İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 24.10.2007, 08:19

 
Üyelik tarihi: 23.10.2007
Mesajlar: 11
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Angry Velilerin Vefatiyla Tasarruflarinin Devam Ettiği

Ahirete İntikal Etmiş Bazı Zevat-i Kiramın Vefatlarından Sonra da Tasarruflarının Devam Edeceğine Dair Bazı Malumat

Tasavvufta, Mürşid-i Kiram iki kısımdır: Biri, vefatıyla tasarrufu nihayete eren mürşid, diğeri ise irtihalinden sonra da irşad ve selahiyeti devam eden mürşid-i kamildir. Eğer vefat eden mürşid, kendisinden sonra irşad yetkisinin devretmediğini, kendisiyle beraber devam edeceğini bildirirse, o mürşid vefatından sonra da tasarruf sahibidir.
Bazı zevatın kabirlerinde de irşad ve hidayet vazifelerini sürdürüp, selahiyetlerinin devam edeceğine dair rivayetlere tasavvuf kitaplarının pek çok yerinde rastlamak mümkündür. Bunlardan bazılarını nakletmek icabederse:
Başta Fahr-i Kainat Efendimizin şu hadis-i şeriflerini zikredebiliriz. “Dünya işlerinde şaşırıp, hayrete düştüğünüz zaman kabir ehlinden yardım isteyiniz.” Bu hadis-i şerife binaen ve başka şer’i delillerden de anlaşılacağı üzere nebiler ve onların varisleri olan veliler, hayatlarinda oldukları gibi vefatlarından sonra da himmet istenildiği zaman himmet ederler.
Nitekim bütün tasavvuf ve tabakat kitaplarında mezkurdur ki, Ebu Hasan el-Harkani Hz.leri, Bayezid-i Bestami (k.s) Hz.lerinin ruhu ile terbiye görmüştür. Halbuki tevellüdü Bayezid-i Bestami’nin vefatından sonradır. Hasan Harkani O’nun kabr-i şeriflerine giderek tefeyyüz etmiş ve seyr-i sülukünü tamamlamış. Ondan sonra irşada ehil bir mürşid olarak Silsile-i Sâdâtın 6. halkasını teşkil etmiştir.
Keza Şah-ı Nakşibend Hz.lerinin, Abdülhalik Guncdüvani Hz.leri ile aralarında beş vasıta olmasına rağmen onun ruhaniyetinden feyz almıştır. Bunun gibi her zaman ve asırda ahirete irtihal eden salihlerden faidelenilmiştir.
Hanefi İmamlarından Ahmed b. Muhammed el-Hamevi, “Nefahatü’l-Kurb” isimli eserinde buyurur ki: “Evliyaullah, ruhaniyetlerinin cismaniyetlerine galip olması sebebiyle bir çok suretlerde görünebilirler. Onların tasarruf ve kerametleri, hayatlarında olduğu gibi mematlarından sonra da devam eder.”
Yine Hanefi büyüklerinden Allame Seyyid Şerif Cürcani (k.s) “Şerhü’l-Mevakif” isimli eserinde: “Mürid ve saliklere, evliya suretlerinin zuhuru ve o suret vasıtasıyla, mürşidin hayat ve ölümü halinde feyiz verildiğini” bildirir.
Ehlullahın vefatından sonra irşad ve tasarruflarının devamına aklen delil ise şudur ki; Resulullah Efendimiz vefat ettikleri zamanda İslamla şereflenenler mahdud ve belli bir sayıda idi. Vefatından sonra fütuhatlar neticesidir ki, İslam bir çığ gibi büyümüş ve tüm cihana yayılmıştır. Eğer irtihalleriyle irşad ve selahiyetleri münkati olsaydı, o güne kadar iman edenlerde dinden çıkarlardı. Resulullahın muktedir olamadığına, ondan sonrakilerinin güçlerinin hiç yetmemesi lazım gelirdi. İrşad ve selahiyetlerinin devam etmesinin neticesidir ki, İslam 14 asırdır günbegün inkişaf etmiş ve etmektedir. Bu durum şüphesiz Onun varisleri içinde geçerlidir. Bütün bunlar irşad ve tasarruflarının, ahirete intikallerinden sonra da kemaliyle ve tamamiyle devam ettiğinin apaçık göstergesidir.
Hatta şu da bir gerçektir ki, vefat eden kişinin ruhu cesed kafesinden kurtulduğu için çok daha müessir ve süratli olmaktadır. Hanefi İmamlarından İbni Kemal el-Vezir buyurmuşlardır ki: “Dünyada bulunan ruh, kınındaki kılıca benzer. Ölümünden sonra ise, cismani alakalardan soyulduğu için kınından çıkmış kılıç gibi olur.”
Fatih Sultan Mehmed Han Hz.lerinin hem hocası, hem de şeyhi Akşemseddin-i Veli Hz.lerinin bu mevzuda güzel bir beyti var.
Dü cihanda tasarruf ehlidir ruh-u veli
Dime kim mürdedir, bunda nice derman ola
Ruh şimşir-i Hûdâdır, ten gilaf olmuş ona
Dahi a’la kar eder, bir tiğ ki, üryan ola...
(Evliyaullah, iki cihanda tasarruf ehlidir.
Bu ölüdür, bundan nasıl derman olur deme.
O Mevla’nın kılıncıdır, vücudu ona kılıf olmuştur.
Bir kılıç ki, çıplak olduğu zaman daha fazla tesir eder.)
Keza Fahruddin Razi (r.a.) “Metalib-i Aliye” isimli eserinde, ölüleri ve kabirleri ziyaret ederek onların ruhaniyetinden faydalanma şeklini özetledikten sonra: “Bedenlerden ayrılan ruhlar bazı yönlerden bedenlerle alakalı ruhlardan daha kuvvetlidir” buyurmuş ve orada bunu izah etmiştir.
Hûlâsa olarak diyebiliriz ki, Ehlullahın vefatında ve ahiret diyarına intikallerinde dünyaya iltifat ve irtibatları kalmaz şeklinde düşünce yanlıştır. Zira böyle bir kanaat ve itikad, Evliyaullah’ın vefatından sonraki tasarrufunu inkardır. Bu tasarruf, Resulullahdan intikal etmesi bakımından, bu inkarın Ona da sirayet etmesi ihtimali vardir ki, çok büyük dalalet ve hatadır. Bu gibi düşüncelerden Allah’a (c.c.) sığınırız.

