İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 18.07.2007, 04:30

 
b.huzeyfe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.07.2007
Mesajlar: 46
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Exclamation rabıta-i celiyye

bismillahirrahmanirrahim...
Rabıta konusundaki münakaşalar...
soru:rabıta yapmanın puta tapmaktan farkı nedir?
el-cevap:bazı sapıkların,müşriklerin,putları hakkındaki:
''biz onlara ancak bizi Allah a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz''(zümer 3)sözlerini naklederek rabıtaya itirazları aslında yerinde bir kıyas değildir.
çünkü onlar bu sözlerinde putlara taptıklarını açıkça ifade etmektedirler.rabıta yapan bir kimse ise mürşidine tapmak şöyle dursun onun da Allah u teala nın kulu olduğunu ve o na taptığını kabul etmektedir.
ancak onun,Allah u teala ya kendisinden daha yakın olduğu hüsn-ü zannına ve ona karşı Allah için olan muhabbetine binaen kendisiyle tevessül etmektedir ki,bunun tapmakla uzaktan yakından hiçbir enzerliği bulunmamaktadır.
rabıtayı şiddetle inkar eden vehhabilerin de itibar ettiği meşhur allame şevkani bu konuda şunları söylemiştir:''peygamberler ve salihlerle tevessülü yasaklayanların kendilerine delil olarak okudukları:
''biz onlara ancak bizi Allah a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz''...
''Allah ile beraber hiç kimseye dua etmeyin.''(cin suresi 18)
ondan başkasına dua edenler (var ya,o dua ettikleri)onlara hiç bir eyle icabet edemezler(rad 14)
gibi ayet-i kelimeler yerinde olmayıp,bilakis münakaşa konusuna,mevzuyla ilgisi olmayan yabancı birşeyi delil gösterme kabilindendir.çünkü:
''biz onlara ancak bizi Allah a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz''kavli şerifi müşriklerin Allah a yaklaşmak için putlara taptıklarını açıklamaktadır ki bir alim veya veliyle tevessül eden kişi ona ibadet etmemekle,ancak o kişinin ilim ve ihlası sebebiyle Allah katında bir meziyyeti olduğunu bildiğinden onu aracı yapmaktadır.
yine böylece:
''Allah ile beraber hiç kimseye dua etmeyin''kavli şerifi ''ya Allah!ya fülan'gibi sözler sarfederek Allah ile birlikte başkasına da dua edilmesini yasaklamaktadır.
bir alim veya veliyle tevessül eden kişi ise sadece Allah a dua etmekte,ancak bazı salih kulların işlediği iyi ameller hürmetine duasının kabulünü istemektedir.Allah dostlarıyla tevessül eden kişi ise gerçekte yalnız ve yalnız Allah a dua etmiş olup,ne onu bırakıp,ne de onunla birlikte başkasına duada bulunmamıştır.
şevkani rrahimehullah konuyu sonunda şöyle bağlamıştır:enbiya 'dan herhangi bir nebi veya ulema'dan herhangi bir alim ya da evliya'dan herhangi bir veli ile tevessül eden kişi o araya koyduğu zatın,hiçbir şekilde Allah ile ortaklığı bulunduğuna inanmaz.zira böyle bir itikata sahip olan kişi açık bir sapıklıktadır(mekalatü-l allame ed-düveci,fi-r reddi ale't-teymiyyin,sh.11-12)
alıntıdır...

rabıtayı inkar edenler hep biz biliyoruz ayetler sadece bizim yorumladıklarımız gibi diye inad etmeyip zat-ı kamilleri hiçe saymazlarsa belki biraz yol katederler Allah ın izniyye...bu kadar bağnaz olmayın Allah aşkı için fatih sultanlar ve nice alimler yanlış da siz mi doğruyu savunuyosunuz söyleyin bana...rabıta yı ve tasavvufu inkar edenler laflarınızın her bir zerresinin her an bir zat- kamile dokunduğunu bilin ve artık Allah için kendi kendinize değil bir bilen ile istişare edin..ve madem bizim inandıklarımız yanlış o zaman gidin şimdi bi Allah dostunun eteğine yapışın..tabi fikirleriniz rağbet görürse...
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

ilahi ente maksudi ve rızake madlubi...
b.huzeyfe isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 18.07.2007, 04:56

 
b.huzeyfe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.07.2007
Mesajlar: 46
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Exclamation

