İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack (1) Seçenekler

  #1
Alt 21.01.2008, 13:58
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 225
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Sâdiklarla Beraber Olun" Ayetini çarpitanlar

Hilecilerin, kapkaççıların arasından çarpılmadan, çırpılmadan geçene helal olsun.


Öyle şeytanlar, deccaller ayetleri yem olarak kullanıyor ki vay dinini öğrenmek üzereyken onların eline düşenin haline!

Bugün hangi cemaat, tarikat mensubu olursa olsun kendi şeyhini sâdık diye isimlendirmiş ve insanları ona şu ayetle çağırıyor.
“Ey iman edenler Allah'tan korkun ve sâdıklarla beraber olun.” (Tevbe Suresi 119)

Bu sahtekarların şerrinden emin olalım ve tezgahladıkları hileye düşmeyelim diye bu ayetin tefsirine ihtiyacımızın olduğu gayet açıktır.

Bu ayetin evveline ve ahirine de müracaat edin göreceksiniz ki, birilerinin dizinin dibine oturun, ağlayın sızlayın, hû deyin manasında değildir.
Ayetler Tebuk Seferine katılmayan münafıkları, onlardan tövbe edenleri konu etmekte ve savaşa katılanlar için “sadıklar” sıfatını kullanmaktadır. Yani sadıklar imanına sadakat gösterenler, Allah'a ve peygambere verdikleri ahde sadakat gösterenlerdir. Bunu isbat için başka bir ayete dönelim.

Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. (minel mü’minine ricalen sadekû ma âhedullahe aleyhi) İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir.

Ayette geçen sadekû sadâkat gösterenler demektir,
Neye sadakat gösterenler ? Allah'a verdikleri söze.
Ne hususta söz vermişlerdi? Eğer Allah onlara savaşı yazarsa O’nun yolunda şehit oluncaya kadar savaşmaya. Bu ayetin bu şekilde nazil olması, bir olay üzerinedir.
Nice erler vardır ki Allah’a verdikleri sözde durdular ayetinin sebebi nüzulü olayı anlatan kıssa şöyledir. Enes ibn Malik (R) şöyle dedi: ismini almış olduğum amcam (Enes ibn Nadr), Rasulullah (S) ile beraber Bedr'de hazır bulunamamıştı. Bu durum kendisine çok ağır gelmişti de : Ben Rasulullah'ın hazır bulunmuş olduğu ilk şehid olma yerinden uzakda bulundurulmuştum. Eğer Allah bana bundan sonra Rasulullah'n maiyyetinde bir şehid olma yeri daha gösterirse Allah benim ne yapacağımı muhakkak görecekdir, demişti. Ve (bu kadarcık mubhem ve kısa söylemekle yetinmiş) daha başkasını söylemekden heybet duymuş (korkmustu). Nihayet Uhud gününde Rasulullah ile beraber hazır bulundu. Bir ara Sa'd ibnu Muaz kıbleye yöneldi. Enes ibn Nadr ona hitaben : Ya Eba Amr! nereye? diye sordu da devamla : Vah şu güzelim cennet kokusuna! Onu Uhud'un önünde hissetmekteyim dedi. Miiteakiben müşriklerle kıtal etti, nihayet şehid düştü. Enes ibn Malik der ki: Enes ibn Nadr'ın cesedinde kılıç darbesi, mızrak dürtmesi ve ok saplanması olmak üzere seksenden fazla yara bulundu. Onun kız kardeşi olan benim halam, er-Rubeyy' bintu'n-Nadr : Ben kardeşimi ancak parmaklarından tanıyabildim demiştir. Ve şu ayet (bu gibiler hakkında) indi : Müslim 148/1903 Buhari (ter.2652)

«Mü'minler içinde Allah'a verdikleri sözde sadakat gösteren nice erler var! işte onlardan kimi adadığını ödedi, kimi de (bunu bekliyor). Onlar hiçbir surette (ahdlerini) değistirmediler» (el-Ahzab : 23).
Tevbe suresi 119. ayetinde de aynı durum söz konusudur ve Allah orada da müminleri Allah'a verdikleri söze sadakate davet etmektedir.

Şimdi görüyoruz ki bu ayet tasavvufçuların yem olarak kullanmalarına –insanların kandırıldığına bakılırsa- müsait olsa da bilenler bu yanlış te’vili yutmaz.