1 Acluni, Keşfu’l-Hafa, c.1, s.85
2 Mecmuatü’l-Cevahir
mustafahayrier isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 30.10.2007, 16:19

 
Üyelik tarihi: 06.03.2007
Mesajlar: 487
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız HUDAYFA
Mesajı göster
Kurana sünnete aykırı itikatlardan sadece biri !!

Diriyken tasarruf hakkı olmayanlar ölüyken nasıl (var) devam edecekmiş ?
vehhabi zihniyetli biri daha çıktı

14 asırdan beri ehli sünnet alimlerinden hiçbiri inkar etmediği halde onlar ahmaktıda sen mi akıllı çıktın
atalay442 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 30.10.2007, 16:21

 
Fazılbey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.04.2007
Mesajlar: 381
Teşekkür etti: 2
5 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Bu hususta "Mefahim" adlı eser takdire şayan...

Muhammed bin el ALevi el maliki el Haseni müellifi.


Birkaç satır : "Ruhların tesirini inkar eden bu insanlar, meleklerin ve cinlerin yapabildikleri insanüstü tasarruflar hakkında ne düşünüyorlar acaba ?"

...

"Ruhların kendi kabirlerini ziyaret eden ve onlardan yardım isteyen ( istigase) kimselere karşı yapabilecekleri yardım sadece,onlara dua etmektir.Bu dua da aynene salih bir nsanın bir başkasına yaptığı dua,bir kardeşin bir kardeşe yaptığı dua gibi kabul edilmelidir."

Müellife rahmet...
Fazılbey isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 31.10.2007, 08:35

 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 768
Teşekkür etti: 12
207 Teşekkür 111 Mesaja aldı
Bu konuyla alakalı bazı vesikaları derlemiştim:

http://muratyazici.blogspot.com/2007/06/ibni-kayymn-vehhabileri-yalanlayan.html

http://muratyazici.blogspot.com/2007/06/ibni-kesirin-vehhabileri-tekzip-eden.html

http://muratyazici.blogspot.com/2007/06/imam-zehebden-vehhableri-reddeden.html

http://muratyazici.blogspot.com/2007/06/ibni-teymiyyeden-vehhabileri-tekzip.html

İbni Kayyım'ın şu yazısı dikkat çekiyor:

İbn Kayyim el-Cevziyye, Kitabu’r-ruh, İz Yayıncılık: 140-141:

Bedenin esaretinden, ilgisinden, meşguliyyetinden kurtulan ruhun tasarrufu, kuvveti, nüfuzu, himmeti .. bedenin ilgi ve meşguliyyetleri altında ezilmiş, esir ruhtan çok daha ileri seviyededir. Hakikatte ruh; yüce, temiz, büyük ve yüksek himmetli bir ruh olduğu halde, bedene mahbus iken böyle oluyorsa acaba bedenden ayrıldıktan sonra nasıl olabilir? O halde ruh, bedenden ayrılınca ayrı bir hale, ayrı bir fiile dönüşür. Bedenden ayrılan ruhların, rüyalarda bedene tekrar dönerek bir kişinin, iki kişinin yahut çok az sayıda insanın oldukça kalabalık bir topluluğu hezimete uğratmasıyla ilgili insanların gördükleri rüyalar, tevatür derecesinde çoktur. Resûlullah'ın “sallallahü aleyhi ve sellem” ve Ebû Bekr ve Ömer'in “radıyallahü anhümâ” ruhlarının, mü'minlerin sayısının azlığı ve güçsüzlüklerine rağmen, kendilerinden sayıları ve hazırlıkları çok olan küfür ve zulüm ordusunu yendikleri, nice rüyalarda görülmüştür.
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 01.11.2007, 18:55

 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 768
Teşekkür etti: 12
207 Teşekkür 111 Mesaja aldı
"Kabirdekilerden yardım istemek" ile alakalı bazı sahih rivayetler:

Abdülhak-ı Dehlevî, (Cezb-ül-kulûb) kitâbında buyuruyor ki: (İbni Ebî Şeybe haber verdi: Hazret-i Ömer zamânında Medînede kaht oldu. Bir kimse, Kabr-i Nebevîye gelip, yâ Resûlallah! Ümmetin için yağmur düâsı yap! Helâk olacağız dedi. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” rü’yâsında görünüp, Ömere git! Yağmur geleceğini müjdele buyurdu. İbni Cevzî diyor ki, Medînede kaht oldu. Hazret-i Âişeye gelip, yalvardılar. Resûlullahın türbesinin tavanını deliniz buyurdu. Öyle yapdılar. Çok yağmur yağdı. Kabr-i şerîf ıslandı).

Şimdi bu haberler hakkında ilave bilgi verelim.

Sünen-i Darimi, 15. Bab, No: 94. (Madve Yayınları, c.1, s. 198):

93. Bize Ebu'n-Nu'mân rivayet edip (dedi ki) bize Sa'îd b. Zeyd rivayet edip (dedi ki) bize Amr b. Mâlik en-Nukri rivayet edip (dedi ki) bize Ebu'l-Cevzâ' Evs b. Abdillah rivayet edip şöyle dedi: Medinelilere çok şiddetli bir kuraklık isabet etmişti de Aişe'ye dert yanmışlardı. Bunun üzerine o şöyle demişti: "Hz. Peygamber'in -sallallahu aleyhi ve sellem- kabrine bakın ve ondan göğe (doğru) bir delik açın. Öyle ki onunla gök arasında hiçbir tavan kalmasın!" (Râvi) dedi ki, onlar bu (söyleneni) yaptılar. Bunun sonucu öyle bir yağmur yağdı ki nihayet otlar bitti, develer etlenip yağlandılar. Hatta iç yağından (çatlayıp) yarıldılar. Bundan dolayı (bu yıla) "yarık yılı" adı verildi.

Diğer rivayete geçelim:

İbni Ebî Şeybe haber verdi: Hazret-i Ömer zamânında Medînede kaht oldu. Bir kimse, Kabr-i Nebevîye gelip, yâ Resûlallah! Ümmetin için yağmur düâsı yap! Helâk olacağız dedi. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” rü’yâsında görünüp, Ömere git! Yağmur geleceğini müjdele buyurdu. ...

