![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.125
Teşekkür etti: 53
40 Teşekkür 32 Mesaja aldı
|
Ahirete irtihalinden sonra Efendimiz ile tevessülde bulunmus, onun dua etmesini kendisinden isteyen sahabeler var. Ibadet etmenin manasi birisine seslenmek, ondan yardim istemek degildir. Sen zaten anlasma amacinda degilsin, öyle olsa bizim verdigimiz delilleri gözden gecirirsin. Ama bunu yapmiyorsun. |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
|
..............
![]() Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 121
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
ayrıca ben kabir ziyaretine deyil kabirdekinden yardım istenmiyeceyini dile getirmeye çalıştım..
__________________
Fecr Gen.Tr |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
|
..............
![]() Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 121
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
sizin verdiyiniz dellilerin kurana aykırı olduğunu söğledim dikkat ederseniz o sözü söğleyenler sapıktır onlar yalan söğlemiştir demedim
__________________
Fecr Gen.Tr |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.125
Teşekkür etti: 53
40 Teşekkür 32 Mesaja aldı
|
Tevessül meselesinde bir sahabenin Efendimizin kabrine giderek Efendimizden yagmur yagmasi icin dua etmesi talebinde bulundugu bir olaydan bahsettim. Buna uydurma diyen siz degil miydiniz? |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
|
..............
![]() Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 121
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Artık Allah'tan ve O'nun delillerinden sonra hangi söze inanırlar? (Ahkaf 45:6) "Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar?" (Mürselat 77:50) alıntıladığın hadise belki farklıydı anlatıla anlatıla bu hale geldi her duyan farklı naladı ve yorumladı ve anlattı olamazmı?
__________________
Fecr Gen.Tr |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
|
..............
![]() Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 121
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Kıtlık zamanı Ömer (r.a.) , Abbas b. Abdulmuttalib (r.a.) ile yağmur duasına çıkarak şöyle dua etti: -Allahım! Sana Peygamberimiz ile tevessülde bulunurduk sen de bize yağmur yağdırırdın. (Şimdi) Sana Peygamberimizin amcası ile tevessülde bulunuyoruz. Bize yağmur indir. Ravi der ki-Yağmur inmiştir.”( Buhari ) Hz. Ömer’in Sözünün Anlamı : Biz peygamber (s.a.v.) den bizim için dua etmesini , böylece onun duasıyla Allah’a yakın olmayı kastediyorduk. Şimdiyse O , Allah’ın rahmetine kavuştuğundan dolayı bizim için dua edemez. Bu nedenle bizim için dua etmesini amcasından istiyoruz .
__________________
Fecr Gen.Tr |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.125
Teşekkür etti: 53
40 Teşekkür 32 Mesaja aldı
|
Simdi senin ile anlasalim. Hadisleri kabul ediyor musun etmiyor musun?
Isine gelen hadisi alip isine gelmeyeni reddetmek olmaz. Kararini verdikten sonra verdigin deliller hakkinda konusalim. |
|
|
|
|
..............
![]() Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 121
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
hadislerin başlarına neler geldiyini görüyorsun senin alıntıladığın farklı benim alıntıladığım farklı..neticede hadisler korunmuyor şöyle sorayım şimdi yukarıdaki ikisinden hangi hadisi doğru varsayalım sence ve neden? yukardaki ayetlerle karşılaştıralım bakalım hangisine ters düşüyor..
