İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 07.09.2007, 22:06
burhanefe

 
burhanefe71 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2007
Yaş: 34
Mesajlar: 1.606
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Ramazan Ve Rü’yet-i Hilâl

Allah Teâlâ âyet-i kerîmede; “Ey îmân edenler, oruç sizden önceki (ümmet)lere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye size de, sayılı günlerde farz kılındı. İçinizde hasta olan veyâ yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler üzerinde de bir düşkünü doyuracak kadar fidye (gerekir). Kim gönülden iyilik yaparsa, o iyilik kendisinedir. Oruç tutmanız, eğer bilirseniz, isin için (yemenizden ve fidye vermenizden) daha hayırlıdır.” (1) buyurmaktadır.

RAMAZANIN BAŞLANGICI

Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v), biz ümmetine Ramazân-ı şerîfin ne zaman ve nasıl tutulacağını, hadîs-i şerîfiyle açıklamıştır.

İbn Ömer (r.a)’ın nakline göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: ““Ramazan hilâlini gördüğünüz zaman oruç tutunuz ve Şevval hilâlini gördüğünüz zaman iftar ediniz (bayram yapınız). Eğer size (gökyüzü bulutlu olmaktan dolayı) hilâl gizli kalırsa artık Ramazan hilâlini (otuza tamamlamakla) takdîr ve hesap ediniz.” (2)

Ebû Hüreyre (r.a)’den: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir ay bâzen yirmi dokuz, bâzen de otuz gündür. Hilâli görünce oruca başlayınız, yine hilâli görünce orucu bırakınız. Hava kapalı olursa, sayıyı otuza tamamlayınız.” (3)

Yukarıda zikredilen hadîs-i şerîflere göre Ramazanın başlangıcı, hilâlin rü’yeti ile sâbit olmazsa, Müslüman bir kişinin şehâdeti ile oruca başlanacağına dâir hadîsler vardır. Hilâli görüp Ramazan orucuna başlamak hakkında Abdullah b. Abbas (r.a), Peygamber (s.a.v) Efendimiz’den şu hadîs-i rivâyet etmiştir:

“Bir arabî Peygamber (s.a.v)’e gelerek;

“Ben bu gece Ramazan hilâlini gördüm” dedi. Efendimiz ona;

Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şehâdet ediyor musun?” buyurdu. Adam;

“Evet”dedi. Efendimiz;

“Kalk yâ Bilâl, yarın oruç tutmaları için halka îlân yap.” buyurdu. (4)

Râvî Ebû Ali demiştir ki; “el-Velîd b. Ebû Sevr ve el-Hasan b. Ali’nin rivâyetleri de böyledir. Yâni İbn Abbas (r.a) halkın o gece terâvîh gibi Ramazan gecelerine mahsus ibâdete kalkmaları ve oruç tutmaları için çağrıda bulundu.” Ebû Dâvûd, Nesâî, Tirmizî, Dârekutnî, Hakim, Beyhakî ve Dârimî de bunu rivâyet etmişlerdir.

Hadîs, Ramazan hilâlini görmek meselesinde kâfirin şâhitliğinin mûteber olmadığına ve bu meselenin sübûtu için şâhidin Müslüman olduğunun bilinmesiyle yetinilebileceğine delâlet eder.

Peygamber (s.a.v) arabînin âdillik veyâ fâsıklık durumunu araştırmayıp sâdece Müslüman olup olmadığını araştırmakla yetindiğine göre, Ramazan hilâlinin şâhitliği için âdil olma şartı aranmaz da denilemez. Çünkü o arabî, buradaki kelime-i şehâdetiyle yeni Müslüman olmuş ise, bir kâfirin Müslümanlığı kabûl etmesiyle geçmişteki tüm günahları affedilir. O hâlde âdil sayılır, fâsık değildir. Şâyet arabî bu olaydan önce Müslüman olmuş ise, bütün sahâbîler âdildir. Şâhidin âdil olma şartını koşan âlimler böyle demişlerdir.

