|
burhanefe
![]() Üyelik tarihi: 18.02.2007 Yaş: 34
Mesajlar: 1.610
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Günümüzün en büyük ihtiyacı Rabbanî âlimler yetiştirmektir
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Rabbimize sonsuz hamd ü senalar, Peygamber Efendimize salât ve se-lâmların en güzeli olsun. Çocuklarımızı Allah’ın razı olduğu ilimlerle yetiştirmek, ebeveyn olarak bizlerin asli vazifelerinden bir tanesidir. Bu çalışmalara hepimizin ihtiyacı var. Bu hususta gayret gösteren bütün mü’min kardeşlerimizden Allah razı olsun. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Ebû Dâvûd ve İbn-i Mâce’de rivayet edilen bir hadis-i şerifinde: “İlim üçtür. Bunlardan fazlası fazilettir. Muhkem âyet (Allah’ın kelâmı Kur’an), kâim sünnet, âdil taksim (yani fıkıh ilmidir).” buyurmuştur. Abdullah b. Amr’den gelen diğer bir rivayette ise: “İlim üçtür: Kur’an, sahih hadisler, adil hükümler, bunların dışındakiler fuzulidir.” buyurduğu mübarek sözlerinde yönelmemiz gereken ilmin asıllarına işaret etmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ümmeti içerisinde hiçbir sınıf için söylemediği takdir edici sözü, âlimler için söylemiş ve buyurmuştur ki: “Benim ümmetimin âlimleri Benî İsrail peygamberleri gibidir.” Tabiî ki insanın bu dine hizmet edebilmesi için hayrı ve şerri birbirinden ayırt edecek şeriatın emirlerini, Peygamber Efendimiz’in sünnet-i seniyyesini bilmesi şarttır. Mü’min, ilmi hem kendisi talim etmeli hem de başkasına öğretmelidir. Bu ilimlerle amel eden, istikametleri dosdoğru Rabbanî âlimler yetiştirmek bizim en büyük ihtiyacımızdır. Günümüz rabbânî âlimlerinden Abdullah Farukî el-Müceddidî Hazretleri önümüzde rehberimiz, mürşidimizdi. Bu hususta bizler için canlı bir örnekti. Maddeten ve manen her hangi dini bir meselede kendisine müracaat ediyor ve ondan dinimizin buyrukları doğrultusunda yapmamız gerekenleri öğreniyor, yaşantımızı bu sahih İslâm ilmiyle şekillendiriyorduk. Cenâb-ı Hakk, isyanları sebepleriyle bir toplumun bozulmasını arzu ederse, öncelikle o toplumdaki dinî ilimleri bilen ve dini yaşayan âlim insanları çeker alır. Yani o toplumu Allah’ın nezdinde ayakta tutan vasıflarını çeker alır, buyuruyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Ve buna müteradif birçok hadis-i şerifinde; “Allah bir topluluk hakkında hayır dilerse, âlimlerini çoğaltır, cahillerini azaltır. Öyle ki, âlim konuştuğunda kendisini destekleyen pek çok kimse bulur. Cahil konuştuğunda ise sözü bastırılır…“ buyurur. Bu âlimler, insanları dini meselelerde aydınlatır, insanlar da onlara tabi olur ve yaşantılarını düzenlerler. Zikrettiğimiz bu hadisin devamında ise şayet “Allah bir topluluk hakkında şer dilerse, cahillerini çoğaltır, âlimlerini azaltır. Öyle ki, cahil konuşursa kendisini destekleyen birçok kimse bulur. Âlim konuşursa sözü bastırılır.” buyrularak, hayır üzere olmayan bir top-lumda âlimlerin sözünün dinlenmeyeceği, cahil ve