İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack (1) Seçenekler

  #1
Alt 27.03.2008, 12:15
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
dini hikayeler

NARIN TADI
İran'ın eski hükümdarlarından Nuşirevan,bir gün vezirlerinden biriyle giderken yol kenarında gördüğü bir bahçeye girer,bekçilik yapan çocuktan su ister.Çocuk bahçe de suyun bulunmadığını söyleyince:
-Öyle ise bir nar ver de,susuzluğumu gidereyim,der.
Çocuk koşarak gider,olgunlaşmış bir nar koparıp hükümdara uzatır.Narı çok tatlı bulan hükümdar,bir tane daha ister ve nar gelinceye kadar bu bahçeye el koymayı tasarlar.O sırada çocuk ikinci narı getirir.Alıp ta tadına bakınca bu defa ki narı hükümdar çok ekşi ve acı bulur.Çocuğa sorar:
-Evladım,bu narda evvelki ağaçtan değil mi?
-Evet,ondandır efendim.
-O halde evvelki nar tatlı olduğu halde bu neden acı?
-Efendimiz,aynı ağacın narının biri tatlı,diğeri acı olmaz.Şayet olmuşsa bir hikmeti vardır.Sakın hükümdarımız niyetini değiştiripte iyi niyetli iken iyi tat,kötü niyetli iken de kötü tatmış olmasın?
Çocuğun bu ikazına hayran kalan hükümdar:
-Sen haklısın küçük bekçi,der.Ben başta iyi niyetli idim,nar da iyi tatla geldi.Sonra niyetimi değiştirdim,böyle güzel nar yetiştiren bahçeye el koyma fikrine saptım,narın tadı değişti.Bana ekşi ve acı geldi.Şimdi niyetimi düzeltiyorum.Bahçeniz sizin malınızdır,kimse el koyamaz.Bir nar daha ver.
Küçük bekçinin üçüncü defa getirdiği nar da,ilki gibi tatlı ve lezzetli olur.Hükümdar kendi kendini suçlayarak uzaklaşıp giderken (niyeti güzel olan güzel neticeye layık olur)diye düşünür.





KARINCANIN HİKAYESİ
Vaktiyle bir karınca varmış.Küçüklüğünde başına bir kaza gelmiş,ayağı kırılmış.Zavallıcık topal kalmış.
Ama gece demez,gündüz demez çalışırmış.Diğer arkadaşları gibi yuva yaparmış.Yuvasına kışlık yiyecek biriktirirmiş.
Günlerden bir gün insanların Kabe'ye gidip hacı olduklarını öğrenmiş.Karınca kabilesinin reisine niçin hacca gidildiğini sormuş.reis bilgiç bilgiç başını sallamış:
-Hala öğrenemedin mi?demiş.Hacca gitmek,zengin Müslümanlara farzdır.Allah'ın emridir.Suudi Arabistan'ın Mekke Şehrinde bulunan Kabe'yi ziyaret ederler.Arafat dağında vakfeye dururlar.böylece hacı olup dönerler.
Topal karıncayı almış bir düşünce:
-Acaba ben gidemez miyim?diye,günlerce düşünmüş.
Yemeden içmeden kesilmiş.Hacca gitme fikri rüyalarına bile girmiş.O kadar çok istiyormuş ki her gün yaşlı karıncalara Kabe'nin nasıl bir yer olduğunu soruyormuş.Ama gören yokmuş.Çünkü o zamana kadar hiçbir karıncanın aklına hacca gidip hacı karınca olmak gelmemiş.
Sonunda topal karıncanın sorularından bıkıp usanmışlar:
-Amma sordun,diye kızmışlar.Ne o,yoksa hacı olmaya mı karar verdin?
Bir şey söyleyememiş.Fakat içinden:(evet)demiş.(hacca gidip Kabe'yi ziyaret edeceğim ve hacı olacağım.)
Bir gün eşyalarını sırtına vurduğu gibi yola koyulmuş.
Az gitmiş,uz gitmiş,gece gitmiş,gündüz gitmiş...Yürüdükçe kırık bacağı daha beter ağrımaya başlamış.Nihayet dayanamayacağını anlamış ama vazgeçmekte istememiş.
Topallaya topallaya yürümesi bir çöl faresinin dikkatini çekmiş.Acımış haline.
-Zavallı dostum,böyle nereye gitmektesin?diye sormuş.
Karıncacık durmuş,yüzünde biriken boncuk boncuk teri silmiş ve ciddi ciddi cevap vermiş:
-Hacca gidiyorum kardeşim.
Çöl faresi şaşırmış:
-Bu topal ayağınla,şu zayıf halinle ve yorgunluğunla nasıl hacca gidebilirsin ki?Topal karınca boynunu bükmüş:
- Olsun, demiş. Gidemesem bile, hac yolunda ölürüm ya...Hikâye bu kadar sevgili çocuklar. Şimdi düşünme sırası bizde. Acaba topal karıncadan alacağımız bir ders var mı? Karıncacık bize ne anlatmak istiyor?