bismillahirrahmanirrahim...
soru:şeyhe rabıta Allah ı bırakıp da ondan başka birtakım eşler edinip onları Allah ın yerine sevmek anlamına gelmez mi?
el-cevap:yine bazı münkirlerin:
''insanlar içinde Allah tan başka birtakım eşler tutup onları Allah ısever gibi sevenler vardır.''bakara 165
kavli şerifini rabıta yapanlar aleyhine delil getirmeleri,ayeti celilenin zahiri manasını bile anlamayacak derecede cahilliklerini ortaya koymaktadır.
zira Allah ın sevdiği kulları sevmek ve onlara uymak şirk ve günah değildir.ilahi emirdir ve bu Allah sevgisinin delilidir.
fakat bu sevgi hiç bir zaman Allah sevgisi gibi olmamalıdır.hristiyanların hz isa aleyhisselam hakkında yaptıkları gibi,onları mabud derecesine çıkaracak bir ibadet şekli olmamalıdır.
bunun en güzel misalini kelime-i şehadette buluruz.bir müslüman ''ben şehadet ederim ki Allah tan başka hiç bir ilah yoktur.yine şehadet ederim ki hazreti muhammed onun kulu ve rasulüdür''derken Allah tan başka bütün mabudların hepsini reddedip atar.bu temiz kalp ile rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem in Allah a kulluğunu ve ondan gelen bir peygamber olduğunu tasdik eder.
sonra O'nu da Allah celle celaluhu için sever.Allah'ı sever gibi sevmekle Allah için sevmek arasında büyük fark vardır.çünkü Allah için sevmek O nun ''bu zat benim sevdiğimdir,siz de onu sevin''buyruğuna uyarak sevmektir.
Allah u teala nın bir kulunu sevmesi ve bunu kullarına bildirmesi ise,ebu hureyre radıyallahu anh dan rivayet edilen şu hadis-i şerifte açıkça ifade edilmiştir:
''Allah uteala bir kulunu sevdiği zaman cebrail aleyhisselam a ''Allah falan ı seviyor,onu sen de sev''diye emreder.
cebrail de onu sever ve gök ehline ''Allah faln kimseyi seviyor,siz de onu seviniz''diye seslenir.gök ehli de onu sever.
sonra da onun için yeryüzünde kabul (sevgisi kalplere) konulur.(buhari,bed'ül halk:6,no:3037,3/1175,müslim,birr:48,no:2637,4/2030)
Bir inkarcını,''insan şeytana rabıta yapsa ona da,mürşide rabıta yapanın hali hasıl olur''şeklindeki sözü açık seçik bir hatadır.çünkü o yasak olan rabıtayla emrolunan rabıtayı bir tutumuştur.
mevla teala şeytan hakkında :
''şüphesiz ki şeytan sizin için bir düşmandır.o halde siz onu düşman tutun.''(fatir suresi:6)buyurmuştur.
dostları hakkında ise :
''Ancak sizin dostunuz Allah tır,rasulüdür ve namaz kılan zekat veren mü'minlerdir.her kim Allah ı,rasulünü ve o mü'minleri dost edinirse şüphesiz ki Allah ın taraftarları ancak galiplerdir.''(maide 55-56)buyurmaktadır.
Dolayısıyla şeytana rabıta yapanı ki böyle bişey söz konusu olamaz şeytan istila ederek ona Allah ın zikrini unutturacağından o kişiler:
''şeytan onları etkisi altına aldı da,kendilerine Allah ı anmayı unutturdu.işte onlar şeytanın yandaşlarıdır.iyi bilin ki,şeytanın taraftarları kaybedenlerin ta kendisidirler.''(mücadele 19)ayet-i kerimesinin bahsettiği kimselerdendir.
Fakat peygamber ve velilerle muhabbet kuranlara ise,rabıta yaptıkları o kişiler Allah u teala yı hatırlatmaktan başka bir durum ifade etmez!Allah u teala yı hatırlattığı için kimin Onun taraftarı olurlar.
Allah u teala bizlere dostlarını Allah için sevmeyi düşmanlarına da Allah için buğzetmeyi vacip kılmışken varsınlar rabıtayı inkar etsinler.tasavvufu inkar etsinler...elde kalanları ahirete saklamalı.bakalım tevessül ettiğimiz bizi yarı yolda mı bırakacak yoksa inkarcıların inkarları yanlarına kar mı kalacak...velhamdülillahirabbilalemin.
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

ilahi ente maksudi ve rızake madlubi...
b.huzeyfe isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 18.07.2007, 05:08

 
Üyelik tarihi: 28.06.2007
Mesajlar: 871
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Allah ile kul arasina girilmez diyen bir cahile ,hoca efendi $öyle cevap veriyor,biz araya girmesek $eytan araya giriyor


Allah cc ile hz peygamberimizin arasinda kim vardi ...? hz cibril.


derinsular isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 18.07.2007, 05:59

 
b.huzeyfe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.07.2007
Mesajlar: 46
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
bismillahirrahmanirrahim...
''ey iman edenler!Allah tan ittka edin.O na yaklaşmaya vesile arayın..''(maide 35)buyurulmaktadır.buradaki vesile tefsirlerde ibadet ve iyi ameller ile Allah a ittka edin şeklindedir...
peki bir kimse kendisine nasıl bu kadar güveniyor da Allah u teala nın rızasına ve sevgisine tek başıma da ulaşırım diyor.bu ne kadar mümkündür...?
aşağıdaki ayeti kerimese mümkün olmadığını beyan buyurmaktadır:
''(rasulüm)de ki:''eğer Allah ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın...''(ali imran 31)
demek ki Allah u tealanın sevgisinin yolu rasulullah sallallahualeyhi ve sellem efendimize uymaktan geçmektedir.yani arada bir vasıta vardır.Allahu teala nın bir kimseyi sevmesi için o kimsenin rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize uyması şarttır..
Ayrıca bir kimsenin Allahu tealayı sevdiği iddiasının doğru olup olmadığı da o kimsenin rasulü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimize itaat edip etmediğine bakılarak anlaşılacaktır.ayeti kerimenin anlattığı budur.
peki rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize itaat nedir?O na itaat da,O nun bize tebliğ ettiği şeriatın bütün emir ve yasaklarına hakkıyla riayetin yanında bu sevgiye zemin olan kalbin muhabbete ve bağlılığa layık,hazır ve elverişli hale getirilme ile olur.
bu ise,öyle bir kelime ile veya bir cümle ile anlatlabilecek bir hadise değildir.
rabıta inkarcılarının başlıca dayanağı olan ibni teymiyye konunun en can alıcı noktasını şöyle dile getirmektedir:
''....bu mertebe,kul için ancak Allah ın yardımı ile olur.bunu elde etmesini Allah tan başkası takdir edemez.dolayısıyla kul daimi olarak ''ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardımdileriz''ayetinin hakikatine muhtaçtır.
Allahu teala dışındaki şeyleri ise Allahu teala için sever;Allah u teala dışında hiçbir şeyi ve kimseyi lizatihi (sırf zatı sebebiyle)sevmez.(ibni teymiyye,mecmu'ul -fetava,10/194)
yine şöyle der:
...''bu cümleden olarak sahih hadis kitaplarında yaygın ve meşhur rivayet yollarıyla gelen ibn-i mesud,eb-u musa ve enes radıyallahu anhüm hadisinde rasulullah sallallahualeyhivesellem şöyle buyurmuştur:''kişi sevdiğiyle beraberdir.''
bir diğre rivayette de şöyle gelmiştir.''(rasulullah a)''henüz kendilerine katılmamış (onlar gibi amel edememiş)bir zümreyi seven bir kimse hakkında ne buyurursunuz''diye sorulduğunda rasulullah sallallahualeyhive sellem efendimiz:''kişi sevdiğiyle beraberdir''buyurmuştur.
enes radıyallahu anh.diyor ki:''müslümanlar islam dan sonra bu hadise sevindikleri kadar hiç birşeye sevinmediler.''(müslim,bin,50,no 2639,4/2032)
ibniteymiyye nin burada bu hadis ile ilgili olarak aktardığı önemli bir husus daha var.enes ibni malik radiyallahu anh.müslim in geride naklettiğimiz kaynakta yer verdiğine şöyle de demiştir:''işte ben Allah ile rasulünü ve ebubekir ile ömeri seviyorum.onların amelleri gibi amel etmediysem de onlarla beraber olmayı ümid ediyorum.''
biz de acizane,sahabenin amellerinden fersah fersah uzakta olduğumuzun bilincinde olarak,yine de ümidimizi kesmiyor ve şöyle diyoruz:
her ne kadar hakkıyla bir sevgi olmasa da,biz de Allah ı,rasulünü,sahabeyi ve evliyaullah ı seviyoruz.onların amellerini işlememiş olsak bile,sırf onlara olan samimi sevgimiz ve muhabbetimiz dolayısıyla bu hadis-i şerifin anlattığı kimselerden olmayı ümid ediyoruz...
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

