İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack (1) Seçenekler

  #1
Alt 31.12.2007, 19:26
 
Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 253
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Tasavvuf Hakkinda Alimlerin Sözleri

TASAVVUF HAKKINDA ALİMLERİN SÖZLERİ


İmam Şafii şöyle diyor:
“Hiçbir akıllı kimse yoktur ki sabahleyin tasavvufa girsin de, ikindi namazının vakti girdiğinde aklını yitirmiş olmasın.”

YAHYA B.MUAZ ŞÖYLE DEDİ:
insanların üç sınıf kimseden kaçının gafil Alimler, yağcı fakirler,cahil sofiler

Yahya b. yahya şöyle derdi::
"Hariciler bana sofilerden daha sevimlidir"


Abdumelik b. ziyad anlatıyor:
"İmam Malik ile birlikte oturuyorduk ona memleketimizin iki sofisinin durumunu anlattım ana dedimki:
" Sofi denilen bu kimseler en güzel yemeni elbiseleri giyiyorlar ve şöeyle yapıyorlar "

İmam Malik: "Vay be! Onlar müslüman mıdırlar? dedi ve öyle güldüki, etrafındakiler şöyle dediler
" Biz onun böyle güldügünü hiç görmemiştik."

Yunus b. Abdullah anlatıyor. Şafii şöyle derdi:
"Eğer bir adam günün ilk saatlerinde tasavvufa girerse öğlen olmadan ahmaklaşır."

imam Şafii şöyle der:
"Sofilerle kırk gün beraber olan kimsenin aklı bir daha ebedi olarak ona geri dönmez." ALLAHU EKBER ALAHU EKBER

ve yine şöyle der: "Yanına geldiklerinde abid görünen
Yanlız kaldıklarında aç kurtlara dönenleri birakın."

Asım şöyle derdi:
"Bizler hala sofileri ahmak olarak biliriz .Ama onlar konuşmaktan hep gizlenirler."
_______________________________
Kaynak:
Teblis İblis, Şeytanın Hileleri, sf. 532 .531
Müellif: İbnul Cevzi
Kahraman yayınları
tevhidci isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 31.12.2007, 19:46
..............
 
fecredoğru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 121
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
tasavvufculardan cevap yok nedense...
__________________
Fecr Gen.Tr
fecredoğru isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 31.12.2007, 20:56
Ey iman ettiğini iddia edenler … !
 
srdr44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.02.2006
Yaş: 29
Mesajlar: 3.888
Teşekkür etti: 1
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız fecredoğru
Mesajı göster
tasavvufculardan cevap yok nedense...

bende bu konuyu okuyunca dedim ki, "Tamam simdi kiyamet kopar"...
ama herhalde tasavvufcu kardesler yilbasi kutluyor...
srdr44 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 31.12.2007, 21:26
Adalet
 
Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.527
Teşekkür etti: 22
29 Teşekkür 22 Mesaja aldı
hangi tasavvufçulardan bahsetmiş onu da yazsana...
kılıçustası isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 31.12.2007, 21:36
Adalet
 
Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.527
Teşekkür etti: 22
29 Teşekkür 22 Mesaja aldı
İmam Şafii, kelam ilmine ve ondan türeyen konulara karşı olumsuz bir tavır takınmış ve kelamla uğraşmayı yasaklamıştır. Bu konuda kendisinden şöyle bir rivayet yapılmıştır: "Kelamla uğraşmaktan sakınınız. Çünkü fıkhi bir meseleyle karşılaşıp o konuda hata eden kimse, en fazla gülünç duruma düşer. Mesela, "Adam öldürmenin diyeti nedir?" sorusuna, "Bir tavuk yumurtası." diye cevap verenin durumu böyledir. Ancak, bu kişi kelam hakkında bir soru ile karşılaşıp hata etse, sapık ve bidatçı durumuna düşer."

hangi kelam ilmi için bunu söylemiş...

meseleleri birbirine karıştırmaktan vazgeçin...
kılıçustası isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 31.12.2007, 21:47
Adalet
 
Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.527
Teşekkür etti: 22
29 Teşekkür 22 Mesaja aldı
reddettikleri kelamcılar mutezile mezhebine mensub olanlar olduğu gibi ,

reddettikleri sufiler şathiyyata düşen ve dava iddia eden raks , sema , teganniye düşkün , evlenmeyi terk etmiş bazı aşırı kişilerin tutum ve davranışlarını sergileyen sufilerdir...

bu tür sufileri ve tasavvuf anlayışını ehli tasavvuf zaten kendi içinde tenkit etmiştir...

her şeyi yerli yerine koymak lazım...
kılıçustası isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 01.01.2008, 01:53
 
nihan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.03.2007
Yaş: 30
Mesajlar: 104
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
bakın tasavvufçuların farkı bu,
yazılanı anlamadan körü körüne savunma yok..
tasavvuf ve tarikatların içinde de yanlış yapanların bulunabileceğini kabul etmek ise var. Bu arada yılbaşı değil Mekkenin Fethini kutluyoruz. (sui zan etmeyelim lütfen) Bu tutumumuz da bazılarına küpe olur inşaallah..

şimdi gelelim, mesajdaki bahsi geçen tasavvyufçulara:
bunlar tasavvuf düşüncesinde sapma olan tasavvufçulardır. Saptıkları noktalarda aşağıdaki maddelerde ki gibidir.

1.Ahirete öncelik verirken, dünyayı tam olarak terk etmek.
2.İbadetin düşmesi inancını benimsemak.
3.Riyadan kurtulmak ve ihlas halini güçlendirmek için dini geleneklere aykırı davranmak gerektiği inancını benimsemek.
4.Velinin peygamberden üstün olduğu inancını benimsemek.
5.Her şeyin mübah olduğu inancını benimsemek.
6.Hulul inancını benimsemek.
7.Tenasuh inancını benimsemek.
__________________
Altın Ne Oluyor, Can Ne Oluyor? İnci Mercanda Nedir, Bir Sevgiye Harcanmadıktan, Bir Sevgiliye Feda Edilmedikten Sonra? -Mevlana-
nihan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 01.01.2008, 02:06
 
nihan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.03.2007
Yaş: 30
Mesajlar: 104
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
maddeleri açarsak.. Tasavvuf Düşüncesinde Sapmalar

