|
Kahve – Yildiz – Fal – Papatya V.s. Fali
Rahman Rahim Allahin adi ile...
Allaha hamd olsun.
Selam olsun onun secmis oldugu kullarina
KAHVE – YILDIZ – FAL – PAPATYA V.S. FALI
Dînimizin Kitap, sünnet, icma’-İ ümmet ve kıyâs-ı fukaha dediğimiz şer’î delillerle bize sunmuş olduğu temel ölçüler içerisinde, gelecekten haber vermek kat’iyyen câiz değidir.
Zira gaybı yâni geleceği Allah’tan başka kimse bilemez. “Gaybın anahtarları Allah’ın nezdindedir; onları O’ndan başkası bilemez...” (S. En’âm, 59) “De ki: Göklerde ve yerde, Allah’tan başka kimse gaybı bilemez...” (S. Neml, 65)
*Gerek bu âyetler ve gerekse bu mevzuda daha onlarca âyet bu hakikatı gözler önüne sermektedir. Burada Resûlüllah (s.a.v.)Efendimiz’in istikbâle müteveccih söylemiş olduğu bazı hususlar akla gelebilir.
Kur’ân-ı Kerim Cin sûresinin 26. ve 27. âyet-i kerîmelerinde bu meseleye şöyle açıklık getirmektedir:“O, bütün görünmeyenleri bilir. Sırlarına kimseyi muttali kılmaz; ancak(bildirmeyi) dilediği peygamber bunun dışındadır.”Buna göre Cenâb-ı Hakk dilemiş olduğu peygamber ve onun vârislerine gaybe ait bazı bilgileri bildirir. Onlar da insanlara bu hakikatleri ifade ve beyan ederler, nitekim etmişlerdir de.
*Kahve falı, papatya falı, yıldız v.s. fallları İslâmî açıdan kehânet olarak bile mütâlaa edilemez; olsa olsa bunlar şarlatanlıktır. Kaldı ki dinimizde kehânet yoktur. Zira, kehânetin haram olduğunda bütün ulemâ ittifak hâlindedir.
Peygamber (s.a.v.)Efendimiz, şöyle buyurmuşlardır:
***“Kâhin (gelecekten haber veren), mennan (yaptığı iyiliği başa kakan), sıla-i rahmi terkeden cennete giremez. (Müsned, 3/13) “Kim kâhine gider ve onun dediğini tasdik ederse, Muhammed (s.a.v.)’e indirileni inkâr etmiş demektir?” (İbn-İ Mâce, Tahâret 122)
*Bu bakımdan kâhinlere, falcılara gitmek, onların dediklerine inanmak, tasdik etmek, mü’mini itikâdî açıdan çok tehlikeli bir vaziyete itmektedir. İslâmî esasların bilinmemesi, ya da bilindiği halde hayata geçirilmemesinden kaynaklanan ruhî tatminsizliğe, böylesi tehlikeli yollara müracaat ederek çareler aramak çok yanlış bir davranıştır.
*Dînimiz, itikâdî, amelî, ahlâkî değerler mecmuasıdır. Mü’min, bütün bunlara inanan ve onları hayatına tatbik etmekle mükellef olan insanın vasfıdır. Günümüzde ne kadar revaçta ve gündemde olursa olsun, hakiki mü’min bu türlü şeylere tenezzül ve iltifat etmemelidir.
|