cühelanın sözüne ittiba edileceği ve böylece insanların dinleri hususundaki istikametle-rinin Allah’ın rahmet ve rızasını celbeden istikametten uzaklaşacağı bildirilmiştir. Bir toplum işte böyle helâk olur. Herkesçe malumdur ki, toplumumuzda ilim ve âlim sıfatları değişikliğe uğramıştır. Âlim yetiştirecek, Kur’ân’ın emri gereğince sahih hü-küm çıkartabilecek, yeni çıkmış meselelerde fetvalarıyla Allah’ın rızası istikametine insanları sevk edebilecek nitelikli insan yetiştirmek çok zor hale gelmiştir. Çünkü bir insanın yediği lokma dahi bu hususta çok önemli. Haram lokmayla beslenen bir bedende, şeriatın kendisiyle kuvvetleneceği sadırların meydana gelmesi zordur tabi. İçerisinde bu-lunduğumuz şu ortam ve zamanda; haram lokmalardan, yalandan, fitneden, zinadan, içkiden, kumardan uzak, bütün azalarıyla haram-dan kesilebilmiş bir toplum, bir aile çıkması lazım... İlme her talip olan âlim olamaz. Âlimlik, Peygamber varisliğidir. “Benî İsrail peygamberleri gibidir” sözünün muhataplığıdır. Ümmetin içerisinde her biri, etrafındaki insanların gönüllerine Kur’an ve Sünnet istikametini tevdi eden kuvvetin membaıdır. Âlimler, Allah’ın dinini yine O’nun (c.c.) lütf u ihsanıyla bahşettiği bir kuvvet, bir istidat ile insanlara anlatan, Cenâbı Hakk’ın bu iş için yükümlü kıldığı kimselerdir. O yüzden dolayı da âlimin vasfı elbette ki büyüktür. Peygamberlerle beraber haşredilecek sınıflardan bir tanesidir, büyük bir nimettir. İmâm-ı Âzam Ebû Hanife Hz.leri çölde talebeleriyle ders yaparken kumun içerisinden bir akrep çıkıyor ve İmâm’a doğru geliyor. Talebeler ona zarar gelmesin diye ondan uzaklaştırmak isteyince diyor ki: “Bırakın evladım, Peygamber’im buyuruyor ki: Ümmetimin âlimlerinin kanı zehirlidir, eğer ben âlim isem onun bana zararı olmaz, âlim değilsem ben ölürüm siz de benden kurtulursunuz.” Akrep geliyor, ayağının üzerine çıkıp ısırıyor. Çok geçmeden akrep sırtının üzerine düşüp ölüyor. Sadrındaki ilme, ‘Allah için olma’ vasfını giydirmiş kaç tane İmâm-ı Âzam gelmiş acaba bir bakın. Dinini yaşamada, kaç tane İmâm-ı Âzam, kaç tane İmâm-ı Şâfiî gelmiş… Buhârî-i Şerif, Kur’ân-ı Kerim’den sonra İslâmî ilimlerdeki en büyük temel kaynaktır. Kütüb-i Sitte dediğimiz altı kitabın da birincisidir. Şerif vasfıyla anılan mümtaz eserlerden bir tanesidir. Kitabın müellifi İmâm Buhârî hazretleri, “Bir hadis-i şerif ki, onu rüyada Rasûl-i Kibriya Efendimiz’e sormadan, ‘Yâ Rasûlallah! Bu hadis-i şerif size mi ait-tir’ demeden ve ondan da cevap almadan onu kitabıma yazmadım.” buyuruyor, kitabının mukaddimesinde… İşte bu büyük insanların bıraktıklarıyla milyarlarca Müslüman ayakta duruyor. Zamanımız iyiye gitmiyor. Zamanımız kötüye gidiyor. Fitne, haram her geçen gün artıyor. Bunların zararları önünde durarak şeriat duva-rının zedelenmesi karşısında onu ayakta tutacak kavi iman ve ilim sahibi insanlara ihtiyaç var. Bunun için çocuklarımızı dinî ilimler öğrenmeye sevk edelim. Bir tane