__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 27.03.2008, 12:16
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
İYİ NİYET GÜZEL DÜŞÜNCE
İnsan çoğu zaman niyetinin neticesini bulur, kalbinde beslediği düşüncesine göre muamele görür.
Bunun için daima güzel düşünmeli, iyi niyet ve maksat içinde olmalıdır.
Eski milletlerden olan İsrail oğullarından bir fakir adam vardı. Gönlü herkese iyilik etme arzusuyla doluydu. Ne zaman bir fakire yardım etmek, bir hayırlı yere hizmette bulunmak istese, bir de bakar ki bunu yapacak maddi imkanı yok, üzülür, kederlenir, mahzun şekilde kalırdı.
Bir gün çevrede bazı aç kimseler gördü, onlara yardım edememenin üzüntüsü içinde yoluna devam ederken, yolun kenarındaki bir kum yığını dikkatini çekti:
-Ah, dedi, keşke şu kum yığını kadar unum olsa da şu insanlara versem, karınlarını doyuracak ekmek pişirip yeseler...
Onun bu niyeti Allah yanında makbul bir dua ve niyet oldu. Rabbimiz, zamanın Peygamberine şöyle vahyetti:
-git, o fakir, fakat iyi niyetli kuluma bildir. Aç kimselere vermeyi niyet ettiği kum yığını kadar unu onlara vermiş gibi kabul ettim, amel defterine de böyle bir hayır yapmış sevabı yazdırdım.
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 03.04.2008, 19:43
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Şeyh Ebu’l-Vefa Hazretleri’ne, bir gün,
– Şehrimize, şu kadar ağırlıktaki taşı kaldıran, şu kadar ağır yük taşıyan birisi geldi, diye bahsedilmişti.
Ebu’l-Vefa Hazretleri, bu sözü söyleyen talebelerine, şu mânidar karşılığı verdiler:
– O ağır yükleri kaldırmak kolay, fakat şu abdest ibriğini taşımak ondan çok daha zordur.

