![]() ![]() Üyelik tarihi: 26.04.2008 Yaş: 32
Mesajlar: 68
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Evet Mavi kardes,
hal böyle olunca, elimizdeki Fususu'l-Hikem'in Ibn Arabi'ye aidiyeti konusunde süpheye mahal kalmamaktadir. "Ibn Arabi ve Vahdet-i Vücud" hakkindaki tetkiklerim sirasinda almis oldugum notlarimin degerlendirilecegi bir calisma tasarlamaktayim insaallah. Biter bitmez Siz kardeslerime onu arz etmeyecegim de kime edecegim ? Yanlis anlasilmayayim; Elbette cehennem atesi edebidir. Böyle olmadigini söyleyen Izmirli Ismail Hakki da olsa, Ibn Arabi de olsa, babam da olsa, yanilmistir. O örnegi neden getirdigim anlasilmistir umarim. |
|
|
|
![]() ![]() Üyelik tarihi: 26.04.2008 Yaş: 32
Mesajlar: 68
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Sevgili Muttaki kardes,
"Ars'a istiva" konusunda isin hakikati; "Allah'in Sifatlari'na Dair" adli konuda yazilip-cizilenlerle aciga kavusturuldu. Bir zahmet oraya bakiver. |
|
|
|
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.146
Teşekkür etti: 55
42 Teşekkür 34 Mesaja aldı
|
Herneyse... Alimlerin bu konuda söyledikleri bana yeterli geliyor, kalben İbni Arabi'nin böyle söylemediğine iman ediyorum. |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
|
Arife Her Gün Kadir Gecesidir
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 8.448
Teşekkür etti: 348
378 Teşekkür 202 Mesaja aldı
|
RAhman Arş'a istiva etti deyince hükümranlığını öyle yürütüyor demektir. İmam-ı Gazali İhya'da bunu açıklar.... Hükümdarın eli buraya kadar uzanıyor ifadesinden hükümdarın eli değil hükümranlığının buraya kadar uzandığı çıkar...
__________________
|
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
![]() ![]() Üyelik tarihi: 26.04.2008 Yaş: 32
Mesajlar: 68
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Sevgili Arkadaslar,
burasi "Ezberci Murad"in sayfasi... Konuyu epey dagitmisiz... Ayip etmisiz... |
|
|
|
|
Life is Too Hard in Turkey
![]() Üyelik tarihi: 03.03.2005 Yaş: 27
Mesajlar: 1.563
Teşekkür etti: 55
97 Teşekkür 56 Mesaja aldı
|
ALLAHU teala hazretleri (celle celaluhu) mekandan münezzehtir. kainatı yaratmadan önce arş da yoktu kürsü de yoktu. oturmak bir ihtiyactır, lütfen itikadımızı gözden geçirelim. ALLAHU teala hiçbir şeye muhtac değildir.
__________________
|
|
|
|
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 661
Teşekkür etti: 9
116 Teşekkür 63 Mesaja aldı
|
Yazıdan şunları öğreniyoruz: İbni Teymiyye, 1. Allahü teâlânın Arş'ın üzerine istivasını, mekân olarak üzerinde olmak şeklinde anlamıştır. 2. Allahü teâlâya cihet isnad etmiş ve Allahü teâlâya parmaklarla işaret edilebileceğini yazmıştır. 3. Zahiriyle Allahü teâlânın "gökte" olduğunu ifade eden ayet ve hadisleri tevil etmiştir (bu husus ayrıca izahata muhtaçtır). 4. Arş'ın da nev'î olarak kadîm olduğunu söylemiştir. 5. Dünyanın yuvarlaklığını ve uzaydaki konumunu doğru anlamamıştır. 6. Allahü teâlânın istivası neticesinde Arş'ın dört parmak bile fazlalığının kalmadığını söylemenin doğru görüş olduğunu yazmıştır. 7. Allahü teâlânın Arş'ın üzerine oturduğunu ve ağırlığı sebebiyle Arş'ın gıcırdadığını zımnen kabul etmiştir (bu yöndeki bir rivayeti tenkid etmeden yazmıştır.) Bunlar, Dr. E. Sifil'in tespitleri. Şu ana kadar gelen tepkiler bu tespitlerin bazılarını teyid etti (mesela, İbni Teymiyye'ye atfedilen bu görüşlerden bazılarının zaten doğru inanış şekli olduğu ispatlanmaya çalışıldı). Bu yazıyı yayınladığım forumlarda, burada özetlenen bu görüşlerden herhangi birinin İbni Teymiyye'ye ait olmadığını söyleyen olmadı, diyebilirim.