__________________
Fecr Gen.Tr |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.125
Teşekkür etti: 53
40 Teşekkür 32 Mesaja aldı
|
Her ikisi de ayri bir hadis. Biri digerinin degistirilmis hali degil. Ikisinde de Kurana aykiri bir durum yok. |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.125
Teşekkür etti: 53
40 Teşekkür 32 Mesaja aldı
|
ENBİYA VE EVLİYAYI VESİLE EDİNMENİN ŞİRK OLMAYİP BİLAKİS CAİZ OLDUGU
Bir defa şunu iyice bilmeli ki, Allah'tan başkasına ibadet ve kulluk etmek olduğunu öne sürerek, Peygamberler ve evliyaların gıyablarında veya vefatlarından sonra kendilerini vesile edinmenin caiz olmadığına dair gerçek manada bir delil yoktur. Çünkü hayatta olsun olmasın birine seslenmek veya bunlara tazimde bulunmak veya Allah'tan başkasından yardım isternek veya teberrük için bir velinin kabrine gitmek ve insanlar arasında alışılmış olmayan bir istekte bulunmak veya yardım manasına gelen her hangi bir kelimeyi Allah'tan başkasından yardım talep etmek ... Evet başka bir maksada yönelik olmayan bu nev'i davranışlar Allah'tan başkasına ibadet manasına gelmez ve şirk değildir. Bu gibi davranışlara ibadet denemez, çünkü dil bilginlerine göre ibadet, huşu ile yani boy'un eğerek, tam bir teslimiyetle itaat demektir. Nitekim büyük dil ve gramer ulemasından bulunan el-Ezheri 'nin, yine dil bilginlerinin en meşhurlarından olan el-Ferrii'dan naklen söylendiğine göre ibadet Arapçada, boyun eğerek tam bir saygı, tezellül, tevazu ve teslimiyetle itaattır (33). Bazıları ise ibadeti ; huşu ve huzün, yani teslimiyetin saygı, tevazu, tezellül ve boyun eğmenin zirve noktasıdır diye tarif etmişlerdir. Dil yönünden de, örfve gelenek itibariyle de işin doğrusu budur. Evet, sırf tevazu ve tezellülün Allah 'tan başkasına ibadet etmek olduğu söylenemez, aksi halde krallara ve büyüklere boyun eğen tezeltül ve saygı gösteren herkesin kafır olması gerekirdi. Muaz bin Cebel Şam'dan gelince Resulullah Aieyhisselatü Vesselam'a secde etmişti. Resulullah, .. Bu da ne oluyor? " deyince Muaz, " Ya Resulullah, Şamlıların kendi patriklerine ve piskoposlarına secde ettiklerini gördüm. Halbuki sen secde edilmeye onlardan çok daha layıksın " demişti. Bunun Üzerine Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam buyurdular ki ; " Bunu yapma, eğer ben bir kimseye secde etmeyi emredecek olsaydım, kadının kocasına secde etmesini emrederdim. .. Hadis-i Şerifi ibni Hıbban, ibni Mace ve diğerleri rivayet etmişlerdir. Görüldüğü gibi sırf teberrük için Resulullah veya evliyanm kabrini ziyarete gidenleri küfürle itham edenler ibadet ve kulluğun ne demek olduğunu bilmemekte ve ta eskiden beri ve halen Peygamber'in Kabr'i Şerif'ini ziyaret etmekte olan müslümanların bu geleneklerine muhalefet etmektedirler. Sonra Peygambere teberrük için yapılan ziyaret Resul Aleyhisselatü Vesselamın, kendisini ziyaret edenlere bereket yaratacağı manasına gelmez, bilhakis O'nun kabrini ziyaret edenler bu sebeple Allah Teala 'nın kendilerine bereket yaratmasını ümid ve talep etmektedirler. Tevessülün meşruluğuna, imam Beyhaki'nin, Hazreti Ömer'in haznedarı malik id-dar' dan sağlam bir senedIe rivayet ettiği şu Hadis-i Şerif delildir: " Ömer zamanında kıtlık baş göstermişti. Adamın biri Resul Aleyhisselamın kabrine geldi ve dedi ki : Ya Resululiah, Ümmetin için yağmur iste, çünkü onlar mahvoldular !. Rüyasında adama denildi ki; Ömer' e selam söyle kendisine yağmurun geleceğini haber ver ve bir de ona eli açık ve cömert davranmasını söyle.adam Hazret! Ömer'e gelip durumu haber verince Ömer Radıyallahu Anh ağladı ve "Ya Rabbi, elimden ne geliyorsa geri koymaz yaparım" dedi. Bu adamın sahabeden Bilal bin el-Hars el-Müzeniy olduğunu söylemişlerdir. evet. bu sahabi Resulullah Aleyhisselamın kabri şerifine teberrük için gitmiştir ve bunu ne Ömer red ve tenkid etmiş ne de diğerleri.