Bu rivayet hakkında daha fazla malumat için şu siteye bakılabilir:

http://hadithproofsfortawassul.blogspot.com/2005/11/narration-of-malik-al-dar.html

İngilizce metinde şu alimler ve kitapları zikredilmiş:


Musannaf (12/31-32) of ibn Abi Shayba (d. 235 AH)
Imam al-Bayhaqi's Dala'il al-Nubuwwa (7/47)
al-Irshad fi Ma'rifa Ulama al-Hadith of Hafiz al-Khalili
Ibn Kathir in al Bidaya wal Nihaya (7/106)
Hafiz Ibn Hajar al-Asqalani in al-Isaba fi Tamyiz al-Sahaba (3/484)
Hafiz ibn Hajar in Fath al Bari (2/495)
Imam ibn Abdal Barr in al-Isti’ab (2/464)

Yazının sonunda da şu yorum var:

"Note: All of these Imams narrated it and not one of them weakened it let alone said it leads to Shirk as some of the innovators of this age claimed! In fact Imam ibn Hajar and Imam ibn Kathir explicitly declared its Isnad to be Sahih. Ibn Kathir in his recently published: Jami al-Masanid (1/223) - Musnad Umar - declared it as: "Isnaduhu Jayyid Qawi: ITS CHAIN OF TRANSMISSION IS GOOD AND STRONG!" Let the pseudo-Salafiyya take note - that this is the ruling of ibn Kathir in 2 places, and he was associated with Ibn Taymiyya."

Yaklaşık tercümesi:

Not: Bütün bu imamlar bunu rivayet etmişler ve bir tanesi bile onu zayıflatmamıştır; hele zamanımızdaki bid'atçıların iddia ettiği gibi şirk olduğunu hiç biri söylememiştir. Aslında, İbni Hacer [Askalani] ve İbni Kesir onun isnadının sahih olduğu açıkca ifade etmişlerdir. İbni Kesir yakın zamanda basılan kitabında (Camiül Mesanid (1/223)), "isnaduhu ceyyid kavi" = rivayet zinciri iyi ve kuvvetlidir, demiştir. Selefiler not edin: Bu İbni Kesir'in iki ayrı yerdeki hükmüdür; o İbni Kesir ki İbni Teymiyye'nin çevresindendir.

Buradaki açıklamaya göre bütün bu alimler (bilhassa İbni Hacer-i Askalani ve İbni Kesir) bu rivayetin sahih olduğunu bildirmişlerdir. Ayrıca İbni Hacer-i Mekki (Heytemi) hazretleri de bu hadisi şöyle yazmıştır:

"...Bundan başka, Resûlullah ile tevessül istigâse etmek demek, Onun düâ etmesini istemek demekdir. Çünki O, kabrinde diridir, istiyenin istediğini anlar. Sahîh haberde bildirildi ki: (Emîr-ül-mü’minîn Ömer “radıyallahü anh” zamânında kaht [kıtlık] oldu. Eshâb-ı kirâmdan birisi, Resûlullahın kabri yanına gelip, yâ Resûlallah! Ümmetine yağmur yağması için düâ eyle! Ümmetin helâk olmak üzeredir, dedi. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, buna rü’yâda görünüp yağmur yağacağını haber verdi. Öyle de oldu. Rü’yâda ayrıca (Ömere git, Selâm söyle! Yağmur yağacağını müjdele. Keys ile hareket etmesini söyle!) de buyurdu. Keys, yumuşak davranmakdır. Ömer “radıyallahü anh” sert idi. Dînin emrlerini yerine getirmekde şiddet gösterirdi. Bu kimse, Halîfenin yanına geldi. Olanı anlatdı. Halîfe dinledi ve ağladı. Bir habere göre rü’yâyı gören, Eshâbdan Bilâl bin Hâris Müzenî idi. Burada, rü’yâyı değil, Sahâbînin, Resûlullahın kabrine gelerek tevessül etmiş olduğunu bildirmek istiyoruz. Görülüyor ki, Resûlullahdan, hayâtda iken olduğu gibi vefâtından sonra da, dileklerin hâsıl olmaları için düâ buyurması istenilir. Onun düâ ve şefâ’at etmesi ile dilekler hâsıl olduğu gibi, hayâta gelmeden önce ve hayâtda iken ve vefâtından sonra, Onu vesîle ederek yapılan düâ ve tevessüller de kabûl olmakdadırlar." (İbni Hacer-i Mekki; Cevher-ul-Munzam)

İbni Teymiyye de "İktiza" kitabında şöyle yazmaktadır:

Kuraklık olduğu zaman, birisi Peygamberimizin (aleyhisselam) kabrine geldi ve kuraklık hakkında şikayet etti. Daha sonra [rüyasında] Peygamberimizi gördü. Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) "Ömer'e git ve İstiska namazı kılmasını söyle" buyurdu. Buna benzeyen birçok doğru rivayet mevcuttur.

