İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 26.04.2008, 01:00

 
Abdullah el-Necdi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.04.2008
Yaş: 32
Mesajlar: 68
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Allah Ile Kul Arasinda Araci Var Midir ?


ALLAH ILE KUL ARASINDA ARACI VAR MIDIR ?

Davetci kardesimin, Seyhü'l-Islam Ibn Teymiyye'den yaptigi nakilde, Imam'in, "aracilar" telakkisinin, biri hak digeri batil, iki anlami olabilecegini söyledigini görüyoruz. "Aracilar"dan kasit, eger, Allah'in dinini bizlere teblig eden peygamberler ise, bu tür bir aracilik, haktir ve her müslüman, bu aracilari kabul eder. Yok eger "aracilar"dan kasit, Allah'in kudretinde olan islerde O'ndan baska müessir ve kendisine yönelinebilecek merci tanimak ise, bu anlamda bir aracilik, süphesiz batildir ve Imam'in belirttigi üzere, bu, en büyük sirk olur. Hak olan aracilik, ancak "teblig"dedir ve peygamberlere mahsustur. Bu konuda ayrintili bilgi edinme ihtiyacinda olan kardeslerime, Tevhid Yayinlari'ndan cikan "Ibn Teymiyye Külliyati"nin, "Istigase ve Tevessül" konusuna tahsis edilmis olan birinci cildini okumalarini tavsiye ediyorum. Seyhü'l-Islam, orada meseleyi, Kur'an ve sahih Sünnet isiginda tüm boyutlari ile ele alip incelemis, bu konuda egrilige sapanlarin delillerini de cürütmüstür.

Batil olan aracilik telakkisinin, iki vechesi vardir;

1 - Istigase'de (yardim dilemede),
2 - Tevessül'de (vesile edinmede).

1 - Istigase'de :

Allah'dan baskasina el acip dua ederek, manevi yardim, medet, himmet, hidayete sevk, dalaletten hifz, nimeti celb, müsibeti def, rizik, sifa, sefaat gibi, sadece Allah'in kudretinde olan seyleri, Allah'dan baskasindan istemek, bu hususlarda Allah ile kullar arasinda aracilar olduguna inanmak, yukarida da belirtildigi gibi, Allah'a uluhiyyetinde sirk kosmaktir. Bunu irtikab eden, tevhid ile iliskisini koparmis ve Islam'dan siyrilmis demektir. Asagidaki ayet ve hadisler, muvahhid mü'minin, sadece Allah'dan istigasede bulunabilecegine, aksi taktirde Allah'a ortak kosulmus olacagina delildir;

- "Allah'dan baskasina el acip dua etmez, O'na hic kimseyi ortak kosmazlar" ( ... )

- "O halde sakin Allah ile beraber bir baskasina kulluk edip yalvarma. Sonra azab edilenlerden olursun" ( Suara - 213 )

- "Mescidler Allah'indir. Öyle ise Allah'a yalvarirken bir baskasini katmayin"( Cin - 18 )

- "De ki : Ben ancak Rabbime yalvaririm ve O'na kimseyi ortak kosmam" ( Cin - 20 )

- "O'na kulluk et ve O'na dayan" ( Hud - 123 )

- "Yalniz O'na tevekkül eder ve yalniz O'na yönelirim" ( Hud - 88 )

- "Kafirlerin hosuna gitmese de, dini yalniz O'na halis kilarak, sadece O'na dua edin" ( Gafir - 14 )

- "De ki : Allah'i birakip da kendilerinde birsey var zannettiklerinizi cagirin. Onlar sizden herhangi bir sikintiyi gideremez ve degistiremezler" ( Isra - 56 )

- "Onlarin yalvardiklari bu varliklar, Rabblerine, hangisi daha yakin olacak diye vesile ararlar. O'nun rahmetini umarlar ve azabindan korkarlar. Cünkü Rabbinin azabi, sakinilacak bir azabtir" ( Isra - 57 )

- "Yalniz Rabbine yönelip, O'ndan iste" ( Insirah - 8 )

- "Yalniz Sana kulluk eder ve yalniz Senden yardim / medet dileriz" ( Fatiha - 5 )

- Hz.Peygamber, Ibn Abbas'a söyle demistir; "Diledigin zaman Allah'dan dile. Yardim istedigin zaman Allah'dan iste. Karsilasacagin seyler hakkinda kalem kurudu. Bütün yaratiklar, Sana bir zarar vermek üzere birlesseler, Allah'in yazdigindan baskasi dokunmaz. Yarar vermeye calissalar, Allah'in yazdigindan baskasini Sana ulastiramazlar" ( Tirmizi-Kiyame-59, Ahmed b. Hanbel-1-293-303-307 )

- Yine söyle buyurmustur; "Benden istigasede bulunulmaz. Ancak Allah'dan istigasede bulunulur" ( Ebu Davud-Sünnet-19, Taberani-el-Mucemu'l-Kebir )

Istigasenin hükmünü bildiren bu ayet ve hadisler, Allah ile kullari arasinda bu anlamda bir "araci" kabul etmenin, sirk oldugunu acikta ortaya koyuyor. Allah, söyle buyuruyor;

- "Biz ona (kulumuza), sah damarindan daha yakiniz" ( Kaf - 16 )

- "Kullarim Sana Benden soruyorlar. Ben onlara yakinim. Dua edenin duasina icabet ederim" ( Bakara - 186 )

2 - Tevessül'de :

"Allah'im, filan hakki icin Senden istiyorum" seklinde, ölmüs veya hazir bulunmayan birinin (peygamberler, salih kullar) duasi ve sefaati olmaksizin zati vesile edinilerek yapilan dua. Bu, ne sahabeden, ne tabiundan, ne tebe-i tabiundan rivayet edilmeyen, bid'at bir tevessül seklidir. Bunun, dinde saglam hicbir dayanagi yoktur. Dinde dayanagi olan mesru tevessül ise;

1 - Salih bir zatin duasi ile tevessül,
2 - Iman ve salih amel ile tevessül,
3 - Allah'in isim ve sifatlari ile tevessül

1 - Birinci sekil mesru tevessül; hayatta olan peygamberin veya salih bir kulun, bir kimse icin dua etmeyi ve sefaatci olmayi kabul etmesi halinde, o kimsenin, Allah'dan, onlarin bu dua ve sefaatleri vesilesi ile istemesidir. Bu tür bir tevessülün dindeki dayanaklari, asagidaki ayet ve hadislerdir. Allah, söyle buyuruyor;

- "Eger onlar, kendilerine zulmettikleri zaman sana gelip Allah'dan bagislanma dileseler ve resul de onlar icin istigfar etse idi, Allah'i ziyadesi ile affedici, esirgeyici bulurlardi" ( Nisa - 64 )

- Enes b. Malik rivayet ediyor; "Kitlik oldugunda, Ömer b. Hattab, Abbas b. Abdulmuttalib ile istiska eder ve 'Allah'im, (hayatta iken) resulün ile tevessül ederdik, bize yagmur ihsan ederdin. Simdi de Sana, resulünün amcasi ile tevessül ediyoruz, bize yagmur ver' derdi" ( Buhari-Istiska-3, Fedailü'l-Ashabü'n-Nebi-11 ) Muaviye b. Ebu Süfyan'in, Yezid b. Esved el-Curasi ile, onun duasi ile tevessül ettigi de mervidir.