Şu halde ibni Teymiyye'nin bÖylesi bir ziyaretin şirk olduğu hakkındaki iddiası boş ve geçersizdir. Hafız Veliyyüddin el-Iraki diyor ki, Ebu Hüreyre'nin rivayet ettiği bir hadiste şöyle denilmektedir: " Musa Aleyhisselam dedi ki ; Rabbim beni Arz-ı Mukaddes'e bir taş atımı mesafeye kadar yaklaştır. Peygamber Aleyhisselatü Vesselam da buyurdular ki ; Vallahi eğer ben yanında olsaydım onun, yolun kenarında bulunan kumlardan oluşmuş kınnızı tümseğin yanındaki kabrini size gösterirdim. " Bu Hadis-i Şerif salihlerin kabirlerini ziyaret etmek ve gereğini yapmak için bilinmesinin tercihe şayan olduğunu göstermektedir. Hafız ez-Ziya (el-Makdisi)" Salim et-Tell'in kendisine şöyle söylediğini naklediyor: Şu kabrin başında yapılan duadan daha çabuk kabul olanına rastlamadım. Kendisi uyumuş ve rüyasında bir kubbe ve yanında da esmer bir adam gönnüştü. Bu adama selam verip, " Sen Musa Rahimehullah mısın ? Yahut Allah'ın Peygamberi Musa mısın? " diye sordu, o da evet diye karşılık verdi. Ben ona, Bana bir şey söyle dedim. Bunun üzerine bana dört parmağıyla işaret etti ve onların uzunluklarını anlattı. Bunun üzerine uyandım, ama bana ne demek istediğini anlayamadım. Bu rüyayı Şeyh Zeyyal'e anlattığımda dedi ki; Senin dört tane çocuğun olacak. Dedim ki; Ben bir kadınla evlendim, böyle bir şey olmadı. O, bunun dışında bir kadından olacak dedi, gerçekten de bir başka kadınla evlendim ve ondan döıt tane çocuğum oldu. İmam Ahmed Müsned'inde hasen bir senedIe rivayet ettiğine göre, Hafız ibni Hacer'in de dediği gibi Haris bin Hassan el-Bekri, Resululah Aleyhisselatü Vesselam'a şöyle söylemiştir; " Ad kavminin elçisi gibi olmaktan Allah'a ve O'nun Resulüne sığınırım ." (*) Bu uzunca bir hadistir. İbni Abbas'tan rivayet olunduğuna göre Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur: Yer yüzünde Allah'ın Hafaza meleklerinden başka bir takım melekler vardır ki bunlar, dökülen ağaç yapraklarını yazarlar. Dolayısıyla eğer her hangi birinizin ıssız bir arazide ayağı aksayacak olursa, ey Allah'ın kulları yardımıma gelin, desin. Hadis-i Şerifı Taberani rivayet etmiş ve Hafız el-Haysemi de bu hadisi rivayet edenlerin sahih hadislerin ricali olduğunu söylemiştir. EI-Bezzaz'ın rivayetine göre Resulullah Salallahu Aleyhi Vesellem mealen şöyle buyuruyor: " Benim sağlığım sizin için hayırlıdır, ölümüm de! Çünkü siz ben sağ iken yeni bir mesele ortaya koyarsınız. Buna karşılık size çözüm getirilir. Bu meseleyle ilgili olarak bana gelen vahiy ile hüküm verilir. Benim vefatım da sizin için hayırlıdır, çünkü sizin yapmış olduğunuz amelleriniz bana arzolunur. Amelleriniz içinde hayırlı olanına rastlayınca Allah'a hamd ederim, kötüsüne rastladığımda ise sizin için istiğfar ederim. Bu hadisi rivayet edenler sahih hadislerin ricalidir. Taberani, el-Mu'cem ül-Kebir ve el-Mu cem üs-Sağir adlı kitaplarında Osman bin Huneyften şöyle bir rivayette bulunuyor: Adamın biri Osman bin Affan'a bir ihtiyaç için gelip giderdi, fakat (Halife) Osman ne onunla ilgilenir ve ne de adamın ihtiyacını giderirdi. Adamcağız bir gün Osman bin Huneyfle karşılaştığında başına gelen bu durumdan yakındı. Osman bin Huneyf adama, Git bir abdest al, iki rekat namaz kıl, ardından şöyle şöyle dua eyle ; " Allah'ım, Peygamberimiz Rahmet Peygamberi Muhammed'i vesile ederek sana yönelip (her şeyimle teslim olup) ve senden niyaz ediyorum; ya Muhammed seni vesile ederek Rabbine şu