İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 13.12.2007, 12:07

 
Üyelik tarihi: 06.08.2006
Mesajlar: 71
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
meşru ve bid'at tevessül çeşitleri

Hamd, Alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salâtu Selâm Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın, Ehlinin, Sahabesinin ve de kıyamete kadar onları dost edinen herkesin üzerine olsun.
Ehli Sünnet Ve’l Cemaat alimlerinin çoğunluğu tevessülün meşruluğunda birleşmişler ve bu konuda ayetleri ve sahih hadisleri delil edinmişlerdir. Ancak tevessül kavramı bazı müslümanların zihninde kitap, sünnet ve bu ümmetin salih selefinin sunduğu biçimden farklı bir anlayışa bürünmüştür. Bu kimseler, tevessülü İslamın ruhu ve Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun medoduyla çelişir bir tarzda algılayarak zayıf ve mevzu hadisleri kendilerine delil edinmişler, dahası tevessül konusaıda gelen ayetleri yanlış anlayışlarıyla uyaşacak biçimde tevil etmişlerdir.
Oysa bu kimseler, sahabe ve Tabiun’un bu kavramı nasıl anladıklarına bir bakmalıydılar. Zira bu ümmetin selefi olarak bilinen ilk dönem müslümanları, ayetleri ve hadisleri anlamada insanların anlayış olarak en üstün, doğruluk açısından en güvenilir olanlarıdır. Onlar Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun şu tanıklığıyla bu ümmetin en hayırlılarıdırlar.
“İnsanların en hayırlısı çağımdakilerdir. Sonra onları izleyen çağdakiler, sonra bunların peşinden gelenler...”
Allah’a ve ahiret gününe iman eden her müslüman, şeytanın amelinden olan hevâya ve şüphelere tabi olmayı bırakmalı, selef-i salih’in gittiği yola tabi olmalıdır. Bu noktadan hareketle bid’at ve heva ehlinin diline doladığı bu konuya gücümüz yettiğince ve bu birkaç satırın elverdiği ölçüde açıklama getirmeyi hedefledik. Yardım Allah’tandır.

• Tevessülün Tanımı:

Vesile, sözlük anlamıyla, kendisiyle başkasına yaklaşılandır. Talebedilene yakın olmak ve ona arzuyla varmak anlamına da gelir. Diğer bir anlamı da sultanın katındaki mevki, yakınlık derecesidir.
“Şer’i istılahta ise, Allah katında yüksek bir derece elde etmek, bir fayda sağlamak veya bir zararı savmak suretiyle ihtiyaç gidermek veya dünya ve ahirette arzulanan birşeyi elde etmek için Allah’a ve Rasûlü’ne taatte bulunup salih amel işlemek suretiyle Allah’a yakın olmaktır. Allah’a tevessülde bulunmak ancak onun çizdiği sınırlar içerisinde mümkündür.
Vesile, üç esasa dayanır.
a) Kendisine tevessülde bulunulan. Bu Lütuf ve Kerem sahibi Allah’dır.
b) Tevessülde bulunan. İhtiyacının giderilmesini arzulayan kuldur.
c) Kendisiyle tevessülde bulunulan. Bu da, kendisiyle Allah’a yaklaşılan salih ameldir.

• Tevessülün Fayda Sağlaması, İhtiyacın Giderilmesi İçin Gözetilmesi Gereken Şartlar:

a) Tevessülde bulunan kul salih bir mü’min olmalı, ameliyle Allah’ın vechini gözetmelidir.
b) Kendisiyle tevessülde bulunulan amel, Allah’a yakınlığı elde etmeleri için, O’nun kullarına şeriat kıldığı amellerden olmalıdır.
c) Yapılan amel meşru olmalı, Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun sünnetine uygun düşmelidir. Bu amel ona birşey ekleyerek ya da ondan birşeyi eksilterek, yahut yapılması şeriatle sabit olan zaman ve yerini değiştirerek yapılmamalıdır.
Görüldüğü üzere, nasıl ki mümin olmayanların ameli Allah’a yakınlık vesilesi olmaz ise, bid’at amellerle de O’na tevessülde bulunulmaz.

Tevessül Çeşitleri

1) Meşru Tevessül
2) Bid’at Tevessül

1) Meşru Tevessül Ve Çeşitleri:

Meşru tevessül; söz, fiil veya inanç olarak Allah’ın sevip hoşnut olduğu vacip veya müstehap amellerle Allah’a yakın olmaktır. Çeşitleri şunlardır:

a) Güzel İsimleri ve Yüce Sıfatlarıyla Allah’a Tevessül:

Bunlarla tevessül en hayırlı tevessül çeşitlerinden olup, onların en yücesi ve en faydalısıdır. Bu tevessül türüne delil olarak şu ayeti verebiliriz.
“Güzel isimler Allah’ındır. Onlarla Allah’a duada bulunun” (A’raf, 7/180)
Ayetten de anlaşılacağı gibi Allah’a isimlerinden veya sıfatlarından biriyle tevessülde bulunmak Allah’ın sevip hoşnut olduğu amellerdendir. Bu nedenle Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem bu tevessül türü ile tevessülde bulunmuştur. Bize düşen de Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun ashabının ve tabiûn’un dua ettiği gibi duada bulunmak, Allah’a yaklaşmaya, yakın olmaya çalışırken onları kendimize örnek almaktır.