Gerçekten de bu söz, ibretli bir cevaptır. Ağır taş kaldırmada, ağır yük taşımada nefsin hazzı vardır. “Ne güçlü, ne kuvvetli adam” denilmesi, o kişiye lezzet ve şevk verir. Onun için, nefse kolay gelir. Ama abdest ibriğini taşımakta, nefsin hazzı ve lezzeti yoktur. Bilakis nefse muhalefet vardır. Bu yüzden de o hafif ibrik, nefse, o ağır yüklerden daha zor ve ağır gelir.
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 05.04.2008, 23:11
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
İbrahim bin Edhem Hz.leri, kendisini tanımayan bir zâbit (emniyet görevlisi) tarafından tartaklanmış, hatta başına inen bir sopa darbesi ile başı yarılıp kan revan içinde kalmıştı.
Buna rağmen İbrahim bin Edhem Hz.leri, kendine bu zulmü yapan emniyet görevlisine, beddua değil, Allah’tan af duasında bulunmuştu.
Hâdiseye şahit olanlar, büyük Veli’ye sordular:
– Nasıl sana zulmedenin affını istiyorsun? Neden ona kızmıyorsun?
İbrahim bin Edhem şu cevabı verdi:
– Ben inanıyorum ki, onun bana yaptığı bu haksız zulümden dolayı, Allah huzurunda ben mükafat göreceğim. O ise, zulmünün cezasını bularak, zarar görecek. Kendisi sebebiyle kâr ettiğim kimseye zarar gelmesini, asla istemem. Affını dileyişim bu yüzdendir.
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 05.04.2008, 23:12
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Amir bin Abdullah Anberi Hz.leri, son derece merhametli idi.
Bilhassa garipleri, özürlü insanları, delileri toplar, onlara yemek yedirir, ikramda bulunurdu. İhtiyaçlarını karşılardı.
– Bunlar yemeği, ikramı ne bilir? diyenlere de:
– Bunlar bilmiyorsa, Allah Teâla da bilmez mi?
Allah Teâla’nın görmesi, bilmesi benim için kâfidir... cevabını verirdi.
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 06.04.2008, 15:24
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Muhammed bin Ebî Hamza’dan:
– Bir gün bir buğday tarlası civarından geçtim. Bir yavrucak, o tarladaki başakları topluyor ve küfesine dolduruyordu. Bu hali görünce hemen:
– Bırak oğlum! Halkın ekinini toplamaya ne hakkın var? dedim. Bu söz üzerine çocuk bana döndü.
– Burasının, halkın ekini olduğuna dair ispatın ne? Vallahi, burası babamızın ve dedemizin tarlasıdır. Ekin de bizimdir.
Çocuğun bu izahı beni çok utandırdı. İşin aslını öğrenmeden konuştuğum için, talebelerimin yanında rüsva oldum.
Sonra o çocuğa şöyle dedim:
– Evladım, Allah seni mükâfatlandırsın. Tahkiksiz konuşmama hususunda bana iyi bir edep dersi verdin.
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 06.04.2008, 15:26
Silemiyorsan KaRaLaYaCaKSiN..!
 
-Hira- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.01.2008
Yaş: 18
Mesajlar: 4.774
Teşekkür etti: 130
158 Teşekkür 88 Mesaja aldı
bi kac tanesini okudum
Allah razi olsun...
__________________
Aslinda Söylediklerimden cok Sakladiklarimda Gizliyim... Siz en iyisi beni anlamak icin, Konustuklarimdan cok Sustuklarimi dinleyin...
-Hira- isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 06.04.2008, 15:37
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız -Hira-
Mesajı göster
bi kac tanesini okudum
Allah razi olsun...
ecmain
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 07.04.2008, 22:49
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Ahmed Rıfai Hazretleri, bir gün yolda 2 çocuğa rastladı. Kavga ediyorlardı. Onları ayırdı ve içlerinden birine sordu:
– Sen, kimin oğlusun?
Çocuk şu karşılığı verdi:
– Sana lâzım olmayan şeyi ne edeceksin?
Ahmed Rıfai oradan ayrılıp gitti. Fakat hep çocuğun cümlesini tekrar ederek... Ve şöyle diyerek:
– Oğlum, Allah sana hayırlar versin.
Bana, büyük bir edep dersi verdin.
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 07.04.2008, 22:53
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Ebu Zerr Hazretleri bir gün, Kabe’nin yanında ayağa kalktı ve halka hitaben şu konuşmayı yaptı:
- Ey insanlar! Sizden biriniz yolculuğa çıkmak istese, yolda kendisine yarayacak ve kendisini hedefine ulaştıracak kadar azık almaz mı?
- Evet alır.
- Âhiret yolculuğu, dünyada çıkmak istediğiniz yolculuklardan daha uzundur. Öyle ise, bu yolculukta size yarayacak azık edinin.
- Bu yolculukta bize yarayacak azık nedir?
- Sizi bekleyen büyük felaketlerden kurtulmak için Hac ediniz.
Sıcağı çok şiddetli olan uzun bir gün için oruç tutunuz.
Gecenin karanlığında kabirdeki yalnızlığa karşı, vakit namazlarını ve 2 rekat gece namazı kılınız.
Büyük bir günde beklemeye tahammül için, ya hayır söyleyiniz veya kötü söylemeyip susunuz.
O günün zorluk ve sıkıntılarından kurtulabilmek için, malınızdan zekât ve sadakalar veriniz.
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 08.04.2008, 01:11
 