ilahi ente maksudi ve rızake madlubi...
b.huzeyfe isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 18.07.2007, 06:29

 
b.huzeyfe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.07.2007
Mesajlar: 46
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Exclamation

ibni kayyım da muhabbeti celbeden sebepleri kısaca şöyle anlatır:
birincisi:manalarım ve ne murad edildiğini tedebbür ve teemmül ederek(hakkıyla düşünerek)kuran okumak.
ikincisi:farzlardan sonra Allah u tealaya nafilelerle yaklaşmak...
üçüncüsü:her halükarda Allah u teala yı lisan,kalp,amel ve hal ile zikre devam etmek.zira kişinin muhabbetten nasibi,bu zikirden nasibi kadardır.
dördüncüsü:heva ve heveslerin galebesi esnasında Allah u teala nın sevdiği şeyleri,kendi sevdiklerine tercih etmen ve onlara yönelmendir..
beşincisi:kalbin Allah u tealanın isimlerini ve sıfatlarını mutaala ve müşahede etmesi,onları bilmesi...
altıncısı:Allahu tealanın kulları üzerindeki zahiri ve batini ihsan,inam ve iyiliklerini müşahede etmek...
yedincisi:(bu en acayip olanıdır)kalbin,Allahu tealanın huzurunda bütünüyle inkisar(kırıklık)halinde olmasıdır..
sekizincisi:ilahi hikmetlerin kalbe inmesi esnasında O'na münacat etmek,O'nun huzurunda kalp ile hazır bulunmak ve kulluğun gerektirdiği edeple edeplenmek,sonra da bunu tevbe ve istiğfar ile bitirmek...
dokuzuncusu:muhiblerle ve sadıklarla beraber olman onların meclislerinde bulunman,olgun meyveleri toplar gibi onların sözlerinin meyvelerinin en güzellerini devşirmendir.
onuncusu:Allah u teala ile kalp arasına giren her türlü sebepten uzaklaşmak.
''bu on sebep sayesinde muhibler,muhabbet makamlarına vasıl olurlar ve habibin huzuruna girerler.bütün bunların özü iki noktada toplanır:ruhun bu işe hazır olması ve basiret gözünün açılması.''(ibni kayyım,medaricu'c -salikin,3/18-19)
tarikat münkirlerinin en büyük mercii olan ibni teymiyye ve ibni kayyım gibi bir çok sapık fikirlerin sahipleri bile bu beyanlarda bulunduklarına göre bu günkü inkarcıların insafsızlığı ve idraksizliği açıkça ortaya çıkar..
imam-ı süyuti rahimehullah ın naklettiği bir hadisi şerifte rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ''her sanatta ehlinin salihlerinden yardım isteyin''buyurur...
Allah a kavuşmanın yolu ki sanat ve mesleklerin en incesidir,bu hususta ehli olan meşayıhtan himmet ve yardım istemenin şirkliği nerdedir...
inkarcılar unutmasın ki şeyhlere ibadet etmekle suçladıkları zikr ehlidir ve unutmasınlar ki biz onları ancak Allah için severiz Allah gibi sevmeyiz...velhamdülillahirabbil alemin...
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

ilahi ente maksudi ve rızake madlubi...
b.huzeyfe isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 21.07.2007, 21:53
Sabran Ya Kudüs!

 
_EzheR_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.04.2007
Mesajlar: 2.390
Teşekkür etti: 153
37 Teşekkür 21 Mesaja aldı
Himmet Nedir ?