‘Ramazan hilâlinin şâhitliği için âdil olmak şart değildir’ diyen âlimlerin görüşlerini yansıtan Sindî; “Peygamber (s.a.v)’in arabîye kelime-i şehâdetin mefhûmuna inanıp inanmadığını sorması, Müslüman olup olmadığını tahkîk etmek içindir” demektedir.

Hadîsten anlaşıldığına göre; hava bulutlu olduğunda, hilâli gören kişinin Müslüman olduğu tahakkuk ettiği zaman, âdil olsun olmasın, hür olsun, kör olsun, Ramazan hilâlini gördüğüne dâir şâhitliği makbûldür. Şöyle de söylenebilir: Saâdet devrindeki bütün Müslümanlar âdil idiler. Bu sebeple âdil olmayanın şâhitliğinin kabûl edilmesi gerekmez.

Hadîs, Ramazan hilâlinin görülmesi için âdil bir şâhidin şâhitliğinin kâfî olduğuna delâlet eder.

Ebû Umeyr (Abdullah) b. Enes b. Mâlik (r.a), Peygamber (s.a.v)’den şu hadîs-i şerîfi rivâyet etmiştir:

Resûlullah (s.a.v)’in Ensâr’dan olan sahâbîlerinden amcalarım bana hadîs anlatarak dediler ki:

“Şevval ayının hilâli, hava bulutlu olduğu için görülemedi. Bu sebeple (Ramazanın otuzuncu günü) oruçlu olarak sabahladık. O gün akşama doğru bir cemâat gelerek, dün (akşam) hilâli gördüklerine dâir Peygamber (s.a.v)’in yanında şâhitlik ettiler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v) sahâbîlerine oruçlarını bozmalarını ve yarın bayram namazlarına çıkmalarını emretti.” (5)

HADÎS-İ ŞERÎFİN ÎZÂHI

Yâni Ramazanın otuzuncu gecesi, Medîne’nin havası bulutlu olduğu için Medîne’de Şevval hilâli görülememiş ve halk otuzuncu günü oruç tutmuş, o gün akşama doğru Medîne dışından bir cemâat gelerek dün akşam hilâli gördüklerine dâir Peygamber (s.a.v)’in yanında şehâdet etmişler, Peygamber (s.a.v) de oruçluların oruçlarını hemen bozmalarını ve yarın bayram namazını kılmak üzere musallâya çıkmalarını emretmiştir. Bu hadîs, bayramın ilk günü öğleden önce bayram namazını kılmayanların,ertesi gün öğleden önce kılmalarının meşrûluğuna delâlet eder. Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf, Muhammed, Evzaî, Sevrî, Ahmed ve İshak’a göre hüküm budur., Bunlara göre bayram olduğu bilinmediği için veyâ başka bir mâzeret dolayısıyla bayram namazını vaktinde kılamayanlar, ikinci gün öğleden evvel kılabilirler. Bâzı âlimler, ‘bayram olduğunun bilinmemesi hâlinde hüküm böyledir, başka mâzeretlerle ikinci gün kılınamaz’ demişlerdir.

Şâfiîlere göre birinci gün bayram namazını kılamayanlar, ikinci veyâ başka günlerde kazâ edebilirler. Çünkü Şâfiîlere göre muayyen vakitlere bağlı sünnetler, vaktinde kılınmayınca kazâ edilebilirler.

Mâlik ve Ebû Sevr’e göre, bayramın ilk günü henüz öğle olmadan önce bayram olduğu anlaşılınca, bayram namazı kılınır. Daha sonra anlaşılırsa, ne ilk gün öğleden sonra, ne de ikinci veyâ başka bir gün kılınamaz.
Bu hadîs ise Mâlik ve Ebû Sevr’e karşı bir delildir.

el-Hattâbî; “Bu hadîs sahîhtir. Peygamber (s.a.v)’in sünneti ve yolu, hadîste bildirilmiştir. Ona rücû etmek gereklidir’ demiştir.

