| Akil, Mantik, Hİs Ve İlmİn Kaynaklari Rahman Rahim Allahin adi ile...
Allaha hamd olsun.
Selam olsun onun secmis oldugu kullarina
AKIL, MANTIK, HİS VE İLMİN KAYNAKLARI
Akıl, mantık ve his her insanda bulunan melekelerdir. Bu melekeler, büyük ölçüde insanın aldığı ta‘lim ve terbiye, okuduğu kitaplar, yaşamış olduğu çevre, alâka ve münasebet kurduğu dost-ahbap ve arkadaş gibi unsurlarla şekillenir.
Bu melekelerin şekillenmesinde müessir olan mezkür unsurlar sayesinde insanın, bazan akıl ve mantık yönü ağır basar; dolayısiyle her şeyin akıl ve mantıkla izah edilebilmesi, kavranabilmesi îcabettiğine inanır; aksini ise inkâr eder. Ve hiç farkına varmadan kendisini felsefî akımlardan rasyonalizm (akılcılık)'in kucağında bulur. Bazı insanlarda ise, yukarıda anlatılan faktörlerin tesiriyle, his ağırlık kazanır.
Bu tip insanlar; aklı, mantığı, muhâkeme ve mukayeseyi de fedâ edercesine hep hisleri ile hareket eder, vehimleri ile oturup kalkarlar. Hatta öyle olur ki, “hissi-duyguyu” her şey kabul eder hâle gelirler. Oysa İslâm'a göre, bunların her ikisi de büyük birer tehlikedir ve insanların mutlaka aşmaları gereken mânevî uçurumlardır!
Bu tehlikeli uçurumlar, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat âlimlerinin “esbâb-ı ilim” (ilmin sebepleri-kaynakları) olarak kabul ettiği “haber-i sâdık (yalan ihtimâli olmayan haber ki, bu da mütevâtir ve haber-i resûl olmak üzere ikiye ayrılır), akıl ve havâss-ı selîme (beş duyu)”nin doğru anlaşılması ve kullanılması ile aşılabilir.
Bir başka ifade ile; ilmin tahsilinde, hâdiselerin tahlil ve terkibinde, bu ilim kaynaklarını müşterek biçimde, hiç birini ihmâl ve gözardı etmeden kullanarak sıhhatli neticeye ulaşılabilir. Yoksa, haber-i sâdık'tan mahrum olan akıl ve beş duyunun, bu vartaları atlatması mümkün olmaz. Batı'lı bir düşünürün ifadesiyle, “İlimsiz din topal” olduğu gibi, “dinsiz ilim de kör”dür.
Her şeyi maddede arayanlar, görmediklerine inanmazlar; çünkü akılları gözlerindedir. Halbuki mânevî sâhada basar (göz)'ın değil, basîret (kalp gözü)'in hükmü geçer.
Kısacası, sağlam bir ilim ve îmâna sahip olup kurtuluşa nâil olabilmek, Ehl-i Sünnet'in saydığı ilim sebeplerinin tamamı nazar-ı dikkate alınarak ulaşılmış dünya ve hayat görüşü ile mümkündür... Onların eğitim ve öğretim metodları ile kabildir... Kezâ, aynı değerleri kabul edip taşıyan ve yaşayan komşu-dost-ahbap ve arkadaş çevresi ve yine bu esaslara göre yazılmış kitaplarla temin edilebilir.
Aksi takdirde insan, –haber-i mütevâtir ve haber-i resûli yani vahyi-nakli unutur veya bir kenara bırakırsa– “İslâm akıl ve matık dînidir” gibi dengesizlikler içinde bocalar durur... İfrat ya da tefritlere düşer ve bu aşırılıklardan kurtulamayıp hayatın da, dünyanın da âhengini bozar... Ebedî hüsrâna uğramaktan da kurtulamaz. |