İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 12.05.2008, 17:35

 
Üyelik tarihi: 12.05.2008
Mesajlar: 129
Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür 9 Mesaja aldı
Ölülerden Mezarlardan Yardım İsteme

erden Mezarlardan Yardım İsteme

İslam tevhide gölge düşürecek ve şirke yol açabilecek bütün şeyleri yasaklamıştır. Bunlardan biride kabirlerin tapınak haline getirilmesi veya hayır ve şer, fayda ve zarar işlerde, onlara dua edilerek yardım dilenmesi, yada onlardan birşey istenmesi olayıdır.

İslam bu gibi şeyleri kesin olarak yasaklamış ve önlenmesi için de gerekli bütün tedbirleri almıştır. Çünkü bu gibi uygulamalar, şirke kapı açan şeylerden kabul edilmiştir.

Rasulullah sellallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:

"Dikkat ediniz ki, sizden evvel ki bir çok kimseler kabirleri mescidler, yani secde yeri ediniyorlardı. Dikkat ediniz ve kabirleri mescid edinmeyiniz. Ben sizi bundan mutlaka menediyorum." (Müslim)

Sahih-i Müslimde şu olay kaydedilmektedir:

"Hz.Ali, Ebu'ş-Heyyac el-Esedi'yi Yemen'e gönderir ve kendisine şöyle der: Rasulullah'ın beni gönderdiği bir iş için seni gönderiyorum. Yerden yüksek ne kadar kabir varsa yık ve ne kadar heykel varsa yerle bir et." (Müslim)

Görüldüğü gibi islam, tevhide gölge düşürecek veya şirke götürecek bütün şeyleri yasaklamıştır. İslamda kabirlerin mescid haline getirilmesi, yükseltilmesi, onlara doğru namazın kılınması yasaktır. Nitekim Rasulullah sellallahu aleyhi ve sellem daha öncekiler hakkında islamın yasakladığı şekillerde davrandıkları için saptıklarını belirtmiş ve Allah-u teala'nın bu yüzden onlara lanet ettiğini ifade etmiştir. Durum böyleyken islam aleminde, kabirlerin yükseltilmesi, üzerlerine kubbe yapılması, ziyaretgah, hatta tapınak haline getirilmesi, bid'at ve şirkten başka birşey değildir.

Hz.Aişe ile Abdullah b.Abbas(r.a) şöyle demişlerdir:

"Rasulullah sellallahu aleyhi ve sellem son hastalığında çektiği zahmetten dolayı yanında bulunan siyah bir elbiseyi ikide bir yüzüne örter dururdu. Elbise sıkıntı verdikçe atıp yüzünü açardı, İşte o halde iken:"Yahudi ve hıristiyanlara Allah lanet etsin. Nebilerinin kabirlerini kendilerine mescid edindiler" buyurdu. Ki maksadı yahudi ve hıristiyanların bu yaptıklarından ümmeti sakındırmaktı."

Uzakta iken veya ölümlerinden sonra kabirleri başında peygamberlere ve salih kullara dua edip yakaranlar, aynen yıldızlara yakaran ve meleklerle peygamberleri rabler edinenler gibi, Allah'tan başkasına dua eden müşriklerdendir. [color=deepskyblue](COLOR]

Ölüleri, kabirleri putlaştıran bazı kimseler, bu yaptıklarını meşru göstermek için şu uydurma hadisi delil olarak getirirler:

"İşler ters gidip darda kaldığınızda, kabirdekilerden yardım isteyin." (Uydurma Hadis)

Hadis alimleri bu sözün Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e atılmış bir iftira olduğunda ittifak etmişlerdir. Hiçbir hadis alimi böyle bir hadis rivayet etmemiştir ve güvenilir hadis kitaplarında da böyle bir şey yoktur.

Allah-u teala şöyle buyurmuştur:

"Her zaman ölümsüz diri olana dayan ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahından haberdar olarak O yeterlidir:" (Furkan:58)

Kabirlerden yardım istemenin meşru olmadığı her müslümanın bilmek zorunda olduğu konulardandır. ()

Hıristiyanlar ölmüş din büyüklerinden yardım isterler, aynı şeyi kimi tarikat ve cemaatlerde yaparlar. Onlarda ölmüş din büyüklerinin yardımını almak, onları aracı ve şefaatçi yapmak için, mezarlarını ziyaret etmeyi, onlara Adaklar adamayı dindarlığın bir parçası sayarlar.

İnsanların isteklerinden haberi olmayan, ancak kıyamet günü dirilecek olan bir ölü, bize şah damarımızdan daha yakın olan ve herşeyi bilen Allah-u teala'ya karşı nasıl aracılık edebilir. Kur-an'ın birçok ayeti Allah-u teala'dan başkasına dua etmeyi, müşriklerin en belirgin özelliklerinden sayar. Yanlızca Allah-u teala'nın kadir olduğu hususlarda Müslümanlar sadece O'ndan yardım dilerler.

