İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 07.09.2007, 21:40
burhanefe

 
burhanefe71 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2007
Yaş: 34
Mesajlar: 1.606
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Post İslâm’da cehrî zikir var mı?

İslâm’da cehrî zikir var mı? Zîrâ bâzıları cehrî zikir yoktur diyor ve Peygamber Efendimiz kendisi cehrî zikir yapmışlar mıdır?


Asr-ı Saadette Müslümanlar toplanıp, halaka çevirip Hazret-i Allah (c.c.)‘yu cehrî olarak zikrederlerdi. İbn-i Abbas diyor ki: “Rasûlullah (s.a.v.)‘in Sahâbîler’le sabah namazını bitirdikleri zaman Cenâb-ı Hakk’ı cehrî olarak zikre-derlerdi. Namazı bitirdikleri zaman mescidin dışına zikir sesleri geliridi. Eğer zikir sesi işitmezsem, o zaman cemâate yetişmek için koşardım.” Bu rivayet Tecrîd-i Sârih’in 2. cilt, 724. sayfasında yer almaktadır.

Ayrıca “Vahhâbîlik ve Mu’tezile’ye Karşı Ehl-i Sünnet Görüşü” adlı eserinde Malatya Müftüsü Nuri Öner de bunları bir araya toplamıştır.

Değir bir rivâyette Ebû Saîd el-Hudrî anlatıyor: “Bir gün Muâviye (r.a.) mescide geldi. Bir zikir halkasına uğrayarak onlara: ‘Niçin buraya toplandınız?’ diye sordu. O topluluk da: ‘Allah’ı zikretmek için toplandık’ dediler. Hz. Muâviye (r.a.): ‘Hakîkaten bunun için mi toplandınız?’ dedi. Onlar da: ‘Evet, sırf bunun için toplandık.’ dediler.

Hz. Muâviye (r.a.) buyurdu ki: ‘Bir gün Rasûl-i Muhterem (s.a.v.), Ashâb’ından halka teşkîl eden bir cemâatin yanına geldi. Onlara: ‘Niçin toplandınız?’ diye sordu. Onlar da: ‘Bizi İslâm dînine hidâyet etmesinden dolayı Allah (c.c.)‘yu zikir ve hamd-ü senâ etmek için oturmuş bulunuyoruz.’ dediler. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.): ‘Hakîkaten bunun için mi oturdunuz? Ben size inanmadığım için değil, Cibrîl (a.s.) geldi ve Cenâb-ı Allah’ın sizinle meleklere iftihâr ettiğini bana haber veriyor.’ buyurdu.” Bu hadîs de Müslim’den naklen Riyâzü’s-Sâlihîn, 3.cilt, s.52’de yer alır.

Ayrıca Beytullah’ta kıyamda 7 şavtı yaparken, Cenâb-ı Hakk’ı cehrî bir şekilde yapılan telbiyeler ve günde 5 vakit okunan ezanlar dahi cehrî zikir cümlesindendir. Arafat’tan Müzde-life’ye inerken yapılması gereken zikir çeşidi Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle belirtiliyor: “Hac iba-detinizi bitirdiğinizde, babalarınızı çağırdığınız gibi, hattâ ondan daha kuvvetli bir bağırışla (cehrî olarak) Allah’ı anın.” (Bakara/200)

Yâni bu demek oluyor ki Peygamber Efendimiz zamanında cehrî zikir vardı.


Evet Urve (r.a.)‘den rivayet edilen bir nakilde de şöyle anlatılmaktadır: “Bir sabah namazını Hz. Ali ile birlikte kıldıktan sonra, Hz. Ali (r.a.), üzerinde bir ağırlık varmış gibi durdu. Mescidin duvarına yaslandı. Güneş bir mızrak boyu yükselinceye kadar bekledi. Allah rızâsı için iki rekât namaz kıldı ve şöyle dedi: “Vallâhi Allah Rasûlü (s.a.v.)‘in Ashâb’ında öyle hâller gördüm ki, bugün onların hiçbirini göremiyorum. Onlar gözleri uykusuz, çehreleri solgun, saçları-sakalları dağınık sabahlardı. Bunlar, geceleri kıyam, rükû, sücûd ve Kur’ân-ı Kerîm okuyarak geçirirlerdi. Sabahlarda ise rüzgârların ağaçları sallaması gibi sallanarak Allah (c.c.)‘yu zikrederlerdi. Hattâ gözlerinden akan yaşlardan elbiseleri ıslanırdı.” Bunu İbn-i Kesîr el-Bidâye ve’n-Nihâye’de 8. cilt, 6. sahîfede, ayrıca Ebû Nuaym da Hilye’de nakletmişlerdir. Burada söz edilen “Rüzgârların ağaçları sallaması gibi sallanarak Allah’ı zikretmek”; kıyamda iken de Allah’ı zikrederken yapılan zikretmeye delil olmaktadır.