Ümmetin bu gün içinde bulunduğu zillet inancımızı hurafelerle bozanların, cesaretimizi unutturup, üçler, beşler, yediler ve ölülerden yardım bekletenlerin eseridir.

Muhterem kardeşlerim “Sadıklarla beraber olunuz” fasıklarla değil. Yüzyıllardır postuna yapışmış meczupların dininizi oyuncak etmesine müsaade etmeyin. Dininizi onların ağızlarından öğrenmeyin. Hiçbir tarikatçının sohbetine katılmayın. El almayın, tövbe vermeyin. Yakınlarınızı da hiçbir tarikata girmemesi için uyarın.
Tövbenizi Allaha yapın.
Duanızı, sığınmanızı, istimdadınızı Allaha yapın.
Peygamberimiz öyle yapardı, ashabı öyle idi.
Onun öğretmediği yollarda ömrünüzü çarçur etmeyin.
İblis ve âvânesi sizi sırat-ı müstakıymden alıkoymak için onun sağından solundan çağırır durur, onlara iltifat etmeyin.
Tasavvuf mikrobunu kalbinize bulaştırmayın.
Rasulullahın öğrettiği din tasavvuf değil, O'nun ashabı tasavvufçu değildi.
Onların hiçbiri Ene'l Hak demezdi.
Elbiselerini tutup bu elbisenin içinde Allah var demezdi.
Hacca gidene benim etrafımda tavaf et, Allah benim içimde demezdi.
Onlar kendilerinden önce ölmüş hiçbir peygamberi, hiçbir sahabiyi yardıma çağırmaz, ölülerden birşey ummazlardı.
Onların dini İslam'dı. Onlar müslümandı. Tevhidi öğreten peygamberin izinden giden nesiller yetiştirdiler. Ta ki bu tasavvufçular üç asır sonra müslümanların arasında palazlandı. İşte ondan sonra yaşayan müslümanların imtihanı şiddetlendi.
Şimdi siz bir noktadan bakınca en önemlisiniz.
Yani herkes önce ben demeli, önce kendini kurtarmalı. Öyle ya bataklıkta çırpınan adam yanındakine el uzatabilir mi?
Şimdi imtihan salonunda meşgul olan benim ve saat çıt çıt ederken benim ömrümü yiyor.
Ben ise bu salonda cevap vermeden önce okunması gereken kitapların yerine benden önce masalara, sandalyelere karalanmış yazılarla uğraşıyorum, onların peşinden dalıp gidiyorum.
Halbuki imtihan olunacağım kitabı açsam o bile bana diyecek ki:
"Bilmediğin birşeyin ardına düşme, çünkü kulak, göz ve kalp bunların hepsi o (ardına düştüğünden) hesaba çekilecektir."
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 21.01.2008, 14:12
 
hayalEt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.10.2004
Mesajlar: 1.023
Teşekkür etti: 7
34 Teşekkür 23 Mesaja aldı
Alıntımı...Sizemi ait???
hayalEt isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 21.01.2008, 14:18
 
Üyelik tarihi: 27.10.2005
Mesajlar: 225
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
ilk olarak soruna cevap alıntı,
ikin cı olarak alın veya benım demem neyın degıstırır
..vaktım olmadıgı zamanlar alıntı yabarım..
abdullahahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 04.05.2008, 21:41
üsşehit
 
sehit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.05.2008
Mesajlar: 18
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız abdullahahmed
Mesajı göster
ilk olarak soruna cevap alıntı,
ikin cı olarak alın veya benım demem neyın degıstırır
..vaktım olmadıgı zamanlar alıntı yabarım..
Eklediğiniz yazı çok güzel. Alıntı veya size ait olması yazıyı okurkenki ruh halimizi veya yazıdaki yargıların dogrulugu konusunda ipucu verebilir. Keşke bu kadar asabi veya ters tepkili cevap olmasaydı...

Ellerinize sağlık.
sehit isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 04.05.2008, 22:33
ياَ حاَفِظْ
 
Vaveyla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.04.2008
Mesajlar: 459
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı

Din kardeşim, gel bu cehaletten, Allah Dostlarına dil uzatmaktan vazgeç.Nitekim Hanefisin heralde.İmamı Azam Ebu Hanife Hazretleri ömrünün son 2 ayında Tarikate bağlanmıştır.Bir kimse fenafillah,bekabillah olmak istiyorsa tarikatten, sizin değişinizle el bir hak tarikatten el alamadan başaramaz.Bunu başarması için 600 seneye ihtiyacı var.Bu 600 senede ise sürekli ve sadece Allah'ın rızası için ömrünü yitirmesi lazım.Gece gündüz ibadet etmesi lazım.Bu mümkünmüdür soruyorum?