__________________
http://muratyazici.blogspot.com/ Konu Murat Yazıcı tarafından (04.05.2008 Saat 05:26 ) değiştirilmiştir.. |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
![]() ![]() Üyelik tarihi: 26.04.2008 Yaş: 32
Mesajlar: 68
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Sevgili Mavi kardes,
Ibn Arabi'nin, "Cehennem azabinin son bulacagi" görüsünde oldugunu Size "Imam Rabbani" söylese, inanir misiniz ? Itimad eder misiniz Imam Rabbani'nin sözüne ? Imam, Ibn Arabi'nin görüsünün bu oldugunu "266.Mektub"da ifade edip, sonrasinda da onu red ve iptal etmistir. Ibn Arabi, bu görüsünü, Allah'in "vaidinden dönecegi" üzerinden gerekcelendirmeye calismis. Baska bir tabirle, seyh, Allah'in "yalan" söyledigini iddia etmekte. Sadece bu mu ? Ibn Arabi'nin ayrica, Allah'in "muhtac" ve "mecbur" olduguna kail bulundugu ve ayni zamanda "Rüyetullah"i da inkar ettigi, yine bu 266.Mektub'da sözkonusu ediliyor. Elimizdeki Fususu'l-Hikem'de de biz bunlari aynen bulmaktayiz. Tipki Imam Rabbani'nin söyledigi sekil üzere. Bunu da sakin birileri bir gece ansizin gelerek Imam'in mektublari arasina gizlice sokusturuvermis olmasin ? Ne dersiniz ? |
|
|
|
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 661
Teşekkür etti: 9
116 Teşekkür 63 Mesaja aldı
|
İbni Arabi'nin buradaki konuyla ne alakası var? Eğer ben, yazılarımda İbni Arabi'yi referans göstermiş, onun kitaplarından iktibaslar yapmış olsaydım, belki bu konuyu burada açmanın bir mantığı olabilirdi. Konumuz "İbni Teymiyye'nin şazz görüşleri". Yazar, yukarıda naklettiğim makalesinin sonunda, İbni Teymiyye'nin fena-i nar görüşünü benimsediğine temas etmiş. Başka makalelerinde de bunu detaylı olarak ortaya koyuyor: "Net olarak anlaşılmaktadır ki İbn Teymiyye, kâfir ve müşrikler için Cehennem azabının sonsuz olmayacağı, azapta çok uzun zaman kalsalar da oradan çıkacakları bir günün mutlaka geleceği görüşünü benimsemiş ve hiçbir yoruma mahal bırakmayacak tarzda savunmuştur." (İnkişaf Dergisi, No:7) "Cennet ve cehennem hayatının ebediliği, Kur'an, Sünnet ve İcma ile sabit zarurat-ı diniyyedendir. Konuyla ilgili ayet ve hadisler burada zikredilemeyecek kadar fazladır. Ümmet seleften halefe bu itikat üzere icma edegelmiştir. İbn Hazm, "Merâtibu'l-İcma"da cennet ve cehennemin ebedî olduğu konusunda icma edildiğini ve bu icmaa muhalefet edenlerin küfründe icma bulunduğunu söyler." (Milli Gazete, 24 Temmuz 2004) Şunu da biliyoruz: Gerek talebesi İbni Kayyım, gerekse daha sonraki takipçilerinden bir kısmı, İbni Teymiyye'ye ittibaen bu sapık inancı benimsemişlerdir. Günümüzde dahi, İbni Teymiyye'yi ve İbni Kayyım'ı referans göstererek küfür olan bu inancı yayanlar mevcuttur.