Demek ki, bu hadîslere göre biliyoruz ki Rasûlullah ve Sahâbe oturarak, ayaktayken de Cenâb-ı Hakk’ı zikrederdi. Allah Teâlâ’nın: “Onlar ki, Allah’ı ayakta, otururken ve yanları üzere yatarken zikrederler.” (Âl-i İmrân 3/191) âyetinde buyurduğu gibi Müslümanlara her üç durumda zikretmeyi emretmiştir. Biz Müslümanlar da gerek oturarak, gerek ayakta, gerekse yan üzere yatarak Allah’ı zikrederiz.


Evet, dolayısıyla cehrî zikir vardır, diyorsunuz.


-Vardır, Hattâ Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Kim her sabah namazından sonra cehrî olarak ‘Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve hayyün lâ yemût biyedike’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in Kadîr’ derse günahları deniz köpüğü kadar çok da olsa Cenâb-ı Allah onu affeder.” Diğer öğle, ikindi, akşam ve yatsı zamanlarında da Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) cehrî olarak cemâatle birlikte on sefer Lâ ilâhe illallâh zikr-i şeriflerini yapmışlardır.


Peki Efendim, cehrî zikir esnâsında feyizlenen kimseler, “Meded yâ Geylânî” ve benzeri sözler söylüyorlar. Oysa bizim bildiğimiz her şeyin Allah’tan istenileceğidir. Bu konuda ne buyurursunuz?


Cehrî zikirlerde açıktan zikrederken bir kişinin veya birkaç kişinin istimdadda bulunmakla şirke düştüğü söyleniyor. Bu yanlıştır. Çünkü bu sözü söyleyen şahıs, ilâhî feyzin rûhunda aksiyonlaşmasını istemekte, o feyz-i ilâhîyi sadrında bulamayınca da vesîle yolu ile, bir evliyâullah’ın vesîlesi ile ilâhî feyze kavuşmayı sağlamaya çalışmaktadır. O kişinin çırpınışı, bu hâli bulamadığındandır. Demek ki, bu mânevî ihtiyâcından dolayı, Allah rızâsı için sevdiği bu velîyi arzû ettiği hâle kavuşmak için vesîle etmektedir. Bu ise câizdir ve sünnet-i Rasûlullah’tır. Buna Sahâbîler’den bir misâl verebiliriz:

Bir gün Abdullah b. Ömer’in –Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’ın ayağı uyuşmuş, kıpırdayamaz olmuştu. Kendisine şöyle dediler: “İnsanlar arasında en çok sevdiğini yâd et, ayağındaki rahatsızlık gider.” Bunun üzerine Abdullah b. Ömer (r.anhümâ); “Meded yâ Muhammed! Meded yâ Muhammed!” diye âvazı çıktığı kadar bağırdı. Ayağındaki hastalık derhâl gitti, iyileşti. Bu rivâyet Kadı İyaz’ın Şifâ’sında geçmektedir.

Zâten vesîle aramak dînimizde vardır. Cenâb-ı Hakk; “Vebteğû ileyhi’l-vesîlete” buyuruyor. Böylece bir sâlikin üstün bir ruhâniyetten feyiz almak için istimdâd etmesi câizdir.

Evet, Efendim isterseniz şimdi başka bir soruya geçelim. Cehrî zikirlerde ilâhî ile zikir çekiliyor. Bâzıları buna bid’at diyorlar. Yâni ilâhîlerle zikir bid’at midir?


-İlâhî, na’t, teğannî gibi kelimeler yakın mânâlı kelimelerdir. İslâm’da bütün bunlara yerine göre izin verilmiştir. Asr-ı saâdet’te Habeşistan’dan gelen câriyelerin mescitte def çalıp teğannî ve raks ettikleri, Hz. Rasûlullah (s.a.v.)‘in de Hz. Âişe (r.anhâ)‘ya bunları dakîkalarca seyrettirmesi, hattâ Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer (r.anhümâ)‘nın gelip bunlara müdâhale ettikleri, Hz. Peygamber’in: “Yâ Ömer! Onları rahat bırak.”; onlara da: “Ey Benî Efride! Oyununuza devâm edin.” demesi meşhurdur. Bu rivâyet Buhârî, Müslim, Neseî ve Ebû Dâvud’da geçmektedir.

Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)‘in Medîne’yi teşrifleri esnâsında insanların damlarda def çalarak teğannî edip “Talea’l-bedru aleynâ” ilâhîsini söyleyip sevinç göstermeleri de konumuz için bir delildir.

Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)‘in Ashâb-ı Kirâmdan Ebû Mûsâ el-Eş’arî’nin medhini yaparak şöyle buyurduğu rivâyet edilmektedir: “Gerçekten Âl-i Dâvûd’un mizmarlarından ney ile berâber teğannî olunan nağmelerinden bir mizmar da ona verilmiştir.” Bu da Buhârî, Müslim, Neseî, Tirmizî, İbn-i Mâce, Dârimî gibi belli başlı hadîs kaynaklarında geçmektedir.

Yine Buhârî’nin Ahlâk Hadîsleri’nde Esved b. Üseyd (r.a.) de şöyle rivâyet ediyor: “Dedim ki: ‘Yâ Rasûlallah! Azîz ve Yüce olan Rabbimizi birtakım övgülerle medhettim.’ Rasûlullah (s.a.v.) de: “Senin Rabbin övgüyü (hamdi) sevmez mi?” buyurdu.

İmâm Şâfiî demiştir ki: “Teğannînin iyisi iyi olup kötüsü de kötüdür.” İmâm Gazâlî de: “Teğannî insanın Cenâb-ı Hakk’a karşı meylini artırıyorsa iyidir, nefsini kabartıyorsa o da küfürdür. Teğannî âşıkın aşkını, fâsıkın fıskını artırır.”

Demek ki bu şiir ve teğannîler insanın aşkını artırıyor, Allah’ın tarafına insanı çekiyorsa çok güzeldir. Ama bunu nefsine âlet ediyorsa bu da çok kötüdür.
Aslında bu ilâhîlerde rûhun hoşuna giden bâzı hâller vardır. Dolayısıyla da bununla Allah’ı daha iyi ve aşkla zikretmesi için bir vesîledir.

-Günümüzde bâzı çalgı âletleriyle ilâhîler çalınıyor. Şimdi iyi niyetli olunursa gerçekten Allah’tan, İslâm’dan uzaklaştırmazsa bunlar dinlenilebilir. Ama gerçekten mânevî bir haz duyuluyorsa bir sakınca yoktur, diyorsunuz.

-Buna benzer durumlar sünnettir; işte yukarıda açıkladığımız gibi Sahâbe zamanında da olmuştur. Talea’l-Bedru ilâhîsi defle çalınmıştır. Rasûlullah (s.a.v.), Hz. Âişe’ye Benî Efride’nin teğannîsini dinletmiş, “Yeter mi?” diye sorduğunda Hz. Âişe her defâsında biraz daha diyerek seyretmek istediğini belirtmiştir. İslâm’da bu durum câizdir. İhyâ’da İmâm Gazâlî bu husûsu çok güzel açıklamıştır.

Efendim İslâm’da semâ ve raks var mıdır?


-Cenâb-ı Hakk’ı ayakta iken sallanarak zikretmek mübah ve sünnettir. Cenâb-ı Hakk’ın ismi anıldığı zaman kalpler titrer ve ürperir. Âyet-i kerîme de vardır: “İnananlar ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer. Âyetleri okunduğu zaman, bu onların îmanlarını artırır.” (Enfal/2)

Allah’ı zikretmek rûhun neşe kaynağı olduğundan, ruhun bulunduğu vücûdun her tarafına sirâyet eden ilâhî nurlar, o vücûdu sallanmaya, değirmen taşı gibi dönmeye mecbûr eder. İşte bu sallanmaya ve dönmeye “semâ” ve “raks” denir.