Allah-u Teala şöyle buyuruyor:

"Allah'ım Biz ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım isteriz." (Fatiha: 5)

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem İbn Abbas'a:

"İstediğin zaman Allah'tan iste. Yardım dilediğin zamanda O'ndan dile" demiştir. (Tirmizi, Ahmed)
abdurrahmanahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 12.05.2008, 17:44

 
cidalcu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.04.2008
Mesajlar: 415
Teşekkür etti: 26
73 Teşekkür 57 Mesaja aldı
eyvallah

ama çoğu kişiyi rahatsız eder bu yazı. geçimi evliyacılık yaparak yapan tonla topluluk var çünki
selam ve dua ile
cidalcu isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 12.05.2008, 17:58
Arife Her Gün Kadir Gecesidir

 
elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.02.2007
Mesajlar: 12.262
Teşekkür etti: 999
1.050 Teşekkür 602 Mesaja aldı
Abdullahahmed gider Abdurrahman ahmed gelir...
Aynı teraneler dökülür..
Bu tartışmadan ne çıkar hiç bir şey çıkmaz..Çünkü anlaması kır insanlar hiç bir şey anlamaz...
Bu ehl-i kabir olan salih müslümanları ölü sanan zihniyet sapık zihniyettir.
Peygamberimiz demiştir ki Müminler ölmez bir yerden bir yere nakledilirler....
Allah ayetinde Peygamberler Salihler Şehitler diyerek salihleri önce sayıyor...
Ve de başka ayetlerinde diyor ki Şehitlere ölüler demeyiniz onlar diridirler ama siz bilmezsiniz diyor..
Salihler şehitlerden üstün olduğuna göre bir kere onlar da ölü değildir.....
Demek ki bu vehhabi zırvalarının müslümanlara ölü demesinin bir dayanağı yok bilakis İslama terstir...
Salihler ölü olmadığına göre diri olduğuna göre elbetteki onlardan yardım istenebilir...

Bunlar hasta olduklarında ne diye ilaçlardan yardım dilerler:)
İlaçlardan yardım dilemesi Fatiha Suresine ters demek ki:)

Himmet ya GAvs.....
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
elmnightmare isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 13.05.2008, 00:48

 
Üyelik tarihi: 12.05.2008
Mesajlar: 129
Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür 9 Mesaja aldı
KUR’ANDAN NASİHATLAR


Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Müminler ancak Allah'a güvenip dayanmalıdırlar.[2]


“Halbuki ne onlara bir yardım edebilirler ne de kendilerine bir yardımları olur”.[3]


“Allah'ın dışında taptıklarınızın ne size yardıma güçleri yeter ne de kendilerine yardım edebilirler.7]



Onlar Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve: Bunlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır, diyorlar. De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Hâşâ! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir."[8]


“El açıp yalvarmaya lâyık olan ancak O'dur. O'nun dışında el açıp dua ettikleri onların isteklerini hiçbir şeyle karşılamazlar. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki su onun ağzına girecek değildir. Kâfirlerin duası kuşkusuz hedefini şaşırmıştır. O halde, yaratan (Allah), yaratmayan ( gibi olur mu? Hâla düşünmüyor musunuz? Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız. Hakikaten Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.

2] Âl-î İmran Suresi (Ayet (160)

[3] A’raf Suresi (Ayet 192)

[4] A’raf Suresi (Ayet 197)

[5] Tevbe Suresi (Ayet 116)

[6] Nisa Suresi (45)

[7] Furkan Suresi (Ayet 55)

[8 ] Yunus Suresi (Ayet 18)

[9] Rad Suresi (14-17-18)

[10] Nahl Suresi (20-21
)
abdurrahmanahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 13.05.2008, 01:25

 
Üyelik tarihi: 12.05.2008
Mesajlar: 129
Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür 9 Mesaja aldı
Ölülerden yapılan istekler ise meşru değildir; ne vâcib, ne müstehab ve hattâ ne de mubahtır.

Sahabeden ve onlara hakkıyla tâbi olanlardan hiç kimse böyle bir istekte bulunmamış, Selef-i Sâlihîn'den hiç biri bunu hoş karşılamamıştır. Çünkü bunda fayda değil, zarar ağır basmaktadır.

Şeriat ise ancak sırf faydalı olan veya faydası ağır basan şeyleri emreder. Bu istekte de ağır basan bir maslahat bulunmayıp aksine ya sırf bir zarar, ya da ağır basan bir mefsedet mevcuttur ki, bunların ikisi de meşru değildir.

Apaçık ortadadır ki, Hz. Peygamber'in başkalarından dua isteği, insanlara vâcib ya da müstehab olan bir iyilikte bulunmak kabilindendir.

Aynı şekilde emrettiği cenazeye dua, müslümanların kabirlerini ziyaret, onlara selâm ve duada bulunmak da, ölüye, vâcib veya müstehab olan bir iyilikte bulunmak cinsindendir.

Şüphesiz Cenâb-ı Hak müslümanlara namazı ve zekâtı emretmiştir. Namaz dünyada ve âhirette Allah Teâlâ'nın hakkı, zekât da halkın hakkıdır. Hz. Peygamber de Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmadan kulluk etmek suretiyle Allah'ın hukukuna ve kulların hukukuna titizlikle riâyeti insanlara emretmiştir.

Cenâb-ı Hakk'ın emretmiş olması bakımından, cenazeye dua ve mü'minlerin kabirlerini ziyaret gibi insanlara yapılan iyilikler, O'na kulluğun kapsamına girmektedir.

İşte bu noktada Şeytan, avanesini etkisi altına almış ve bu yolla onları Cenâb-ı Hakk'a eş koşmaya, insanlara da eziyette bulunmaya sevketmiştir.

Çünkü böyleleri peygamberlerin ve sâlih kişilerin kabirlerini ziyaretle, ancak onlardan bir istekte bulunmak veya isteklerini onların yanında yapmak maksadını taşıdıkları, yahut da cenazeye duada kasdedilen amaç gibi hiç de onlara selâm ve duayı amaçlamadıkları zaman böylece şirke düşmekte, kendisinden talepte bulundukları kişilere zulüm ve eziyet etmekte, aynı zamanda kendi nefislerine de zulmetmektedirler. Ve böylece zulmün üç nev'ini birden irtikâp etmektedirler.

