İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 05.08.2007, 03:28
mucahid

 
yasir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 06.08.2005
Mesajlar: 618
Teşekkür etti: 7
6 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Din-Medine-Medeniyet

İhsan ELİAÇIK
recepihsan@gmail.com
Sayi: 353 - 27.07.2007

Din-Medine-Medeniyet Medeniyet bir başlangıç değil sonuçtur. İş din ile başlar Medine ile devam eder medeniyet ile sonuçlanır. İslam tarihi açısından baktığımızda din Mekke'de doğmuş, Yesrib'de Medine olmuş, Kufe, Şam, Bağdat,
Tahran, Buhara, İstanbul vs. ile medeniyete dönüşmüştür.
Medeniyet nedir? İslam medeniyeti kavramı doğru bir kavram mıdır? Eğer İslam'da bir medeniyet anlayışı varsa bu nedir? Ne zaman ortaya çıkmıştır? Eğer yedinci yüzyıl Medine dönemi referans verilecekse, "İslam'ın yegane medeniyet anlayışı buydu?" diyebilir miyiz? Aslında medeniyet dediğimiz şey özü itibariyle "bozucu bir şey" değil midir?
Rahmetli Begoviç "Doğu ve Batı Arasında İslam" kitabında medeniyeti insanoğlunun "Kült ve alet üretme kabiliyeti" olarak tanımlamıştı. Bu tanım bana hep doğru gelmiştir. Yani daha popüler tabirle "maddi ve manevi kalkınma" dediğimiz şeye işaret ediyor. Demek ki insanoğlunun ürettiği "öğrenmeye" dayalı her şey kült oluyor; düşünce, sanat, felsefe, din, ahlak, hukuk, bilim vs. "Yapmaya" dayalı her şey de alet oluyor; karasaban, mızrak, ok, kağnı, kağıt, top, barut, telefon, otomobil, bilgisayar, vs.
Bunların "her ikisinden de" geçer not alırsanız "medeni ve uygar" oluyorsunuz. Birinden geçer diğerinden sınıfta kalırsanız bir yanınız hep yarım kalıyor?

Şimdi İslam dünyası ile batı uygarlığını karşılaştırdığımızda her ikisinin de hep bir yanıyla güdük kaldığını görürüz. Birinin diğerine "benimki seninkini döver" diye tafralanması boşunadır.
Biraz "daha derine" inelim.
Medenileşmek için "üretmek, kalkınmak" şart mıdır?
İnsanoğlunun görevi üretmek, icat etmek, yaratmak, kalkınmak mıdır yoksa uyum sağlamak, üretilmiş ve yaratılmış olana tabi olmak mıdır? Yani insan neyi üretecek ve yaratacaktır? Zaten üretilmiş, yaratılmış, kalkındırılmış, en güzel şekli verilmiş bir evrende yaşamıyor muyuz? Yaradan bütün bunları yapmamış mı zaten? Onda bir eksik mi var ki bir şeyler üretmeye ve yaratmaya çalışıyoruz?

Çinli bilge Laotse buna işaretle demiş ki; "Yeni hiçbir şey yapma. Sadece tabiatın sessiz akışına uy. Zira icat ettiğin her yeni şey sana acı olarak geri dönecektir!"
İngiliz Bacon da modern paradigmanın temelini şöyle formüle etmişti; "Bilgi güçtür. Tabiatın gerekirse işkence ederek bilgisini çıkar, icat et. Bu seni efendi yapacaktır!"
Tanrı-insan-tabiat ilişkisine yönelik iki farklı yaklaşım... İkbal'in "Orada hayatın sırrı aşktır" dediği doğulu ruh insanı tabiat karşısında yeni hiç bir şey yapmadan uyuma çağırıyor. Yine İkbal'in "Orada hayatın mahareti akıldır" dediği batılı ruh ise tabiata yeni şeyler yaparak, icat ederek hükmetmeye, onun efendisi olmaya çağırıyor.
Birisi tanrı adına insanı, diğeri insan adına tanrıyı öldürüyor. Birisinde boğun eğme diğerinde diklenme, birinde sükunet diğerinde hareket, birinde aşk diğerinde akıl temel paradigma olarak konumlandırılıyor...

İkbal de İslam dünyasına sesleniyor; "Kalk! Akıl ile aşkı mecz ederek yepyeni bir alem vücuda getir!
Demek ki medeniyet bir başlangıç değil sonuçtur. İş din ile başlar Medine ile devam eder medeniyet ile sonuçlanır.
İslam tarihi açısından baktığımızda din Mekke'de doğmuş, Yesrib'de Medine olmuş, Kufe, Şam, Bağdat, Tahran, Buhara, İstanbul vs. ile medeniyete dönüşmüştür.
Burada asıl olan Mekke olmak durumundadır. Çünkü işin temeli orada atılmıştır. İnsanlığa ve varlığa yönelik üst perdeden konuşan moda orada girilmiş, "başka bir dünyanın" mümkün olduğu orada düşünülebilmiş büyük üst anlatının temelleri orada atılmıştır. Bırakın İstanbul, Buhara, Tahran, Bağdat, Şam ve Kufe'yi, Medine bile, Mekke'deki büyük üst anlatının dünyanın tozuna toprağına bulanmış, bünyesine ondan unsurlar almış halidir.

