| Allahim beni birakma.....
Üyelik tarihi: 06.05.2002 Teşekkür etti: 1
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
| Burada akla gelen diðer bir mesele de, Peygamberlik müessesesiyle çok evlenmenin te'lifi keyfiyetidir. Buna da bir iki cümle ile temas etmek istiyorum.
l. Evvelâ, bilinmelidir ki, bunu serriþte edenler, ya hiçbir din ve prensip kabul etmeyenlerdir ki, onlarýn böyle bir þeyi kýnamaya aslâ ve kat'â haklarý yoktur; zîrâ onlar, bütün prensiplere karþý râfizîdirler. Hiçbir kânun ve kayda tâbi olmaksýzýn, pek-çok kadýnla münasebet kurar; hatta mahremleriyle dahi nikâhý tecviz ederler. Yahut bunlar, Hýristiyan ve Yahudi gibi ehl-i kitap olanlardýr. Onlarýn hücumu da, insafsýzca, garazlý ve teemmül edilmeden yapýlmýþ, hattâ kendi namlarýna üzülecek bir keyfiyetdir. Çünkü, Ýncil ve Ýncil ehlinin kabul ve tesüm ettiði; Tevrat ve Tevrat ehlinin, kendi peygamberleri bilip uyduklarý, nice Enbiyâyý Ýzâm vardýr ki; bunlar daha çok kadýnla evlenmiþ ve baþlarýndan daha çok nikâh geçmiþtir. Bir Süleyman ve Davud Peygamberleri düþününce, her iki cemaatin de nasýl haksýz ve tecâvüz içinde bulunduklarý açýkça ortaya çýkar. Binâenaleyh, çok kadýnla izdivacý, Peygamberimiz (S.A.V) baþlatmadýðý gibi; ayný zamanda çok izdivâç, nübüvvetin ruhuna da zýd deðildir. Kaldý ki; daha sonra anlatmaða çalýþacaðým hususlarda görüleceði gibi "teaddüd-ü zevcât"ýn peygamberlik vazifesi nokta-i nazarýndan, tasavvurlar fevkinde fâideleri vardýr.
Evet, çok kadýnla izdivâç, bilhassa ahkâmla gelen Enbiyâ için bir bakýma zarûrîdir. Zîrâ, dinin, aile mahremiyeti içinde cereyan eden pek çok yönleri vardýr ki, ona ancak bir insanýn nikâhlýsý muttali olabilir. Binâenaleyh, dinin bu yönlerini anlatmak için herhangi bir istiâre ve kinâyeye baþvurmadan -ki çok defa bu türlü anlatma tarzý anlamayý bulandýrýr ve istinbatý zorlaþtýrýr- herþeyi alabildiðine vuzûh içinde anlatacak, mürþidelere ihtiyaç vardýr.
Ýþte, herþeyden evvel, nübüvvet hânesinde olan bu temiz ve pâkize zevcât, kadýnlýk âlemine karþý irþâd ve teblið vazifesinin sorumlularý ve nakilcileri bulunmalarý itibariyle, peygamber için de, peygamberlik için de; kadýnlýk âlemi için de gerekli, hattâ elzem olur.
2. Diðer bir husus da, umumî mânâda Efendimiz'in zevceleriyle alâkalý oluyor ki, o da:
a. Zevceler arasýnda, yaþlý, orta yaþlý ve gençler bulunmasý itibariyle, bu devre ve dönemlerin hepsine ait çeþitli ahkâm vaz'ediliyor. Ve bizzat peygamber (S.A.V) hânesi içinde bulunan bu pâkize zevceler sayesinde tatbik imkâný buluyordu.
b. Zevcelerin herbirerleri, çeþitli oymaklardan olmasý sebebiyle, evvelâ o kabileler arasýnda; sonra da muazzez þahsiyetiyle akrabalýk tesis buyurduðu bütün cemâatler içinde, köklü bir sevgi ve alâkaya yol açýlýyordu.Her kabile ve oymak, O'nu, kendinden biliyor, din hissinin yanýnda, cibillî bir baðlýlýkla O'na karþý derin bir alâka hissediyordu.
c. Her kabileden aldýðý kadýn, O'nun hayatýnda ve irtihalinden sonra, kendi cemâatý arasýnda çok ciddi dînî hizmete vesîle olabiliyor; uzak yakýn bütün akrabalarýna, zâhir ve bâtýn-ý Ahmediye (S.A.V) hususunda tercümanlýk yapýyordu. Bu sayede O'nun kabilesi de, kadýn ve erkeðiyle, Kur'ân'ý, tefsîri, hadîsi ondan öðreniyor ve dinin ruhuna vâkýf olabiliyordu.
ç. Bu izdivaçlar vâsýtasýyla, Nebiyy-i Ekmel, âdetâ bütün Ceziret-ül Arabla yakýnlýk te'sis etmiþ gibi, her hânenin, teklifsiz misafiri hâline gelmiþti. Herkes bu karâbet vasýtasýyla o mehâbet âbidesine yaklaþabiliyor ve dînî umûru öðrenme fýrsatýný buluyordu. Ayný zamanda bu ayrý ayrý aþîretlerin herbiri, bir çeþit, kendini ona yakýn sayýyor ve bununla iftihar ediyordu. Mahzum Oðullarý, Ümmü Seleme (r.) vasýtasýyla; Emevîler, Ümm-ü Habîbe (r.) vasýtasýyla; Hâþimîler, Zeynep bint-i Cahþ (r.) vasýtasýyla kendilerini ona yakýn kabul edip, bahtiyar sayýyorlardý...
3. Buraya kadar olanlar umumî mânâda ve bazý yönleriyle de, diðer peygamberlere þâmil olacak þekilde idi. Þimdi bir de,hususî mânâda ve teker teker her zevcenin serencâmesi içinde, meseleyi ele alalým: Yogun istek üzerine devami eklenebilir :))
__________________ Hüzünle titreyen kalbe ince bir ah dokunur... Kalbi kirik olanin kalbine ALLAH dokunur.... |