- "Kuraklik aninda bir a'rabi, Hz.Peygamber'e gelerek 'Ey Allah'in resulü, mallar helak oldu, caresiz kaldik, Allah'a dua et de bize yagmur versin' dedi. Bunun üzerine Resulullah dua etti ve cok gecmeden yagmur yagdi" ( Buhari-Istiska-6-7-9-12, Müslim-Istiska-8 )

- Osman b. Huneyf rivayet ediyor; "A'ma bir zat, Resulullah'a gelip 'Benim icin dua et' dedi. Hz.Peygamber 'Istersen sabret, bu, senin icin daha hayirlidir' buyurdu. A'ma 'Hayir, dua et' deyince, Hz.Peygamber, ona güzelce abdest almasini ve su duayi okumasini emretti; 'Allah'im, rahmet peygamberin Muhammed ile Sana yöneliyor, Senden istiyorum. Ya Muhammed, hacetimi yerine getirmesi icin Rabbime seninle yöneldim. Allah'im, onun benim hakkimdaki sefaatini (duasini) kabul eyle' " ( Tirmizi-Deavat-119 )

- Temimogullari kabilesini temsilen Hz.Peygamber'e gelen heyet üyelerinden Telib anlatiyor; "Resulullah'in huzuruna vardim ve 'Ya Resulullah, benim icin istigfar buyur' dedim. 'Allah senin icin dua etmeme izin verdigi zaman dua ederim' buyurdu. Allah'in diledigi kadar bir süre bekledikten sonra, beni cagirdi, elini yüzüme sürdü ve 'Allah'im, Telib'i bagisla, ona rahmet eyle' buyurdu" ( Taberani, Ibn Sa'd-7/42, Ayrica bak: Kandehlevi-Hayatü's-Sahabe-C.4.-S.75 )

- Esir b. Cabir anlatiyor; "Hz.Ömer, Üveys el-Karani'ye 'Benim icin istigfar et' dedi. Üveys 'Sen Resulullah'in arkadasi iken, ben nasil senin icin istigfar ederim' diye sordu. Bunun üzerine Hz.Ömer 'Ben Resulullah'dan dinledim; 'Tabiunun en hayirlisi Üveys denilen adamdir. Sizden her kim ona yetisirse, kendisi icin magfiret dilemesini istesin' buyurdu' dedi" ( Ibn Sa'd-6/163, Ayrica bak: Kandehlevi-Hayatü's-Sahabe-C.4.-S.62 )

Bu nakillerden de anlasildigi üzere, peygamberler ve salih kullar ile yapilan tevessül, onlarin giyabinda ve zatlari vesile edinilerek degil, hazir bulunarak, ettikleri dua vesilesi ile yapilirsa ancak mesrudur. Aksi taktide Hz.Peygamber "Üveys'e yetisenler, ondan, kendileri icin dua etmesini istesinler" buyurmaz ve sahabe, giyabinda Üveys ile tevessül ederdi. Telib de, Resulullah'a hic müracaat etmez, dogrudan onunla, zati ile tevessül ederdi.

2 - Ikinci sekil mesru tevessül; bir kimsenin, imani ve salih amellerini vesile edinerek Allah'dan istemesidir. Bunun da dinde dayanaklari mevcuttur. Asagidaki ayet ve hadisler, tevessülün bu türünün mesruiyyetinin delilleridir. Allah buyuruyor;

- "(Söyle derler) Ey Rabbimiz, dogrusu biz 'Rabbinize iman edin' diye inanmaya cagiran bir cagirici isittik ve iman ettik. O halde ey Rabbimiz, bizi bagisla, kötülüklerimizi affet, canimizi iyilerle beraber al" ( Al-i Imran - 193 )

- "Biz iman ettik. Öyle ise bize magfiret et, bize rahmet et. Sen merhametlilerin en merhametlisisin" ( Mü'minun - 109,110 )

- "Ey Rabbimiz, Senin indirdigin seye iman ettik ve resulüne tabi olduk. Öyle ise bizi sahidlerle beraber yaz" ( Al-i Imran - 53 )

- Hz.Peygamber söyle buyurdu; "Eski dönemlerde üc kisi, yagmurdan kacip bir magaraya siginmislardi. Magaranin kapisi, bir sarsinti ile kayalarin düsmesi sonucu kapandi. Iceride mahsur kaldilar. Her ücü de, isledikleri salih ameller ile tevessül ederek, Allah'dan, magaranin agzinin acilmasini diledi. Ilki; 'Ya Rabbi, birgün süt sagmis, anne ve babama icirmek icin yanlarina gitmistim. Uyumuslardi. Ben, elimde süt ile sabaha kadar onlarin basinda beklemistim. Eger bu amelimi sirf Senin rizan icin yapmis isem, bizi bu dertten kurtar' diye dua etti. Ikincisi; 'Ey Rabbim, birgün amcamin kizi benden borc para istemisti. Ona zina etmeyi teklif etmistim. O da yanasmisti ki, ben bu niyetimden vaz gectim. Eger bunu Senin rizan icin yapmis isem, bize yardim et' seklinde Allah'a yalvardi. Ücüncüsü de; 'Ey Allah'im, benim yanimda calistirdigim bir isci vardi. Hakkini almadan gözden kayboldu. Uzun zaman ugramadi. Sonra gelip hakkini istediginde, su gördügü koyun sürüsünün ona ait oldugunu söyledim. Inanmadi. Sonra ona, onun emeginin bu zaman icerisinde bu miktari buldugunu söyledim. Sevine sevine koyunlari aldi, gitti. Eger bunu Senin rizan icin yapmis isem, bizi bu sikintidan kurtar' diye dua etti. Nihayet bu üc kisi, magaranin kapinin acilmasi ile kurtuldular" ( ... )

Bu ayet ve hadisler, iman ve salih ameller ile tevessülün de, mesru oldugunun kanitidir. Iman ve salih amel ile tevessül, bu "kavli" tarzin disinda, bir de "fiili" olarak anlasilabilir. Seriat'a uymak, emir ve nehylere riayet etmek, feraiz ve nevafili eda etmek, fiili tevessül anlamina gelir.