Nevevî, el-Hulâsa’da; “Bu hadîs sahîhtir. Ebû Umeyr’in amcaları sahâbîdirler. İsimlerinin belirlenmemiş olması zarar vermez. Çünkü hepsi âdildirler. Ebû Umeyr’in adı Abdullah’tır” demiştir.

Bu hadîs, Ramazan bayramı hakkındadır. Kurban bayramı da bu hükme tâbîdir. Bu hâdîs, bayram namazının vâcip olduğunu söyleyen âlimlerin delillerindendir.

ŞÂHİTLİK KONUSUNDA ÇEŞİTLİ GÖRÜŞLER


Kıyaslama yapmak amacıyla çeşitli görüşleri verelim:

1-Ebû Hanîfe ve arkadaşlarına göre: Gökte bulut veyâ şiddetli toz gibi bir engel bulunduğu takdirde âdil bir kişinin, Ramazan hilâlini gördüğüne dâir şâhitliği makbuldür. O kişi köle veyâ kadın da olabilir. Çünkü bu şâhitlik dînî bir meseleye âittir. Ramazandan başka aylara âit hilâlin sübûtu için hür iki erkeğin veyâ hür bir erkek ile hür iki kadının şehâdeti ve bunların da âdil olması şarttır.

Gökte hilâli görmeye bir engel bulunmazsa, Ramazan veyâ başka aylarda, doğru söylediklerine kanâat getirilen bir cemâatin şâhitlik etmesi gereklidir. Hava açık iken iki kişinin şâhitliği ile yetinildiğine dâir İmâm-ı Âzam’dan bir rivâyet vardır. Bahru’r-Râik’te; “İmâm’ın bu fetvâsını, meşâyihten tercîh edeni görmedim, bizim zamânımızda ise bu fetvâ ile amel etmek uygundur. Çünkü halk hilâli gözetlemeyi ihmâl ediyor. Artık hilâli görenin iki kişi olması, onların yanılmasını ispatlamaz” denilmiştir.

2-Şâfiî ve Ahmed’e göre: Âdil bir kişinin Ramazan hilâlini görmesi kâfîdir. Ahmed’e göre o kişi köle veyâ kadın da olabilir. Şâfiî’nin de böyle bir kavli vardır. Fakat mûteber kavline göre, görenin hür ve erkek olması şarttır. Ramazandan başka ayların hilâli için, hür ve âdil iki erkeğin şehâdeti şarttır.

3-Mâlik ve ashâbına göre: Ramazan ve Şevval hilâli, “âdil iki kişinin veyâ doğruluğuna kanâat getirilen asgarî beş kişilik bir cemâatin görmesiyle sâbit olur. Bu hüküm, hilâli gözetlemeye önem veren bölgelere mahsustur. Önem verilmeyen bölgelerde âdil bir kişinin görmesiyle sâbit olur.

Nevevî; “Eğer hâkim, bir kişinin hilâli gördüğüne şehâdet etmesi sonucunda Ramazanın girdiğine hükmetmişse, âlimlerin icmâı ile oruç tutmak mecbûriyeti hâsıl olmuş olur. Ve bu hüküm nakzedilemez. Yukarıdaki ihtilâf, böyle bir hükmün bulunmadığı hâllere mahsustur” demiştir.


* Bu çalışma Abdullah Fârûkî el-MÜCEDDİDÎ Hazretlerinin “Fıkhî Risâleler” adlı eserinden alınmıştır. Fiav Yay. Ank. 1997, s.85-93

Kaynakça:
1) Bakara Sûresi/183-184. 2) Buhârî/Savm: 5. Ayrıca şu hadîs kaynaklarının tercümeleri için bk. Sünen-i İbn-i Mâce, c. 2, s. 14, Hadîs no: 683. Sahîh-i Müslim, c. 3, s. 288, Hadîs no: 1080; 3) Nesâî/Sıyâm: 17; Ebû Dâvûd/Savm: 4; Sahîh-i Buhârî, c. 6, s. 258,Hadîs no: 908. 4) Tirmizî/Savm: 7; Neseî/Sıyâm: 8. 5) Ebû Dâvûd/Salât: 255; Neseî/Iydeyn: 2
__________________
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun
burhanefe71 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 07.09.2007, 22:11
burhanefe

 
burhanefe71 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.02.2007
Yaş: 34
Mesajlar: 1.606
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Ramazan ve Rü’yet-i Hilâl