Allah ve Resulünün şeriat olarak koyduğu şey, tevhid, adalet, ihsan, ihlâs ve kullar için dünya ve âhiret iyiliğidir.

Allah ve Resulünün meşru kılmadığı bid'attan kaynaklanan ibadetlerde ise şirk, zulüm kötülük ve kullar için dünya ve âhirette fesat vardır.

Şu âyette olduğu gibi Allah Teâlâ mü'minlere, kendisine kulluğu, kullarına da iyilikte bulunmayı emretmektedir:

"Allah’a ibâdet edin, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anababaya, akrabalara, yetimlere, miskinlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolda kalana ve sahip olduğunuz kölelerinize iyi davranın. Allah kibirlileri ve kendini övenleri sevmez." (4 Nisa 36)

İşte bu, yüce ahlâkın emredilişidir; Cenâb-ı Hak, üstün ahlâkı sever, âdi şeylerden hoşlanmaz.

Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

"Ben ancak yüce ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim." (Hadîsi, İmâm Mâlik, Muvatta', Husnü'l-Ahlâk 3'de, İbn Hanbel ise, Müsned II/381'de benzer lâfızlarla rivayet etmiştir. )

Bu hadisi el-Hâkim Sahih'inde nakleder. Sahih bir hadîste de şöyle buyurmuştur:

"Yüce el, alçak elden daha hayırlıdır."

Bunu açıklamak üzere de Hz. Peygamber'in:

"Yüce el, veren eldir; alçak el ise isteyendir." buyurduğu, hadisin devamında tasrih edilmektedir. (Buhârî, Zekât 18)

Allah'ın kullarına iyilik etmek nerede, bir takım taleplerde bulunarak, ısrarla isteyerek onları rahatsız etmek nerede?

Yalnızca Allah'a yönelip, O'ndan umarak O'na tevekkül edip O'nu severek Yaratıcı'yı birlemek (tevhidini kabul) nerede, yaratılan birine yönelip, ondan umarak, ona tevekkül edip Allah'ı sever gibi onu severek Allah'a şirk koşmak nerede?

Ve nihayet yalnızca Allah'a kulluk, O'na boyun eğme ve muhtaç olma yoluyla kulun kurtuluşu nerede, onun bir mahlûka kulluğu, ona boyun eğmesi ve ona muhtaç olmasındaki fesadı nerede?

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, dünya ve âhirette ashabının işlerini düzeltip yoluna koyacak övülmüş ve faziletli olan bu üç şeyi emretmiş, onların işlerini bozup dağıtacak diğer üç hususu da yasaklamıştır.

Ama Şeytan, Allah Resulünün emrettiğinin aksini emreder. Cenâb-ı Hak buyurmaktadır:

"Ey Adem oğulları, ben size and vermedim mi ki: -Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır;"

"Bana kulluk edin, doğru olan yol budur."

"Andolsun o, sizden birçok insan-kuşağını saptırmıştı. Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz?" (36Yâsîn 60-62)

"Şüphesiz, kışkırtılıp-saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiç bir (nüfuzun, hiçbir etkileme) gücün yoktur." (15 Hicr 42)

"Öyleyse Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın."

"Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun hiç bir zorlayıcı-gücü yoktur."

"Onun zorlayıcı-gücü ancak onu veli edinenlerle onunla O'na (Allah'a) ortak koşanlar üzerindedir. "Sen yalnızca iftira edicisin" dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler." (16 Nahl 98-100 )

"Kim Rahman (olan Allah)'ın zikrini görmezlikten gelirse, biz, bir şeytana onun 'üzerini kabukla bağlattırırız'; artık bu, onun bir yakın-dostudur."

"Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanıp-sayarlar." (43 Zuhruf 36-37)

Bu son âyette geçen:

"Rahman olan Allah'ın zikri" nden kasıt Cenâb-ı Hakk'ın Resulüne indirdiği zikir, yani Kur'ân-ı Kerîm'dir ki, bu mânaya işaret eden bir çok âyet vardır:

"Doğrusu zikri (Kur'ân'ı) Biz indirdik, O'nun koruyucusu da elbette Biziz" (15 Hicr 9)

"Dedi ki: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak, hepiniz ordan inin. Artık size benden bir yol gösterici gelecektir; kim benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz da olmaz."

"Kim de benim zikrimden (Kitabımdan) yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz."

"O da (şöyle) demiş olur: -Ben görmekte olan biriyken, beni niye kör olarak haşrettin Rabbim?"

"(Allah da) Der ki: "İşte böyle, sana ayetlerimiz gelmişti, fakat sen onları unuttun, bugün de sen işte böyle unutulmaktasın." (20Tâhâ 123-126)

"Elif, Lam, Mim, Sad!"

"Kendisiyle insanları sakındırman ve mü’minlere de bir öğüt olmak üzere sana bir kitab indirildi. Ondan dolayı kalbinde bir sıkıntı olmasın."

"Rabbinizden size indirilene (Kitâb'a) uyun! O’ndan başka dostlar edinerek onlara uymayın! Pek az öğüt alıyorsunuz." (7 A'râf 1-3)

"Elif, Lâm, Râ. Bu bir Kitaptır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarmak için onu sana indirdik."

"O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Şiddetli azab dolayısıyla vay küfre sapanlara." (14 İbrahim 1-2)

"Böylece sana da biz kendi emrimizden bir ruh (Kitâb) vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip-iletiyorsun."