- "Ey mü'minler, Allah'dan korkun ve O'na yaklasmak icin vesile arayin" ( Maide - 35 )

- Bir kutsi hadisde, Allah, söyle buyuruyor; "Kulum Bana, farzlari eda etmekle yaklastigi gibi hicbirseyle yaklasamaz. Nafilelerle de Bana yaklasmaya devam eder. Nihayet onu severim. Sevince de, onun gören gözü, isiten kulagi, yürüyen ayagi, tutan eli gibi olurum. Benimle görür, Benimle isitir, Benimle yürür, Benimle tutar..." ( ... )

3 - Ücüncü sekil mesru tevessül; Allah'in güzel isim ve sifatlarini vesile edinerek Allah'dan istemek. Bunun dindeki dayanaklarini, Hz.Peygamber'in yaptigi su gibi dualar olusturur;

- "Allah'im, yalniz Sana hamd ile Senden istiyorum. Sensin ihsani bol olan, yerleri-gökleri yoktan var eden. Ey celal ve ikram sahibi, ey ezeli ve ebedi diri, ey mükemmel tedbir eden, dogmamis-dogurmamis olan, esi-benzeri bulunmayan, herkezin Sana muhtac oldugu samed olmakligin ile Senden istiyorum. Zatina verdigin tüm isimlerle Senden istiyorum" ( Tirmizi-Deavat-99 )

- "Allah'im, yalniz Senin ilah olduguna, ortagin bulunmadigina, dogmayan-dogurmayan olduguna, esi-benzeri olmayan yegane samedin Sen olduguna sehadet ederek Senden istiyorum" ( Tirmizi-Deavat-82, Nesai-Cenaiz-117, Ibn Mace-Dua-10 )

Bunlar, tevessülün, bid'at olmayan, dinde dayanaklari bulunan mesru üc türüdür. "Filan hakki icin Senden istiyorum" seklindeki bid'at tevessülü, dört imam da onaylamamis, buna iliskin "Kimsenin Allah üzerinde bir hakki olamaz" denmistir. Hanefi fukahasinin görüsünün de bu oldugu, el-Kuduri'nin "Serhü'l-Kerhi" adli eserinde yazilidir (mekruhlar bölümü). Bu baglamda Ali el-Kari'nin "Fikh-i Ekber Serhi"nin (Cagri Yayinlari) 257.sayfasina da bakilabilir. Veya Imam Ibn Teymiyye'nin, adi gecen Külliyat'inin konu ile ilgili birinci cildine.
Abdullah el-Necdi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 26.04.2008, 03:28
inna lillahi ve inna ilayhi raciun

 
menzilli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.08.2006
Mesajlar: 76
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
selAmun AleyKum guzeL kardesim ben fazLa yazmam genelde cogunlukla Okurum sunu yazmadan gecemedím Kusura bakmayin ALLAH cc ile KuL arasina giriLmez diyorsunuz bir sey sormak istiyorum Hasta oLdugunuzda ALLAH cc un bize sifada araci koydugu Doktorami gidersiniz yoksa evde oturur sadece duami edersiniz duada bir vesile dir Dostorda Rizk icin evde bekleyip dua ederek mi istersiniz yoksa o rizki calismayi vesile ediptemi kazanirsiniz Peygamber efendimiz s.a.v KUR´AN azimmusan direk mi inmistir yoksa CebraiL a.s vesilesiylemi Vesileler her zaman vardir ve oLacaktir Bunu unutmamak gerekir yukarda saydiklarim sadece belli basli olanlardir birde madem hastalaninca fiziki sifayi Doktor vesilesiyle ariyoruz o zamanda manevi sifayi bir ALLAH dostu vesilesiyle araminin bir sakincasi ollmadigi dusuncesindeyim Hakkinizi helál Edin ALLAH cc rahmeti bereketi tum ummed i MUHAMMED in uzerine olsun selam ve dua ile
menzilli isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 26.04.2008, 05:24

 
Murat Yazıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 663
Teşekkür etti: 9
132 Teşekkür 68 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Abdullah el-Necdi
Mesajı göster
Bunlar, tevessülün, bid'at olmayan, dinde dayanaklari bulunan mesru üc türüdür. "Filan hakki icin Senden istiyorum" seklindeki bid'at tevessülü, dört imam da onaylamamis, buna iliskin "Kimsenin Allah üzerinde bir hakki olamaz" denmistir. Hanefi fukahasinin görüsünün de bu oldugu, el-Kuduri'nin "Serhü'l-Kerhi" adli eserinde yazilidir (mekruhlar bölümü). Bu baglamda Ali el-Kari'nin "Fikh-i Ekber Serhi"nin (Cagri Yayinlari) 257.sayfasina da bakilabilir. Veya Imam Ibn Teymiyye'nin, adi gecen Külliyat'inin konu ile ilgili birinci cildine.
Madem Ali el-Kari sizce muteber bir alimdir, onun bir sözünü nakledelim:

"Aliyy'ül-kaari [Ali el-Kari] Şifa şerhinde diyor ki: Hanbelîlerden İbni Teymiyye, ifrata kaçmış bulunmaktadır. Zira Resulullah aleyhisselam efendimizi ziyaret için yolculuk yapmayı haram saymıştır. Halbuki ziyaretin yakınlık sebebi olduğu bilinmektedir. Onu inkara kalkan üzerine küfür ile hükmolunmuştur. Zira müstehab olduğunda ulemanın icmaı bulunan bir şeyi haram kılmak küfür olur. Bu, mübah olduğunda icma bulunan bir şeyi haram kılmanın da ötesinde bulunmaktadır." (Şevahidü'l-Hakk, Fazilet Neşriyat, s.188)