Üzerinde çokça tartisilan kavramlardan biri de himmet. Tasavvufî yasanti sahiplerinin sikça kullandigi himmet nedir? Niçin tartisma konusu yapiliyor, neresi yanlis anlasiliyor? Himmet kavramini kullananlar niçin ve nasil kullaniyor?
Himmet, kelime manasiyla kalbi, iradeyi, duygu ve düsünceyi bir noktaya toplayip, tek hedefe yönelmek demek. Kelime kökü Arapça “hemm”. Hemm, iyi olsun kötü olsun, herhangi bir seyi yapmaya yönelmek, himmet ise, kiymetli, serefli ve güzel seylere yönelmek manasini tasiyor.



Kelime manasiyla düsündügümüzde, her in-sanin azmettigi ve gayretini yönelttigi bir hedefi mevcut. Insanlarin kimi sadece karnina, kimi de kalbine yöneliyor. Herkesin kiymeti de yöneldigi seye göre ölçülüyor. Buradan hareketle, derdi yalnizca dünya olanin Allah katinda hiçbir kiymeti olmaz. Hedefi Allah rizasi olanin ise, kiymeti kelimelerle ölçülemez.



Bugün günlük hayatimizda himmet deyince akla yardim ve destek geliyor. ‘Falanin himmetiyle müskilim çözüldü’ derken, bana sagladigi destekle sikintidan kurtuldum demeyi kastediyoruz. Böyle bir himmeti inkar eden yok. Çünkü bütün insanlik, birbirine muhtaç bir halde yaratilmistir. Zayiflar güçlülere, fakirler zenginlere, hastalar doktorlara, cahiller alimlere muhtaç edilmis; kendisine maddi-manevi imkan ve nimet verilenler de, onu muhtaçlara ulastirmakla görevlendirilmistir.



Velilerin Himmeti



Çokça tartisilan velilerin ve kâmil mürsidlerin himmeti meselesine gelince; buna mürsidin teveccühü, manevi tasarrufu, nazari, feyzi ve duasi da denir.



Velilerin uzaktaki kimselere himmet etmesine ve tasarrufta bulunmasina bazilari itiraz ediyor. Mesele, ruhani alemde ruh vasitasi ile cereyan ettigi için, maddi sartlara mahkum olmus akil onu anlamakta zorlaniyor. Çünkü bu himmet ve yardim farkli boyutlarda, bilinen zaman ve mesafe ölçüleri disinda tezahür ediyor. Bu nedenle onu bizzat tecrübe etmeyenler, olduguna inanmak ve olayi anlamak için delil ve izah istemekteler. Bunda haklilar. Biz de meseleyi isin ehline ve onu tecrübe edenlere soracagiz. Bu konudaki delilleri ortaya koyacagiz. Yanlis anlama ve uygulamalari tesbit edecegiz.



Tasavvuf erbabina göre himmet; kulun kendisini veya baskasini bir hayra ulastirmak, bir serden korumak veya bir kemâli ele geçirmek için bütün ruhanî gücünü kullanarak kalbiyle Cenab-i Hakk’a yönelmesidir. (Cürcani)



Himmet, ilahi nurla temizlenmis ve takva ile yücelmis ruhlarin Allah’in izniyle muhtaç kullara yardim etmesidir. Bu âli ruhlar zamana bagli degildir, mekan ile sinirlanmazlar. Maddi sartlar en-gel olmaz onlara. Himmet, kâmil velilere emanet edilmis ilahi bir nurdur. O nur ile yol alir, hak yolcularini terbiye ve takviye ederler.



Himmet, Allah’in bir rahmetidir. Himmet ehli, bir rahmeti yerine ulastirmakla görevli Allah’in dostudur. Kur’an ifadesiyle onlara “cündullah (Allah’in askerleri)” denir. Sayilarini, yerlerini ve görevlerini ancak Allah bilir. (Müddessir/31) Onlar, meleklerden ve kâmil müminlerden olusur. Cenab-i Hak, onlar vasitasiyla dilediklerine yardim edip, müsküllerini çözer. Aslinda kuluna destek veren ve müskülünü çözen Allah’tir. Peygamber olsun, veli olsun, diger varliklar vasitadan baska bir sey degildir. Bu hakikati Rasulullah (A.S.) Efendimiz söyle ifade buyuruyor: “Asil veren Allah’tir, ben ise verileni taksim edip yerine ulastirmakla görevliyim.” (Buhari, Müslim)



Ilahi Ikram



Müttakilere Allah tarafindan verilen bir sermaye, ilahi bir emanettir himmet. Allah’in sevdiklerine ikrami, ilahi askin meyvesi, takva sahiplerine bir hediyedir. Allahu Tealâ, sevdiklerine yaptigi bu ikrami meshur bir kudsi hadiste söyle bildiriyor:



“Ben, farz ve nafile ibadetlerle bana yaklasan kulumu sevdigim zaman, onun gören gözü, isiten kulagi, tutan eli, yürüyen ayagi olurum. O benimle görür, benimle isitir, benimle tutar, benimle yürür. Bana siginirsa onu himaye ederim. Benden bir sey isterse kendisine veririm.” (Buhari, Ibnu Mace, Ahmed)



Iste velilerin ulastigi bütün keramet ve himmet bu hadiste özetleniyor. Bu hadiste Allah dostlarina verilen imkan ve yetkilerin ne boyutta oldugunu büyük müfessir Fahruddin Razi’den dinleyelim:



“Insan büyük bir baglilik ve samimiyetle Allahu Tealâ’ya itaate devam ederse, Allah’in, onun gözü ve kulagi olurum buyurdugu bir makama yükselir. Allah’in celal nuru kul için bir kulak olunca, o yakini isittigi gibi uzagi da isitir. Bu nur onun için bir göz olunca, yakini gördügü gibi uzagi da görür. Ve yine bu nur kul için bir el olunca, o elin zora, kolaya, yakindakine, uzaktakine, her seye gücü yeter.” (Mefatihu’l-Gayb)



Iste kâmil bir veli, darda kalip kendisinden yardim isteyen bir mümine ilahi izinden sonra bu nur ile yardimci olmaktadir. Mesafe ne olursa olsun, kalbi ilahi nur ile cilalanmis kamil bir veli, Allah’in izni ve dilemesiyle dünyanin her yanini görebilir, her sesi isitebilir, her yana el uzatabilir. Bu, Allahu Tealâ’nin diledigi kullari için kolay ve mümkün. Ancak bu nimeti kime, ne zaman, ne ölçüde verecegini Cenab-i Hak tayin eder.