1. Ahirete öncelik verirken, dünyayı tam olarak terk etmek:
İslam ahiretin önemini ve sürekliliğini dikkate alarak, orası için güzel ameller hazırlamayı öğütlemiş ve dünya-ahiret dengesinin kurulmasını istemiştir. Hz. Peygamber’in ve ashabının toplumun içinde bulunması ve dünya için gerekli çalışmayı ihmal etmemesi bunu gösterir. Ayette şöyle buyurulur: “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara, bu dünyadaki payını da unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi, sen de iyilik yap..”220 Ahirete hazırlık için nafile ibadetlere fazla düşkünlük göstermek isteyen kimi sahabeleri Hz. Peygamber’in uyardığı görülür. Nitekim ashab-ı kiramdan üç kişi Allah Resulü’nün eşlerine, onun gece ibadetini sormuşlar, belki azımsayarak birincisi “sürekli olarak gece namazı kılmaya”, ikincisi “sürekli nafile oruç tutmaya”, üçüncüsü ise “kadınlardan sürekli olarak ayrı kalmaya ve hiç evlenmemeye” karar vermişti. Onların bu konuşmalarını haber alan Allah’ın Elçisi şöyle buyurmuştur: “Bazı kimselere ne oluyor ki şöyle şöyle demişler. Fakat ben namaz kılıyorum, hem uyuyorum; oruç tutuyorum, tutmadığım da oluyor; kadınlarla da evleniyorum. Kim benim sünnetimi terk ederse benden değildir.”221 Kur’an-ı Kerim’deki zekat, hac, cihad, sadaka ve infak emirleri müminin varlıklı olmasıyla yakından ilgilidir. Bu da dünya işlerini terk etmeden çalışması gerektiğinin başka bir delilidir.
2. İbadetin düşmesi inancı:
Bazı sözde mutasavvıflar insanın ibadet ve kulluk sonucunda Allah’a ulaşacağını, bu yüzden de artık ibadet yükümlülüğünden kurtulması gerektiğini söylemişlerdir. Bu konuda, “Yakin gelene kadar Rabbi’ne ibadet et.”222 yetini kendi inançları yönünde yorumlamışlardır. Hâlbuki gerçek mutasavvıflar bu ayetteki “yakin” sözcüğüne “ölüm” anlamı vermiştir. Nitekim ne Hz. Peygamber ne de aşere-i mübeşşire gibi cennete gireceği bildirilen bir sahabenin, sağlığında iken ibadeti bıraktığına dair bir delil yoktur. Allah’ın Resulü çok rahatsızlandığı son birkaç gün, imamlığı Hz. Ebu Bekir’e bırakmış, kendisini iyi hissedince yine cemaate çıkmıştır. Hz. Ömer’in son olarak Mescidi Nebevi’de namazda iken suikasta uğradığı bilinmektedir. Kısaca sahabeden ve ehl-i sünnet bilginlerinden ayeti bu şekilde yorumlayan olmamıştır.
3. Riyadan kurtulmak ve ihlas halini güçlendirmek için dini geleneklere aykırı davranmak gerektiği inancı:
Bazı sözde mutasavvıflara göre de manevi gelişme sürecinde sufi, toplumu dikkate almamalı, Allah’tan başkasına değer vermemelidir. Bazı Melamilerle Kalenderiler böyledir. Bu görüş de Kuran ve sünnetle çelişir. Çünkü toplumla uyumsuz ve geçimsiz olan, kötü zanna sebep olacak işler yapan kimse kendini kötü duruma düşürür ve İslam’a da zarar verir.
4. Velinin peygamberden üstün olduğu inancı:
Bazı mutasavvıflar Kehf süresindeki Musa- Hızır (a.s) kıssasını delil alarak, velinin nebiden üstün olduğunu ileri sürmüştür. Onlara göre peygamber Allah’tan melek aracılığı ile bilgi (vahiy) alırken, veliler doğrudan ilham yoluyla bilgi alırlar. Halbuki hiçbir veli nebi derecesinde olamaz. Çünkü her nebi aynı zamanda velidir. Onda hem velilik, hem de peygamberlik birleştiğinden velilerden üstündür. Peygambere vahyin dışında ilham yoluyla çeşitli bilgilerin ulaştığında şüphe yoktur. Nitekim peygambere kitabın yanında hikmetin verildiğini bildiren pek çok yet vardır. Bir tanesinde şöyle buyurulur: “.Allah sana kitabı ve hikmeti indirmiş, bilmediğini öğretmiştir. Allah’ın sana olan lütfu büyüktür.”223 Buna göre Hz. Muhammed’in Kur’an dışında kalan sünnetinin, ilahi kontrol altında oluşan hikmet kapsamına girdiğinde şüphe yoktur. Şu ayetler de sünnetin gücünü artırmaktadır: “Arkadaşınız ne sapmış, ne de yanılmıştır. Hevasından da konuşmamaktadır. O, vahyedilmiş bir vahiyden başkası değildir.”224
5. Her şeyin mubah olduğu inancı:
Bazı sözde mutasavvıflar “eşyada asıl olan mubahlıktır” ilkesinden hareketle, başkalarının haklarına saygı gösteren kimse için her şey mubahtır, demişlerdir. Bu inançta olanlara İbahiye ve Mübhiye denir. Bazıları da kalplerinin temiz olduğunu öne sürerek emir ve yasakların kendilerini bağlamadığını iddia etmişlerdir. Bu görüşlerin de Kitap ve sünnetin açık hükümleri ile çeliştiği ortadadır. Çünkü İslam’da helal ve haram olan şeyler veya bunların ölçüleri konulmuştur.
6. Hulul inancı:
Bunlara göre Allah insan bedenine girer. Bedene girince de ondaki insanlık nitelikleri, yerini tanrılık niteliklerine bırakır. Bu görüş, temel nasslarda yer alan, ehl-i sünnetin belirlediği “Allah her yerde hazır ve nazırdır”, “insana şah damarından daha yakındır”, “mekândan münezzehtir” gibi ilkelerle çelişir ve şirk unsurlarını içerir.
7. Tenasüh inancı:
Bazı sözde mutasavvıflar ölen bir insanın ruhunun, ölmeden önceki durumuna göre insan veya hayvana geçerek, yeniden dünyaya geldiğini ve bu yolla cezalarını tamamladıklarını ileri sürerler. Bu inançlarına şu yeti delil getirirler: “Onlar şöyle diyecekler: Ey Rabb’imiz! Bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. Günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha çıkmaya, bir yol var mıdır?”225 Ehl-i sünnet inancına göre, bu ayetteki ilk ölüm, doğmadan önceki ölü durum, ikinci ölüm ise, dünyadan ayrılırken olan ölümdür. İlk diriliş dünyadaki doğum, ikinci diriliş ise, öldükten sonraki diriliştir.226 Ayette sözü edilen cehennemliklerin çıkış yolu araması, yeniden dünyaya dönüp kendilerine yeni bir şans tanınmasını istemeleridir. Kendilerine böyle bir imkân verilmeyecektir. Kitap ve sünnette insanın kendisi muhatap alınarak, dünyadaki ameline göre ahirette karşılık göreceği esası yer alır. Birkaç bedende yer alacak ruhun, kıyamet günü hangi kişiliği temsil edeceği sorusuna ikna edici bir cevap bulmak güçtür.

