Rahman Rahim Allahin adi ile...
Allaha hamd olsun.
Selam olsun onun secmis oldugu kullarina
HİCRÎ TAKVİM YILI, MUHARREM AYI VE ÂŞÛRE
Hicrî takvim yılı, muharrem ayıyla başlar, zilhicce ile son bulur.
Muharrem ayının birinden onuna kadar 10 gün oruç tutmak ve 10. gün âşûre pişirmek faziletli ibâdetlerdendir. Bunu yerine getirenlerin, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimiz’le cennete girecekleri ümit edilir. Bu on günlük orucu tutamayanlar, mümkünse 8, 9 ve 10. günleri oruç tutmalıdırlar. Resûlüllah Efendimiz 9. günü seferde bulunuyorlardı; o bakımdan yalnız 10. günü oruç tutmuşlar ve “Sağ olursak gelecek sene 9. günü de tutarız” buyurmuşlardır.
Bu ay içinde; perşembe, cuma, cumartesi, günleri peşpeşe oruç tutulursa 900 senelik nâfile oruç sevâbı verilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet )
Ayrıca bu günlerde, fakirlere-yoksullara yardımda bulunmak, kimsesizleri ve hastaları ziyaret etmek de güzel âdetlerimizdendir.
***Bu kutlu ayın en fazla îtina gösterilen günü, âşûre günüdür. Aşûre, kelime mânâsıyla “onuncu gün” demektir. Bu günün hususiyeti hakkında, çeşitli kaynaklarda farklı görüşlere yer verilmiştir… Bu günde çok büyük ve mühim hâdiseler meydana gelmiştir.
Fakih Ebulleys es-Semerkandî (rh.) hazretlerinin beyanına göre:
***Yerlerin ve göklerin o günde halkedildiği, Hz. Âdem’in tevbesinin o günde kabul edildiği, Hz. Mûsâ’nın Firavun’un şerrinden o günde kurtulduğu, Hz. İbrahim’in o günde dünyaya geldiği ve ateşten o günde kurtulduğu, Eyüp aleyhisselâmın hastalıktan o günde şifâ bulduğu, Yûnus aleyhisselâmın balığın karnından o günde kurtulduğu, Süleyman aleyhisselâma o günde saltanat verildiği, Nuh aleyhisselâmın gemisinin o günde karaya oturduğu, Hz. Hüseyin’in o günde şehit edildiği, kıyâmetin de o günde kopacağı… bunlardandır.
**Ancak bu güne farklılık veren hâdiselerin en önemlilerinden birisi, şüphesiz Hz. Hüseyin (r.a.)’in bu günde şehit edilmiş olmasıdır. iki Cihan Serveri Efendimiz (s.a.v.)’in kutlu torunu Hz. Hüseyin ve kendisine tâbi olanlar topyekün, hicrî 61 yılının 10 Muharrem günü Kerbelâ’da şehit edilmişlerdi. (Radıyallâhü anhüm ecmaîn)
*********************
Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat inancında âşûre gününün tarihî hikâyesi, Hz. Nuh aleyhisselâma kadar uzanır. Bu günde tûfan dinmiş ve gemi Cûdi Dağı’na oturmuştur. Hz. Nuh da gemide kalan hubûbâtı karıştırarak bir “selâmet çorbası” yaptırmış ve şükrâne olarak bu çorbadan herkese dağıttırmış;
Allah Teâlâ’ya şükür için tuttukları oruçlarını bununla açmışlardır. İşte âşûre pişirmek ve bu günlerde oruçlu olmak sünneti, Nuh aleyhisselâmdan kalan güzel bir mîrastır.
***********************
Osmanlı şâirleri, muharrem ayının gelişiyle birlikte, büyüklerin yeni yılını kutlayan manzûmeler (bilhassa kasîde yahut kıt’a) yazarlar ve bunların son beyitlerine de ebced hesabı ile o yılın tarihini zikrederlerdi. “Muharremiye” adı verilen bu manzûmelere karşılık devlet ricâli ve büyükler, şâirlere hediyeler verirlerdi ki, bu hediyelere de “muharremiye” denilmiştir. Şeyh Gâlib’in yeni yıl tebriki olarak III. Selim Hân’a sunduğu muharremiye kıt’alarının birisi, “Dâldir baht-ı devlete Gâlib / Sene târîhi ‘bahtiyâr’ oldu” beyitleriyle son bulur. “Bahtiyar” kelimesinin ebced hesabı ile karşılığı 1215 rakamını verir. Hicrî 1215 senesi 1 Muharremin karşılığı ise, milâdî, 25 Mayıs 1800 pazar gününe tekabül eder.
Gelelim hulûli ile müşerref olacağımız yeni yılımıza…
** Yeni bir hicrî yıla daha giriyoruz. Bütün İslâm âleminin yeni yılını tebrik eder, topyekün insanlığın hayrına vesîle olmasını Cenâb–ı Hakk’tan niyâz ederiz.