| KibirLinin Burnu... Iyi Kalpli Sultan ile, veziri konusuyolardi. Sultan: "Kötü insana kendi kötülügü yeter. Baska bir sey yapmaya gerek yok!" derler Ne güzel söz degil mi?" dedi. "Evet Efendim! Gercekten öyle." Biraz sonra vezir dairesine gitti. Bir cok is sahibi onu bekliyordu. Hepsinin isini sikilmadan, güler yüzle halletti. Aksam evine vardi. Hanimi cocuklari ve hizmetcileriyle birlikte yemek yedi. Hep beraber yatsi namazi kildilar. Herkes yatagina cekildi. iyi kalpli vezir, uzun müddet Kur'an-i Kerim okudu, yüce Allaha sükretti. Dua etti. Ertesi gün, bir arkadasi ziyeretine geldi. Kendisini, Sultanla konusturmasini rica etti. Vezir de: "hallederiz" dedi. Biraz sonra arkadasi, sultanin huzundaydi. "Muhterem Sultanimiz. Sizin bu veziriniz, benim arkadasimdir. Fakat maalesef kendisini, sizden bile büyük görüyor. Cok kibirLi..." "Ne diyorsun?" "inanmazsaniz dikkat edin. SizinLe konusurken burnunu tutacaktir. Kibrinden gururundan basini öbür tarafa cevirecektir!..." "Olur mu öyle sey?.." "Deneyin, göreceksiniz efendim..." Konusma bitti, disari cikti. Vezir gülüyordu. Arkadasi ona dedi ki: "beni sultanla konusturdugun icin cok tesekkürler. Bende seni ögle yemegine davet ediyorum." "canim ne lüzum var" "gelmezsen darilirim. yoksa bizim yemeklere tenezzül etmiyor musun?" Vezir mecburen ziyafete gitti. Ziyafette bol soganLi, sarimsakLi corbalar, mantilar yendi icildi... Yemekten sonra Vezir saraya kostu, ögleden sonra cok isleri vardi. Bir ara "Sultanin cavusu" geldi. Sultanin kendisini hemen bekledigini haber verdi. Sultani, ayakta gören Vezir: "buyrun efendim, beni emretmissiniz" dedi. "YakLas... yanima yaklas, sana bir sey verecegim. Vezir yaklasti. Fakat agzi "sogan sarimsak" kokmasin diye, eliyle kapatti. Sultan ona egildikce, Vezir basini ceviriyordu. Sultan cok üzülmüstü. "Demek söylenen dogruymus" diye düsündü. Masasinin üzerinde duran kapali bir zarfi aldi, ona verdi. "Bunu kendi elinle "Bas Vezire"e teslim eyle...!!" Sultan böyle "emirnameler" ile sevdiklerini elci tayin ederdi. Vezir "hayirli iste, acele edeyim" diyerek derhal yola koyuldu. Yolda yine arkadasina rastlamaz mi? Arkadasi merak etti. O da herseyi anlatti. "Sultan derhal cok sevdigi birisine iyilik ediyor ki: Böyle acele etti. Elden "emirname gönderiyor..." dedi. Arkadasi yine cok rica etti. "Sabahleyin bende ondan böyle bir sey istemistim. Belki benim icin yazmistir. Belki benim icin yazilmis bir "emir"dir. Ne olur bana ver de, kendi elimle götüreyim diye yalvardi. vezir kabul etti. Nasil olsa "iyi arkadasim oldugunu, sultan biliyor, kizmaz" diye düsündü. Biraz sonra "bas vezir" mektubunu okudu, sunlar yaziliydi: "Bu mektubu sana getiren kimseyi derhal öldüresin sonra da kibirli burnunu kesip saraya yollayasin!.." Bas Vezir, tereddüt etmeden emri yerine getirdi. Aksam üzere karsisinda Veziri gören Sultan pek sasirdi! "Sen burada ne ariyorsun?" diye sordu. O da, yolda arkadasini rastladigini ve olanlari anlatti... Sultan ve Vezir tam konusurlarken cavus yanlarina gelerek elinde bir kapakLi sahan (tabak) tutuyordu. "Bunu "Bas Vezir" yolladi Efendim", dedi. Kapagi actilar, icinde kocaman bir insan burnu vardi. Kesilmis ve kanlar icindeydi. Yandaki kagitta yaziliydi: "Kibirli Burnu". Sultan artik dayanamadi, sordu: "Sen bugün neden basini benden uzaklastiriyordun?" Vezir güldü: "Agzimin kokusu sizi rahatsiz etmesin diye efendim. Ögle yemegine arkadasim davet etmisti. Fazlaca sogan, sarimsak yemistik". Sultan hem sevindi, hem üzüldü ve sunlari mirildandi: "Kötü insana, kendi kötülügü yetisir"....... |