ihtiyacımın giderilmesi için yalvarıyorum. " Bundan sonra oraya git, ben de seninle geleceğim dedi.Adam gidip söylenilenleri yaptı ve Halife Osman Radıyallahu Anh'ın kapısını çaldı, kapıcı gelip adamın elinden tutarak kendisini Osman bin Affan'nın yanına götürdü, döşemesinin üzerine oturttu ve ona nedir isteğin, dedi. Adam ihtiyacını söyleyince hemen ihtiyacını karşıladı ve senin ihtiyacın olan şeyi ancak şimdi hatırladım dedi. Sonra Osman'ın yanından ayrıldı. Adam daha sonra Osman bin Huneyfle karşılaştığında kendisine, Allah senden razı olsun, Halife Osman benim ihtiyacımı karşılamıyor ve bana dönüp bakmıyordu, ne zaman ki sen benim derdimi ona söyledin o zaman bu iş bitti dedi. Buna karşılık Osman bin Huneyf de şöyle söyledi: " ValIahi ben seninle ilgili ona hiçbir şey söylemedim, ancak Resulullah Aleyhisselam'a ama bir adamın geldiğinde, kendisinin göz nurunu kaybettiğinden şikayet ettiğinde, Resulullah Aleyhisselatü Vesselam'ın adama .. Bu haline sabır mı edersin, yoksa dua mı edeyim, hangisini istersin? " deyince adamın,Ya Resulullah gözümün görmemesi canıma yetti, elimden tutacak kimse yok dediğinde Resulullah'ın da kendisine Git abdest al, iki rekat namaz kıl sonra da bahsi geçen şu duayı oku dediğine şahit oldum. Adam da söylenilenleri yapmıştı. ValIahi biz bulunduğumuz o meclisten henüz ayrılmamıştık ki adam çok geçmeden yanımıza geldi. Gözleri görüyordu, sanki daha önce hiç kör olmamış gibiydi!.. " Taberani Mücem'inde bu hadisin sahih olduğunu belirtiyor. Osman bin Huneyf'in, "Adam çok geçmeden yanımıza geldi" ifadesinden de anlaşıldığı üzere amanın Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam'a gıyabında tevessül ettiğine ve sağlığında olsun, vefatından sonra olsun Peygamberi vesile edinmenin caiz olduğuna bu hadise de delildir. İbni Teymiyye " Ancak hayatta ve huzurda bulunan kimseye tevessül edilebilir diye söylüyor ki, bu söz geçersiz ve batıldır. Çünkü Allah'ın kitabında bulunmayan her şart batıldır; isterse bu şartların sayısı yüzü bulsun. Hazreti Ömer, Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam'ın vefatından sonra Hazreti Abbas'ı, Resul Aleyhisselam vefat ettiği için vesile edinmiş değildir. Bilakis Hazreti Ömer Resul Aleyhisselatü Vesselam'ın yakını olmasına hürmeten Hazreti Abbas'ı vesile edinmiştir. Nitekim Hazreti Ömer, kendisini (yağmur duası için) öne sürdüğü zaman Hazreti Abbas'ın, " Allah'ım, insanlar senin Peygamberine olan konumumdan (akrabalığımdan) dolayı beni vesile edinerek sana yöneldiler " tarzında söylediği sözden de Hazreti Ömer'in Peygamber Aleyhisselatü Vesselam'a vefat ettiği için tevessül etmediği manasının çıkarılmayacağı ortada, Hadiseyi Zübeyr bin Bekkar rivayet etmiş olup bu hadise de gösteriyor ki, gerek ibni Teymiyye'nin ve gerekse onun tevessülü inkar eden bağlılarının (tevessül hakkındaki) görüşleri batıl ve geçersizdir. Bir de el-Hakim'in el-Müstedrek adlı kitabında yapmış olduğu şu rivayet de yukarıdaki hadiseyi teyid etmektedir: Hazreti Ömer Radıyallahu Anh insanlara hitaben demiştir ki; ,. Ey insanlar, Resulullah Aleyhisselatü Vesselam Hazreti Abbas'ı kendi babası gibi görürdü, binaenaleyh Resulullah'a, Hazreti Abbas vasıtasıyla uyun ve onu Allah'a vesile edinin. " Bu da Hazreti Ömer'in Abbas'ı niçin vesile edindiğini açık ortaya koyuyor. Artık bundan sonra, meseleyi çarpıtan bazı malum kimselerin, " Mezkur hadisin senedinde geçen Ebu Cafer'in kim olduğu belli değildir" gibi sözlerine kulak asmamalıdır. Halbuki mesele onların sandığı gibi değildir. Bu zat, Ebu Cafer el-Hıtmi olup kendisi güvenilir bir kimsedir. Yine Nasırüddin el-Elbani gibi bazı