b) Salih Amelle Tevessül:

Bir müslümanın “Allahım! Sana olan imanım, Rasûlü’ne duyduğum sevgi ve inançla beni rahata erdirmeni senden dilerim” demesi bu türdendir. Kulun; namaz, oruç, cihad, Kur’an tilaveti, zikir, istiğfar, hayır işleyip haramdan sakınmak gibi salih amellerle Allah’a yakınlık aramasıdır. Buna delil olarak: “Derler ki -Rabbimiz! İman ettik. Günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru...” (Âli-İmrân, 3/16) ayetini verebiliriz. Sünnetten getirilecek delil ise mağara ashabının kıssasıdır. Bu kıssada geçmiş ümmetlerden üç kişi kötü hava koşullarında bir mağaraya sığınırlar. Derken bir kaya düşerek mağaranın girişini tıkar. Onlar da yapmış oldukları salih amellerle dua edip tevessülde bulunarak Allah’tan yardım dilerler. Allah da taşı aralayarak kurtulmalarını sağlar.

c) Salih Kimselerin Dualarıyla Tevessül:

Kul dara düştüğünde kendini Allah’a karşı günahkar hissederek salih bir kimsenin duasını taleb edebilir. Ancak bu kimse itikadı düzgün, ilim ve takva sahibi bir kimse olmalıdır. Bu tevessül türüne delil olarak: “Rabbimiz! Bizi ve imanda bizi geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla!” (Haşr, 59/10) ayeti verilebilir. Ayrıca Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun: “Mü’minin, müslüman bir kimsenin gıyabında kardeşi için yapmış olduğu dua kabul edilir” (Müslim) hadisi de bu tevessül türüne delildir. Yine Enes b. Malik’ten rivayet edilen şu olay deliller cümlesindendir.
“Kıtlık zamanı Ömer Abbas b. Abdulmuttalib (r.a.) ile yağmur duasına çıkarak şöyle dua etti: -Allahım! Sana Peygamberimiz ile tevessülde bulunurduk sen de bize yağmur yağdırırdın. (Şimdi) Sana Peygamberimizin amcası ile tevessülde bulunuyoruz. Bize yağmur indir. Ravi der ki-Yağmur inmiştir.”

• Hz. Ömer’in Sözünün Anlamı:

Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem‘den bizim için dua etmesini böylece onun duasıyla Allah’a yakın olmayı kastediyorduk. Şimdiyse O, Allahın rahmetine kavuştuğundan dolayı bizim için dua edemez. Bu nedenle bizim için dua etmesini amcasından istiyoruz.
Meşru tevessülün çeşitleri bunlardır. Bunların dışındakiler herhangi bir delile dayanmamaktadır. Meşru tevessül çeşitlerinin hükümleri farklıdır. Allah’ın isimleri ve sıfatları, iman ve tevhid ile tevessülde bulunmak vacip, salih ameller ve salih kimselerin dualarıyla tevessül ise müstehaptır. Her müslümanın zorluk anında Allah’tan korkarak, O’ndan haya ederek ve sırf O’na taatte bulunmak gayesiyle meşru tevessül çeşitleriyle Allah’a tevessülde bulunması gerekir.

2) Bid’at Tevessül Ve Çeşitleri:

Allah’ın sevmediği ve hoşnut olmadığı söz, fiil ve inançlarla Allah’a yakınlık aramak bid’at tevessülün kapsamına girer. Bu tevessül çeşidi ile meşgul oluşları, bazı insanları Allah’ın göstermiş olduğu meşru tevessül şekillerinden gaflete düşürüp, onların bütün gayretlerinin boşa çıkıp hüsrana uğramalarına sebep olmuştur.
Şimdi Müslümanları uyarmak ve İslam’ın bu konudaki gerçeğini ortaya koymak üzere bid’at tevessülün bazı türlerini açıklamaya çalışalım.

a) Allah’a Bir Kimsenin Hatırı Veya Makamı-Mevkii İle Tevessül:

Bid’at tevessül türlerinden birisi Allah’tan bir kimsenin hatırı, makamı-mevkii ile istekte bulunmaktır. “Allahım! Peygamberinin veya kulun filancanın yüzüsuyu hürmetine senden isterim” demek böyledir. Böyle bir tevessül anlayışı İslam dininde yoktur. Allahu Teâlâ’nın “Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık” (Enâm: 6/38) dediği Kur’an’da, veya Ebu Hüreyre’nin “Allah Rasulu bize tuvalete girmek dahil herşeyi öğretti” diyerek kapsamını ortaya koyduğu sünnette bu tür tevessüle delil yoktur. Aynı şekilde sahabenin yaşantısında da bu türden örneklere rastlamak mümkün değildir. İslamın emrettiği, Allah’a güzel isimleri ve yüce sıfatlarıyla tevessülde bulunmaktır. Bu bid’at tevessül türünde şayet kişi Allah’ın sultanlar, krallar gibi aracılara ihtiyacı olduğu şeklinde bir inanca sahip olursa bu onu büyük şirk’e sokar. Çünkü bu yaratıcıyı yaratılana benzetmektir. Bu çok kötü bir kıyastır. Oysa Allah Subhanehu ve Teâlâ yarattıklarına kıyas edilemez. Allah’ın bir kulundan hoşnut olması için aracı gerekmez. Bir kuluna gazap ettiğinde de hiçbir aracı fayda vermez. Melek, peygamber ya da her ne olursa olsun hiçbir mahluk Allah’a kıyas edilemez. Yaratılan herşey yaratana muhtaçtır. Yaratan ise ne aracıya ne de herhangi bir yaratılmışa muhtaç değildir.
“Onlar, Allah’tan başka, kendilerine göklerde ve yerde olan rızıktan hiç bir şey veremeyen ve buna asla güçleri yetmeyen şeylere ibadet ediyorlar. İşte böylece siz de Allah’a birtakım benzerler icat etmeyin. Çünkü Allah her şeyi bilir. Halbuki siz bilmezsiniz.” (Nahl, 16/73-74)
İşte bu nedenle sahabe, vefatından sonra Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem ile tevessül etmeyi bırakıp dua etmesi için amcası Abbas’a yönelmiştir. Bu, onların Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun sağlığında “Allahım! Peygamberinin yüzüsuyu hürmetine bize yağmur indir” dediklerini, O vefat ettikten sonra ise “Rasulullah’ın amcısı Abbas’ın hürmetine” demeye başladıklarını göstermez. Bu tür bid’at duaların ne Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinde ne de Allah’ın kitabında bir yeri olmadığını iyi bildikleri için böyle bir şeye başvurmamışlardır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatından sonra, bir kimsenin hatırıyla tevessül caiz olsaydı onun hatırıyla tevessül öncelik kazanırdı. Bu tür tevessül Mekke müşriklerinin şirkiyle benzeşmektedir.
“Onlara ancak bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz” (Zümer, 39/3)
Makamı-mevkii ne olursa olsun bir yaratılmış ile herhangi bir fayda sağlamak veya bir zararı başından savmak için güç yetirir olduğuna inanarak tevessülde bulunmak büyük şirktir. Allah korusun insanı dinden çıkarır.

b) Ölmüş Evliya Ve Salihlere Seslenmek, Onlardan Yardım Dilemek, Adaklar Adamak:

Salih kimselere seslenerek, onları çağırmak, onlara adak adamak gibi fiiller Allah’ın dininden değildir. Bunlar tevhidi ortadan kaldıran, büyük şirk kapsamına giren fiillerdir. Bir kimsenin “Ey Seyyidim filan, ey şeyhim falan!... Elimden tut, şu hacetimi gider” türünden sözler sarfetmesi bu türün kapsamındandır. Ölmüş kimselere adak adamak da meşru bir tevessül türü değildir. Bir kimsenin “Ey efendim filan! Allah beni rızıklandırırsa... şu dileğim yerine gelirse... senin için şunları yapacağım, kurban keseceğim” vb. sözleri bu bağlamdadır. Bunların tümü ibadet türü olan dua ve adağı Allah’tan başkasına sarfetmektir ki İslam dini bu gibi şeylerden uzaktır.
“Ekinlerinden, hayvanlarından Allah’a pay ayırıp dediler ki -Bu Allah’ın (iddialarına göre) bu da ortak koştuklarımızındır. Ortak koştukları için olanlardan Allah’a pay düşmez. Allah için ayırdıklarından ise ortak koştuklarına da aktarırlar. Ne kadar kötü hüküm veriyorlar.” (Enâm, 6/136)
Allah’tan başkasına yönelmek, onlara duada bulunmak, onlar için türbeler yapıp içinde mum yakmak -ki günümüzde birçok cahil kimse bunları İslâm adına yapmaktadır.- ne peygamberimizin ne de Selefi Salih’in yapmadığı İslama zıt davranış biçimleridir. Çünkü onlar dua’nın sadece Allah’a edilmesi gerektiğine inanan kimselerdi. Şu ayetle emrolundukları gibi;
“Kullarım sana benden sorarlarsa bilsinler ki ben yakınım. Dua ettiğinde bana dua edene karşılık veririm. Öyleyse çağrıma karşılık versinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulurlar.” (Bakara, 2/186)
Ve Muvahhidlerin İmamı Sallallahu aleyhi vesellem de onlara şunu öğretmiştir:
“Dua, ibadettir.”
Dua ibadet iken nasıl olur da Allah’a mahsus bir ibadet biçimi O’ndan başkasına sarfedilebilir?...
“Eğer onları çağırırsanız, sizin çağırmanızı işitmezler. Faraza işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet günü de sizin (onları Allah’a) ortak koşmanızı reddederler. (Bu gerçeği) sana, herşeyden haberi olan (Allah’tan) başka hiç kimse haber veremez.” (Fatır, 35/14)
Bil ki, bu amellerin bütünü tevhidle, peygamberlerin gönderiliş amacı ile çelişmektedir. Peygamberler, Allah’tan başkasına ibadeti ortadan kaldırıp, ibadeti yalnızca bir olan Allah’a yöneltmek için gönderilmişlerdir. Yine peygamberler, Allah’ın amelleri kabulü için şu iki şartın yerine gelmesi gerektiğini beyan etmişlerdir. Bu şartlar:
1) Amelin salih olması
2) Allah’ın şeriatine uygun olmasıdır.
Allah şirkten başka herşeyi bağışlar.
“Şüphesiz Allah, şirkten başka herşeyi dilediği kimsede bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse büyük bir iftirada bulunmuştur.” (Nisa, 4/48)

c) Velilerin Ruhlarına Kurban Kesmek Ve Kabirleri Etrafında Ta’zimde Bulunmak:

Günümüzde cahillerin yaptığı işlerden bazıları, velilerin türbeleri önünde kurban kesmek, belirli zamanlarda etrafında toplanıp ta’zimde bulunmak, şifa umuduyla hastaları onlara taşımak, oralarda geceleyip ölmüş olan velilerden şefaat istemek, onlara seslenip dua talep etmek, onlardan meded ummak gibi şeylerdir. Bunların tümü Allah’ın şeriatinde bulunmayan cahiliyye işi sapıkça bid’atlerdir. Allah’a, ibadette başkalarını ortak koşmaktır. Allah, bu tür şirklerden kullarını sakındırmıştır.
“Allah’a ibadet edin. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın” (Nisa, 4/36)
“Bile bile Allah’a eşler koşmayın” (Bakara, 2/22)
Bu işleri yapanla, yapılmasına rıza gösteren hüküm açısından aynı konumdadır. Bu hüküm şirktir, iman ettikten sonra küfre sapmaktır. Allah cümlemizi bundan korusun...
Şaşırtıcı bir gerçektir ki, bu tür bid’at tevessüllere başvuran kimseler meşru tevessül çeşitlerini kullanmak yönünden pek zayıftırlar. Kur’an ve sünnet kaynaklı meşru tevessül çeşitlerini bırakıp kendi uydurdukları dualar ve bid’at tevessül çeşitleriyle Allah’a yakın olmayı ummaktadırlar. Oysa Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun ve ashabının uygulamaları bu konuda en hayırlı ve en faydalı olanıdır.
“Hayırlı olanı daha aşağısıyla mı değişiyorsunuz” (Bakara, 2/61)
İnkar edilmeleri din’de asıl olan, iftira yolu ile ona eklenmeye yeltenilen bu gibi bid’atleri ilk defa reddeden biz değiliz. Bilakis bu, Sahabe, Tabiûn ve Dört İmam ile kıyamete kadar onlara uyan kimselerin yoludur.