Himmet Samimiyet ve Edebe Baglidir



Allah’in rahmetini çeken en güzel sebep, kalbin samimiyetidir. Allahu Tealâ, isteginde samimi olmayan gafil kalbin duasini isitir, fakat kabul etmez. Arzu ve istediginde samimi, sabirli ve azimli olan kimsenin ise eli bos dönmez. Büyük veli Abdulkerim el-Cilî (K.S.), “Insan-i Kamil” kitabinda, bütün basarinin himmetteki samimiyete bagli oldugunu belirtiyor ve ekliyor:



“Isteginde samimi olan kimsenin iki alameti vardir: Yöneldigi ve istedigi seyin olacagina kesin olarak inanmak ve gücü nisbetinde istenen seylerin geregini yapmak. Hali böyle olmayan kimseye himmet ve azim sahibi denmez. O sadece bos temenniler ile avunan ve davasinda yalanci olan biridir. Böyle bir kimse aradigini bulamaz, sevdigine kavusamaz. Onun hali, elinde kalemi, kagidi olmayan, okuma ve yazmasini da bilmeyen bir kimsenin mektup yazmaya kalkmasina benzer. Bu durumda olan birisi mektubu nasil yazacak? O, bu sekilde niçin mektub yazmak istiyor ki?”



Himmet Kaderle Sinirlidir



“Rasulüm de ki: Ben, Allah’in dilediginden baska kendime herhangi bir fayda ve zarar verecek güce sahip degilim.” (A’raf/188) ayet-i kerimesi, her seyin Yüce Allah’in takdirinde oldugunu belirtiyor. Büyük arif Ibnu Atâ (K.S.) Hikem adli eserinde der ki: “Himmetler ne kadar büyük ve hizli olursa olsun kader sinirlarini geçemez.”



Kâmil mürsid, müridin istegine degil, Allahu Tealâ’nin onun hakkindaki takdirine bakar. Bir çesit kader vardir ki onun gerçeklesmesi Allah tarafindan kesin hükme baglanmistir. Bu hükmü verilen seyin gerçeklesmesi kaçinilmazdir ve onu dua ve himmet degistiremez. Bir çesit kader de vardir ki, onun gerçeklesmesi bazi sebeplere baglidir. Iste dua, himmet ve sadaka bu kisimda fayda verir.



Hal böyle olunca, bazilarinin: “benim mürsidim gavstir, Allahu Tealâ’dan her ne isterse olur; bir bakista kâfiri mümin, fasigi muttaki eder, tek basina bir orduyu yener!” demesi dogru degildir. Bunlar Allahu Tealâ’nin kudretinde olan seylerdir ve zaten Allah dostlari, hep ilahi murada uygun seyleri isterler. Bu konuda büyük veli Mevlâna Halid Bagdadî (K.S.), kendisinden neslinin devami için dua ve himmet isteyen Akka valisi Abdullah Pasa’ya su cevabi gönderir:



“Biz kendimizi himmet ehli görmüyoruz. Ancak, öyle olsa bile, istenilen seyin kaza-i muallak (meydana gelmesi sebeplere baglanan bir kader) oldugu anlasilmadan himmet kullanilmaz. Kesin olan kaderi (kaza-i mübrem), degil veliler, peygamberlerin himmeti bile degistiremez. Onun sonucuna riza gösterip Allahu Tealâ’ya teslim olmak gerekir. Sunu belirtelim ki, velileri inkardan sakinmak vacip oldugu gibi; onlar hakkinda, imani bozacak kabullenislerden sakinmak da vaciptir. Bu asiri ve tehlikeli inanislar, daha çok velilere güzel zan ve asiri muhabbet besleyen kimselerde oluyor. Unutmayin ki, seytan hile ve düzen sahibidir; insani helake götürecek her yolu dener.”
(Mektubat-i Mevlâna Halid, 7. Mektup)



Himmet Nefse Degil,



Hikmete Uygun Olur



Arifler Allahu Tealâ’nin hikmetine asiktir. Islerin görünen tarafina degil, sonucuna bakarlar. Onlar kendileri ve talebeleri için hep Allah’a yaklastiracak sebepleri ararlar. Kulun Allahu Tealâ’ya yaklasmasi, nefsinin terbiyesine baglidir. Bu terbiye bazen sihhat ile, bazen de hastalik ile gerçeklesir. Bazi kalb hastaliklarinin tedavisi fakirlik, yalnizlik ve çaresizlik ile olur. Kalp katiligi ve gafletin giderilmesi için bazen aci tecrübeler gerekir. Mürid bunlari bilmez ve bir sikintiya düsünce, kurtulmak için mürsidinden himmet ve dua ister. Mürsid feraset nuru ve ilahi bir ilimle, o sikintinin müridin derdine ilaç oldugunu görür ve onu Allah’a yaklastirdigini bilir; kisaca “dua ederiz” der. Mürid de, o derdin hemen bitecegini düsünür. Halbuki mürsid-i kâmil, Allahu Tealâ-’dan o sikintinin devamini istemektedir. Çünkü, müritteki gafletin ilaci o sikintinin içindedir. Hastaya ilacini içirmemek dostluk degil, ihanet olur.