RÜ’YET-İ HİLÂL İLE BAYRAM YAPMAK

Peygamberimiz (s.a.v) bir hadîs-i şerîflerinde; “Ramazan hilâlini gördüğünüz zaman oruç tutunuz ve Şevval hilâlini gördüğünüz zaman iftar ediniz (bayram yapınız). Eğer bulut (veyâ toz) hilâli görmenize engel olursa, Ramazan hilâli için (otuz günü doldurmayı) takdîr ve hesap ediniz. (Ramazanı otuz güne tamamlayarak bayram yapınız.)” (1) buyurmuştur.

Yine benzer bir rivayette İbn-i Ömer (r.a) de, Rasûlullah (s.a.v)’den şu hadîsi rivâyet etmektedir: “Ramazan hilâlini gördüğünüz zaman oruç tutunuz ve Şevval hilâlini gördüğünüz zaman iftar ediniz (bayram yapınız). Eğer hava bulutlu ise, otuz gün oruç tutunuz.” (2)

Hadîs-İ Şerîfin Îzâhı:

İbn Ömer (r.a)’in hadîsini Müslim, Ebû Dâvûd, Ahmed, Neseî, Dârekutnî ve Dârimî de rivâyet etmişlerdir. Ahmed, Dârekutnî ve Ebû Dâvûd’un rivâyetinde İbn Ömer (r.a)’in görüşünü beyân eden şu ilâve vardır:

“Şâban ayının yirmi dokuz günü dolunca hilâli gözetletirdi. Eğer Ramazan hilâli görülürse mesele kalmaz, şâyet görülmez ve görmeye mâni bulut ve toz yok ise, İbn Ömer (r.a), ertesi gün oruç tutmazdı. Eğer bulut veyâ toz, hilâli görmeye engel olursa, ertesi günü oruç tutardı. Ramazan sonunda İbn Ömer (r.a) bu hesâbı tutmayarak halkla birlikte iftar ve bayram ederdi.”

Fıkıhçılar bu hadîsi; “Eğer bulut (toz da bulut hükmündedir) hilâli görmenize engel olursa, Ramazan hilâli için (otuz doldurmayı) takdîr ve hesap ediniz.” şeklinde yorumlamışlardır. Yâni Ramazan orucunu otuz güne tamamlayınız, demektir. Çünkü Buhârî’nin İbn Ömer (r.a)’den olan bir rivâyetinde; “Eğer hava bulutlu ise, Ramazan orucunun süresini otuz güne ikmâl ediniz.” (3) buyurulmuştur.

Buhârî, Müslim ve diğerlerinin rivâyet ettikleri yukarıdaki hadîs de bu yorumu teyîd eder. Dârimî’nin İbn Abbas (r.a)’dan olan rivâyetinde de: “Eğer bulut hilâli görmeğe mâni ise, Ramazan ayını otuz güne ikmâl ediniz.” (4) buyuruluyor.

Ebû Hanîfe, onun arkadaşları, Mâlik, Şâfiî, Evzaî, Sevrî ve hadîsçilerin tümü, mezkûr cümleyi bu şekilde yorumlamışlardır. Yalnız Ahmed b. Hanbel; “Eğer bulut hilâli görmenize mâni olursa, hilâlin, bulutun arkasında olduğunu farz ediniz. Ayın süresini daraltınız.” şeklinde yorumlamış, yorumunun dayanağı olarak da, hadîs râvîsi İbn Ömer (r.a)’in görüşünü göstermiştir. Çünkü Şâbanın yirmi dokuz günü dolunca, gözlerini kaybetmiş olan İbn Ömer (r.a), adam göndererek hilâli gözetletirdi. Eğer bulut veyâ toz bulunursa, ertesi gün oruç tutardı.