220.Kasas, 28/77
221. Müsıim, Nikah, 5; Nesai, Nikah, 4; Darimi, Nikah, 3; A. bin Hanbel, II, 158, III, 341, 359, V, 409.
222. Hicr, 15/99.
223. Nisa,4/113.
224. Necm, 53/2-4.
225. Mümin, 40/11.
226. bk. Bakara, 2/ 28.
__________________
Altın Ne Oluyor, Can Ne Oluyor? İnci Mercanda Nedir, Bir Sevgiye Harcanmadıktan, Bir Sevgiliye Feda Edilmedikten Sonra? -Mevlana-
nihan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 01.01.2008, 02:07
 
nihan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.03.2007
Yaş: 30
Mesajlar: 104
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Bunların dışında kişiyi küfre veya sapıklığa düşürmeyen bazı hatalı inanç ve davranışlar her zaman olabilmiştir. Dünya işlerini tümden terk etmek, aşırı çilecilik, evlenmemek, tedbir almayı tevekküle aykırı saymak, şeyhleri kutsal sayacak kadar yüceltmek, mubah olan nimetlerden yararlanmamak, özel giysiler giymek, kılık-kıyafet, saç-sakal gibi konularda temizlik kurallarına uymamak, sürekli olarak inzivaya çekilmek gibi davranışlar buna örnek verilebilir. Sonuç olarak İslam’da Kitap, sünnet, icma’ ve kıyasla sabit olan emir ve yasaklar bütün Müslümanlar için bağlayıcıdır ve ortak hükümlerdir. Tasavvuf ta da bu kısma “şeriat” denilmiştir. Farzlar, vacipler, haramlar ve sağlam hadislerle sabit olan sünnet bu gruba girer. Bunun dışında nafile, mendub veya müstehab olarak nitelenen ibadet ve amelleri, zikir, tesbih ve duaları bir müminin, salih- mürşid bir zatın rehberliğinde düzenli bir şekilde yapmaya çalışması ve böylece hayatını belli bir disipline sokması, hayırda yardımlaşma ve hayra delalettir. Hadiste, “Hayra delalet eden, o hayrı işleyenin ecri gibi ecir alır.”227 buyrulmuştur. Diğer yandan cemaatin karşılıklı dua ve yardımlaşması sayesinde oluşan vakıf, mescit, aşevi, sağlık ocağı, yol, köprü, çeşme. İlmi teşvik gibi çalışmaların da bir “sadaka-i cariye” olarak, cemaat mensubuna, sağlığında ve vefatından sonra sürekli ecir kazandıracağında da şüphe yoktur.