mühendis eksik olsa dünyanın çatısı yıkılmaz. Bir tane bilgisayar uzmanı olmasa dünyanın sistemi yıkılmaz. Çocuğum çok iyi arabaya binsin, en iyi okulları kazansın, en ileri derecede imkân sahibi olsun anlayışıyla bütün dünyalığı çocuğunun hizmetine sunma gayretiyle ömür geçirip İslâm dinine dair çocuklarına hiçbir şey öğretmeyenler çoğaldı. Dünyasını mamur edeyim derken, ebedi olan ahiret yurdunu unuttu. “İnsanların hayırlısı insanlara en çok faydası dokunandır” buyuruyor Peygamber Efendimiz. Çocuklarımıza yapacağımız en büyük iyilik, sadece üç günlük olan dünyasını değil sonu olmayan âhiretini mesut edecek kalıcı bir iyilik yapmaktır ki, bunlar da iman, dinini öğreneceği ilim ve güzel ahlâktır. Mutlaka Peygamberimiz’in sevgisine ve güzel ahlâkına kavuşmak la-zımdır. Kuru bilgi insana fayda vermez. Allah’ın nezdinde kıymetli olana bakmak lazım. Bu, şu demek değildir ki; müslümanlar her şeyleriyle dünyanın işlerinden uzaklaşsınlar ve hiçbir şeyle meşgul olmasınlar. Öyle değil. Sahâbe-i Kiram efendimizin içerisinde de meşru her alanda sanatkâr olan, ticaretle meşgul olan birçok sahâbe efendimiz vardı. Ancak dikkat ederseniz, hususi araştırmalara yönelenler hariç birçok kardeşimiz sahabe efendimizin hangi ticarî faaliyetle meşgul olduğunu bilmez; lakin bütün sahabe efen-dimiz hakkında bildiğimiz bir şey var ki, onların hepsi takva ehliydi, hepsi dosdoğruydu. Allah’a ve Rasûl’üne itaatlerini her şeyin önüne geçirmiş bir ahlâkın sahibiydiler. Bugün anlatmış olduğumuz ilmin kaynağıdır Sahâbe Efendilerimiz. Çünkü Cenâb-ı Hakk, dininin emirlerini Rasûlullah Efendimiz’in akabinde öyle bir neslin üzerine yükledi ki; yaşantıları, ahlâkları, zahirî ve bâtınî bütün halleriyle gökteki yıldızlar misali sönmeyen bir ışıkla kıyamete kadar gelecek insanlara rehberlik etmişlerdir. Bugünden itibaren, yavrularımızın İslâm’ın aydınlığında yetişmesi için her birimiz kendimizi yeniden gözden geçirelim. Nelere kıymet verip nelerden uzaklaşmamız gerektiğini muhasebe edelim ve eksiklerimizi inşallah vakit kaybetmeden ikmal edelim. Cenâb-ı Hakk, Kur’ân-ı Kerim’i ve Rasûlullah Efendimiz’in hadis ve sünnetlerini dosdoğru anlayıp, kendileriyle bu dini teyit edeceği sâlih amel ve güzel ahlâk sahibi Rabbanî âlimlerin yetişmesini nasip etsin. Amin... kaynak:www.rehberdergisi.com Muzaffer YALÇIN hocaefendi'den
__________________
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun |
|
|
|
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| 38 yıllık ihtiyacı karşılayacak kömür | jandarma | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 1 | 21.04.2008 11:52 |
| günümüzün hastalığı | BeytullaH | Fıkra ve Mizah | 2 | 22.01.2008 20:59 |
| Sahte alimler | Alp | Dini Bilgi ve Eğitim | 73 | 20.04.2007 17:05 |
| Paraya ihtiyacı olan varsa beni arasın | ZEGODAYI | Resim ve Karikatür | 66 | 03.04.2007 22:31 |
| İnsanın dine olan ihtiyacı ... | ecenur | Dini Bilgi ve Eğitim | 4 | 02.03.2007 15:39 |