
İhlas:
“De ki, Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde yüzlerinizi ona (Kıbleye) doğrultun ve dini yalnız Allah’a has kılarak O’na yalvarın. İlkin sizi yarattığı için yine ona döneceksiniz.” (Araf.29) Ayetinde Hz. Muhammed’e hitaben, Rabbinin kendisine adaleti emrettiği vurgulandıktan sonra bütün insanlara, her mescidde yüzlerini sadece Allah’a doğrultmaları, yalnız O’na tapmaları ve dini yalnız Allah’a halis kılarak O’na dua etmeleri emredilmekte ve Allah’ın, insanları ilk kez yarattığı gibi, yeniden kendisine avdet edecekleri belirtilmektedir. Dini halis yapmak, şirk bulaşıklarından temizlenmek, sadece Allah’a kulluk etmek olan ihlasın özü, Allah’dan başka her şeyden uzak durmaktır.
İhlas, tevhid inancının özüdür...
Bundan dolayı Allah’ın birliğini en güzel özlü biçimde anlatan “Deki
Allah birdir.” süresine ihlas adı verilmiştir.
Muhammed Ali et Tahaneviye; İhlas, ibadette riya duygusu karıştırmamalıdır.Terim olarak ihlas,temizliğini bozacak düşüncelerden uzak tutmaktır. Bu maddeye, yabanci bir şey karışırsa onun saflığını bozar. İşte herhangi bir şeyin, yabanci maddelerden temiz olması durumuna halis, bu eylemde de ihlas denir
. "Kuşkusuz sizin için hayvanlarda da büyük ibret vardır. Zira size,onlardan karınlardaki işkembe ile kan arasında (gelen)içenlerin boğazında kolay geçen halis bir süt içiriyoruz.”(Nahl ayet 66.) ayetinde duru sütün işkembe ile kandan ari olduğu anlatılmiştir.
İmamı Kuşeyri; ihlas,ibadeti başka bir amacla değil, sırf Allah’a yaklaşmak, halkın övgü ve takdirini kazanmak gibi herhangi bir amacla değil, yalnız
Allah için ibadet yapmaktır)(yahut ihlas, kişileri düşünmekten korumaktır. İhlas bu biçiminde de tanımlana bilir.
İhlas Sahibini Gerçek Takvaya Götürür.
Yüce
Allah "
Kendilerine dini yalnız Allah’a halıs kılıp onu birleyerek Allah’a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmiştir.”(Beyine: 5)
Zumer süresinin 14 nci ayetinde
“Deki Ben dinimde ihlas ile ancak Allah’a ibadet ederim” vugulamıştır.
Peygamber (s.a.v.)’e kendisini göstermek, kahramanlık ve yiğitlik için savaşan adamın durumu sorulmuş “Bu adamın çarpışması
Allah yolunda sayılır mı? denilmiş. Kim
Allah ın kelimesi yüce olsun diye çarpışırsa O,
Allah yolundadır.” buyurmuştur. (Buhari,) Yine Hz. Peygamber
“Ameller niyetlere göredir.” buyurmuştur. (Buhari.) Bir başka hadislerinde Resülüllah (S.a.v.)(
Allah sizin süretlerinize ve mallarınıza bakmaz. Fakat sizin kalbinize ve niyetinize bakar.) buyurmuşlardır. (Müslüm, İbni maceh,İmam Hambel,)
Bu ayetler ve hadisler insanların içinde bulunan tavhid inancı açıklanmaktadır. İnsanın başı darda kaldığı,
Allah dan başka sığına bileceği kimse olmadığı zaman sadece
Allah a yalvarması, tapılacak, insanini darlıktan kurtara bilecek, dar zamanlarında yetişecek olan tek Allah’ın olduğu anlatılmaktadır. Nitekim
Allah a ortak koşan insanların bindikleri gemi,bir tehlike ile kerşı karşiya kalınca,daha önce yalvarmakta oldukları tanrılara değil,dini yalnız
Allah a halıs kılmak,sadece ona yönelerek
Allah(c.c.)a yalvarır. Ama
Allah (c.c.)onları 0 sıkıntıdan kurtarıp karaya ulaştırınca,Allah ın o lutfunu unutur,yine eski hallerine döner,çeşitli günahlar yapmaya,ve çeşitli tanrilara tapmağa başlarlar...
DEVAMI İÇİN FEYZ DERGİSİ 197. SAYISINDA BULUŞALIM...