Burada bahsedilen tevessül şekli hakkında ise muteber rivayetler mevcuttur. Mesela, Şevahid-ül-hak kitabında yazılı, ibni Mace hadisinde bildirildiği gibi, Peygamberimiz (Allahümme inni eselüke bihakkıssailine aleyke), yani (Ya Rabbi! Senden isteyip de, verdiğin kimselerin hatırı için, senden istiyorum!) derdi ve böyle dua ediniz buyururdu. Hz. Ali’nin annesi Fatıma’yı kendi mübarek elleri ile mezara koyunca (İğfir li-ümmî Fâtımate binti Esed ve vessi' aleyhâ medhalehâ bi-hakkı nebiyyike vel enbiyâillezîne min kablî inneke erhamürrâhimîn) buyurduğunu, Taberani ve İbni Hibban ve Hakim ve Süyuti bildirmektedir. (Bkz: Taberanî, Mu'cem-i Kebîr, No:871, 24/351, Evsat,No:191,1/152, Heysemî, Mecmau 'z-Zevaid,No:15399,9/414, Ebu Nuaym,Hılyetül Evliya, 3/121.) Bu duâ (Yâ Rabbî! Annem Fâtıma binti Esedi mağfiret eyle, yâni günahlarını affeyle! İçinde bulunduğu yeri genişlet! Peygamberinin hakkı için ve benden önce gelmiş, Peygamberlerin hepsinin hakkı için bu duâmı kabûl et! Sen, merhametlilerin en merhametlisisin) demektir.

Büyük Hanefi fıkıh alimi İbni Abidin kitabının önsözünde şöyle dua ediyor:

Ben Allahü Teâlâ'ya Nebiyy-i Kerim'i (sallallahü aleyhi ve sellem) ile ehl'i tâatından her muazzam makam sahibi ile ve imamımız îmam A'zam ile tevessül ederek, lütuf ve kereminden bu işi bana âsan eylemesini, tamamına erdirmesini, hatalarımı afv, amelimi kabul buyurmasını; bunu sırf rızâyı kerîmi için Gennât-ı naîm'de kurtuluşuma sebep yapmasını, bütün beldelerde kullarını bununla faydalandırmasını, bana doğru yolu göstermesini, doğruyu ilham buyurmasını, kusurlarımı bağışlamasını, hatalarımı afv buyurmasını niyaz eylerim. Çünkü ben bu işe çocukluk edip karışmış bulunuyorum. Ben bu yolun süvarilerinden değilim. Lâkin O'nun kudretinden imdad umuyor. O'nun güç ve kuvvetiyle hazırlık yapıyorum. Muvaffakiyetim ancak Allah'dandır. O'na tevekkül eder, ancak O'na yönelirim. (Reddü'l-Muhtar Ale'd-Dürrü'l-Muhtar, Şamil Yayınevi, İstanbul, 1982; c.1, s.14.)

Aynı kitapda, musannıf Muhammed bin Abdullah Timurtaşi'nin şu sözlerini okuyoruz:

Allahü Teâlâ'dan niyazımız, Resülü'nün yüzüsuyu hürmetine, tevfik ve kabüldür. Nasıl kabul dilemeyelim ki, Allahü Teâlâ bu kitabın tebyızına başlamayı, Ravza-i Mutahhara'da ve Bük'ayı Mubâreke'de Resül-i Zişan'ın huzurunda ve iki büyük arslan kâmil kabir arkadaşının yanında nasib etti. Allah onlardan ve diğer bütün ashab-ı kiramdan, onlara iyilikle tâbi olanlardan. annelerimizden, babalarımızdan kıyâmet gününe kadar râzı olsun. Daha sonra Kâbe-i Şerife'nin karşısında altın oluğun altında. Hatîm'de ve Makam-ı İbrahim'de devam etmek nasip eyledi. Allah itmamını da müyesser kılsın.. (Reddü'l-Muhtar Ale'd-Dürrü'l-Muhtar, c.1, s.98.)

Bu satırları şerheden İbni Abidin hazretleri şöyle yazmış:

Şu evrakı toplayan günahkâr kul dahi aynen musannıfın dediğini der. Mevlâ-i Kerim'inden Nebiyyi Azîm'ı ve nezd-i İlâhisindeki her makâm sâhibi hörmetine, bu sâ'yi gayretini kabul ile kendisine fadl-ü ihsanda bulunmasını, bu eserle bütün memleketlerdeki kullarını faydalandırmasını, son nefesinde hüsn-ü hitâm nasip ederek merâmına nâil buyurmasını niyaz eyler!...Âmîn..... (a.g.e. s.99.)

Kadızade Ahmed Efendi, İmam-ı Birgivi'nin kitabının şerhinde şöyle dua ediyor:

Allahü teâlâ bu muhtaç kulunu ve diğer dostlarını, emin olan Peygamberlerinin hürmetine (aleyhimüsselam) kabir azabından ve mahşer yerinin zorluğundan korusun. Amin. (Birgivi Vasiyetnamesi Kadızade şerhi, Bedir Yayınevi, s. 254.)

Başka misaller de verilebilir. Aklı ve insafı olana bunlar yeter.
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 26.04.2008, 11:12

 
Abdullah el-Necdi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.04.2008
Yaş: 32
Mesajlar: 68
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Sevgili Menzilli kardes,

sorunuza cevap mahiyetinde bir baska yazimdaki su pasaji aktarmak isterim. Lütfen dikkatle okuyunuz;

"Aracilar" meselesinde deniyor ki; "Allah, dini, insanlara peygamberler araciligi ile göndermistir, peygamberlere de melek araciligi ile, aracilar olmasa idi biz bu dini nereden bilecektik, bir de kalkmis 'aracilar edinmek sirktir' diyorsunuz". Bu ve buna benzer sekilde "sebepler"i delil getirerek muhalefet edenler, herhalde yazdiklarimizi okumuyor olmalilar. Sebepleri inkar etmiyoruz. Söyledigimiz; "uluhiyyete taalluk eden islerde araci yoktur"dan ibarettir. Bunu, "Tasavvuf'a Dair-2" baslikli yazimin "Allah'dan baskasindan istigasede bulunmak" arabasligini tasiyan bölümünde cok belirgin ifadeler ile dillendirmis olmama ragmen, yaziya itiraz mahiyetinde gelen cevapta, yine ayni nakarat ile karsilastim. Uluhiyyete müteallik olmayan islerde insanlar birbirlerinden yardim isterler. Bu mesrudur. Buna, Selefiyye'den kimse de itiraz etmemistir. Kur'an'da, insanlardan istemenin mesru oldugu alanlarda istendigine dair örnekler de vardir. Sirk ve küfür olan; "uluhiyyete iliskin hususlarda" insanlardan istemektir. Allah'in yasakladigi, budur. Allah, kulluk ve ibadetin, sadece kendisine yönelik olmasini emir buyuruyor. Ilah, kendisine kulluk ve ibadet edilen varliktir. "Ilah" kelimesi, bu anlami ifade eder. Dua, hadis ile sabittir ki, bir kulluk ve ibadettir. Peygambere, veliye, herhangi bir kula el acip "medet ya falan" gibi sözlerle dua eden, o dua ettigi seyi ilahlastirmis ve Allah'a sirk kosmustur. Bu, cok aciktir.
Abdullah el-Necdi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 26.04.2008, 11:41