Önce Hizmet, Sonra Himmet



Mürid: “himmet efendim!” dedikçe, mürsid: “önce hizmet evladim!” der. Arifler demislerdir ki: Mürsidin himmeti, müridin gayretine göre olur. Tarlasinda güzel ekin isteyen bir kimseye düsen ilk is, tarlayi temizlemek ve uygun tohumu oraya güzelce ekmek, pesinden de gerekli sulamayi yapmaktir. Bundan sonrasi elini açip hayirlisini istemek zamanidir. Bunlari yapmayan bir kimse, dünyadaki bütün velileri dolassa ve iyi mahsul için dua talep etse, tarlasinda ekin degil, ancak diken biter.
__________________






_EzheR_ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 22.02.2008, 10:50
İncindiYürekSözeNeHacet!.

 
Mûnteha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.06.2007
Yaş: 31
Mesajlar: 5.360
Teşekkür etti: 996
1.079 Teşekkür 493 Mesaja aldı
Allah razı olsun kardeşim.
__________________

вıraк γazaη γazsıη, çizeη çizsiη
Sєηi Rabbiη bilsiη...

Mûnteha isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 22.02.2008, 15:02

 
sessizgemi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 17.01.2008
Mesajlar: 23
Teşekkür etti: 11
4 Teşekkür 2 Mesaja aldı
hayy Allah razı olsun kardeşim bilgilendirmeler için..
bu arada bu da çok hoşuma gitti :

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız derinsular
Mesajı göster
Allah ile kul arasina girilmez diyen bir cahile ,hoca efendi $öyle cevap veriyor,biz araya girmesek $eytan araya giriyor
sessizgemi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 22.02.2008, 17:18
Arife Her Gün Kadir Gecesidir

 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 9.213
Teşekkür etti: 544
550 Teşekkür 296 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız derinsular
Mesajı göster
Allah ile kul arasina girilmez diyen bir cahile ,hoca efendi $öyle cevap veriyor,biz araya girmesek $eytan araya giriyor
ÇOk doğru ne demişler...Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır....
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
O'nun yaşlı olduğunu bana söyletemezsiniz:)
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 22.02.2008, 17:57

 
abdulgani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.12.2006
Yaş: 30
Mesajlar: 577
Teşekkür etti: 3
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
söylesem anlamıyorlar ...
sussam gönül razı değil
der fuzuli...
susmasan ne olacak yazsan karşı cenahtan anlayan mı var..

klavyesi olan fetva görüş yazıyor.kendi görüşünü islam diye pazarlıyor.bu müslümanım diyen cahil gençliğin öğrenmeden öğretmeye kalkarak islam adına genç dimağlara verdiği zarar fazlalaştı..Allah saf gençleri korusun..
abdulgani isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 22.02.2008, 20:16

 
bedir313 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız HUDAYFA
Mesajı göster
RABITA ŞİRKİNE REDDİYE

Tevhid Aslanları com.
bütün ehli tasavvufu şirk ehli yapıyorsunuzda, kendinizin hükmü nedir acaba biliyormusunuz...


neymiş tevhid aslanlarıymış...


o bahsettiginiz site çakalların sitesi...


mezhep hak, tarikat hak, şefaat hak,rabıta hak,tevessül hak...

batıl olan bir şey varsa bu saydıklarımızı inkar edenlerin kokuşmuş fikirleri...
bedir313 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 22.02.2008, 20:23

 
bedir313 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Abdurahmani Taği Hz. (k.s.); ''Tarikat münkiri olanlardan, küfür kokusu da duyduk'' buyuruyor.

FEYZ: Efendim, bir kısım insanlar, rabıtayı reddediyorlar, Rabıta nedir, açıklar mısınız?

S. MUHAMMED NURANİ HZ.: Burada kastedilen rabıta akşam ile yatsı arasındaki rabıta değildir. Her zaman, yürürken, otururken, onların yanında yürüyormuş gibi hatırlamak, tasavvur etmektir. Rabıta budur. Ali İmran Suresinin son ayetinde rabıtaya delil vardır.

Rabıtaya muhabbeti artarak, itaate ibadete yönlenmesi çok olanlardan daha güzel birşey mi olur!.. Böyle rabıta yapanlarda, Allah'a kulluğunun artmasından daha güzel ne olabilir!.. Seyda-i Tai Hz., halifesi olan Ş. Abdülgaffar ile birlikte, bir kaç tane molla daha Kıstak denilen yerde, bu zatlar, irşad için, millete tebliğ yapmak için, gittikleri yerde insanların hiçbiri tasavvuf ve tarikata girmiyor. Gelip sofilere soruyor, ne oldu? diye. Efendim, hiçbirisi intisap etmedi, tarikata girmedi diyorlar. Neler söylediniz millete diyor. Ayetler, hadisler, Resulullah Efendimiz'den sözler söyledik, etkilenmediler diyor. ''Vesilete'' ayetiyle mürşid-i kamiller, Sadatlar, Allah'ın evliyaları kastediliyor. Nasıl ki insan, bir mahkemede hakimin önüne çıkmak için bir avukata ihtiyaç duyar. Avukatın onu savunması gibi, Allah Dostları da bu şekilde, cemaatlerinin, kendilerine bağlananların avukatlığı için çalışırlar.
bedir313 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 22.02.2008, 20:25

 
bedir313 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
FEYZ: Efendim, bize vakit ayırdığınız için Allah (c.c.) razı olsun. Bazı bid'at ehli insanlar haşa tarikatı ve rabıtayı inkar ediyorlar, bu konudan biraz bahseder misiniz?