"Göklerde ve yerde bulunanların tümü kendisine ait olan Allah'ın yoluna. Haberiniz olsun; işler Allah'a döner." (42 Şûrâ 52-53)
abdurrahmanahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 13.05.2008, 09:57

 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 766
Teşekkür etti: 12
210 Teşekkür 112 Mesaja aldı
Bu gibi yazıları hazırlayanlar, yayanlar, beğenenler birkaç sebeple küfre giriyorlar.

1. Ayet-i kerimelere kendi kafalarına göre mana veriyorlar.
2. Hadis-i şeriflere kendi keyif ve anlayışlarına göre mana veriyorlar.
3. Müslümanlara müşrik diyorlar.
4. Müslümanların kanını, canını helal görüyorlar.

Çokca tekrar ettikleri bir anormallik ise, ölmüş salih zatlarla tevessül eden veya onlardan dua isteyen Müslümanları "Allah yerine ölülere dua etmekle" lekelemeye çalışmalarıdır. Birisinden dua istemek nerede, ona (Allah'a dua eder gibi) dua etmek nerede? Eblehlerden başkası böyle bir isnadda bulunmaz.

Suudi Arabistan'da gittiğim her kitapçıda İbni Kesir'in tefsirini gördüm diyebilirim. Malum, İbni Teymiyye'nin meşhur talebelerindendir ve Vehhabiler tarafından yazılarına sıkça atıfda bulunulur. Kendisini büyük alim olarak görürler. Eğer bu mülhidlerin dediği doğru olsaydı, İbni Kesir'i de müşrik ilan etmek gerekecekti. Okuyalım:

Peygamberimizden (aleyhisselam) Şefaat İstemek

İçlerinde eş-Şâmil isimli eserin müellifi Şeyh Ebu Nasr îbn es-Sabbâğ'ın bulunduğu bir grup âlim Utbâ'dan şu meşhur hikâyeyi naklederler ; Utbâ şöyle anlatmıştır : Hz. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) in kabri yanında oturuyordum. Bir bedevî gelerek: Selâm sana ey Allah'ın Rasûlü, AllahüTeâlâ'nın : «Onlar kendilerine yazık ettikleri zaman, sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler ve peygamberleri de onlara mağfiret dileseydi elbette Allah'ı Tevvâb ve Rahîm olarak bulacaklardı.» buyurduğunu işittim. İşte günâhlarımdan mağfiret dileyerek ve Rabbıma benim hakkımda şefaatte bulunmanı isteyerek sana geldim, dedi ve şu şiiri söyledi:

«Ey yeryüzündeki efendilerin en hayırlısı ve en büyüğü; onların güzel kokularıyla yeryüzünün alçak ve yüksek yerleri hep güzelleşmiştir.
Senin bulunduğun kabre benim nefsim feda olsun. Orada iffet, orada cömertlik ve şeref vardır.»

Sonra Bedevi ayrılıp gitti ve bana bir uyku hali geldi. Rü'yâmda Hz. Peygamberi (sallallahü aleyhi ve sellem) gördüm. Şöyle buyurdular: Ey Utbâ, Bedevi'ye var ve Allah'ın kendisini bağışladığını ona müjdele.

İbni Kesir, Nisa/64 tefsiri.

İmam-ı Kurtubi'nin tefsirindeki şu rivayet de konuyla alakalıdır:

Ebû Sadık, Hz. Ali'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: Rasûlullah'u (sallallahü aleyhi ve sellem) defnettiğimizden üç gün sonra bir bedevi Arap yanımıza çıkıp geldi. Kendisini Rasûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) kabri üzerine attı. Toprağından başının üzerine saçmaya koyuldu. Şöyle dedi: Ey Allah'ın Rasûlü, sen söyledin biz de senin söylediğini dinledik. Sen Allah'tan belledin biz de senden belledik. Allah'ın sana indirdiği buyruklar arasında da: ''Şayet kendilerine zulmettiklerinde..." âyeti de vardır. Ben kendime zulmettim. İşte sana, bana mağfiret dilemen için gelmiş bulunuyorum. Kabirden ona: Sana mağfiret olundu, diye seslenildi.

Kaynak: Kurtubi Tefsiri, Nisa/64.

Şimdi, bu ahmaklar diyor ki, bu rivayetlerde anlatılan hareket küfürdür. Yine diyorlar ki, bunlara (yani, bu rivayetlerdeki gibi davrananlara) kafir demeyen de kafirdir. Mesela, Vehhabi A. ibni Baz'ın bir yazısından böyle anlaşılıyor, daha evvel yazmıştım. Halbuki bu alimler (ve pekçok başka alim) bu tür rivayetleri yazmıştır. Anlatmak istediğim, bu alimler anlatılan davranışı (Peygamberimize aleyhisselam hitab ederek şefaat istemeyi) reddetmemişler, bilakis benimsemişlerdir. Nitekim, Prof. Dr. Zekeriya Güler, İbni Kesir'in naklettiği rivayet hakkında şöyle diyor:

"Bir tenkit yöneltmeksizin hadiseyi nakletmesinden onun, “ma’riz-i hâcette sükût beyân-ı zarûrettir” kaidesi gereğince bunu tasvip ettiği anlaşılmaktadır....İfade etmek gerekir ki, hadisenin ehl-i tahkik bazı âlimlerin tasvibinden geçmesi, bunun şirke müncer bid’at bir uygulama olmadığı mesajını vermesi bakımından önem arzetmektedir."
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 13.05.2008, 10:16
ياَ حاَفِظْ

 
Vaveyla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.04.2008
Mesajlar: 459
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız abdurrahmanahmed
Mesajı göster
"Allah'ım Biz ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım isteriz." (Fatiha: 5)