Akıl başta iken, rûhun güzel bir söz işitmesi sonucu galeyâna gelmesiyle o, vücuttan sıyrılıp kurtulmaya çalışır. Bir kuşun kafesten kurtulup uçmak istemesi gibi. İmâm Gazâlî bu konuda İhyâ’sında şu rivâyeti naklediyor:

Bir gün Hz. Rasûlullah’ın huzûrunda Câfer b. Ebî Tâlib, Hz. Ali ve Zeyd b. Hârise bulunuyorlardı. Rasûlullah (s.a.v.) Câfer (r.a.)‘e: “Sen benim yaradılışıma ve ahlâkıma benziyorsun.” buyurunca Câfer raksa (dönmeye) başladı. Arkasından Hz. Ali’ye: “Sen bendensin, ben de sendenim.” buyurması üzerine Hz. Ali de heyecâna kapılıp raksetti. Zeyd’e de: “Sen bizim kardeşimiz, âzâd edilmiş kölemizsin.” buyurunca Zeyd de heyecâna kapılıp raksetti. Bu rivâyet Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inden Buhârî’den nakledilmektedir.

Bu tür bir raks sevinme ve şevkten doğar. Raksın hükmü ise onu tahrîk eden şeyin hükmüne bağlıdır. Eğer raks eden kişinin sevinmesi meşrû ise, onun raksı, o sevgiyi artırdığı için meşrû olur. Eğer mübah ise raksı da mübâh olur. Bilinen bir gerçektir ki, şer’î hükümler, Rasûl-i Ekrem’in sözü, işi ve gördüğü şeye sükûtundan ibârettir.

Rasûl-i Ekrem bâtıla aslâ sükût etmezdi. Bu sebeple Habeşliler’in mescitteki rakslarına izin vermesi, raks ve semâın da câiz olduğuna delildir. Aynı zamanda bu rivâyette Rasûlullah’ı öven sözler de söylenmiştir. Bu yüzden bu rivâyetten, sallanmanın yanında bir de Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)‘i öven sözler söylemenin câiz olduğu anlaşılır. Böylece bu şekilde yapılan zikirlerde raks ve sallanmanın mübah ve câiz olduğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü sallanma, vücûdu zikre teşvîk ederek neşelendirmektedir. Kalbi Allah’a yaklaştırarak sahih bir niyete de sâhip olduktan sonra, bu sallanmada bir beis yoktur. Çünkü; “Ameller niyetlere göredir.” buyurulmuştur. Biraz evvel aktardığımız Hz. Ali’nin Ashâb-ı Kirâm’ın zikrederken içinde bulundukları hâli anlatan sözleri de semâ konusunda delildir.

Böylece raks ve semâ’nın da İslâm’a göre mübâh ve sahih olduğu da anlaşıyor.


-Peki Efendim, ayakta cehrî zikir var mıdır? Çünkü ayakta öyle oluyor ki sarıklar bile yere düşüyor...


-Bununla ilgili delilleri biraz evvel aktardık. “Onlar ki Allah’ı ayakta, otururken ve yanları üzere zikrederler.” âyeti bunun delîlidir.

Bu âyetin tefsîrinde meşhur allâme Âlûsî Rûhu’l-Beyân adlı tefsîrinin 4. cild, 140. sahîfesinde şöyle demektedir: “İbn-i Ömer, Urve ve Zübeyr’den nakledildiğine göre, bunlar bir bayram günü musallâya çıktıkları vakit Allah’ı zikrederken; ‘Allah Teâlâ; “Onlar ki ayakta, otururken ve yaslanırken Allah’ı zikrederler” buyurmadı mı? O hâlde biz de ayakta iken zikredelim’ dediler ve gerçekten öyle yaptılar.

Ayağa kalkıp cehrî olarak zikretmeleri âyete teberrüken uymak içindi.

Ayrıca bir hadîs-i şerîf de vardır: Rasûlullah (s.a.v.): “Müferridûn ilerledi.” buyurunca Sahâbe soruyor, bunlar kimlerdir, diye. Rasûlullah (s.a.v.) de: “Allah’ı çok zikreden erkekler ve kadınlardır.” buyuruyor. Hadîsin şerhinde:

“Müferridundan olmak, kadın ve erkeklerin Allah’ı ayakta, otururken ve yan üzere yatarken olmak üzere bu üç durumda zikretmelerine bağlıdır.” denilmektedir. Yâni sâdece bir şekilde Allah’ı zikretmekle müferridûndan olunamıyor, her üç şekilde de zikretmelidir ki bunların derecesi çok yüksektir.