MOLLA MUHAMMED KONYEVİ HZ.: Rabıta hakkında bazı müslüman arkadaşlarımızın söyledikleri bize de geliyor. Bunu esefle karşılıyoruz. Her zaman insan dünya ile, hatta pis fikirleriyle düşündüğü zaman haram olmuyor, küfür olmuyor. Bir evliyayı insan böyle düşündüğü zaman küfür olacağını ne akıl kabul ediyor, ne Kur'an kabul ediyor, ne hadisler kabul ediyor. Bunu söyleyen kişileri insan esefle, hayretle karşılıyor. Ve bunun hakkında ayeti kerimeler her ne kadar zahir olmasa da işaret olarak emrediyor. Esteuzu Billah: ''künü maassadıkin'' ayeti kerimede ''sadıkin'' yani doğru olan kimselerle olun diyerek Allah-u Zülcelal emrediyor. Onlarla beraber olmak zahiri olarak emrediliyor ise de manevi olarak da onlarla beraber olun emri vardır.

Celaleyin tefsirinde, Allah razı olsun, ayeti kerime ''Yusuf Peygamber (a.s.) Züleyha'ya, birbirlerine meylettiği zaman, orada Yakup (a.s.) ellerini Yusuf'un (a.s.) göğsüne vurmak suretiyle onun bütün şehvetini çıkarmıştır'' olarak tefsir edilmektedir. Burada rabıtanın menfaati olduğunu ve insanın daima bir evliyayla veyahutta bir Peygamber hayaliyle olmasının, rabıtaya işaretle, günahlardan muhafaza olunacağını işaret ediyor.Aynı konu Kütub-i Sitte'de geçiyor.

Yine rabıta hakkında hatta Ashab-ı Kiram'dan bir kişi Hz. Peygamber'e (s.a.v.) rabıta yaparak sonrasında namaz kılmış. Sonra da ''Şimdiye kadar böyle lezzet alarak namaz kılmamıştım'' demiş. Ve başka bir Ashab-ı Kiram'a bunu söylüyor. O Ashab-ı Kiram ona diyor ki: ''Sen nasıl Hz. Peygamberi (s.a.v.) böyle hayal ediyorsun yani rabıta ediyorsun? Bu küfürdür''. Bunlar ikisi beraber Hz. Peygamber'i (s.a.v.) yanına gidiyorlar. Hz. Peygamber (s.a.v.) bunu hoş görüyor. ''İyi yapmıştır'' diyor Ashab-ı Kiram'a. Bu cevabı da evliyanın büyükleri de söylemiştir. Kendileri de rabıta yapmıştır. Bundan dolayı onları küfre düştüler diye kabul etmek, böyle de düşünmek doğru değildir. Rabıta hakkında size kısaca bunları söyleyebilirim.
bedir313 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 22.02.2008, 20:29

 
bedir313 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
FEYZ: Efendim, mürşid-i kamil rabıtasını inkar eden bazı insanlar var. Rabıta hakkında Kur'an ve sünnetten deliller getirebilir miyiz?

MOLLA YAHYA HZ.: Evet, efendim bir kere onlar rabıtanın ne olduğunu bilmiyorlar. Ve rabıtanın ne manada yapıldığını da bilmiyorlar. Eğer rabıta hakikaten bilinse ve hangi manada yapılıyorsa bilinse, rabıtanın inkar edilecek hiçbir yanı yok, hiç bir tarafı yok. Yani şöyle, Mürşide yapılan rabıta, haşa haşa ubudiyet rabıtası değil, yani ona ibadet rabıtası değil, o muhabbet rabıtasıdır, yani muhabbet bakımından gönül bağlamaktır.

O Allah'ın (c.c.) bir dostu olduğu için,ona gönül bağlamıyor, sadece Allah için gönül bağlanıyor. Çünkü eğer O Allah dostu olmazsa, ona gönül bağlayamaz zaten.. İşte burada Kur'an-ı Kerimde de Cenab-ı Mevla, ''Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve sadık olanlarla beraber olun'' Yani Allah yolunda doğru olanlarla, eğer mürşid-i kamil sadık olursa zaten, onunla beraber olmak faydalıdır. Eğer sadık olmazsa da zaten mürşid değildir.

İşte bu konuda, Ubeydullah Ahrar (k.s.) Reşahatte şöyle anlatıyor: ''Bu keyfiyet iki kısımdır. Birisi zahiri beraber olmaktır, diğeri de kalbi beraberliktir. Kalbi beraberlik, rabıtadır. Zahiri beraberlik, eğer kalbi beraberlik yoksa faydasızdır. Nasıl ki münafıklar, Raesulullah'ın (s.a.v.) huzurunda idiler, devamlı yanında idiler. Fakat kalbi ayrı olduğu için fayda görmediler. Hatta Abdullah bin Ubeyr, İbni Sehil ölünce, Resulullah (s.a.v.) cenaze namazı kılmak istedi. Cenab-ı Mevla (c.c.) ona; ''Onlardan hiç birisinin, öldükleri zaman, cenaze namazını kılma ve kabrinin üzerinde durup, onlara dua etme.'' Ve münafıklar Resulullah (s.a.v.)'ın yanında oldukları halde istifade edemediler, neden? Çünkü kalpleri ayrıydı. Ama kalbi beraber olursa, cisim ne kadar uzak olursa olsun, yine insan istifade eder.

Mesela Necaşi, ta Habeşistan'da idi. Vefat edince, Resulullah (s.a.v.): ''Bugün salih bir kiş vefat etti, gelin namazını kılalım.'' buyurdu. Resulullah (s.a.v.) Sahabelerle beraber namazını kılmıştır Necaşi'nin...