Ya bırakın bu işleri.Bu ayeti inkar ediyoruz da sanki mürşidlere evliyalara tapıyoruz, ölü dediğiniz Allah(C.c) Dostlarından BİZİ ALLAH'A ONUN VASITASI İLE DAHA YAKINLAŞTIRMASI VE ONUN GİBİ ALLAH(C.C) DOSTLARI İLE,ONUN GİBİ TORPİLLİ KULLAR İLE BİRLİKTE HAŞR OLMA İSTEĞİ NE ZAMAN ŞİRK OLMUŞ?

o zaman siz de namaz kılarken kabeye yöneliyorsunuz.NİYE ALLAH'A DEĞİL DE KABEYE? kabeye tapıyorsunuz desem ne dersiniz? LÜTFEN MÜNKİR OLMAYIN.BİKAÇ İSLAMI KÖTÜLEMEK AMAÇLI,SİYONSİT,AJAN,CAHİL,BİLİNÇSİZ KİMSELERİN yaptığı şeylere bakarak(türbelerde mum yakma,çoluk,çocuk isteme,dğnyalık menfaat dileme kabirlerden v.s) BU HAKK'I KARALAYAMAZSINIZ.SİZE DELİLLER GETİRİRİM EDLİLLE-i ŞERİYYEDEN....
Vaveyla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 13.05.2008, 10:19
ياَ حاَفِظْ

 
Vaveyla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.04.2008
Mesajlar: 459
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Murat Yazıcı
Mesajı göster
Bu gibi yazıları hazırlayanlar, yayanlar, beğenenler birkaç sebeple küfre giriyorlar.


kardeş ne güzel dedin.Ya Artık madem yapamıyorlar.İçlerine sindiremiyorlar,Zor geliyo sakal-şalvar-sarık-takke takmak vs. MADEM YAPMAYIN BUNLARI DA KABUL EDİN. KÜFRE GİTMEYİN...
Vaveyla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 13.05.2008, 10:23
ياَ حاَفِظْ

 
Vaveyla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.04.2008
Mesajlar: 459
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız abdurrahmanahmed
Mesajı göster
Ölülerden yapılan istekler ise meşru değildir; ne vâcib, ne müstehab ve hattâ ne de mubahtır.

Madem günah,haram O ZAMAN NEDEN SALAVÂT-I ŞERİFE GETİRİYOSUN?SALAVÂT-ı ŞERİFE sahibi de ölü değilmidir?SAlavat-ı şerife getirince bir melek aynı duayı kişiye de yapar...

Ne saçmalık ya RAB! Senin dostlarına bu denli kötülemeler,iman dışı etmelere bir son verdir artık...

Vaveyla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 13.05.2008, 15:13

 
Üyelik tarihi: 12.05.2008
Mesajlar: 129
Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür 9 Mesaja aldı
2) Bazı Ayetleri Alıp Diğerlerini Terk Etmek
İnsanların tevessül konusundaki çarpık anlayışlarının bir çoğu, anlamlarındaki mücmellik ve müştereklikten kaynaklanmaktadır. Sonuçta bir çok kimsenin bu konuda kesin ve gerçek bilgiye sahip olmadığını görmemiz mümkündür.
“Vesile” lafzı, Kur’an-ı Kerim’de şu iki ayette geçmektedir:
“Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve O’na vesile (yani yakınlık için) yol arayın...” (Maide, 35)
Ve:
“Ey resulüm, de ki: Allah’ı bırakıp ta kendisinde bir şey olduğunu zannettiklerinizi çağırın. Onlar sizden herhangi bir sıkıntıyı gideremeyecekleri gibi değiştiremezler de. Yalvardıklarını da, onların en yakınlarını da Rabb’lerine vesile (yani yaklaşmak için bir yol) arayıp dururlar. Onun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabb’inin azabı korkunçtur.” (İsra, 56-57)
Bu ayeti kerimelerde görülüyor ki “Vesile”: “Allah’a yakınlaşmak için bir yol” ve “Ona yakınlık sağlayacak şeyler demektir.”
Allah’u Azze ve Celle kitabında şöyle buyuruyor:
“...Her kim Rabb’ine yaklaşmayı arzu ediyorsa, iyi (salih) amel işlesin ve Rabb’ine ibadette hiç kimseyi ortak koşmasın.” (Kehf, 110)
“...Onlar ki, Rabb’lerine (yaklaşmak için) vesile arayarak dua ederler...” (İsra, 57)
“(Ey insanlar) Sizi bize yaklaştıracak olan ne mallarınız ve ne de evlatlarınızdır. Ancak iman eden ve salih amel işleyen kimseler için durum böyle değil. Onlar için, yaptıklarına karşılık kat kat mükafat vardır. Onlar cennet odalarında güven içindedirler.” (Sebe, 37)
“Bedevilerden öylesi de vardır ki, Allah’a ve Ahiret gününe inanır, Harcayacağını Allah katında yakınlığa ve Peygamberin duasını almaya vesile edinir. Bilesiniz ki o (harcadıkları mal, Allah katında) onlar için bir vesiledir (yani yakınlıktır) Allah onları rahmetine sokacaktır. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Tevbe, 99)
Ve Allah resulü S.A.V.’de bir hadislerinde:
“...Hiçbir can sahibi rızkını yiyip bitirmeden kesinlikle ölmeyecektir. Allah’tan sakının ve rızkınızı güzel yoldan arayın. Allah’a sadece ona itaat etmekle yaklaşabilirsiniz...) (İbn Mace)
Bu ayeti kerimelerinde ve hadisten açıkca anlaşılıyor ki, Cenab’u Hakkın aranmasını emrettiği “vesile” salih ameldir. Yani, Cenab’u Hakkın inananlara aramalarını emrettiği “vesile”nin tamamı, sadece Resulullah’ın getirdiğine tabi olmak suretiyle Cenab’u Hakka Tevessül, yakınlık ve arayıştır. Allah’a yakınlık aramanın tek yolu da işte budur.Bu konuda müfessirler arasında ihtilaf yoktur. İbn Kesir tefsirinde müfessirlerin bu konudaki ittifakını nakleder.
abdurrahmanahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 13.05.2008, 15:35
ياَ حاَفِظْ