 
Murat Yazıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 663
Teşekkür etti: 9
132 Teşekkür 68 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Abdullah el-Necdi
Mesajı göster
Peygambere, veliye, herhangi bir kula el acip "medet ya falan" gibi sözlerle dua eden, o dua ettigi seyi ilahlastirmis ve Allah'a sirk kosmustur. Bu, cok aciktir.
Herhangi birisinden yardım istemek başka, ona dua etmek başka.
Bu ikisini birbirine karıştıran, doğru düşünemiyen bir kimsedir.

"Medet ya filan" diyen el açmıyor ki... Mecazi manada yardım istiyor. Denize düşenin sahildekilere "imdat" diye seslenmesi gibidir. İkisi de şirk değil.

Müslümana kafir diyen kendisi kafir olur. Bu yüzden Vehhabiler (Necdiler) kafir olmaktadır.
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 26.04.2008, 11:54
hayat;imân,cihâd, takvâ...

 
KuTeYBe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.05.2007
Mesajlar: 35
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Murat Yazıcı
Madem Ali el-Kari sizce muteber bir alimdir, onun bir sözünü nakledelim


Bir âlimden alıntı yapmak demek onun bütün fikirlerine katılınacağı anlamına gelebilir mi? Yukarıdaki cümle kötü bir demagoji cümlesidir. Muhammed aleyhisselâmın sözleri dışında kişilerin sözleri delilin kuvvetine göre alınır da terkedilir de... Evvelâ bunu öğreniniz.

Devam edeceğim inşaAllah...

__________________
Beni gasp edilmemiş bir toprak parçasına gömün.
İmâm Ebû Hanife
KuTeYBe isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 26.04.2008, 12:02

 
Murat Yazıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 663
Teşekkür etti: 9
132 Teşekkür 68 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız KuTeYBe
Mesajı göster


Devam edeceğim inşaAllah...
Lütfen manalı, faydalı bir şeyler yazarak...

Gevezelik ederek değil.

Kendilerine "Selefi" diyen Vehhabilerin küfre girmelerinin sebeplerinden biri, Müslümanları tekfir etmeleridir. Tevessül meselesinde bu gözden kaçırılmaması gereken bir husustur. Aslında, Vehhabilerin dediği doğru olsaydı, onların büyük bildikleri birçok alimin de şirke bulaşmış olduğunu kabul etmek zorunda kalırdık.
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 26.04.2008, 12:20

 
Abdullah el-Necdi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.04.2008
Yaş: 32
Mesajlar: 68
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Sevgili Murat Yazici kardes,

Selefiyye'den hic kimse, "tevessül" meselesinde sirke düsüldügünü söylememistir. Yazdiklarimizi okumuyor oldugunuza simdi tam kanaat getirdim. Sirk, istigasedeki sapmada hasil olan neticedir. Mesru olmayan tarzda tevessül eden ise, "bid'atci"dir, müsrik degil.

Sizden ricam sevgili kardesim;

Bizi gereksiz yere yormak yerine su yazdiklarimizi önce bir oturup okusaniz ?

Heyecaninizi anliyorum ama, böyle olmuyor. Önce bir okuyun, bircok soruyu sormaniza gerek kalmayacak, cevaplari orada bulacaksiniz. Okumadan cevaba atilmaniz halinde Sizi ciddiye alamayacagimi üzülerek bildirmek isterim.
Abdullah el-Necdi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 26.04.2008, 13:11
hayat;imân,cihâd, takvâ...

 
KuTeYBe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.05.2007
Mesajlar: 35
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Murat Yazıcı
Mesajı göster
Madem Ali el-Kari sizce muteber bir alimdir, onun bir sözünü nakledelim:

"Aliyy'ül-kaari [Ali el-Kari] Şifa şerhinde diyor ki: Hanbelîlerden İbni Teymiyye, ifrata kaçmış bulunmaktadır. Zira Resulullah aleyhisselam efendimizi ziyaret için yolculuk yapmayı haram saymıştır. Halbuki ziyaretin yakınlık sebebi olduğu bilinmektedir. Onu inkara kalkan üzerine küfür ile hükmolunmuştur. Zira müstehab olduğunda ulemanın icmaı bulunan bir şeyi haram kılmak küfür olur. Bu, mübah olduğunda icma bulunan bir şeyi haram kılmanın da ötesinde bulunmaktadır." (Şevahidü'l-Hakk, Fazilet Neşriyat, s.188)

Burada bahsedilen tevessül şekli hakkında ise muteber rivayetler mevcuttur. Mesela, Şevahid-ül-hak kitabında yazılı, ibni Mace hadisinde bildirildiği gibi, Peygamberimiz (Allahümme inni eselüke bihakkıssailine aleyke), yani (Ya Rabbi! Senden isteyip de, verdiğin kimselerin hatırı için, senden istiyorum!) derdi ve böyle dua ediniz buyururdu. Hz. Ali’nin annesi Fatıma’yı kendi mübarek elleri ile mezara koyunca (İğfir li-ümmî Fâtımate binti Esed ve vessi' aleyhâ medhalehâ bi-hakkı nebiyyike vel enbiyâillezîne min kablî inneke erhamürrâhimîn) buyurduğunu, Taberani ve İbni Hibban ve Hakim ve Süyuti bildirmektedir. (Bkz: Taberanî, Mu'cem-i Kebîr, No:871, 24/351, Evsat,No:191,1/152, Heysemî, Mecmau 'z-Zevaid,No:15399,9/414, Ebu Nuaym,Hılyetül Evliya, 3/121.) Bu duâ (Yâ Rabbî! Annem Fâtıma binti Esedi mağfiret eyle, yâni günahlarını affeyle! İçinde bulunduğu yeri genişlet! Peygamberinin hakkı için ve benden önce gelmiş, Peygamberlerin hepsinin hakkı için bu duâmı kabûl et! Sen, merhametlilerin en merhametlisisin) demektir.