carthage - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.01.2008
Yaş: 22
Mesajlar: 8.629
Teşekkür etti: 391
146 Teşekkür 98 Mesaja aldı
Ellerine Sağlık... Hepsi birbirinden ibretlik... Teşekkürler..
__________________
Aşka mecnun olan, Leylayı neylesin...
carthage isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 08.04.2008, 08:25
 
Lilyum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 06.12.2007
Yaş: 22
Mesajlar: 9.024
Teşekkür etti: 650
313 Teşekkür 214 Mesaja aldı
Allah razi olsun, hepsi ayri bi güzel..
__________________
Bak batsa da Güneş, bıkmamıştır doğmaktan...
Sonunda Toprak olsa da canlı, yorulmamıştır Nefes almaktan...!
Lilyum isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 19.04.2008, 13:42
 
mawera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.02.2003
Mesajlar: 4.695
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
A.r.o
__________________
.................................................. ...............
mawera isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 19.04.2008, 14:29
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
ALLAH cc sizlerden de razı olsun
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 19.04.2008, 14:31
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Kadı Ebu Ahmed Hz.leri buyurdu ki:
– İnsanlar dört mertebe üzere amel ederler:
1. Havf: Allah Teâlâ’nın azabından korkarak...
2. Reca: Allah Teâlâ’nın rahmetinden ümitvâr olarak...
3. Tâzim: Allah Teâlâ’nın heybet ve azametine hürmet ederek...
4. Haya: Allah Teâlâ’dan utanarak.
Bunların en şereflisi, haya mertebesidir. İşlerin en makbûlü, Allah’tan haya edilerek yapılan iştir. Haya mertebesi, diğer 3 mertebeyi de içine alır.
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #16
Alt 25.04.2008, 12:57
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Yahya bin Muaz der ki:
“Kişinin bir kimseyi kınamaması, akıllı oluşundandır.
Ben bir gün dostumu bir günahı sebebi ile kınamıştım da, bu yüzden aynı günaha, 20 sene sonra ben de düştüm.”
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #17
Alt 25.04.2008, 12:58
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Hz. Osman’dan:
– En akıllı insan:
• Kendini hesaba çeken,
• Kendini iyi idare eden,
• Ölümden sonrası için amel yapan,
• Ve kabrin karanlığı için, Allah’ın nurundan faydalanandır.

Sadi-i Şirazi’den:
– Biri senin yanında başkasının aleyhinde konuşuyorsa, zannetme ki, başkasının yanında seni metheder.
Bil ki, sana başkasını kötülediği gibi, başkasına da seni kötüler.
Benim nazarımda, bu dünyada en akıllı adam, kendisiyle meşgul olup başkalarından gafil olandır.
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #18
Alt 25.04.2008, 14:00
เ ภ t є г ภ є t t เ ภ ђ ๏ ς ค
 