 
Vaveyla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.04.2008
Mesajlar: 459
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız abdurrahmanahmed
Mesajı göster
2) Bazı Ayetleri Alıp Diğerlerini Terk Etmek



Yani sadece tarikatciler tasavvufcular yani ben sadece bize göre olan ayetleri alıp diğerlerini terk ediyorum he

Şeyhe (HAŞA) tapıyorum, namaz kılmıyorum,oruç tutmuyorum,peygambere itaat etmiyorum..

Allah(C.c) muhafaza.Bunu nasıl dersiniz ki? Resmen kafir ilan ettiniz.

Efendi şunu unutma! Tarikat,insanı şeriatı yaşamasına kolaylık sağlayan bir yoldur.Heralde bizi iskender evrenosoğlu ve ömer öngüt le aynı kefeye koyuyorsun...
Çok büyük yanılgı içerisindesin.


-Madem siz de dediğinize bi bakın.Ayette "peygambere itaat etmedikçe,onun gibi yaşamadıkça ameliniz kabul etmem " buyurmuyormu Allah(C.c) "itaat edin Allah(C.c) ve rasulune" demiyormu? Ee? neden o zaman sarık,sakal,-tarikatçılarda olup,tarikat düşmanlarında olmayan SÜNNETLER- yok? Kendinize bir bakın.

Hanefi misiniz bilmem,İmam-ı Azam (K.s) hazretleri ömrünün son 2 ayında tarikate bağlanmıştır ve demiştir"eğer bağlanmasaydım, hâlim haraptı".Bunu kaynaklar yazmaz.O yüce insan olmasaydı taharetlenmesini bilmiyorduk.Şimdi siz onlara,onların yaptığıklarına nasıl karşı gelebiliyorsunuz?Öte dünyada her bir KÖTÜLEDİĞİNİZ KAFİR DEDİĞİNİZ ALLAH(C.c) DOSTLARI bölük bölük arkasındaki müridleriyle birlikte cennete giderlerken sizler (BU ALLAH(C.c) DOSTLARINI VE YAPTIKLARINA ŞİRK DİYENLER) ah vah edip kendinizi yakıp kavuracaksınız... Bundan şüpheniz olmasın.Onlar Rasulullahtan bizzat zuhuratta görüşen insanlar.

Yazdıklarımın çoğunu yazmamam gerekliydi... madem kafir olarak müşrik olarak itham ediliyoruz, sizde gerçekleri görün efendiler...

Konu Vaveyla tarafından (13.05.2008 Saat 19:24 ) değiştirilmiştir.
Vaveyla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 13.05.2008, 18:27
ياَ حاَفِظْ

 
Vaveyla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.04.2008
Mesajlar: 459
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı

abdurrahmanahmed efendi nerdesin cevaplasana yazılanları..

Vaveyla isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 15.05.2008, 00:31