Büyük Hanefi fıkıh alimi İbni Abidin kitabının önsözünde şöyle dua ediyor:

Ben Allahü Teâlâ'ya Nebiyy-i Kerim'i (sallallahü aleyhi ve sellem) ile ehl'i tâatından her muazzam makam sahibi ile ve imamımız îmam A'zam ile tevessül ederek, lütuf ve kereminden bu işi bana âsan eylemesini, tamamına erdirmesini, hatalarımı afv, amelimi kabul buyurmasını; bunu sırf rızâyı kerîmi için Gennât-ı naîm'de kurtuluşuma sebep yapmasını, bütün beldelerde kullarını bununla faydalandırmasını, bana doğru yolu göstermesini, doğruyu ilham buyurmasını, kusurlarımı bağışlamasını, hatalarımı afv buyurmasını niyaz eylerim. Çünkü ben bu işe çocukluk edip karışmış bulunuyorum. Ben bu yolun süvarilerinden değilim. Lâkin O'nun kudretinden imdad umuyor. O'nun güç ve kuvvetiyle hazırlık yapıyorum. Muvaffakiyetim ancak Allah'dandır. O'na tevekkül eder, ancak O'na yönelirim. (Reddü'l-Muhtar Ale'd-Dürrü'l-Muhtar, Şamil Yayınevi, İstanbul, 1982; c.1, s.14.)

Aynı kitapda, musannıf Muhammed bin Abdullah Timurtaşi'nin şu sözlerini okuyoruz:

Allahü Teâlâ'dan niyazımız, Resülü'nün yüzüsuyu hürmetine, tevfik ve kabüldür. Nasıl kabul dilemeyelim ki, Allahü Teâlâ bu kitabın tebyızına başlamayı, Ravza-i Mutahhara'da ve Bük'ayı Mubâreke'de Resül-i Zişan'ın huzurunda ve iki büyük arslan kâmil kabir arkadaşının yanında nasib etti. Allah onlardan ve diğer bütün ashab-ı kiramdan, onlara iyilikle tâbi olanlardan. annelerimizden, babalarımızdan kıyâmet gününe kadar râzı olsun. Daha sonra Kâbe-i Şerife'nin karşısında altın oluğun altında. Hatîm'de ve Makam-ı İbrahim'de devam etmek nasip eyledi. Allah itmamını da müyesser kılsın.. (Reddü'l-Muhtar Ale'd-Dürrü'l-Muhtar, c.1, s.98.)

Bu satırları şerheden İbni Abidin hazretleri şöyle yazmış:

Şu evrakı toplayan günahkâr kul dahi aynen musannıfın dediğini der. Mevlâ-i Kerim'inden Nebiyyi Azîm'ı ve nezd-i İlâhisindeki her makâm sâhibi hörmetine, bu sâ'yi gayretini kabul ile kendisine fadl-ü ihsanda bulunmasını, bu eserle bütün memleketlerdeki kullarını faydalandırmasını, son nefesinde hüsn-ü hitâm nasip ederek merâmına nâil buyurmasını niyaz eyler!...Âmîn..... (a.g.e. s.99.)

Kadızade Ahmed Efendi, İmam-ı Birgivi'nin kitabının şerhinde şöyle dua ediyor:

Allahü teâlâ bu muhtaç kulunu ve diğer dostlarını, emin olan Peygamberlerinin hürmetine (aleyhimüsselam) kabir azabından ve mahşer yerinin zorluğundan korusun. Amin. (Birgivi Vasiyetnamesi Kadızade şerhi, Bedir Yayınevi, s. 254.)

Başka misaller de verilebilir. Aklı ve insafı olana bunlar yeter.
Burada yayınevi olarak Fazilet zaten müfrit Süleymancılar'ın habis kalesi gibi. Ve uydurmaları yaymada birebirler . Mübarek Gün ve Gecelerde Yapılacak İbadetler kitabı tam bir yozlaşma örneği.

Murat Yazıcı'nın yukarıda söyledikleri "Peygamberin hakkı ve hürmeti adına" aracılık koşulabileceğini gösteriyor. Sanıyoruz ki Murat Yazıcı da öyle inanıyor.


O zaman bir bakalım:


"Muhammed hakkı için ya da Muhammed'in makamı için istiyorum" tarzındaki sözlerle Allah'a yakarmak doğru değildir. Konu hakkında imamlardan olumlu hiç bir görüş aktarılmamıştır. Meselâ, Ebu Hanife ve Ebu Yusuf'tan sabit olduğu üzere onlar şöyle demektedirler: "Nebilerinin ve Resullerinin hakkı için (hürmetine) (senden istiyorum ey Rabbim ! ) gibi sözler söylenemez. (*)
Çünkü yaratılmışın yaratan üzerinde hiçbir hakkı yoktur.Hanedi mezhebine dâir hemen hemen bütün kaynaklarda bu görüş zikredilmektedir. (**)

(*) Kaynaklarda ".....şeklinde söz söylemesini hiç hoş görmüyorum(kerih görüyorum)" şeklindedir. Buradaki kerâhet İbn Âbidin'in de özellikle belirttiği gibi kerâhat-i tahrimiyye yani harama yakın kerâhattir.
bkz: Reddu'l-Muhtar 'ale'd-Durri'l-Muhtar,c.9 ,s.567-568/trc: c.15,s.469.

Ayrıca âlimlerin belirttiklerine göre, Ebu Hanife ve arkadaşlarının "Hoş görmüyorum, kerih görüyorum" şeklindeki ifadeleri, İmâm Muhammed'e göre haram; İmâm Ebu Hanife ve İmâm Ebu Yusuf'a göre de harama yakındır, ancak galiben tahrimdir.