Çünkü Mekke saf ideal ve muhalefet yıllarıydı. Teorinin temellerinin atıldığı, yeni bir dünya tasavvurunun şekillendiği yıllardı. Bu tasavvur Medine'de ne kadar hayata geçirebilirse o kadar geçirilmiştir. Medine ile birlikte teorinin ayakları yere değmeye başlamış ve böylece pratiğin zorlayıcı şartları saf ideallerin realitenin içinden yürümesi gerektiğini öğretmiştir.
Mesela dışarıdan bakıldığında Mekke'de sanki bir köle isyanı var gibidir. Çünkü Hz. Peygamberin etrafında toplananlar daha çok Mekke'nin ezilenleri, köleleri, çaresizleri ve savunmasızlarıydı. "Yeni bir dünya" özlemi içinde olan kesimleriydi. Ancak Medine'ye gelince köleliği doğrudan kaldıran bir ayette de gelmemiştir. Demek ki bu gibi haller sanki pratiğin zorlayıcı şartlarına bırakılmıştır.

Sudan'da bu tür görüşleri savunan ve "yenilikçi İslami düşüncenin" önemli simalarından Muhammed Asa "İkinci doğuş" kitabı yüzünden "mürted" olduğu gerekçesiyle Numeyri rejimi tarafından idam edilmişti. Muhammed Asa, klasik görüşteki "nesh" teorisini tersine çevirerek, Medine dönemi ayetlerinin Mekke dönemi ayetlerini değil, Mekke dönemi ayetlerinin Medine dönemi ayetlerini neshettiğini savunmakta ve İslam'ın birinci doğuşunun Medine'de gerçekleştiğini, şimdi ikinci doğuş için yine Mekke dönemi ayetlerinin, oradaki temel fikriyatın, saf idealin esas alınarak çağdaş bir Medine kurmak gerektiğini savunuyordu. Buna "İslam'ın ikinci doğuşu" diyordu...

Gerçi ister Mekke'nin Medine'yi, ister Medine'nin Mekke'yi neshettiği söylensin sonuç itibariyle bu oldukça tartışmalı bir konudur. Ama yine de şu kadarını söyleyelim ki eseri ne yazık ki günümüze ulaşamamış büyük Kur'an müfessiri Ebu Muslim İsfahani'nin ısrarla savunduğu gibi Kur'an'da nesh diye bir şeyin olması mümkün görünmüyor. Ama "tarihte" tabi ki nesh vardır ve önceki çağların bir çok vahyi zamanı geldikçe neshedilmiştir. Bu nedenle Mekke ve Medine dönemleri ayetlerini bir bütün olarak ele alıp, verdiği temel mesajın ne olduğuna yoğunlaşmak icab eder. Asıl tarihsellik Kur'an'ı yedinci yüzyılda dondurmak, yedinci yüzyıl Arap dil ve kültür evreni içine gömülüp kalmaktır. Bunun dışına çıkabilen, külü değil ateşini sürdürmeye talip, yedinci yüzyılı bütün yüzyıllara, Sami/Arap dil ve kültür evrenini bütün insanlık ufkuna açabilme çabası demek olan içtihat, bu anlamda tarihin gerisinde kalmamak için İslam'ı meydan okuyucu bir dinamizmle sürdürmek demektir.

Her ne kadar Mushaf genel olarak Medine'den Mekke'ye doğru dizilmişse de, okuyuşta onu Mekke'den Medine'ye doğru, yani teoriden pratiğe, idealden realiteye, muhalefetten iktidara doğru okumak gerekir. Burada "esas kalkış noktası" teori, ideal ve muhalefetteki söylemlerdir. Yani Mekke ruhudur. Bu ruh hangi çağda olursa olsun arkasından kendi Medine'sini doğuracaktır. Bu durumda yeni Medine'lerin evleri toprak damdan ve sokaklarında develer dolaşıyor olmayacaktır. Keza yeni medeniyette Kufe'nin, Şam'ın, Kahire'nin, İstanbul'un saltanat sarayları, köle pazarları vs. olmayacaktır. Mekke ruhu gerekirse bütün hepsini yeni baştan inşa edecektir. Çünkü her çağın bir kitabı, söylemi ve idraki vardır. Ve her çağın idrakinden bizzat o çağın mensupları sorumludur.
Demek ki İslam ilk olarak Mekke'de "din" olarak doğmuş, İkinci olarak Yesrib'de "Medine" olarak doğmuş, üçüncü olarak Kufe, Şam, Bağdat, Kahire ve İstanbul'da "Medeniyet" olarak yine yeniden doğmuştur.
Gerçekhayat
__________________
Bizler ne mal, ne şöhret istiyoruz. Bizler Allah yolunda cihad ve şehadet istiyoruz.
Hasan el-Benna
yasir isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
MEDENIYET!!! itimat Nasihatlar 22 18.07.2008 12:26
Muhtesem Medeniyet Osmanli Bunyamin Muhabbet Olsun 0 18.10.2007 03:39
Gözyaşı Medeniyet ledunn Özgün Yazılarınız 0 17.05.2004 15:47
Iste Medeniyet ............. dodo1983 Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 03.05.2004 13:09
Medeniyet Muhacir Muhabbet Olsun 0 15.04.2003 23:18


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:52 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49