Kaynak: İktizâu's-Sirati'l-Müstakim, s. 373; Ayrıca İmam-ı Buhari bundan Tarih el-Kebir kitabında, Malik el-Dar'ın hal tercümesinde bahsetmiştir.

İbni Teymiyye'nin talebelerinden İmam-ı Zehebi'nin şu yazısını da hatırlayalım:

İmam et-Tebarânî ile –kendisi gibi Hadis imamı olan– Ebû Bekr b. Mukrî ve Ebu'ş-Şeyh, Medine'de bulundukları zamanlardan birinde, açlık içinde geçen birkaç günün sonunda Ebû Bekr b. Mukrî, "kabr-i saadet"e giderek, "Ey Ellah'ın Resulü! Açlık bizi perişan etti!" diye serzenişte bulunur. Medine'de oturanlardan birisi aynı günün akşamı kapılarını çalar ve "Bizi Hz. Peygamber (s.a.v)'e şikâyet etmişsiniz. Rüyama geldi ve size yardım etmemi emir buyurdu" diyerek elindeki yiyecek dolu sepeti kendilerine verir.

Kaynak: ez-Zehebî, Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ, XVI, 400-1.
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 12.11.2007, 20:10

 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 768
Teşekkür etti: 12
207 Teşekkür 111 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız HUDAYFA
Mesajı göster

Hz. Ömer’in Sözünün Anlamı :
Biz peygamber (s.a.v.) den bizim için dua etmesini , böylece onun duasıyla Allah’a yakın olmayı kastediyorduk. Şimdiyse O , Allah’ın rahmetine kavuştuğundan dolayı bizim için dua edemez. Bu nedenle bizim için dua etmesini amcasından istiyoruz .

Burada da gördüğümüz gibi Hz. Ömer (r.a.), Peygamberin kabrine gidip aracıl yapmıyor , HAYATTA olan peygamberin amcası hz Abbas ile BERABER ALLAHA dua ediyorlar
Kime ait olduğu belli olmayan bu yorum bu forumda daha evvel en az iki kere yayınlandı ve ben de cevaplamışdım. Yukarıda verdiğim deliller bu yorumu çürütmektedir.

Hâfız Allâme İbni Hacer-i Mekki (Heytemi) diyor ki:

"...Bundan başka, Resûlullah ile tevessül istigâse etmek demek, Onun düâ etmesini istemek demekdir. Çünki O, kabrinde diridir, istiyenin istediğini anlar. Sahîh haberde bildirildi ki: (Emîr-ül-mü’minîn Ömer “radıyallahü anh” zamânında kaht [kıtlık] oldu. Eshâb-ı kirâmdan birisi, Resûlullahın kabri yanına gelip, yâ Resûlallah! Ümmetine yağmur yağması için düâ eyle! Ümmetin helâk olmak üzeredir, dedi. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, buna rü’yâda görünüp yağmur yağacağını haber verdi. Öyle de oldu. Rü’yâda ayrıca (Ömere git, Selâm söyle! Yağmur yağacağını müjdele. Keys ile hareket etmesini söyle!) de buyurdu. Keys, yumuşak davranmakdır. Ömer “radıyallahü anh” sert idi. Dînin emrlerini yerine getirmekde şiddet gösterirdi. Bu kimse, Halîfenin yanına geldi. Olanı anlatdı. Halîfe dinledi ve ağladı. Bir habere göre rü’yâyı gören, Eshâbdan Bilâl bin Hâris Müzenî idi. Burada, rü’yâyı değil, Sahâbînin, Resûlullahın kabrine gelerek tevessül etmiş olduğunu bildirmek istiyoruz. Görülüyor ki, Resûlullahdan, hayâtda iken olduğu gibi vefâtından sonra da, dileklerin hâsıl olmaları için düâ buyurması istenilir. Onun düâ ve şefâ’at etmesi ile dilekler hâsıl olduğu gibi, hayâta gelmeden önce ve hayâtda iken ve vefâtından sonra, Onu vesîle ederek yapılan düâ ve tevessüller de kabûl olmakdadırlar." (İbni Hacer-i Mekki; Cevher-ul-Munzam)

Bu rivayetin sahih olduğunu birçok alim bildirmiştir (İbni Hacer-i Mekki, İbni Hacer-i Askalani, İmam-ı Beyheki, İbni Abdilberr, İbn Ebi Şeybe, İbni Kesir vd.).