_eslem_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 17.01.2008
Mesajlar: 8.497
Teşekkür etti: 323
380 Teşekkür 200 Mesaja aldı
Allah razi olsun...
_eslem_ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #19
Alt 26.04.2008, 14:10
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Hayatın gerçeğini anlamış bir ârif ile, varlıklı birisi konuşuyorlardı. Arif:
– Dünyanın malını, altın ve gümüşünü mü, yoksa belâ ve günahlarını mı seversin? diye sordu. Zengin cevap verdi:
– Malını; altın ve gümüşünü severim.
– Peki, insanlar bu dünyadan göçerken, niçin sevdiklerini bırakıp, sevmedikleri günah ve kötülükleri beraberinde götürüyorlar? Senin “malı seviyorum, kötülükleri sevmiyorum” sözünde bir çelişki yok mu? Benim sana tavsiyem şudur ki; helâl yoldan para kazan ve o kazandığını kendinden önce öbür dünyaya göndermeye çalış. Zira o gönderdiklerin seni orada kurtarır.
Zengin, ârife:
– Bunları neye dayanarak söylüyorsun, dedi.
Arif: “Kendiniz için önceden gönderdiğiniz her hayrın Allah katında sevabını bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı gören ve karşılığını verendir.” (Bakara, 110) ayetini okudu.
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #20
Alt 26.04.2008, 14:11
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız _eslem_
Mesajı göster
Allah razi olsun...
sizdende ALLAH cc razı olsun
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #21
Alt 29.04.2008, 22:45
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Hz. İsa, bir ara Peygamberliğini inkar eden Yahudilerin arasına girdi. Kendisine kötü sözler söylemeye başladılar. O ise, bunlara karşı iyi davranıyor ve tatlı konuşuyordu.
Yakınlarından:
– Onlar, sana karşı kötü söylüyorlar. Sen ise, hala iyi söylüyorsun, diyenler oldu.
İsa Peygamber:
– Herkes kendi malını satar... diye karşılık verdi.
İnsan, ancak kendinde olan nitelik ve özelliklere uygun davranır.
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #22
Alt 29.04.2008, 22:47
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Bağlılarından biri anlatıyor:
İbrahim Havvas Hz.leri ile hac etmek üzere yolculuğa çıkmıştık. Hareket ederken buyurdu ki:
– Yol boyunca ikimizden birinin reis (baş) olması lazımdır. Yollardaki işlerin idaresi onun elinde olacak...
Ben de:
– Reis, siz olun efendim, dedim.
– Reis olursam, benim sözlerime itiraz etmeyeceksin, buyurduğunda,
– Peki efendim, dedim.
Birlikte yola koyulduk. Yolda bir konak yerine gelince “otur” dedi. Kuyudan su çekti. Bana ikram etti. Odun getirip ateş yaktı. Ne zaman bir iş görecek olsam bana engel olur,
– Madem reis benim, benim dediğim olacak, buyururdu.
Yol boyunca bu durum devam etti. Ben çok sıkılıyor, “Keşke reis ben olsaydım” diyordum.
Nihayet mukaddes yerlere vardık. Birlikte haccımızı yaptık. Hactan sonra bana şöyle dedi:
– Evladım, halktan bir gruba reis olursan, sana yaptığım gibi yaparsın. Reis, başkalarını kendine hizmet ettiren değil, onlara hizmet eden; insanların dünya ve ahiret saadeti için çalışandır.
Reis olan kimse, işlerini üzerine aldığı insanlardan gelecek sıkıntılara da katlanmasını bilmelidir.
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #23
Alt 29.04.2008, 22:52
 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 657
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Adamın biri, bir gece, elinde fener, omzunda kova ile bir âmâ’ya rast gelir. Bilge bir kimse olan âmâ, yakınlardaki bir ırmağa varıp kovayı doldurmuş geri dönmektedir.
Kendisine sorulur:
— Sen âmâ (gözleri görmeyen) bir adamsın. Gece ile gündüz senin için birdir. Niçin fener taşıyorsun?
Âmânın cevabı ince bir feraset örneğidir:
— Ey boş kafalı adam! Feneri senin gibi kalbi âmâ (kör) olanların karanlıkta bana çarpıp ta su kabımı kırmamaları için taşıyorum...
__________________