227. Müsıım, lmare, 133; Tirmizi, İlim, 14; A. ibn Hanbel, Müsned, v, 272-274, 357.

İslam İlmihali-Prof. Dr.Hamdi Döndüren
__________________
Altın Ne Oluyor, Can Ne Oluyor? İnci Mercanda Nedir, Bir Sevgiye Harcanmadıktan, Bir Sevgiliye Feda Edilmedikten Sonra? -Mevlana-
nihan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 01.01.2008, 02:28
 
nihan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.03.2007
Yaş: 30
Mesajlar: 104
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
-bozuk tarikatlar (ibahiye kaderiye,melamiye),
-sahte şeyhler (kalkancı vb),
-ehli sünnet dışı bozuk mezhepler (mutezile,cebriyye,haricilik,şia),
-tahrif edilmiş kutsal kitaplar (incil, tevrat),
-yalancı peygamberler (müseyleme),
-hükmü kaldırılmış dinler (hristiyanlık-yahudilik),
-uydurulmuş dinler (şintoizm, budizm, vb..)

tüm bu yukarıda sayılanların varolması, asıllarını yok saymaya delil, kötülemeye de gerekçe olamaz.. Aksi halde çok büyük hataya düşmüş oluruz, Allah muhafaza...
__________________
Altın Ne Oluyor, Can Ne Oluyor? İnci Mercanda Nedir, Bir Sevgiye Harcanmadıktan, Bir Sevgiliye Feda Edilmedikten Sonra? -Mevlana-
nihan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 01.01.2008, 04:31
 
bedir313 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
niki sivas spor olandan hikmet beklenmezya


nerde kaldıki hakikatları kavrasın.

bu insanların bazıları meshepsizligi ve tasavvuf düşmanlıgını marifetmi sanıyorlar acaba

Konu bedir313 tarafından (01.01.2008 Saat 17:47 ) değiştirilmiştir..
bedir313 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 01.01.2008, 17:29
 
Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 253
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız kılıçustası
Mesajı göster
hangi tasavvufçulardan bahsetmiş onu da yazsana...
cevap:adı sofi yaşantısı tasavvuf olanlar.
--------------------------------------------------------------


bizim adımız müslüman, yaşantımız İslam
tevhidci isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 01.01.2008, 18:16
 
Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.276
Teşekkür etti: 2
56 Teşekkür 37 Mesaja aldı
Bismillah...

Adınızın müslüman olması için ne yaptınız?

vesselam
Ninja-Kedi isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 01.01.2008, 18:29
 
Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 253
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Ninja-Kedi
Mesajı göster
Bismillah...

Adınızın müslüman olması için ne yaptınız?

vesselam
İnsan fıtrat icabı yaradılış gereği Allah inancı ile doğar yani bir yaratıcının varlığını aklen ve kalben kabul ederek doğar ve hayatı boyunca ne olarak yaşarsa yaşasın bu İnsanın alnında yazılmış bir kaderdir İşte insan bunun gereği olarak İnanan bir varlıktır

çünkü! ***aciz*** olarak yaratılmıştır bu acziyyetiyle bir şeye güvenmek ve dayanmak zorundadır asla kendi başına yanlız olarak yaşayamaz yanlızlık ancak ve ancak YARADANA mahsus bir sıfattır çünkü O ihtiyaç duymaz Samed dir

ALLAH RESULÜNÜ (SAV) BİZZAT ALLAH CC İRŞAD ETMİŞTİR...VE ALLAH RESULÜ (SAV) ÜMMETİNİN İRŞADI İÇİN KENDİSİNİ MİRAS OLARAK BIRAKMIŞTIR ONUN ADI KUR'AN DIR İRŞAD İSTEYEN KUR'AN-I KERİME BAKSIN VE ONUNLA İRŞAD OLSUN BUNUN İÇİN NE GEREKİYORSA YAPSIN YANİ ARAPÇA LAZIMSA ARAPÇA ÖĞRENSİN VB.