Ahmed b. Hanbel’in bu gerekçesi reddedilmiştir. Çünkü râvînin re’yi değil, rivâyeti mûteberdir. İbn Ömer (r.a)’in rivâyetlerinden birisinde bu cümle, “Ramazan hilâli için otuz günü hesaplayınız” şeklinde geçmiştir.

Hattâbî; “Bu cümlenin mânâsı, ramazan orucunu otuz güne doldurmaktır. Âlimlerin bir kısmı, bu cümleyi, rasat hesaplarına göre hilâlin durumunu takdîr ve hesaplama şeklinde yorumlamışlarsa da, bu yorum isâbetli değildir. Çünkü bâzı rivâyetlerde bu cümle yerine; “Otuz gün oruç tutunuz” buyurulmuştur. İlim ehlinin kâhir çoğunluğu ilk yorumu yapmışlardır. Şek günü oruç tutmanın Peygamber (s.a.v) tarafından yasaklanması da, bu yorumu te’yîd eder. Ahmed b. Hanbel; “Şâbanın yirmi dokuzundan sonraki gece, gökteki bir engel dolayısıyla hilâl görülemediği zaman halk oruç tutar. Eğer hava açıkken hilâl görülmezse oruç tutmazlar.” diyerek İbn Ömer (r.a)’in mezhebine tâbî olmuştur.

RASATHÂHE HESAPLARINA GÖRE ORUÇ TUTMAK VE BAYRAM YAPMAK DOĞRU MUDUR?

Tâbiîlerden Mutarrif b. Abdullah, hadîsçilerden İbn Kuteybe ve Şâfiîlerden İbn Süreyc’in dâhil olduğu bir cemâat, yukarıda Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyet edilen hadîsteki hesaplamayla ilgili cümleyi; “Eğer hava bulutlu ise, göz ayın seyrini ve burçlarını hesaplamak sûretiyle Ramazan hilâlini takdîr ve hesap ediniz.”
şeklinde yorumladıkları nakledilmişse de bu görüş ve nakil kabûle şâyan değildir.

Çünkü İbn Abdi’l-Berr; “Mutarrif’in böyle söylediği sâbit değildir. İbn Kuteybe ise bu konularda güvenilir değildir” demiştir. İbn Süreyc, Şâfiî’nin; “Yıldızlar yönünden bu gece hilâlin bulunduğunu belirleyen ve fakat hava bulutlu olduğu için görülemediği kanâatine varan bir kimse için Ramazan ayının girdiğine inanması, oruç tutması ve tuttuğu orucun Ramazan orucu olarak sayılması câizdir.” dediğini iddiâ etmişse de, İbn Abdi’l-Berr, İbn Süreyc’in bu iddiâsını reddetmiş ve; “Şâfiî’nin yanımızda mevcut kitaplarında söylediği söz şudur ki; ‘Ramazanın girdiği ya hilâli görmekle veyâ âdilâne bir şehâdetle veyâhut Şâban ayını otuz güne doldurmakla tahakkuk eder. Ramazan ayının girdiğine başka yollarla inanmak sahîh değildir.’ Bu görüş ise yalnız Şâfiî’nin değil, fıkıhçıların cumhûrunun görüşüdür” demiştir.

Şâfiî’nin bilinen ve tanınan fetvâsı, cumhûrun görüşüne uygundur.

İbn Süreyc şunları da söylemektedir: “Hadîsteki bu cümle, astronomi ilminde ihtisâsı olanlara mahsustur. Ramazanı otuz güne doldurmak hükmü ise umûma âittir.” İbnü’l-Arabî onun bu sözünü reddederek, “Artık İbn Süreyc’e göre Ramazan ayının girişi, halkın durumuna göre muhteliftir. Kimisine göre güneş ve ay hesâbı ile oruç farz olur. Kimisine göre Şâban ayını otuza doldurmakla oruç farz olur. Böyle bir ayrım, zekî insanlardan uzaktır.” demiştir.