__________________
http://muratyazici.blogspot.com/ |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
![]() ![]() Üyelik tarihi: 26.04.2008 Yaş: 32
Mesajlar: 68
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Sevgili Murat Yazici kardes,
ilk yazismalarimizda Sizi ciddiye aldigim, samimi yaklastigim dogrudur. Ancak iktibas ettiginiz konulardaki sahtekarliginiz bir kez daha zahir olup, dogruyu ögrenmek gibi bir niyetinizin de bulunmadigina sahid oldugumda, bundan vaz gectim... Yine mi ezberinizi bozdum ? Siz kulak asmayin bana. Sinirlerinize iyi gelmiyorum anlasilan. Buyrun, arkasina takilip gittiginiz sifil adamdan birkac iktibas daha yapin. Beni birsey söylemedi sayin. Sayfa Sizin... |
|
|
|
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 661
Teşekkür etti: 9
116 Teşekkür 63 Mesaja aldı
|
İbn-i Kayyim: Cehm ve taraftarları Allah’ın muattal olduğuna, sonradan değişikliğe uğrayarak, Deyyân (Allah) ile kaim bir emir olmaksızın Allah’ın kâdir olduğu şey haline geldiğine hükmettiler. (Kasîde-i Nûniyye) [Not: Muattal kelimesi işsiz, iş yapmayan, boş gibi manalara geliyor.] İmam-ı Sübkî: Maksadı “Allah’ın ezelden beri bir iş yapmakta olduğu”dur. Bu, “âlemin kadîm ve ezelî” olduğunu lazım getirir. Bu ise küfürdür. Kevserî: Bu lâzım getirme “açıktır”. “Mezhebin lâzımı Mezheb değildir” şeklinde söylenen söz, lüzûm (açık) olmadığı yerlerdedir. Öyleyse, akıllı olanın mezhebinin lâzım getirdiği, onun için mezhebtir. “Açık lâzım”ını inkâr ile beraber, “lâzım”ın “melzûm”una (ayrılmayıp yapıştığı, beraber olduğu şeye) hükmeden, “bu lâzım”ı kendisi için mezheb saymaz. Lâkin bu inkâr onu akıllılar rütbesinden düşürür. “Mezhebin lâzımı” hakkındaki tahkik (işin hakikatının ortaya konması) işte budur. O halde, küfrü, “açık bir luzûm” ile lâzım getirecek şeye inanan kimsenin işi “kafir” veya “akılsız bir yaratık” olmak arasında deverân eder.[19] [19] Yani, insanın Allah’ın “ezelden beri iş yapmakta, yani yaratmakta olduğu”na inanması “yaratılanların kadim olduğu”nu açıkça vasıtasız lazım getirir. “Alemin kadîm olması” inancı “Allah’ın ezelde yaratması” inancından ayrılmayacak bir inançtır. Akıllılarca “Allah’ın ezelde yaratması”na inanıp ta “alemin kadîm olduğu”na inanmamak olacak şey değildir. Bir görüşün bir başka görüşe lüzûmu, yani yapışıp ondan ayrılmaması, bazen “açık” yani vasıtasız olur. Meselâ siz, bir varlık için, “ezelîdir” derseniz, onun için “kadîmdir” demeniz, açık, olarak “lâzım” olur. Bir yanda, bir şey için “ezelde yaratıldı” deyip de öte yanda, “Kadîm değildir” diyemezsiniz. Kezâ, “Allah’ın uzuv manasında eli var” diyen, öte tarafta “Allah cisim değildir” diyemez. Çünki, “Uzuv olmak”, “cisim olmayı” vâsıtasız ve açık olarak lâzım getirir. Zîra “cisim olmak”, “organ olma”ya lâzımdır, ondan ayrılmaz. Sizin bir düşünceniz ikinci bir düşünceyi, o da üçüncü bir şeyi lâzım getirirse, birinci şeyin, ikinci şey vâsıtasıyla üçüncü şeyi lâzım getirmesine “açık olmayan” lüzûm derler ki, bu, size aid “mezheb” olmaz. Kaynak: İnkişaf Dergisi, No: 7 19 nolu dipnottaki açıklama, Hüseyin Avni Kansızoğlu'na aittir.
__________________
http://muratyazici.blogspot.com/ |
||||||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.146
Teşekkür etti: 55
42 Teşekkür 34 Mesaja aldı
|
Murat abi ile ayrı düşüp, bazı konularda tartıştigimiz olmustur. Tartışma esnasında nefsime ağır gelen şeyler de olmuştur. Ama onun niyetinin doğruları öğrenmek olduğuna inaniyorum, yani vehhabiler gibi sahtekarlık peşinde değil. Niyeti hakikaten bizim inandığımız üzere ise Allah sonunu hayr eylesin. |
||||||||||||||||||
|
| |||||||||||||||||||