İnsan olduğumuzdan inanıyoruz ve herkes her insan bişeylere inanır ve inancının dışında başka bişey kabul edemez ...edemez diyorum çünkü insanın inandığı şeyi bırakıp başka birşeye inanması için bütün yaşantısını değiştirmesi gerektirir ...YAHUDİLERİN LANETLENMESİ OLAYI İŞTE BU SEBEBTENDİR onlar din hakkında herşeyi ama herşeyi çok iyi bilmektedirler ve bunu kötüye kendileri için kullanmaktadırlar tasavvuf denen işi ve ALLAH RESULÜNÜN (sav) getirdiğinin dışındaki bütün işleri fitne aracı olarak kullanmaktadırlar İNSANLARI VE ORTALIĞI KARIŞTIRMAKTADIRLAR ...tasavvuf ve tasavvufçular yalın olan İSLAM ın dışında bir iştir bu tasavvuf işini yeryüzünde yaşayan bütün insanların çelişkiye düşmeden ahmaklaşmadan anlayabilmesi mümkün değildir ...dolayısıyla insanların haktan uzaklaşmasına ve ahmaklaşmasına sebeptir. ALİMLERLE OTURUN ALİMLERLE KALKIN VE ALİMLER ANCAK ALLAH CC DAN KORKANLARDIR...ALLAH CC EN İYİ BİLENDİR.
tevhidci isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 01.01.2008, 18:34
 
Üyelik tarihi: 21.06.2007
Mesajlar: 630
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Sivasspor bu sözlerin kaynağı nedir? Kaynak yoksa sen mi salladın?
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız sivasspor
İmam Şafii şöyle diyor:
“Hiçbir akıllı kimse yoktur ki sabahleyin tasavvufa girsin de, ikindi namazının vakti girdiğinde aklını yitirmiş olmasın.”
Bak imam şafi ne buyuruyor...
İmam Şâfii -rahmetullahi aleyh- Hazretleri Şeybân Râî -kuddise sırruh- isminde evliyâ-i kiramdan bir zâtın huzurunda, mektebe giden bir çocuk gibi diz çöker ve yapacağı işleri kendisinden sorardı.

Onun bu durumunu bazı âlimler hazmedemediler. “Senin gibi bir âlim nasıl olur da bir çobandan bilgi alır?” dediklerinde “Bu zât bizim bilmediklerimizi bilir.” cevabını verdi. (İhyâ-u ulûm’id-dîn)
berr isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #16
Alt 01.01.2008, 18:35
 
Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 253
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Ninja-Kedi
Mesajı göster
Bismillah...

Adınızın müslüman olması için ne yaptınız?

vesselam
daha kısa söylemek gerekirse ibadeti ALLAH'a has kıldım.
kelime-i tevhid e uydum.
ALLAH'a ilah lıkta hiç birşeyi eş koşmadım.
tevhidci isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #17
Alt 01.01.2008, 18:38
 
Üyelik tarihi: 18.12.2006
Mesajlar: 253
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız berr
Mesajı göster
Sivasspor bu sözlerin kaynağı nedir? Kaynak yoksa sen mi salladın?


Bak imam şafi ne buyuruyor...
İmam Şâfii -rahmetullahi aleyh- Hazretleri Şeybân Râî -kuddise sırruh- isminde evliyâ-i kiramdan bir zâtın huzurunda, mektebe giden bir çocuk gibi diz çöker ve yapacağı işleri kendisinden sorardı.

Onun bu durumunu bazı âlimler hazmedemediler. “Senin gibi bir âlim nasıl olur da bir çobandan bilgi alır?” dediklerinde “Bu zât bizim bilmediklerimizi bilir.” cevabını verdi. (İhyâ-u ulûm’id-dîn)
bi daha oku kaynaklar yazıyor.
tevhidci isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #18
Alt 01.01.2008, 18:44
 
Üyelik tarihi: 21.06.2007
Mesajlar: 630
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Eee nasıl olacak imam şafi hazretlerinin tasavvuf alimleri hakkında beyanı ortada...
berr isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #19
Alt 01.01.2008, 18:45