Nitekim, İbni Teymiyye bile şöyle yazmıştır:

Kuraklık olduğu zaman, birisi Peygamberimizin (aleyhisselam) kabrine geldi ve kuraklık hakkında şikayet etti. Daha sonra Peygamberimizi gördü. Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) "Ömer'e git ve İstiska namazı kılmasını söyle" buyurdu. Buna benzeyen birçok doğru rivayet mevcuttur.

Kaynak: İktizâu's-Sirati'l-Müstakim, s. 373; Ayrıca İmam-ı Buhari bundan Tarih el-Kebir kitabında, Malik el-Dar'ın hal tercümesinde bahsetmiştir.

Yukarıda naklettiğim sözlerinden sonra (aynı sayfada) İbni Teymiyye diyor ki:

Bazı insanlar Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) kabrine gelerek Peygamberimizden birşeyler istedi ve istekleri yerine geldi. Bunun gibi, salih zatlar da insanlara yardım edebilir. Biz bunu inkar etmiyoruz.

İktizâu's-Sirati'l-Müstakim, s. 373.
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 14.11.2007, 09:18

 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 768
Teşekkür etti: 12
207 Teşekkür 111 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız HUDAYFA
Mesajı göster
Aktardığınn hadis değil bir menkıbedir.
Hadis alimlerinin "hadis" dedikleri zaman ne kasdettiklerini iyi anlamak lazım.

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız HUDAYFA
Mesajı göster
kaldı ki hadisleri bile insanlara kabullendirmekte zorlanıyorken ,
İnsanların kabul etmemesi veya kolay/zor kabul etmesi ölçü değildir.

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız HUDAYFA
Mesajı göster
Rasulullahın vafatındna sonraki olduğu iddia edilen bir olay delil olmaz.
Meşhur, muhakkik ve muhaddis alimlerin sözlerini naklettik. Alimlerimiz "delil olur" diyorsa, olur.

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız HUDAYFA
Mesajı göster
Üstelik kabire gelib yardım isteyenin kim olduğunu bile söyleyemiyorsunuz !!!
Böyle şüpheli ve şaibeli menkıbelerle itikat belirlenmez !!
Rivayet süpheli ve şaibeli değildir. Bütün alimler sahihlemiştir.

İbni Teymiyye bile diyor ki:

"Ben şahsen bu türde birçok olay biliyorum." (İktizâu's-Sirati'l-Müstakim)

Kaldı ki, Peygamberlerle (aleyhimüsselam) ve salih zatlarla hem hayatlarında hem de vefatlarından sonra tevessülün caiz olduğunu gösteren çok sayıda rivayet mevcuttur. Anlatılmak istenen de zaten budur.

Şu rivayetleri de dikkatle düşünmek faydalı olacaktır:

İçlerinde eş-Şâmil isimli eserin müellifi Şeyh Ebu Nasr îbn es-Sabbâğ'ın bulunduğu bir grup âlim Utbâ'dan şu meşhur hikâyeyi naklederler ; Utbâ şöyle anlatmıştır : Hz. Peygamber (s.a.) in kabri yanında oturuyordum. Bir bedevî gelerek: Selâm sana ey Allah'ın Rasûlü, AllahüTeâlâ'nın : «Onlar kendilerine yazık ettikleri zaman, sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler ve peygamberleri de onlara mağfiret dileseydi elbette Allah'ı Tevvâb ve Rahîm olarak bulacaklardı.» buyurduğunu işittim. İşte günâhlarımdan mağfiret dileyerek ve Rabbıma benim hakkımda şefaatte bulunmanı isteyerek sana geldim, dedi ve şu şiiri söyledi:

«Ey yeryüzündeki efendilerin en hayırlısı ve en büyüğü; onların güzel kokularıyla yeryüzünün alçak ve yüksek yerleri hep güzelleşmiştir.
Senin bulunduğun kabre benim nefsim feda olsun. Orada iffet, orada cömertlik ve şeref vardır.»

Sonra Bedevi ayrılıp gitti ve bana bir uyku hali geldi. Rü'yâmda Hz. Peygamberi (s.a.) gördüm. Şöyle buyurdular: Ey Utbâ, Bedevi'ye var ve Allah'ın kendisini bağışladığını ona müjdele. (*)

İbni Kesir, Nisa/64 tefsiri.