Müslümanların Tevessül Konusunda Yanlışa Düşme Nedenleri

1) En önemli sebep taklittir. Taklit, bir kimsenin herhangi bir delile dayandırmadığı bir görüşünü, kabullenmektir. Bu, şer’i açıdan yanlış bir tutumdur ve yasaktır. Mukallid, delilini bilmeden taklit ettiği kimsenin görüşünü aksi sabit olsa da bağnazca savunan kimsedir. Allah bir çok ayette bu tutumdan sakındırmıştır.
“Onlara -Haydi, Allah’ın indirdiğine ve Rasule gelin, dendiğinde derler ki- babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyler bize yeter. Ya babaları birşey bilmeyen, doğru yola ermemiş kimseler idiyse?...” (Maide, 5/104)
Selef alimleri ve müçtehid imamlar aynı şekilde taklitten sakındırmışlardır. Zira taklit, çekişme, zayıflık ve saflarda bölünme sebebidir. Bu nedenle bütün meselelerde tek bir kişiyi taklit eden bir sahabiye rastlamak mümkün değildir. Dört İmâm da görüşlerinde bağnaz bir tutum içerisine girmeyip kendilerine Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun sahih bir hadisi ulaştığında derhal görüşlerini terketmişlerdir. Ayrıca kullandıkları delilleri bilmeksizin kendilerini taklit etmekten başkalarını sakındırmışlar, şu ayetin manasını hakkıyla anlamış olduklarını ortaya koymuşlardır.
“Size indirilene uyun. Ondan başkasını dost edinip de uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!...” (Araf, 7/3)
2) Bir konuyu değerlendirirken ayet ve hadislerin bir kısmını alıp bir kısmını almamak. Bununla beraber, delil edindikleri ayet ve hadisler de, halbuki ne onların ispat etmek istediklerine delil olabilir, ne de görüşlerini destekler mahiyettedir. Ancak kesin olan şu ki; onlar nasların delalet ettiği doğru tefsiri bilmiyorlar, ya da onları delalet ettiğinden çok uzak anlamlara tevil ediyorlar. Şu ayette olduğu gibi.
“Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve ona doğru vesile arayın” (Maide, 5/35)
Bu ayette “vesile” den murad, taat ve hoşnut olduğu amellerle Allah’a yakın olmaktır. Müfessirler arasında bu konuda ihtilaf yoktur. Oysa bazı kimseler bu ayeti Allah’tan başkasından meded ummaya delil getirmektedirler. Bu, Allah’ın kelamını tahrif etmektir. Allah’ın emrettiği vesile, müfessirlerin ittifak ettiği gibi salih ameller vasıtasıyla Allah’a yakın olma talebidir.
Yine hadislerden ise bazı kimselerin bahsi geçen Yağmur Duası hadisinde Hz. Ömer’in Hz. Abbas’la yaptığı tevessülü, Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’na yakınlığı nedeniyle zatiyle yapmış bir tevessül olarak değerlendirmeleri buna örnektir. Peki o zaman, Hz. Muaviye’nin ve diğer müslümanların Yezid b. Esved el Cüreşî ile yaptıkları tevessüle ne buyrulur?... Cureşi dua eder etmez yağmur yağmaya başlamıştır. Bu konuya örnek olarak Âmâ hadisini de verebiliriz. Âmânın biri Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’na gelerek
“Bana afiyet vermesi için Allah’a dua et” der. Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem ona
“Dilersen dua ederim. Dilersen sabredersin. Bu senin için daha hayırlıdır” der. Âmâ da
“dua et” diye ısrarını bildirir. Bunun üzerine Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem ona güzel bir şekilde abdest alıp şu duayı söylemesini emreder.
“Allahım sana peygamberin rahmet peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile yöneliyorum. Ey Muhammed! Hacetimin giderilmesi için seninle Rabbime yöneliyorum. Allahım! Benim hakkımda onu şefaatçi kıl!” Adam denileni yapar ve gözleri açılır. Hadiste görüldüğü gibi Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’ndan dua talebi vardır. Aynı zamanda Allah’ın peygamberinin duasını kabulü için âmâ da dua etmekte “Allahım! Benim hakkımda onu şefaatçı kıl” demektedir.
3) Aslı astarı olmayan hatta bazan dinin asıllarıyla çelişen uydurma hadislerle ve Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’na nisbeti kesinlik kazanmamış zayıf hadislerle amel etmek. Örnek olması hasebiyle bunlardan birkaçını zikredelim.
- “Makamımla tevessülde bulunun. Şüphesiz Allah katında makamım büyüktür” Bu hadis uydurmadır, batıldır.
- “Adem günah işleyince dedi ki -Ya Rab! Muhammed’in hakkı için senden beni bağışlamanı dilerim. Bunun üzerine Allah Teâlâ
-Ey Âdem! Henüz yaratmadığım halde Muhammed’i nasıl biliyorsun? diye sordu. Âdem
-Ya Rab! Beni elinle yaratıp bana ruhundan üfleyince başımı kaldırdım ve arşın direkleri üzerinde şu yazıyı gördüm: La ilahe İllallah Muhammedur Rasulullah. Bildim ki Sen adının yanına ancak en sevdiğin kimsenin adını yazarsın Allah da şöyle buyurdu
-Seni bağışladım Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım.”
İmam Zehebi “Mizan” adlı eserinde der ki Bu haber batıldır, uydurmadır.
-”Her kim evinden namaza çıkıp -Allahım! Senden isteyenler hakkı için bu yürüyüşüm hakkı için senden isterim, derse dileği kabul olur.”
Bu hadis zayıftır. İbn Teymiyye ve Zehebi bu hadisi zayıf görmüşlerdir.

• Son Olarak:

Muvahhid bir kula düşen, kişiyi büyük şirke, küçük şirke veya haram olan bir bid’ate düşüren bid’at tevessül türlerinden sakınmaktır. Zira bu, duada haddi aşmaktır ve duanın karşılıksız kalmasını gerektirir. Çünkü Allah azze ve celle ancak şer’i ölçüler içerisindeki duaları kabul eder. Ayrıca mü’min kul, dualarını Kur’an ve Sünnet’ten seçmeye özen göstermelidir. Zira bu, kabul edilme açısından daha güvenilirdir ve de kişiye sevap kazandırır.
Allahım! Güzel isimlerin, yüce sıfatların; sana olan imanımız, Rasuluna duyduğumuz sevgi ve sünnetine olan bağlılığımız; ancak senin vechini gözettiğimiz salih amellerimiz ve içimizden salih kimselerin duasıyla sana yakınlık umar; bizleri yolunda çaba gösteren, yoluna çağıran Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’inin sünnetine bağlı, haktan ayrılmayan muvahhid kimseler kılmanı, bizi düşmanlarımıza galip getirip aziz Dinin İslâm’ı yüceltmeyi bizlere nasip etmeni Senden dileriz.
mervan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 13.12.2007, 12:09

 
Üyelik tarihi: 06.08.2006
Mesajlar: 71
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
şunuda ekliyim .biz hakkı yazalım nasibi olanlar zaten anlayacak.yoksa ben zaten biliyorum bu forumda evvelinden yazmıştım ne tarz kimselerin girdiklerini az çok biliyorum ALLAH dilemedikçe anlamaz hiç kimse. her kavim için tek bir hadi vardır oda yegane tasarruf sahibi ortaktan ve tüm eksiklik ve noksanlıklardan münezzeh olan ALLAH subhanehu ve tealadır.
mervan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 13.12.2007, 12:59
Arife Her Gün Kadir Gecesidir