Demek ki Habeşistan'da ölen Necaşi'nin namazı kılınmış ve efendim o kalp bağlantısı sayesinde, iman ve İslamı kamil olmuştur. Huzurunda olan kişi de, kalbi ayrı olduğu için, münafık olmuş... İşte bu nedenle, doğru olanlarla beraber olmak, rabıtaya delalet ediyor. Çünkü bu keyfiyet kalbidir. Kalbi beraber olan insan, mürşidini tasavvur ettiği zaman, haşa, mürşidini Allah diye tasavvur etmiyor. Mürşidin, Allah'ın (c.c.) Dostu diye tasavvur ediyor ve muhabbet bağlıyor. Bir de, mürşid vesiledir. Cenab-ı Mevla yine, ''Allah'a (c.c.) ulaşmak için vesile arayın'' buyuruyor. Vesile; salih amel olur, mürşid olur, Kur'an-ı Kerim okumak olur... Bütün bunlar vesiledir. Hadis-i Şeriflerde de çok deliller vardır.

Mesela; ''Allah'ın ehli onlardır ki, görüldüğü zaman, Allah hatırlanır'' ve Resulullah (s.a.v.) Allah için muhabbeti ve Allah için buğzetmeyi çok emretmiştir. İşte bu rabıta muhabbeti, kalbidir. Kalbi, Allah için birisine bağlanmaktır. Allah için birisini sevmektir. Dolayısıyla Hadis-i Şerifte zaten deliller çok... Rabıtasız hiç kimse yoktur. Yani Rabıtayı inkar edenin dahi rabıtası vardır. Çünkü, rabıta nedir, kalbi bir yere bağlamaktır. Rabıta, rabttan gelir. Rabt bağlamak. Hiç kimsenin kalbi boş değil, illa bir yere bağlı... Kimi malına bağlı, kimi hanımına, kimi evladına, kimi dostuna, her birisi bir yere bağlı... Peki onların hiç birisi şirk değil de, mürşidi kamile bağlanmak mı şirk?...

Onlarda da ayrı rabıta var, yani o, rabıtayı inkar eden kişinin de rabıtası var. Rabıtayı inkar eden kişi, namaza başladığı zaman kalbi gidiyor şuraya buraya... Her çeşit yere gidiyor. Belki apartman yapıyor, belki dükkan alıyor, belki ticaret yapıyor... Sonra da rabıta şirktir, günahtır diyor. Zaten hemen namazda başka şey düşündün, seninki şirk değil(!), benimki ise namazda değil namazdan evvel, mesela huşu olsun diye mürşidi düşünmek, niye şirk olsun... Demek ki rabıtayı inkar edenlerin de kendi rabıtası var, yani rabıtasız kimse yok... İnsan olarak mutlaka birşey düşünüyor, onun düşünmesi rabıtadır, istese de rabıtadır, istemese de rabıtadır. Çünkü rabıta, kalbi bağlamak ve haddizatında çok faydalıdır, çok etkilidir, çok tesirlidir. Yani insan rabıta yapıyor ki başka eşyalar kalbinden gitsin. O da bir tane kalıyor, O da kolay gidecek, ve sonuçta sadece Allah kalacak... Rabıta, kendi nefsi için maksud değildir. Rabıta, zikir için maksuddur.

Ve rabıta daimi değildir, rabıta geçicidir. İnsan, belli bir merhaleden sonra rabıta değil de, rabıta yerine murakabe yapıyor. Yani rabıtanın merhaleleri var, rabıta şirk değildir.
bedir313 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 22.02.2008, 20:48

 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.148
Teşekkür etti: 65
43 Teşekkür 32 Mesaja aldı
[quote=HUDAYFA;744753]RABITA ŞİRKİNE REDDİYE

FECR-İ SADIK DOĞDU , MASKE GÖRÜLDÜ : RABITA'NIN İÇ YÜZÜ - .:: Tevhid Aslanları ::.
B]FECR-İ SADIK DOĞDU , MASKE GÖRÜLDÜ : RABITA'NIN İÇ YÜZÜ [/b][/color][/i][/size]

FECR-İ SADIK DOĞDU , MASKE GÖRÜLDÜ : RABITA'NIN İÇ YÜZÜ

DAHA PEKÇOK SAPIKLIKLARA REDDİYE :

PANZEHİR
Abdulhakem İzzetli - .:: Tevhid Aslanları ::.[/q


bu zaman öyle bir zamnki fareler aslan kesilmiş aslanlar fare yerine konmaya çalışılmakta.......imanı gırtlaklarından aşağı inmeyen zümreye nede güzel örnek....işte imanları gırtlaklarından aşağı inmeyen ler......
__________________
"SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER"
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #16
Alt 22.02.2008, 20:57

 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.148
Teşekkür etti: 65
43 Teşekkür 32 Mesaja aldı
"Rabıtayı inkar eden kişi, namaza başladığı zaman kalbi gidiyor şuraya buraya... Her çeşit yere gidiyor. Belki apartman yapıyor, belki dükkan alıyor, belki ticaret yapıyor... Sonra da rabıta şirktir, günahtır diyor. Zaten hemen namazda başka şey düşündün, seninki şirk değil(!), benimki ise namazda değil namazdan evvel, mesela huşu olsun diye mürşidi düşünmek, niye şirk olsun... Demek ki rabıtayı inkar edenlerin de kendi rabıtası var, yani rabıtasız kimse yok... İnsan olarak mutlaka birşey düşünüyor, onun düşünmesi rabıtadır, istese de rabıtadır, istemese de rabıtadır."www.feyzdergisi.com yahya pakiş hz.leri
__________________
"SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER"
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #17
Alt 22.02.2008, 20:59