(*) Not: İbni Kesir'in Nisa/64 tefsirinde naklettiği rivayet başka kaynaklarda da mevcuttur. Mesela, Recep Yıldız şunları yazmış:

Huzur-u Nebi’de el-Utbi’nin tanık olup naklettiği şu manzaraya muvafık nice haller var... el- Utbi naklediyor: Kabr-i Şerif’in yanında oturuyordum, bir bedevi geldi, kabre yönelip “Es-selamu aleyke ya Resulallah! İşittim ki Allah Teala şöyle diyor: ‘Eğer müminler kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlanmasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.’[30] ben de huzuruna, günahına istiğfar eden, Rabbine karşı, şefaatini bekleyen bir halde geldim.” diye yalvarır. Samimi duygularla Allah Resülü’nden (sallallahu aleyhi vesellem) şefaat talebinde bulunan bedevi şöyle bir şiir inşad eder:Ey kemikleri bu vadiye defnedilenlerin en hayırlısı olan Resul!Kemiklerinin kokusundan ova ve tepeler güzel olmuştur.İçinde bulunduğun kabre canım fedadır.İffet, cûd ve kerem o kabrin içinde metfundur. Bedevinin haline tanıklık eden el-Utbi hemen orada uykuya dalar. Rüyada Allah Resulü’nü (sallallahu aleyhi ve sellem) görür. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyururlar ki; “Utbi! Bedeviye yetiş ve ona, Allah’ın kendisini affettiğini müjdele.”[31]

[30] Nisa(5): 64. [31] İbn Kudame, el-Muğni, Beyrut, 1994, III, 394.

Kaynak: Recep Yıldız, Harameyn Notları, İnkişaf Dergisi, No: 7.

Prof. Dr. Zekeriya Güler ise İmam-ı Nevevî'nin sözlerini şöyle nakletmiş:

Nevevî (v. 676/1277), “Ziyaretçi kerem sahibi olan kabre/ravza-i mutahhereye gelir; sırtını kıbleye, yüzünü de kabrin duvarına çevirir... Kendisi hakkında Peygamber (s.a.) ile tevessülde bulunur ve onunla Allah Teâlâ’dan istişfâ’ eder” dedikten sonra şunu kaydetmektedir: “Bu konuda Mâverdî, el-Kâdî Ebu’t-Tayyib ve diğer ashabımızın müstahsen görerek el-Utbî’den naklettikleri en güzel söz şudur: “Ey şu kutlu toprakta yatanların en hayırlısı! Bu kabrin varlığından dolayı, yeryüzünün tüm dağları ve ovaları ne kadar da hoştur. (Peygamberim!) Senin sâkini bulunduğun bir kabre canım feda olsun! İffet ve nezâhet, kerem ve sehâvet hep bu kabrin içindedir”.

Kaynak: Prof. Dr. Zekeriya Güler (Selçuk Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi), Vesîle ve Tevessül Hadislerinin Kaynak Değeri (Tahric ve Değerlendirme), İlam Araştırma Dergisi, c. II, sy. 1, Ocak-Haziran 1997.

İmam-ı Kurtubi'nin tefsirindeki şu rivayet de konuyla alakalıdır:

Ebû Sadık, Hz. Ali'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: Rasûlullah'u (sallallahü aleyhi ve sellem) defnettiğimizden üç gün sonra bir bedevi Arap yanımıza çıkıp geldi. Kendisini Rasûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) kabri üzerine attı. Toprağından başının üzerine saçmaya koyuldu. Şöyle dedi: Ey Allah'ın Rasûlü, sen söyledin biz de senin söylediğini dinledik. Sen Allah'tan belledin biz de senden belledik. Allah'ın sana indirdiği buyruklar arasında da: ''Şayet kendilerine zulmettiklerinde..." âyeti de vardır. Ben kendime zulmettim. İşte sana, bana mağfiret dilemen için gelmiş bulunuyorum. Kabirden ona: Sana mağfiret olundu, diye seslenildi.


Kaynak: Kurtubi Tefsiri, Nisa/64.



Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 20.11.2007, 21:34
Forever

 
Muttaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.03.2005
Yaş: 26
Mesajlar: 7.209
Teşekkür etti: 865
856 Teşekkür 543 Mesaja aldı
zaten bu binladincilerin %99 u vahhabi zihniyeti.. hainler sizi
__________________
Bir Çiçekle Yaz Gelmez Ama, Her Yaz Bir Çiçekle Başlar
Muttaki isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 23.11.2007, 01:28

 
fatih uğuş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2006
Mesajlar: 150
Teşekkür etti: 0
7 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Mustafa kardeş Allah razı olsun eline koluna sağlık,kimseyi hidayete erdiremeyiz vazifemiz anlatmak hidayet Allah tan,Boş konuşmalara tartışmalara girip günaha girmelerine vesile olmayalım .Allah'a emanet olun
__________________
Ehl-i aşkın derdinin dermanı vuslattır BEĞİM
Sen benim derdime derman olamazsın ey HEKİM
fatih uğuş isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 23.11.2007, 07:13

 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 768
Teşekkür etti: 12
207 Teşekkür 111 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız HUDAYFA
Mesajı göster
Kabirden seslenen kim ?
Okuma-yazma biliyor muyuz?

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız HUDAYFA
Mesajı göster
KÖR TAKLİDİNİ BIRAK !!!!
Peygamberimize (aleyhisselam) ve Eshab-ı kirama (aleyhimürrıdvan) ve İslam alimlerine tabi' olmak "kör taklid" değildir. Ta'zim edilmesi gerekeni tahkir etmek küfre yol açar.

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız HUDAYFA
Mesajı göster
EY MURAT YAZICI VE SAZ ARKADAŞLARI


BURAYA KOYDUĞUN YAZIYI SORUYORUM !!! NEREYE KAÇTINIZ ?
Ciddiye alınabilecek bir bilgi ve görüş ortaya koyarsan, bakarız. Şu ana kadar "artalan gürültüsü"nden öteye gitmedin.
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 24.11.2007, 21:48

 
bedir313 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 2
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Ehl-i Sünnet vel Cemâatin ittifâkıyla enbiyâyı, evliyâyı vesîle edinmek, şeyhleri vâsıta etmek câizdir, meşhûrdur, emredilmiştir. Bunu inkâr eden Necdî olan Muhammed bin Abdilvehhâbın mezhebine girmiş, ehl-i sünnet vel cemâatin bütün mezhebinden çıkmıştır!
bedir313 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 30.11.2007, 19:13

 
hayalEt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.233
Teşekkür etti: 15
75 Teşekkür 54 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız HUDAYFA
Mesajı göster
Ey Murat yazıcı ; Yukariki yazıyı delil diye koyan sensin . Şimdi sana koyduğun yazıdan soruyorum :

Kabirden seslenen kim ?
Kim acaba bende merak ettim...

Fazla merak iyi değil ama...
hayalEt isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 01.12.2007, 13:56

 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 768
Teşekkür etti: 12
207 Teşekkür 111 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız HUDAYFA
Mesajı göster
Allah'ın sana indirdiği buyruklar arasında da: ''Şayet kendilerine zulmettiklerinde..." âyeti de vardır. Ben kendime zulmettim. İşte sana, bana mağfiret dilemen için gelmiş bulunuyorum. Kabirden ona: Sana mağfiret olundu, diye seslenildi.


Ey Murat yazıcı ; Yukariki yazıyı delil diye koyan sensin . Şimdi sana koyduğun yazıdan soruyorum :

Kabirden seslenen kim ?
Sen okuduğunu anlamıyorsan ben ne yapayım?

İbni Kesir'den yaptığım nakli görmedin mi?

Naklettiğim diğer rivayetleri okumadın mı?

İbni Teymiyye İktizâ-üs-Sırât-il-müstakîm isimli kitabında şu rivayeti de yazmaktadır:

Hicretin altmışbirinci senesinde Harre olayında Yezîdin adamları Medîne-i münevverede işkence yapdıkları gün, Saîd bin Müseyyib diyor ki, Mescid-i nebîde ezan okunamaz, namaz kılınamaz olunca, Hucre-i nebeviyye'den ezan ve ikâmet sesi işitildi.

İbni Teymiyye'nin de doğruladığı bu rivayet şurada bulunabilir: Sünen-i Darimi, 15. Bab, No: 94. (Madve Yayınları, c.1, s. 198)

Şimdi sen belki şöyle sorarsın:

"Ey İbni Teymiyye! Kabirden seslenen [ezan ve ikamet okuyan] okuyan kim?"
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 01.12.2007, 14:30

 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 768
Teşekkür etti: 12
207 Teşekkür 111 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız mustafahayrier
Mesajı göster
Hatta şu da bir gerçektir ki, vefat eden kişinin ruhu cesed kafesinden kurtulduğu için çok daha müessir ve süratli olmaktadır. Hanefi İmamlarından İbni K