 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 12.227
Teşekkür etti: 989
1.033 Teşekkür 596 Mesaja aldı
Alıntı:
b) Ölmüş Evliya Ve Salihlere Seslenmek,
"Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar." (Ali İmran, 3/169)

"Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz." (Bakara, 2/154)


Lakin bu mesajımızı da aklı izanı insafı olan herkes anlayacaktır
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 13.12.2007, 13:25

 
beneft - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.02.2007
Mesajlar: 4.670
Teşekkür etti: 18
18 Teşekkür 17 Mesaja aldı
“De ki, baksanıza, Allah’ın yakınından neyi çağırıyorsunuz? Gösterin bana, onların yer¬yüzünde yaratmış oldukları ne vardır? Yoksa onların göklerde bir payı mı bulunuyor? Bu ko-nuda bana, bundan önce gelmiş bir kitap veya bir bilgi kalıntısı getirin bakalım. Eğer doğru sözlü kimseler iseniz.
Allah’ın yakınından kıyâmet gününe kadar kendi¬sine cevap vere¬meyecek kimseleri çağı¬randan daha sapık kimdir? Oy¬saki bunlar on¬ların çağrısın¬ın farkında değillerdir.
O insanlar bir araya getirildiği gün, bunlar onlara düşman olacak, onlara kulluk ettikle¬rini ka-bul etmeyeceklerdir.”(Ahkaf 46/4,5,6)
__________________
Kim buRahman’a karşı size yardım edecek? Şu si-zin ordunuz mu? Başka değil kâfirler sadece bir aldanış içindedirler
beneft isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 13.12.2007, 13:53
Arife Her Gün Kadir Gecesidir

 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 12.227
Teşekkür etti: 989
1.033 Teşekkür 596 Mesaja aldı
Alıntı:
Peygamberimizin geldiği toplumun mensuplarının kimileri; ya doğrudan ya da meleklerin sembolleri oldukları varsayımı ile putları, kimileri ağaçları, kimileri de doğrudan melekleri veya şeytanı ilah ediniyordu. Onların hepsi de, çağırana ya hiç veya yararlı bir karşılık vermeyen şeylerdir. Ağaçlar taşlar hiç karşılık vermezler, melekler de müşriklere karşılık vermez. Şeytanlar ise; vesvese verir sapıklığı önerirler. Sonra; kıyamet günü insanlar Rabb'inin huzurunda toplandıklarında, bu ilahlar tapanlarından uzaklaşacaklar. Şeytan dahil.
İlgili ayetin tefsiri
FİZİLALİL KURAN
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 13.12.2007, 18:45

 
beneft - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.02.2007
Mesajlar: 4.670
Teşekkür etti: 18
18 Teşekkür 17 Mesaja aldı
kurtubinin tefsirindede şole geçiyor daha fizilalede bakamadım inş bakacağım
5. Allah'tan başka kendisine kıyamete kadar (dua etse dahi) cevap ve­remeyecek olan ve kendilerine yaptıkları duadan habersiz olan kimselere dua eden kişiden daha sapık kim olabilir?

"Allah'tan başka kendisine kıyamete kadar cevap veremeyecek olan" putlara "ve kendilerine yaptıkları duadan habersiz olan" yani bu duayı işi-temcyîp, anlayamayan "kimselere dua eden kişiden daha sapık kim olabi­lir?" Daha sapık ve daha cahil kimse olamaz, demektir. Yüce Allah bu buy­rukta cansız oldukları halde putlardan Ademoğullarının müzekker kipi gibi sözeüniştir. Çünkü onlara ibadet edenler, onları kendilerine hizmet edilen kral ve emirlere benzer surette yapmışlar
__________________
Kim buRahman’a karşı size yardım edecek? Şu si-zin ordunuz mu? Başka değil kâfirler sadece bir aldanış içindedirler
beneft isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 13.12.2007, 19:48
..............

 
fecredoğru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 121
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Meşru olan tevessül

Meşrû olan tevessül üç çeşittir ki bunları peygamber (sallallahu aleyhi ve selem) öğretmiştir. Bunun dışındaki bütün vesileler bâtıldır ve İslamda yeri yoktur.

TEVESSÜL : Vesile edinmek, sebep kılmak, yaklaştırıcı araç, manalarına gelen Arapça bir kelimedir.

Allah’a yakarışta bir şeyi aracı kılmak, vesile edinmek, ibadete dahil etmek olduğundan ve ibadetler de kulun kendi aklı ile tayin ve tesbit edilmeyip peygamberler tarafından öğretildiğinden; vesile edinmenin de niceliğini peygamberler öğretirler.

Allah’a yakınlaşma, günahların bağışlanması, sevap kazanma ve şefaat (gerek kendisi için, gerekse başkası için dua) niyetiyle el açmak her mü’min kulun hakkıdır. Bunu yaparken peygamberin öğrettiği vesileleri de bilip onlardan istifade etmek ve günah olan vesilelere düşmemek için tevessül (vesile edinme) hakkında özlüce bir bilgiye ihtiyaç vardır.