Ben derim ki, böyle bir söz doğruluktan da uzaktır. Çünkü Şâri-i Hakîm, Ramazan orucunu tutmayı ve hilâli görmeyi veyâ Şâban ayını otuz güne doldurmayı istemiştir. Bunun içindir ki, Şâfiî âlimlerinden er-Remlî, Minhâc’ın Şerhinde Nevevî’nin; “Ramazan orucu, Şâban ayını otuz güne tekmîl etmekle veyâhut hilâli görmekle ya da âdilâne bir şehâdet sonucunda hilâlin görüldüğünün sâbit olmasıyla farz olur.” şeklindeki sözlerine karşı şöyle der:

“Şâyet âdil bir adam hilâli gördüğüne şehâdet eder de rasatçılarla astronomi uzmanlarının hesapları, o gece hilâli görmenin mümkün olmadığına delâlet ederse ve şâhidin hilâli gördüğü geceden îtibâren üçüncü gece, âdete aykırı olarak hilâlin yatsıdan önce ufukta batması tahakkuk edip uzmanların hesaplarına eklenirse, yine o şâhidin şehâdeti ile hükmedilecektir. Çünkü Şâri-i Hakîm, hesap işine dayanmamış, bilakis bunu külliyen iptal etmiştir. Çünkü Buhârî, Müslim, Nesâî ve Ebû Dâvûd’un İbn Ömer (r.a)’dan rivâyet ettikleri bir hadîste Peygamber (s.a.v):

“Biz (Arap âlemi) ümmî bir cemâatiz. Yazma bilmeyiz, hesap bilmeyiz. Ay bâzen böyledir.”(5) buyurmuştur. Râvî bununla, Peygamberimiz’in bir defâ ayın yirmi dokuz, bir defâ da otuz olduğunu kastettiğini söylemektedir.”

Nevevî’nin yukarıdaki ifâdesinden çıkarılan bu netîce doğrudur. Nevevî’nin sözünden anlaşılıyor ki, astronomi uzmanının sözü ile oruç tutmak vâcip değil, hattâ câiz değildir. (yine er-Rmlî der ki) “Evet; o astronomi uzmanı kendi hesâbı ile amel edebilir ve tuttuğu oruç farz yerine geçer”; fakat Mezhebimizde bizim için geçmediği belirtilmiştir.

Astronomi uzmanının kendi hesâbı ile amel etmesinin câizliğine âit er-Remlî’nin yukarıdaki sözü de reddedilmiştir. Çünkü şer’-i şerîfin kâideleri buna mânidir. Nitekim İmâmü’l-Harameyn; “Matla’lara îtibâr etmek, hesap işine ve astronomi uzmanlarının hükümlerine îtimat etmeyi gerektirir. Şer’î kâideler buna engeldir.” demiştir. Bunun içindir ki, er-Reşîdî; “Şâri’-i Hakîm, oruç tutmamızı hilâlin varlığı ile değil, görülmesiyle farz kılmıştır. Hasep uzmanı ise hilâlin varlığını hesaplayıp anlayabilir; fakat bu kâfî değildir. Asıl olan, hilâlin görülmesidir.” demiştir.

er-Remlî; Mûtemet kavle göre hesap uzmanının tuttuğu oruç, onun farz orucu yerine geçer.” demişse de, el-İrşâd Şerhi’nde mûtemet gösterilen görüş, onun orucunun farz yerine geçmemesidir. Çünkü aynen şöyle denmektedir:

“Müneccimin veyâ hesap uzmanının kavline îtimat etmek câizdir. Kendileri kendi hesaplarıyla amel ederlerse, kuvvetli kavle göre onların orucu farzın yerine geçmez. Zayıf bir cemâat ise geçtiğini söylemiştir.”

er-Remlî’nin ve babasının yukarıdaki fetvâlarından anlaşıldığı gibi, Şâri-i Hakîm, hesaplamayı külliyen iptal etmiştir. Bu hususta müctehidlerin icmâı vardır. Doğrusu Şerhü’l-İrşâd’daki hükümdür.