Tarihte Yunus emreler, İmam-ı Rabbaniler hep tarikatlı insanlar idi.Bunları kime, neye dayanarak hiçe sayıyorsun? Hz. Ali, Hz.EbuBekr (r.a)' ları nasıl bir kenara itebiliyorsun? Ebû Hüreyrenin (Resûlullahdan iki kap doldurdum. Birisini sizlere açıkladım. İkincisini açıklamış olsam, beni öldürürsünüz) buyurduğu, Buhârîde yazılıdır...Bu ikincisi hakkında Ulemanın görüşü manevi ilimdir.Yani Tarikattır...


Acıyorum sizlere Vallahi acıyorum.Bir müslümanın bunları demesine gönlüm razı değil.Madem girmek istemiyorsunuz tarikate,yapmak istemiyorsunuz,yapamıyorsunuz, Madem bu kinliğiniz niyedir? Kabullenin de dil uzatmayın Allah Aşkına...



Vaveyla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 08.05.2008, 18:30
 
addanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.047
Teşekkür etti: 22
14 Teşekkür 10 Mesaja aldı
abdullahahmed,ben elhamdulillah müslümanım... yukarda naklettiğin yazıyı yazan insanın eleştirdiği sofilerden farklı olarak ne yaptığını fiili olarak merak ediyorum...ayrıca sizinde eleştirdiğiniz sofilerden farklı olarak eleştirdiğiniz noktalarda hangi cephede fiili olarak cihad ettiğinizi merak ediyorum.....filistindemi küffara karşı mücadele ediyorsunuz çeçenyadamı afganistandamı nerede kafirle cihaddasınız......yoksa sizlerde eleştirdiğiniz sofilerin yaşadığı gibi mi yaşıyorsunuz.......konuşmak kolay ahkam kesmek kolay.....konuşmak , ahkam kesmek fiili olarak konuştuklarınızı yaşamıyorsanız yalancı ve sahtekarlardansınız demektir..... efendim cihada gideceğim ama engellerim var gibi mazeretler şeytanlıktan başka bir şey değildir......sahi siz ve bu yazıyı yazanlar şu an neredeler ve hangi cephede kafirle mücadele ediyorlar......
__________________
"SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER"
addanali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 10.05.2008, 02:41
 
Dervisan_Esma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 1.051
Teşekkür etti: 49
50 Teşekkür 40 Mesaja aldı
Bu Ayet-i Kerim'e hakkinda Ibn Kesir Rahmetullahi Aleyh hazretleri bidayesinde ne buyuruyor okunsa daha hos olur.

Sadiklar ile beraber olun

[arapca'dan mealen tercüme] : Zahiren beraber olunamiyorsa, hayalen beraber olunmasi uygundur.
Dervisan_Esma isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 10.05.2008, 07:54
 
HUDAYFA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11.08.2007
Mesajlar: 104
Teşekkür etti: 2
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı

SADIKLAR KİMLERDİR




Tevhid akidesinden nasibini alamamış olan ehli tasavvuf kendi sapkın düşüncesini destekleyebilmek için Allah'ın ayetlerini dahi çarpıtmaktan çekinmemektedir.

Sülük gibi bir yaşamı kendine rol biçebilmek için , kapısına çöreklendiği şeyh(!)lerinin ellerine tutuşturduğu bazı ayetler sayesinde kendilerini sadık olanlar olarak gösterme kalpazanlığına alet olmaktadırlar.

Allah c.c. temiz akıl sahiplerine indirdiği nizamında sadık olanların kimler olduğunu , sıfatlarını bizlere bildirmiş, sadık olmayanların hasletlerini de bildirerek cihada çıkan sözünde durak sadık mucahidlerle birlikte olunması gerektiğini ikaz buyurmuştur.





يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ


Tevbe suresi 119. ayet

- Ey iman edenler! Allah'dan korkun ve sadıklarla beraber olun.




Üstte de belirttiğimiz gibi bu ayet ve kendisinden önceki iki ayetle beraber inen ayetlerin nüzul sebebi ,tembellik sebebiyle cihada katılmayanların samimi tevbeleri üzerine avf olunup bir daha böyle bir şey yapmamalarını ve sözünde durarak cihad eden sadıklarla birlikte olunması emredilmiştir.

