavvur ediyor ve muhabbet bağlıyor. Bir de, mürşid vesiledir. Cenab-ı Mevla yine, ''Allah'a (c.c.) ulaşmak için vesile arayın'' buyuruyor. Vesile; salih amel olur, mürşid olur, Kur'an-ı Kerim okumak olur... Bütün bunlar vesiledir. Hadis-i Şeriflerde de çok deliller vardır. Mesela; ''Allah'ın ehli onlardır ki, görüldüğü zaman, Allah hatırlanır'' ve Resulullah (s.a.v.) Allah için muhabbeti ve Allah için buğzetmeyi çok emretmiştir. İşte bu rabıta muhabbeti, kalbidir. Kalbi, Allah için birisine bağlanmaktır. Allah için birisini sevmektir. Dolayısıyla Hadis-i Şerifte zaten deliller çok... Rabıtasız hiç kimse yoktur. Yani Rabıtayı inkar edenin dahi rabıtası vardır. Çünkü, rabıta nedir, kalbi bir yere bağlamaktır. Rabıta, rabttan gelir. Rabt bağlamak. Hiç kimsenin kalbi boş değil, illa bir yere bağlı... Kimi malına bağlı, kimi hanımına, kimi evladına, kimi dostuna, her birisi bir yere bağlı... Peki onların hiç birisi şirk değil de, mürşidi kamile bağlanmak mı şirk?... Onlarda da ayrı rabıta var, yani o, rabıtayı inkar eden kişinin de rabıtası var. Rabıtayı inkar eden kişi, namaza başladığı zaman kalbi gidiyor şuraya buraya... Her çeşit yere gidiyor. Belki apartman yapıyor, belki dükkan alıyor, belki ticaret yapıyor... Sonra da rabıta şirktir, günahtır diyor. Zaten hemen namazda başka şey düşündün, seninki şirk değil(!), benimki ise namazda değil namazdan evvel, mesela huşu olsun diye mürşidi düşünmek, niye şirk olsun... Demek ki rabıtayı inkar edenlerin de kendi rabıtası var, yani rabıtasız kimse yok... İnsan olarak mutlaka birşey düşünüyor, onun düşünmesi rabıtadır, istese de rabıtadır, istemese de rabıtadır. Çünkü rabıta, kalbi bağlamak ve haddizatında çok faydalıdır, çok etkilidir, çok tesirlidir. Yani insan rabıta yapıyor ki başka eşyalar kalbinden gitsin. O da bir tane kalıyor, O da kolay gidecek, ve sonuçta sadece Allah kalacak... Rabıta, kendi nefsi için maksud değildir. Rabıta, zikir için maksuddur. Ve rabıta daimi değildir, rabıta geçicidir. İnsan, belli bir merhaleden sonra rabıta değil de, rabıta yerine murakabe yapıyor. Yani rabıtanın merhaleleri var, rabıta şirk değildir. |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.148
Teşekkür etti: 65
43 Teşekkür 32 Mesaja aldı
|
[quote=HUDAYFA;744753]RABITA ŞİRKİNE REDDİYE FECR-İ SADIK DOĞDU , MASKE GÖRÜLDÜ : RABITA'NIN İÇ YÜZÜ - .:: Tevhid Aslanları ::. B]FECR-İ SADIK DOĞDU , MASKE GÖRÜLDÜ : RABITA'NIN İÇ YÜZÜ [/b][/color][/i][/size] FECR-İ SADIK DOĞDU , MASKE GÖRÜLDÜ : RABITA'NIN İÇ YÜZÜ DAHA PEKÇOK SAPIKLIKLARA REDDİYE : PANZEHİR Abdulhakem İzzetli - .:: Tevhid Aslanları ::.[/q bu zaman öyle bir zamnki fareler aslan kesilmiş aslanlar fare yerine konmaya çalışılmakta.......imanı gırtlaklarından aşağı inmeyen zümreye nede güzel örnek....işte imanları gırtlaklarından aşağı inmeyen ler......
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.148
Teşekkür etti: 65
43 Teşekkür 32 Mesaja aldı
|
"Rabıtayı inkar eden kişi, namaza başladığı zaman kalbi gidiyor şuraya buraya... Her çeşit yere gidiyor. Belki apartman yapıyor, belki dükkan alıyor, belki ticaret yapıyor... Sonra da rabıta şirktir, günahtır diyor. Zaten hemen namazda başka şey düşündün, seninki şirk değil(!), benimki ise namazda değil namazdan evvel, mesela huşu olsun diye mürşidi düşünmek, niye şirk olsun... Demek ki rabıtayı inkar edenlerin de kendi rabıtası var, yani rabıtasız kimse yok... İnsan olarak mutlaka birşey düşünüyor, onun düşünmesi rabıtadır, istese de rabıtadır, istemese de rabıtadır."www.feyzdergisi.com yahya pakiş hz.leri
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
| |