İslamın temel kaynağı Kur’an ve sahih sünnete göre tevessül iki çeşittir. Birisi tavsiye edilen, diğeri yasaklanan. Yani; meşrû ve bâtıl tevessül. Meşrû olan tevessül üç çeşittir ki bunları peygamber (sallallahu aleyhi ve selem) öğretmiştir. Bunun dışındaki bütün vesileler bâtıldır ve İslamda yeri yoktur.

1. Allah’ın isim ve sıfatlarıyla ya da Kur’an ayetleriyle tevessül,[1] şöyle ki ; Allah’ım eş-Şafi ismin için bana şifa ver, Ğafûr ismin için günahlarımı bağışla, Tevvâb ismin için tövbemi kabul et vs. Kur’andan, duası ile ilgili olan ayetleri zikredip o ayetleri vesile edinerek de dua edilebilir. Örneğin ya rabbi sen " bana dua edenin duasına icabet ederim, şirkten başka her günahı dilediğimi affederim, tövbe edenlerin tövbesini kabul ederim buyuruyorsun, ben sana yöneldim senden istiyorum ve tövbe ediyorum, beni bağışla, sıkıntılarımı gider…

2. Salih amelleri vesile edinmek suretiyle dua edilebilir. Şöyle ki: Yarabbi falanca zaman yaptığım (…) ameli sırf senin rızan için yapmıştım, eğer o senin katında salih bir amel ise o amelim için şu (…) işimi, sıkıntımı vs. gider. Kul dua etmeden önce de Allah’ın razı olduğu bir ameli işleyip, namaz, sadaka, kurban gibi (Allah’ın rızasından başka bir şey gözetmediği) bu amellerini vesile edinerek dua edebilir.[2]

3. Salih bir insanın (yaşayan) dua etmesini istemek suretiyle mü’minin mü’min için olan duasından istifade etmek suretiyle tevessül. Şöyle ki: Ey falanca benim şöyle (…) bir sıkıntım var. Bu hususta benim için Allah’a dua et denilip onun dua etmesiyle vesile edinilmesi caizdir.[3]

Zikredilen bu üç vesilenin dışında kalan bütün vesileler bâtıldır. Bir ölünün kabri başında kurban kesmek, birilerin hürmetine duanın kabul olunmasını istemek, yaşayan birilerinin salih ve veli olduğunu düşünerek onların hatırı ya da hürmeti için diye dua etmek Rasulullah ( sallallahu aleyhi ve sellem ) ’ın öğretmediği ve hatta şirk ve küfre götüren tehlikeli tevessüllerdir.

Rasulullah ( sallallahu aleyhi ve sellem ) ’ın sakındırdığı bu tehlikeli durumlardan Allah’a sığınırız.

Kulun Rabbi ile arasında bir engel görmeden samimiyetle Allah’a yönelmesi ve kimseyi aracı kılmaması imanının güzelliğindendir.



[1] A'raf Suresi (Ayet 180) "En güzel isimler Allah'ındır, o halde O'na en güzel isimlerle dua edin.

[2] Buhari (ter. 3280) Mağarada mahsur kalanların kıssası, hadisi

[3] Müslim (8/897,86/2732-2733)
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
fecredoğru isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 13.12.2007, 20:09

 
Dervisan_Esma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 1.858
Teşekkür etti: 631
279 Teşekkür 196 Mesaja aldı
Millet Ulema kesilmis Fetva veriyor.

Alimlik taslamak yerine Imam Nevevi Rahmatullahi Aleyh , Ibn Kesir Rahmatullahi Aleyh , Imam Sibli Rahmatullahi Aleyh , Imam Nablusi Rahmatullahi Aleyh , Imam Sarani Rahmatullahi Aleyh gibi Ehli Sünnet Vel Cemaat Ulemasinin Kitaplarini okuyunda Tevessülü ögrenin.
Dervisan_Esma isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 13.12.2007, 20:59

 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 768
Teşekkür etti: 12
207 Teşekkür 111 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız fecredoğru
Mesajı göster
Zikredilen bu üç vesilenin dışında kalan bütün vesileler bâtıldır. ..., birilerin hürmetine duanın kabul olunmasını istemek, yaşayan birilerinin salih ve veli olduğunu düşünerek onların hatırı ya da hürmeti için diye dua etmek Rasulullah ( sallallahu aleyhi ve sellem ) ’ın öğretmediği ve hatta şirk ve küfre götüren tehlikeli tevessüllerdir.

Rasulullah ( sallallahu aleyhi ve sellem ) ’ın sakındırdığı bu tehlikeli durumlardan Allah’a sığınırız.

Kulun Rabbi ile arasında bir engel görmeden samimiyetle Allah’a yönelmesi ve kimseyi aracı kılmaması imanının güzelliğindendir.

Burada yazılı olan görüşlerin küfre sebep olmasından korkulur.

Burada, sadece Müslümanlara ve İslam alimlerine değil, sevgili Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve sellem) karşı da hakaret ve karalama mevcut.