 
Üyelik tarihi: 12.05.2008
Mesajlar: 129
Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür 9 Mesaja aldı
Bazı kimseler, bütün insanların Allah'ın kulu olduklarını, Allah katında hepsinin aynı seviyede olduğunu, Allah'ın on­ lara iyi ile kötüyü ayırdetmeleri için akıl ve kendilerini kontrol etmeleri için de vicdan verdiğini, her insanın bun­ lar vasıtası ile hareket edebileceğini, binaenaleyh Allah ile kullan arasında vasıta olan peygamberlerin getirdikleri din­ lerin lüzumsuz olduklarını söylüyor.
Buna mukabil tarikatçılar da, her insanın işlediği gü­ nahlardan tevbe edecek seviyede olmadığını, bu işleri ancak Allah'ın sevdiği kimselerin yapabileceklerini, salih kim­ selerin Allah ile kulları arasında vasıta olmaları gerektiği­ ni söylüyorlar. Bunların bir kısmı daha da ileri giderek bu işin daha ziyade itikada bağlı olduğunu, hakikatte bir şey va­sıta olmak kabiliyetine haiz değilse bile insanın onu öyle bil mesiyle vasıta olacağını ve insanı Allah'a kavuşturacağım iddia ediyorlar. Hatta bazı cahiller, "Bir taşa dahi itikad bağlasak bizi Allah'a kavuşturur" diyerek büsbütün sapıtı­ yorlar.
Bu iki fikir de hakikatten uzaktır. Birincisi uzaktır; zira insanın aklı hakikaten bilim vasıtasıdır, iyi ve kötüyü bir di­ ğerinden ayırabilir; fakat bu, ancak onun kendiliğinden kavrayabileceği şeyler ve işler için söz konusu olabilir. Al­ lah'ın zatını, sıfatlarını, onun insanlardan neler istediğini bil­ mek böyle değildir. Akıl bunları kendiliğinden bilemez, öğrenmesi lazımdır.
Allah (c.c.) bunları bize öğretmek için içimizden bir el­ çi tayin etmiş, o da bunları Allah'ın bildirdiği şekilde biz­ lere öğretmiştir. Bu emirlerin hepsine birden din, onları bi­ ze bildiren insana da peygamber denir. İşte Allah ile kul ara­ sındaki vasıta dindir. İnsan Allah'a kavuşmak ve onun rah­ metini kazanmak için dine uyar ve emirlerini tatbik eder. İn sanlara dini öğreten peygamber ise, sadece bir öğretmendir. Binaenaleyh o bile vasıta olamaz. Ancak bildirmek sıfatıyla rehber olur. Yani o bildirme konusunda elçisidir. Bildirdik­ ten sonra aradan çekilir, o zaman arada yalnız din kalır.
İkinci iddiaya gelince, bu da çok yanlıştır. Allah ile kul arasında tek vasıta din olunca başkasına ne lüzum kalır? Din, onu bilen ve tatbik eden kimseyi zaten Allah'a kavuşturur. Başkasının arada işi ne?
Tarikatçılar bu iddialarını ispat için şu ayeti güya delil gösteriyorlar:
"Ey iman edenler! Allah'tan sakının ve O'na (yak­ laşmak için) vesile arayın," (Maide: 5/35)
Onlara göre bu ayetteki "vesile" den maksat güya şeyh­ ler imiş.
Ayetteki "vesile" kelimesinden kasıt; salih amellerdir. Tarikatçı olmayan tüm tefsir alimleri de bunu bu şekilde açıklamışlardır.
Tarikatçılar, vasıta hakkındaki iddialarını sözde ispat etmek için bir de akli (!) delil getirerek şöyle derler: Her in­ san Allah'ın rahmetine kavuşacak, tevbesi, duası ve diğer iyi işleri kabul olunacak, fakat derdini Allah'a arzedecek sevi­ yede olmadığı için, kendisine bunları temin edecek birisi la­zımdır. Şeyhlerde Allah'ın sevdiği (!) insanlar oldukları için bu işi yaparlar. Yani bir insanın yaptığı iyi işleri şeyhler Al­ lah'a kabul ettirir ve buna karşı verilecek mükafat da onlar vasıtasıyla insanlara ulaştırılır. Böylece insan, ancak onlar vasıtasıyla iyi olabilir.
Bu cehalete karşı insan nerede ise insanlığından utana­ cak. Allah -haşa- kral mı oldu ki, kulları ancak mabeyinci­ lerin vasıtasiyle kendisine dert ve isteklerini arz etsinler ve iyi işlerini kabul ettirsinler; o da saray erkanı vasıtasiy­ le onlara nimetlerini versin? Bu ne biçim iman, ne biçim akıl, ne biçim mantık!?
Biz bu iddiaları yine Allah'ın ayetleriyle cevaplandıra­ lım. Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
"Kullarım sana beni sorarlarsa, muhakkak ki Ben pek yakınım, çağırdığı zaman çağrısına icabet ederim."
(Bakara: 2/186)
"Rabbinizi yalvararak ve gizlice çağırın, şüphesiz O haddi aşanları sevmez. Ve yerde ıslahından sonra fesat çıkarmayın ve O'nu (Rabbinizi) korku ve ümit halinde ça­ ğırın. Şüphesiz Allah'ın rahmeti iyilik edenlere yakın­ dır." (A'raf: 7/55-56)
"Rabbiniz dedi: "Beni çağırın ki size icabet edeyim."
(Mümin: 40/60)
İşte bu ayetlerin hepsi de insanı doğrudan doğruya Al­ lah'a dua etmeye çağırarak, Allah'ın rahmetinin iyilik eden­ lere yakın olduğunu söylüyor. Fakat hiç birisinde "Şeyhi­ niz vasıtasıyle çağırın" denmiyor. Bundan anlaşılıyor ki insan doğrudan doğruya Allah'a yalvarmalı, derdini O'na ar- zetmeli ve yardımı da sadece O'ndan istemelidir; zira bu iş­ lerde kendisine hiçbir kimse vasıta olamaz.
Dua ibadeti böyle olduğu gibi diğer tüm ibadet ve iyi iş­ lerin tamamı da böyledir. Bir insan bunları işlediğinde ka­ bul veya reddedecek olan Allah'tır. Bu hususta da bir çok ayetler vardır. Bazılarını zikredelim:
"Şüphesiz iman edip iyi işler yapanlara Firdevs cen­ netleri mesken olur. Orada ebedi olarak onlardan ayrıl­mak istemezler. (Kehf: 18/107-108)
"Şüphesiz iman edip iyi işler yapan kimseler altında nehirler akan cennetler vardır. O büyük kurtuluştur."