el-Bermâvî, Nevevî’nin, “Veyâ hilâli görmek” sözü ile ilgili olarak şöyle der:

“Hilâli ayna gibi bir araçla görmek yetersizdir. Bir adamın rüyâda Peygamber (s.a.v)’i görüp, Peygamber (s.a.v)’in kendisine; ‘Yarın Ramazandır’ gibi bir söz söylemesiyle Ramazana hükmedilemez. Çünkü Peygamber (s.a.v)’i rüyâda görmek gerçek ise de, rüyâ sâhibi kesinlikle gördüğünü zaptedemez. Şer’an delîl olmaz. Kezâ müneccimin ve hesap uzmanının sözüne îtimat edilmez. Evet, kendileri hesaplarıyla amel edebilirler. Tuttukları oruç, farz yerine geçer ve hesaplarının doğruluğuna inananların da oruç tutması vâcip olur.”

el-Menhel yazarı el-Bermâvî’nin hesap uzmanları ve bunlara inananlarla ilgili fetvâsını, yukarıdaki nakillerle reddettikten sonra, İmâm Mâlik’in şöyle dediğini nakleder:

“Hesap uzmanlarının sözlerine îtimat ederek Ramazana veyâ bayrama hükmeden devlet yetkilisinin hükmüne uyulamaz.”

İbn Dakîki’l-Îyd de; “Ramazan orucu husûsunda hesaplara îtimat etmek câiz değildir.” demiştir.

İbnü’l-Münzir de el-Eşrâf’ta; “Şâbanın otuzuncu günü hava açık olduğu hâlde hilâl görülmediği zaman, ümmetin icmâı ile oruç tutmak vâcip değildir. Ve oruç tutmanın mekruhluğu sahâbîlerle tâbiîlerin ekserîsinden sâbittir.” demiştir. İbnü’l-Münzir bu bilgiyi verirken, astronomi uzmanını ve başkalarını istisnâ etmemiştir. Kim böyle bir ayrım yaparsa, kendisinden önce oluşmuş olan bir icmâa muhâlefet etmiş olur.

Hanefî fıkıh kitaplarından olan ed-Dürrü’l-Muhtâr’da; “Âdil de olsalar muvakkatîlerin kavline îtibâr edilemez. Bizim mezhebimiz budur.” denilmiştir.

İbn-i Âbidîn, yukarıdaki cümle ile ilgili olarak; “Yâni halka Ramazan orucunun farziyeti husûsunda muvakkatîlerin kavline îtibâr edilemez. Hattâ el-Mirâc’da; ‘Muvakkatîlerin kavline îtibâr edilemeyeceği husûsunda icmâ vardır, müneccimlerin kendi hesâbıyla amel etmesi câiz değildir.” denilmektedir. En-Nehri’de;

“Muvakkatîler âdil de olsalar, el-Îdah’ta belirtildiği gibi, onların; ‘Hilâl, falan gece gökte olur’ sözü ile hüküm verilemez” denilmektedir.

Yukarıda nakledilen âlimlerin görüşlerinden şu netîceye varılıyor ki; ne Ramazan orucuna başlamakta, ne de bayram etmekte hesâba veyâ müneccimlerin sözlerine îtibâr edilemez. Hattâ bu hesâbı yapan kişi veyâ müneccim, kendi nefsi için bile amel edemez. Ya hilâli görmek veyâ ayın otuz gününün doldurulması gerekmektedir. Eğer bir ayın girmesi veyâ çıkmasının bilinmesi ya da zannedilmesi, şer’î hükmün verilmesi için kâfî gelseydi, Peygamber (s.a.v), hilâlin görülmesini veyâ ayın otuz gününün doldurulmasını emretmek yerine, meselâ;

‘Ayın girdiğini veyâ çıktığını bildiğiniz ya da zannettiğiniz zaman oruç tutunuz” (6) gibi bir emir verecekti.