kimselerin, Taberani'nin " Bu hadis sahihtir " sözü hadisin asıl kısmıyla, yani sadece ama adamın, Resulullah sağ iken yaptığı hareketlerle ilgilidir; yoksa Taberani bu sözüyle adamın birinin Resulullah'ın vefatından sonra Osman bin Affan zamanında yaptıklarına şamil değildir sözünü de kale almamalıdır. Çünkü ıstılah alimleri, " Merfu hadisler Peygambere mevkuf hadisler ise sahabeye mal edilir" demişlerdir. Yani Resulullah'ın sözüne de hadis denir, sahabenin sözüne de!. Hadis kelimesinden sadece Peygamberin sözü anlaşılmaz. Elbani'nin bu çarpıtıcı sözü " hadis ıstılahı " ilminde tesbit olunan ve belirtilen kaidelere uymamaktadır. Bu konuda dileyenler Tedrib ür-Ravi, el-ifsah ve diğer hadis ıstılahları kitabına bakabilirler. Ama Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam'ın ibni Abbas'a söylediği; Bir şey istediğinde Allah 'tan iste, birinden yardım talep edeceksen Allah'tan talep et mealindeki Hadis-i Şerif, enbiya ve evliyayı vesile edinmenin caiz olmadığına delil olamaz. Çünkü hadiste Allah'tan istemenin ve ondan yardım talep etmenin daha ev Ia olduğu anlatılmak isteniyor. Yoksa bu hadis Allah 'tan başkasından her hangi bir dilekte bulunulmaz ve ondan başkasından yardım talep edilmez manasını taşımamaktadır. Mesela, Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'm, " Mü'minden başkasıyla arkadaşlık etme, yemeğini takva sahibinden başka kimse yemesin" mealindeki Hadis-i Şerifı de bunun gibidir. Bu hadiste de mü'minle arkadaşlık ve sohbet etmenin ve takva bir kimseye yemek vermenin daha evla olduğu anlatılmak isteniyor, yoksa bu Hadis-i Şeriften, mü'minden başkasıyla arkadaşlık edilmez ve takva olandan başkasına yemek vermek caiz değildir manası çıkarılamaz. Yukarıdaki ibni Abbas hadisinden de tıpkı bu hadiste olduğu gibi evleviyet manası çıkarılmalıdır. Evet, bu Hadis-i Şerif Allah'tan başkasından bir şey istemenin haram olduğunu söylemiyor. Tevessül ile istiğase, yani yardım isteme arasında her hangi bir fark yoktur. Tevessül yardım talep etme yerinde de kullanılabilir. Nitekim İmam Buhari'nin rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifte Peygamber Aleyhisselatü Vesselam şöyle huyurmuştur; " Kıyamet günü güneş insanların üstüne iyice yaklaşır, öyle ki akan terler kulakların yarısına kadar yükselir. İnsanlar bu vaziyetteyken Adem Aleyhisselam'dan yardım isterler, sonra Musa'dan ve sonra da Muhammed Aleyhisselam'dan yardım isterler "Görüldüğü gibi Resul Aleyhisselatü Vesselam insanların Rableri nezdinde Adem Aleyhisselam'dan şefaat talep etmelerini istiğase, yani yardım isteme olarak isimlendirmiş. Resul Aleyhisselam ayrıca yağmuru da muğis, yani yardımcı diye adlandırılmıştır. Ebu Davud ve diğerleri sağlam bir senedie rivayet ettiklerine göre Efendimiz şöyle buyurmuştur: " Allah'ım, bize yardımcı, önü sonu faydalı, bereketli, yararlı, zararsız bir yağmur gönder; hemen geciktirmeden.! .. ". Görüldüğü gibi Peygamber Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam burada yağmuru yardımcı olarak tavsif etmiştir; çünkü yağmur Allah'ın izniyle insanları şiddet ve sıkıntıdan kurtarır. Peygamberler ve veliler de böyle, onlar da insanları Allah'ın izniyle şiddet ve sıkıntıdan kurtarırlar. (*) Harıs, Allah'a ve onun Resulüne sığınırım deyince Efendimiz Aleyhisselam kendisine,şirke düştün dememiştir' ÇÜnkü Haris kendisine gerçek manada sığınılacak Zat'ın Allah olduğunu, Resulullah Aleyhiselam'a ise mecazi manada sığınılacağını biliyordu. {33) Bakınız: Lisan ül-arap ayın. be . dal. maddesı |
|
|
|
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.125
Teşekkür etti: 53
40 Teşekkür 32 Mesaja aldı
|