Abdullah Faruki el-Müceddidi (K.S) ile yapılan söyleşiden tarafımca iktibas ettirilmişdir...
__________________
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun
burhanefe71 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 07.09.2007, 21:46
Arife Her Gün Kadir Gecesidir

 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 8.806
Teşekkür etti: 463
454 Teşekkür 241 Mesaja aldı
ÇAlgı derken sadece defi kastediyorsun değil mi?
Çünkü org saz gibi aletlerle zikir olmaz herhalde
__________________

Ebu Lülü'ye türbe dikenlerle haşrolmayı dileyenleri eleştirmek din baronluğuysa, baronuz
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 07.09.2007, 21:49
burhanefe

 
burhanefe71 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2007
Yaş: 34
Mesajlar: 1.606
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
evet Rasulullah Efendimiz(s.a.v.)'in zamanında olduğu gibi
__________________
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun
burhanefe71 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 07.09.2007, 23:21

 
Gülru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.06.2007
Mesajlar: 566
Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Tarikat Ehlinin Zikri

Allah-u Teala:

"Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol tayin ettik." buyuruyor. (Maide:48)

Ayet-i kerime'de geçen, 'Minhac'ın manası 'Münevver yol'dur.

İmanın kemale ermesi için münevver olan yola girmesi lazımdır.

Bedeni hastalıkların teşhis ve tedavisi için hazık bir tabibe müracaatı emir buyurmuş olan Nebiyy-i Zişan -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri, manevi hastalıklardan kurtulmak için de manevi bir tabibe, Rabbani bir alime başvurmayı dini bir ihtiyaç olarak göstermiştir.


Tarikat ehline Cehri zikir verilir. Bu zikre zahiri zikir de denilir. Mürid tekamil ettikçe, kalbi zikre nail olabilmek için yavaş yavaş hafi zikre alıştırılır.

Bir Ayet-i kerime'de şöyle buyurulmaktadır:

"Gerçek müminler o kimselerdir ki, Allah zikredilince kalpleri titrer." (Enfal:2)

Gönüllerini rahmet ümidi ve muhabbet heyecanı kaplar, muhabbetle karışık bir korku sarar. Allah-u Teala'nın izzet ve celalinden, kahır ve galebesinden dolayı korkuya kapılarak ürperir.

Allah-u Teala her şey içinb ir sebep yaratmıştır. Muhabbetullah'ın husulüne sebep de zikrullahtır. O'nun sevgisine nail olmak isteyenler zikrullaha devam etmelidirler.


Tasavvufun Aslı Hakikat ve Marifetullah İncileri - Ömer ÖNGÜT
__________________

“Hakk kulundan intikamını yine kul ile alır,
İlm-i Ledün bilmeyen onu kul etti sanır.”
Gülru isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 09.09.2007, 11:45
burhanefe

 
burhanefe71 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2007
Yaş: 34
Mesajlar: 1.606
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Allah razı olsun gülru kardeş islam da cehri zikir yoktur diyenlerin bu yazıları ayetleri ve delilleri okuduktan sonra ne diyeceklerini çok merak ediyorum

Allh bizi zikrinden gafil olanlardan eylemesin inşaallah
__________________
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun
burhanefe71 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 09.09.2007, 12:13
müminin feraseti zalimin üstüne bir gölge gibi inecek....

 
muhammedd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.01.2003
Yaş: 24
Mesajlar: 1.237
Teşekkür etti: 1
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
Allah razı olsun burhan efe kardeşim ,

Allah şefaatlerine nail kılsın seni ...
__________________
Eşsiz sevgiliye şükür; ve O'nun sevgilisine selam ile....
muhammedd isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 09.09.2007, 19:19
burhanefe

 
burhanefe71 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2007
Yaş: 34
Mesajlar: 1.606
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
amin cümlemizi inşaallah
__________________
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun
burhanefe71 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Moritanya’da İslam’ın sesi yükseliyor Omar_Muhtar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 1 22.11.2007 22:26
Cehri zikir kaygisiz Tavsiye ettiğiniz Linkler 0 26.03.2007 10:55
Zikir/Dhikr-Halkai Zikir... (ibret) HACEGAN Religion 0 06.04.2006 22:12
Hafi ve cehri zikir?Bayanlar için hangisi caiz? alem-i ervah Muhabbet Olsun 18 04.01.2006 19:10
Cehri Zikir, halkayi Zikir,Tarikat bidatmidir? Kudret Dini Bilgi ve Eğitim 0 24.11.2005 21:22


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:38 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51