RAMAZAN AYINA GİRMEK ÜÇ ŞEYLE SAHÎHTİR

Başından beri saydığımız şer’î delillerden ve fetvalardan anlaşıldığına göre Ramazan ayına göre, Ramazan ayına girmek, şu üç şeyle câizdir:

1- Rü’yet-i Hilâl: Çıplak gözle ay’ı görmek sûretiyle Ramazana girilmesi.

2- Şâbânın 29. günü hava kapalı olduğu (tozlu veyâ bulutlu) takdirde Şâbânı 30’a tamamlamak sûretiyle Ramazana girilmesi (Şevval ay’ı görülmediği zaman da Ramazan otuza tamamlanacaktır).

3- Başka beldelerdeki Müslümanların hilâli gördüklerine şehâdetleriyle.

TÜRKİYE’DE HİLÂL NİÇİN BİRİNCİ GÜN GÖRÜLMEZ?

Bu konuya dâir, ilk İslâmî ansiklopedi olma özelliğine de hâiz Mârifetnâme isimli eserin müellifi merhum Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin getirdiği şu açıklamayı okuyalım:

“Ay, on iki burcun her birinde yaklaşık olarak iki gün ve sekiz saat kalıp yirmi sekiz günde burçların hepsini dolaşır. Yirmi dokuz buçuk günde güneşe ulaşıp onunla muhâk olur (Yeni ay devresinde yer, ay ve güneşin aynı hizada olmaları). Bu sebepten, kamerî ayların biri yirmi dokuz biri otuz gün olmak üzere, yeni ayın görülmesine göre hesap edilir. Yeni ay (hilal), kuzey yarım küresinde olanlara yaz ve kış dönüm noktasında (21 haziran- 21 Aralık) grup vaktinde, güney yarım kürede ekvatora yakın olanlara her mevsimde kolay görülür. Çünkü güneşin gün dâireleri kuzey yarım küresine meyillidir. Güney yarım küresinde (ekvator civarında) dike yakındır. O halde ay, güneş batmasından hemen sonra batmayıp ufkun üzerinde az bir zaman görünür. (8)

Yukarıdaki îzâhattan da anlaşılabileceği gibi, hilal, ekvatora yakın beldelerde daha kolay ve uzun müddet görülebilir. Bu sebepten Yenen, Mısır, Sudan, Arabistan vs. gibi Müslüman ülkeler hilâli ilk gün rahatça görebilmektedirler. İran, Irak, ve daha birkaç memleketle birlikte Türkiye’de hilâl, ancak muhtemelen ikinci gün görülebilmektedir.


* Bu çalışma Abdullah Fârûkî el-MÜCEDDİDÎ Hazretlerinin “Fıkhî Risâleler” adlı eserinden alınmıştır. Fiav Yay. Ank. 1997, s. 93-103.

Kaynakça:
1) Buhârî / Savm: 11-13; Ebû Dâvûd / Savm: 4; Muvatta’ / Sıyâm: 1.
2) Müslim / Sıyâm:18,19; Nesâî / Savm: 10,11; Buhârî / Savm: 11.
3) Aynı yer.
4) Dârimî / Savm: 2,3,6.
5) Buhârî / Savm: 13; Müslim / Sıyâm: 15; Ebû Dâvûd / Savm: 4; Nesâî / Sıyâm: 17; Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.2, 43,52,122,129.
6) Bkz. Sünen-i İbn-i Mâce tercümesi, c.4, s.539-549.
7) Erzurumî, Mârifetnâme, Bedir Yay., s.128.
__________________
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun
burhanefe71 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Erdoğan Önerdi’’Türk Birliği’’ kuruluyor! mendires Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 8 19.02.2008 11:45
Ramazan’da bağışlanma itimat İbadet Hayatımız 0 10.09.2007 10:29
Ramazan’ı nasıl değerlendirmeliyiz? itimat İbadet Hayatımız 0 25.09.2006 16:52
Necmettin Erbakan’dan AKP’ye çağrı: “Lübnan’a asker göndermek sonunuz olur " refah Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 22.08.2006 13:49
Hilal Tv. jandarma Günümüzde Teknik 1 09.10.2005 16:25


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:41 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51