Bkz: Merğinanî; el-Hidâye Şerhu Bidâyeti'l-Mubtedî,c.4,s.78 / trc:c.4,s.129
el-Mevsılî; el-İhtiyâr li Ta'lili'l-Muhtâr,c.4,s.153/ trc:c.4,s.119-120
İbrahim el-Halebî; Multeka'l-Ebhûr (el-Kelîbûlî'nin Mecma'u'l-Enhur Şerhi ile birlikte ), c.4,s.177 / trc: c.4, s.62.
Âlemgir "el--Fetâva'l-Hindiyye" c. 5,s.308 / trc: c.11, s.519.
İbnu'l-Kayyım el-Cevziyye, İğasetu'l-Lehfân, c.1,s.335
Birgivî, Ziyaretu'l-Kubûr, s.48, /trc: s.66
Şükrî Alûsî; Gâyetu'l-Emânî fi'r-Reddi ale'n-Nebhânî, c.2, s.399

(**) Bkz: Kâsânî, Bedâi'us-Sanâi fi Tertibi'ş-Şerâi',c.5,s.126
Merğinânî,el-Hidâye Şerhu Bidâyeti'l-Mubtedî,c.4,s.96 / trc: c.4,s160
el-Mevsılî; el-İhtiyâr li Ta'lili'l-Muhtâr,c.4,s.164 / c.4,s.147
Fahruddin Zeyla'î, Tebyînu'l-Hakâik Şerhu Kenzi'd-Dekâik,c.7,s.70
Aynî,el-Binâye Şerhu'l-Hidâye, c.12,s.248-249
İbrahim el-Halebî; Multeka'l-Ebhûr (el-Kelîbûlî'nin Mecma'u'l-Enhur Şerhi ile birlikte ), c.4,s.223/ trc: c.4,s.117.
İbn Nuceym, el-Bahru'r-Râîk Şerhu Kenzi'd-Dekâik (Tûrî'nin Tekmiletu'l-Bahrî'r-Râik ile birlikte) c.8,s.325.
İbnu'l-Humâm,Şerhu Fethu'l-Kadîr, (Kadızâde'nin Tekmiletü Şerhi Fethi'l-Kadîr li İbni'l-Humâm diğer adıyla Netâicu'l-Efkâr fî Keşfi'r-Rumûzî ve'l-Esrâr'ı ile birlikte) c.10,s.77.
İbn 'Âbidin, Reddu'l-Muhtâr 'ale'd-Durri'l-Muhtâr,c.9,s.569 / trc: c.15,s.464
Âlemgir "el--Fetâva'l-Hindiyye" c.5, s.138. / trc: c.11,s.551
İbn Ebi'l-İzz; Şerhu'l-Akideti'l-Tahaviyye,s.237 /trc: s.176-177
Birgivî, Ziyaretu'l-Kubûr,s.47-48 / trc: s.66
Nu'mân Alûsî, Cilâu'l-Ayneyn fî Muhâkemeti'l-Ahmedeyn,s.452,470,482.
Şükrî Alûsî, Gâyetu'l-Emânî fi'r-Reddi' 'ale'n-Nebhânî,c.2,s.399
Molla Aliyyu'l-Kâri,Şerhu Fıkhı'l-Ekber,s.132 / trc: s.257 ( Aliyyu'l-Kâri "...ben de derim ki diyerek bu konuda kendi görüşünü açıklıyor ve Ebu Yusuf'un bu şekil duayı caiz gördüğünü söylüyor ancak kaynak belirtmiyor. Doğru olan Ebu Yusuf'un da kabul etmediğidir.Bu konuda hadis gelmiştir dediği hadislerin senedleri problemlidir ya da çarpıtılmıştır. Bunlara ayrıca döneriz.KuTeYBe.)
İbn Teymiyye,Kâ'idetu'n-Celiletu'n fi't-Tevessüli ve'l-Vesile, s.82-83, 297.)
el-İstiğâse fi'r-Reddi ale'l-Bekrî (s.242)
el-Elbâni, et-Tevessül, s.51-52.



---------------------------------------------------------------------------------------------

Bir sonraki oturumda şu rivâyet üzerinde duralım:

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Murat Yazıcı
Hz. Ali’nin annesi Fatıma’yı kendi mübarek elleri ile mezara koyunca (İğfir li-ümmî Fâtımate binti Esed ve vessi' aleyhâ medhalehâ bi-hakkı nebiyyike vel enbiyâillezîne min kablî inneke erhamürrâhimîn) buyurduğunu, Taberani ve İbni Hibban ve Hakim ve Süyuti bildirmektedir. (Bkz: Taberanî, Mu'cem-i Kebîr, No:871, 24/351, Evsat,No:191,1/152, Heysemî, Mecmau 'z-Zevaid,No:15399,9/414, Ebu Nuaym,Hılyetül Evliya, 3/121.) Bu duâ (Yâ Rabbî! Annem Fâtıma binti Esedi mağfiret eyle, yâni günahlarını affeyle! İçinde bulunduğu yeri genişlet! Peygamberinin hakkı için ve benden önce gelmiş, Peygamberlerin hepsinin hakkı için bu duâmı kabûl et! Sen, merhametlilerin en merhametlisisin) demektir
__________________
Beni gasp edilmemiş bir toprak parçasına gömün.
İmâm Ebû Hanife
KuTeYBe isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 26.04.2008, 18:46

 
Murat Yazıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 663
Teşekkür etti: 9
132 Teşekkür 68 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız KuTeYBe
Mesajı göster
Burada yayınevi olarak Fazilet zaten müfrit Süleymancılar'ın habis kalesi gibi. Ve uydurmaları yaymada birebirler . Mübarek Gün ve Gecelerde Yapılacak İbadetler kitabı tam bir yozlaşma örneği.
Konuyla alakasız ve seviyesiz sözler.

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız KuTeYBe
Mesajı göster


O zaman bir bakalım:


"Muhammed hakkı için ya da Muhammed'in makamı için istiyorum" tarzındaki sözlerle Allah'a yakarmak doğru değildir. Konu hakkında imamlardan olumlu hiç bir görüş aktarılmamıştır. Meselâ, Ebu Hanife ve Ebu Yusuf'tan sabit olduğu üzere onlar şöyle demektedirler: "Nebilerinin ve Resullerinin hakkı için (hürmetine) (senden istiyorum ey Rabbim ! ) gibi sözler söylenemez. (*)
Çünkü yaratılmışın yaratan üzerinde hiçbir hakkı yoktur.Hanedi mezhebine dâir hemen hemen bütün kaynaklarda bu görüş zikredilmektedir. (**)

(*) Kaynaklarda ".....şeklinde söz söylemesini hiç hoş görmüyorum(kerih görüyorum)" şeklindedir. Buradaki kerâhet İbn Âbidin'in de özellikle belirttiği gibi kerâhat-i tahrimiyye yani harama yakın kerâhattir.
bkz: Reddu'l-Muhtar 'ale'd-Durri'l-Muhtar,c.9 ,s.567-568/trc: c.15,s.469.