Şimdi sadıklarla beraber olun denilen ayette sadıkların sıfatlarına bakalım






إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ



Hucurat suresi 15. ayet

- Gerçek müminler ancak Allah'a ve Rasulune iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte sadık olanlar ancak onlardır.




Tevbe Sûresi'nin 119'uncu âyet-i kerîmesine gelince, bu da yine tefsir âlimlerinin tesbitine göre Hz. Peygamber (s)'in H. 8/M. 630 yılında tertip buyurduğu Tebuk Seferi'ne katılmaktan bilinçli olarak geri kalan Şair Kâab b. Mâlik, Hilâl b. Ümeyye ve Mirâra b. Rabi' adlarındaki üç zat hakkında inmiştir ki zaten bundan önceki âyette (yani Tevbe Sûresi'nin 118'inci âyet-i kerîmesinde) adları açıklanmamış olsa bile bu asker kaçaklarının üç kişi oldukları ifade edilmektedir. Dolayısıyla âyetin iniş sebebi berrak bir şekilde ortadadır. Şimdi, bu âyet-i kerîmeyi başka yönlere çekenlerin iman, akıl, bilgi ve ahlâk bakımından hangi derekelerde bulunduklarını bir kez daha teşhis edebilmek için onu, önceki iki âyetle birlikte tekrar incelemeye çalışalım. Evet Allah Teâlâ, Tevbe Sûresi'nin,117. 118 ve 119'uncu âyet-i kerîmelerinde meâlen şöyle buyurmaktadır:

Âyet- Tevbe 117: «Gerçek şu ki Allah, Peygamber (s)'i ve O'na o zor saatte uyan muhacirleri ve ensârı bağışladı. İçlerinden bazılarının kalpleri kaymaya yüz tutmuşken yine de onların tevbesini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı şefkatli ve esirgeyicidir.
Âyet- Tevbe 118: «Keza seferden kendilerini geri bırakan o üç kişinin de tevbesini kabul etti. Dünya bütün genişliğine rağmen onların başına daralmıştı. Canları sıkıldıkça sıkılmış, ancak Allah'a sığınmaktan başka çareleri olmadığını anlamışlardı.(Nihâyet) tevbe etsinler diye Allah onların tevbesini kabul buyurdu . Çünkü elbette tevbeyi kabul eden ve elbette ki esirgeyen Allah'dır.»
Âyet- Tevbe 119:«Ey iman edenler! Allah'ın emir ve yasaklarına titizlikle uyun ve doğrularla beraber olun.»

Görüldüğü üzere son âyet, öncekileri âdetâ tamamlayıcı bir anlam sergilemekte ve çok genel bir mesaj vermektedir. Dolayısıyla bu olayın gerek o günün şartlarında uyandırdığı izlenimler ve sebep olduğu olumsuzluklar, gerekse dünya durdukça meydana gelecek benzerlerinin neden olabileceği sonuçlar bakımından bu âyette bizlere yöneltilmiş o kadar büyük bir uyarı vardır ki bu noktayı bilinçli olarak göz ardı edip onu Hind kaynaklı bir meditasyon uygulamasına kanıt göstermek, Allah'ın yüce kitabını alaya almaktan başka bir şey değildir!


SADIKLARLA BİRLİKTE OLMAYA VAR MISINIZ ?

Konu HUDAYFA tarafından (10.05.2008 Saat 16:12 ) değiştirilmiştir..
HUDAYFA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.delikanforum.net/dini-bilgi-ve-egitim/72841-sadiklarla-beraber-olunquot-ayetini-carpitanlar.html
Konuyu Başlatan For Type Tarih
DelikanForum.NET - DF This thread Refback 10.05.2008 11:37

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Beraber Ağlaşalım musabbinumeyr Günlük 4 18.08.2007 12:56
beraber gülelim ecoutez-moi Fıkra ve Mizah 6 19.06.2007 21:01
''Allah katında din İslam'dır'' Ayetini diyanet cuma hutbesinden çıkarttı. gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 46 27.05.2007 19:48
"Sadıklarla Beraber olunuz" Emr-i şerifi ibrahimem Dini Bilgi ve Eğitim 6 11.09.2006 09:59
"Havariler gibi olun !" cevher25 Dini Bilgi ve Eğitim 11 21.12.2005 13:27


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:07 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git