Peygamberimiz duâ ederken (Allahümme innî es-elüke bi-hakkıssâilîne aleyke), yâni (Yâ Rabbî! Senden isteyip de verdiğin kimselerin hâtırı için Senden istiyorum!) derdi ve böyle duâ ediniz buyururdu [Sünen-i İbni Mace]. Hz. Alînin annesi Fâtımayı kendi mübârek elleri ile, mezara koyunca: (İğfir li-ümmî Fâtımate binti Esed ve vessi' aleyhâ medhalehâ bi-hakkı nebiyyike vel enbiyâillezîne min kablî inneke erhamürrâhimîn) demişti. Bu duâ (Yâ Rabbî! Annem Fâtıma binti Esedi mağfiret eyle, yâni günahlarını affeyle! İçinde bulunduğu yeri genişlet! Peygamberinin hakkı için ve benden önce gelmiş, Peygamberlerin hepsinin hakkı için bu duâmı kabûl et! Sen, merhametlilerin en merhametlisisin) demektir. Ensârın büyüklerinden Osman bin Huneyfin bildirdiği hadis-i şerifte, iyi olması için duâ isteyen bir âmâya, abdest alıp, iki rekât namazdan sonra, (Allahümme innî es'elüke ve eteveccehü ileyke bi-Nebiyyike Muhammedin nebiyyirrahme, yâ Muhammed innî eteveccehü bike ilâ Rabbî fî hâcetî hâzihî li-taktiye-lî Allahümme şeffi'hü fiyye) duâsını okumasını emretmişti. Bu duâda, dileğin kabûl edilmesi için, Muhammed aleyhisselâmı vesîle etmesi emrolunmaktadır. Eshâb-ı kirâm, bu duâyı hep okurdu. Bu duâlar gösteriyor ki, Allahü teâlânın sevdiklerini araya koyarak, onların hâtırı ve hürmeti ile duâ etmek câizdir. Son yazdığım duanın Türkçe meali şöyledir: (Yâ Rabbî! İnsanlara rahmet olarak gönderdiğin sevgili Peygamberin ile sana teveccüh ediyorum. Senden istiyorum! Yâ Muhammed “aleyhisselâm”! Dileğimin hâsıl olması için Rabbime senin ile teveccüh ediyorum. Allahım! Onu bana şefâ’atci eyle!) (et-Tirmizî, "De'âvât", 118; İbn Mâce, "İkâme", 189; Ahmed b. Hanbel, IV, 138; İbn Huzeyme, es-Sahîh, II, 225-6; el-Hâkim, el-Müstedrek, I, 313, 519; en-Nesâî, es-Sünenu'l-Kübrâ, VI, 169; a.mlf. Amelu'l-Yevm ve'l-Leyle, 417.)

Yukarıda verdiğim, Şevahid-ül-hak kitabında yazılı, ibni Mace hadisinde bildirildiği gibi, Peygamberimiz (Allahümme inni eselüke bihakkıssailine aleyke), yani (Ya Rabbi! Senden isteyip de, verdiğin kimselerin hatırı için, senden istiyorum!) derdi ve böyle dua ediniz buyururdu. Hz. Ali’nin annesi Fatıma’yı kendi mübarek elleri ile mezara koyunca (İgfir li ümmi fatımate binti Esed ve vessialeyha medhaleha bi-hakkı Nebiyyike vel Enbiya-illezine min kabli inneke erhamürrahimin) buyurduğunu, Taberani ve İbni Hibban ve Hakim ve Süyuti bildirmektedir. Bkz: Taberanî, Mu'cem-i Kebîr, No:871, 24/351, Evsat,No:191,1/152, Heysemî, Mecmau 'z-Zevaid,No:15399,9/414, Ebu Nuaym,Hılyetül Evliya, 3/121.
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 06.10.2008, 19:47

 
Üyelik tarihi: 08.08.2008
Mesajlar: 119
Teşekkür etti: 52
20 Teşekkür 17 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız elmnightmare
Mesajı göster
"Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar." (Ali İmran, 3/169)

"Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz." (Bakara, 2/154)

Lakin bu mesajımızı da aklı izanı insafı olan herkes anlayacaktır

eee madem öyle neden hz ömer ra peygamber efendimizin amcasıyla duada bulundu?
yani hz peygambersav en büyük şehid olmasına rağmen onunla tevessülde bulunmadıda neden yaşayan amcasıyla tevessülde bulundu?
bir sor bakalım kendine elmnaythaythuyt?
haşa hz ömer senin düşündüğünü düşünemedimi?
yoksa sizin şehid evliyalar dahamı faziletli şehidmidir peygamber efendimizsavden haşa?
mücahid58 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bid'at ehlini kötülemek gıybet olmaz Muttaki Dini Bilgi ve Eğitim 1 01.11.2008 22:27
Ey bid'at sahibi !!! _313_ Dini Bilgi ve Eğitim 9 08.04.2006 17:39
El Kaide, ABD ve İngiltere’nin gayrı meşru çocuğu kanal-7com Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 1 17.07.2005 12:00
Meşru müdafaa M. Ali Saral Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 1 16.03.2005 15:23
Hedefe varmak için her yol meşru mu? tarik167 Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 1 12.09.2004 20:51


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:01 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49