Ayrıca âlimlerin belirttiklerine göre, Ebu Hanife ve arkadaşlarının "Hoş görmüyorum, kerih görüyorum" şeklindeki ifadeleri, İmâm Muhammed'e göre haram; İmâm Ebu Hanife ve İmâm Ebu Yusuf'a göre de harama yakındır, ancak galiben tahrimdir.

İbn 'Âbidin, Reddu'l-Muhtâr 'ale'd-Durri'l-Muhtâr,c.9,s.569 / trc: c.15,s.464
Burada uzun bir referans listesi var (çoğunu sildim).

Bunların hepsine tek tek baktın mı?

Eğer bu yazıyı başkasından iktibas ettiysen, kaynak göstermen lazım.

Esas konuya geri dönelim. Bu uzun referans listesini vermene gerek yoktu, zira İmam-ı a'zam'dan nakledilen "mekruh" kavli bu forumda daha evvel defalarca yazılmıştı ve tartışılmıştı. Büyük Hanefi alimi Hadimi de bu hususa Berika'da biraz temas etmektedir. Burada kerahet olmasının sebebi, kulun Allahü teâlâ üzerinde hakkı olacağının sanılması tehlikesidir. Bu sebep ve tehlike olmayınca, kerahet de olmaz.

Müslim'deki sahih hadiste Peygamberimiz aleyhisselam Muaz bin Cebel'e "kulların Allah üzerindeki hakları nedir, bilir misin?" buyurdu. Allahü teâlânın kula bahşettiği, tanıdığı hak demektir. Buradaki "hak", vacib olan hak mânâsında değildir. Çünkü, Allah'ın üzerine hiç bir şey vacib değildir. İşte, bazı fakihlerden gelen kavillerde "hak" kelimesinin Allah için kullanılmasının caiz olmaması (yani, "...hakkı için" denmesinin uygun görülmemesi), bu çerçevededir. "Hak" kelimesini, Allah'ın üzerine vacib mânâsında kullanmak elbette caiz olmaz. Çünkü, Allahü teâlâ hiç kimsenin istediğini yapmak mecburiyetinde değildir. Allahü teâlânın sevdiği kullarına tanıdığı hak mânâsında (hadis-i şerifte olduğu gibi) kullanmakda ise bir mahzur yoktur.

".. hürmetine" diyerek dua etmeye misal olarak da, burada referans gösterdiğin büyük Hanefi fıkıh alimi İbni Abidin'in sözlerini de yukarıda nakletmiştim:

Ben Allahü Teâlâ'ya Nebiyy-i Kerim'i (sallallahü aleyhi ve sellem) ile ehl'i tâatından her muazzam makam sahibi ile ve imamımız îmam A'zam ile tevessül ederek, lütuf ve kereminden bu işi bana âsan eylemesini, tamamına erdirmesini, hatalarımı afv, amelimi kabul buyurmasını; bunu sırf rızâyı kerîmi için Gennât-ı naîm'de kurtuluşuma sebep yapmasını, bütün beldelerde kullarını bununla faydalandırmasını, bana doğru yolu göstermesini, doğruyu ilham buyurmasını, kusurlarımı bağışlamasını, hatalarımı afv buyurmasını niyaz eylerim. Çünkü ben bu işe çocukluk edip karışmış bulunuyorum. Ben bu yolun süvarilerinden değilim. Lâkin O'nun kudretinden imdad umuyor. O'nun güç ve kuvvetiyle hazırlık yapıyorum. Muvaffakiyetim ancak Allah'dandır. O'na tevekkül eder, ancak O'na yönelirim. (Reddü'l-Muhtar Ale'd-Dürrü'l-Muhtar, Şamil Yayınevi, İstanbul, 1982; c.1, s.14.)

Aynı kitapda, musannıf Muhammed bin Abdullah Timurtaşi'nin şu sözlerini okuyoruz:

Allahü Teâlâ'dan niyazımız, Resülü'nün yüzüsuyu hürmetine, tevfik ve kabüldür. Nasıl kabul dilemeyelim ki, Allahü Teâlâ bu kitabın tebyızına başlamayı, Ravza-i Mutahhara'da ve Bük'ayı Mubâreke'de Resül-i Zişan'ın huzurunda ve iki büyük arslan kâmil kabir arkadaşının yanında nasib etti. Allah onlardan ve diğer bütün ashab-ı kiramdan, onlara iyilikle tâbi olanlardan. annelerimizden, babalarımızdan kıyâmet gününe kadar râzı olsun. Daha sonra Kâbe-i Şerife'nin karşısında altın oluğun altında. Hatîm'de ve Makam-ı İbrahim'de devam etmek nasip eyledi. Allah itmamını da müyesser kılsın.. (Reddü'l-Muhtar Ale'd-Dürrü'l-Muhtar, c.1, s.98.)

Bu satırları şerheden İbni Abidin hazretleri şöyle yazmış:

Şu evrakı toplayan günahkâr kul dahi aynen musannıfın dediğini der. Mevlâ-i Kerim'inden Nebiyyi Azîm'ı ve nezd-i İlâhisindeki her makâm sâhibi hörmetine, bu sâ'yi gayretini kabul ile kendisine fadl-ü ihsanda bulunmasını, bu eserle bütün memleketlerdeki kullarını faydalandırmasını, son nefesinde hüsn-ü hitâm nasip ederek merâmına nâil buyurmasını niyaz eyler!...Âmîn..... (a.g.e. s.99.)

Başka misaller de verilebilir. İnsafı olana bu yeterlidir.
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

Konu Murat Yazıcı tarafından (26.04.2008 Saat 23:05 ) değiştirilmiştir..
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 26.04.2008, 19:01

 
Murat Yazıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 663
Teşekkür etti: 9
132 Teşekkür 68 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Abdullah el-Necdi
Mesajı göster
Sevgili Murat Yazici kardes,
Sana şimdilik tavsiyem, o fötr şapkalı resmi kaldırmandır. Resimdeki zat belki zaruretten, mecburiyetten giymiştir. Sen yine de o resmi kullanma, başka resim bul.
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 28.04.2008, 04:04
inna lillahi ve inna ilayhi raciun

 
menzilli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.08.2006
Mesajlar: 76
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
ALLAH cc Razi oLsun insaallah

[quote=Abdullah el-Necdi;776911]Sevgili Menzilli kardes,

sorunuza cevap mahiyetinde bir baska yazimdaki su pasaji aktarmak isterim. Lütfen dikkatle okuyunuz;

"Aracilar" meselesinde deniyor ki; "Allah, dini, insanlara peygamberler araciligi ile göndermistir, peygamberlere de melek aracil