(Buruc: 85/11)
"İman edip iyi işler yapanlara, amellerine mukabil mesken olarak me'va cennetleri vardır." (Secde: 32/19)
"Şüphesiz iman edip iyi işler yapanlara, nimet cennet­ leri vardır." (Lokman: 31/8)
"Kim ki O'na (Allah'a) mümin ve iyi işler yapmış olarak gelirse, onlara en yüksek dereceler vardır." (Taha: 20/75)
"Erkek veya kadın her kim mümin olarak iyi işler ya­ parsa, işte onlar cennete girerler ve kendilerine hurma çekirdeğinin çukurcuğu kadar zulmedilmezler."
(Nisa: 4/124)
Görüldüğü gibi bu ayetlerin hepsi de, iman edip iyi işler yapanlara mükafatlar verileceğini açıkça beyan ettikleri halde, bu iyi işlerin bir Şeyh vasıtasiyle Allah'a arzedilme-si gerektiğine işaret dahi etmemişlerdir. Bundan da anlaşı­ lıyor ki; Cenab-ı Allah, iman edip iyi işler yapan kimsele­ rin bu iyiliklerini doğrudan doğruya kabul eder ve mükafat verir. Artık bir şeyhin veya hocanın veya başka herhangi bir insanın arada vasıta olması ihtimali hangi esasa dayanır ve nasıl olabilir bilmiyorum?
Hem İslam dininin en büyük hedeflerinden biri de mad- deperestliği yıkmak ve bütün insanları yalnız Allah'a ibadet etmeye sevketmek değil midir? Başka bir insan Allah ile kul arasında vasıta olursa, bu, maddeperestlik olmaz mı? Zira o kul artık Allah'ı değil, Allah'a işini ulaştırması ve kabul et­tirmesi için o vasıtayı çağırır.ve Allah'tan evvel ona yalva­ rır. Böylece Allah'tan önce o vasıta kendinin bir mabutu ha­ line gelir.
Maddeperestlik demek, yalnızca maddeye "Allah" de­ mek değil, maddeyi arada vasıta yapmak da demektir. Za­ ten putlara tapanların da hemen hepsi onlara "Allah" demez­ lerdi. Onları Allah ile kendi aralarında vasıta yaparlardı. On­ larla, insanları vasıta yapanlar arasında ne fark var? Onlar sadece cansız bir maddeyi vasıta edinmişler, bunlar da can­ lı ve belki de günahkar bir maddeyi vasıta ediniyorlar. Ne­ tice itibariyle ikisi de maddeperestliktir. Şu ayete dikkat edil­ sin. Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
"İyi bilinmelidir ki halis din Allah'ındır. Allah'ı bıra kıp O'ndan başka dostlar edinenler: 'Biz bunlara bizi Al­ lah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.' derler. Muhakkak ki Allah aralarında ihtilafa düştükleri konularda hükmedecektir. Allah yalancı ve kafir olan kimseyi hidayete erdirmez." (Zümer: 39/3)
İşte bu ayet de, Allah'a yaklaştırmaları için dost tutan­ lardan bahsediyor ki bu umumidir. İster tutulan dost cansız, ister canlı olsun, tutulmasındaki maksat bir olduktan sonra fark yoktur.
Şu halde Allah ile kul arasında Allah'a yaklaştırmak için canlı veya cansız bir maddeyi vasıta kılmak, İslami olmayan, eski cahiliye adetlerindendir. Bu hususta bir de hristiyanların adeti vardır. Hristiyanlarda ve bilhassa kato-liklerde ibadet her yerde olmaz. Yalnız kilisede ve papazın irşadı altında yapılır. Çünkü onlar, papazı Allah'ın vekili bi­ lirler, Allah namına ibadetleri kabul edebileceğine ve günah­ karları bağışlayabileceklerine inanırlar.
Bu gibi itikatlar hakikatte Allah'a ortak koşmak oldukları için, İslam dini tarafından yıkılmışlardır. İslam dini alimlere, öğretmekten başka hiçbir görev ve yetki vermemiştir. Bu­ nun için, bir müslüman ibadetinde tamamen serbesttir. İster­ se evinde namaz kılar, isterse tarlasında kılar, isterse dük­ kanında veya dairesinde kılar. Yalnız, şehir, kasaba ve köy­ deki halkın, bir araya gelip bir diğerini görmeleri, halleri­ni sormaları, dertlerini ve ihtiyaçlarını öğrenmeleri, arala­ rındaki dargınlıkları gidermeleri gibi bir çok ahlaki ve içti­ mai faydalar bakımından cemaatla namaz kılmaları daha ha­ yırlı ve daha sevaptır.
Günah işleyen bir kimse doğrudan doğruya Allah'a tevbe eder. Nasıl tevbe edileceğim bilmiyorsa alimlerden öğrenir; fa­ kat alim tevbesini kabul veya reddetmek veya Allah'a kabul ve­ ya reddettirmek yetkisine sahip değildir. Kur'an, müslümanla- n tevbeye davet ederken başkasını vasıta yapmaları gerek­tiğinden bahsetmemiştir. Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
"Ey iman edenler! Samimi bir tevbeyle Allah'a tevbe ediniz." (Tanrım: 66/8)
"Ey müminler! Hep beraber Allah'a tevbe ediniz."
(Nur: 24/31)
Bu ve bunlar gibi bir çok ayetler insanları tevbeye ça­ ğırmakta; fakat bu tevbenin şeyh veya başkası vasıtasıyle ya­ pılmasından bahsetmemektedir. Şu halde İslam dininde tev­ be de doğrudan doğruya Allah'a yapılır ve hiç kimse arada vasıta olmaz.
Her müslüman diğer bir müslümanın dünya ve ahiret iş­ leri hususunda Allah'a dua edebilir. Bu da alimlere veya şeyhlere mahsus bir şey değildir. Kabul edip etmemek ise an­ cak Allah'a aittir. Bu hususta Cenab-ı Hak, peygamberine hitaben şöyle buyurur:
"Eğer onlar nefislerine zulmettikleri zaman sana gel­ seler, Allah'tan günahlarının affını isterler, Peygamber de günahlarının affını istese, Allah'ı tevbeyi kabul edi­ ci ve rahmet edici bulurlardı." (Nisa: 4/64)
Yani eğer Peygamber onlar için dua etseydi, Allah günah­ larını affederdi. Fakat başka bir ayette de münafıklardan şöy­ le bahsediyor:
"Onların günahlarının affını iste, veya isteme. Sen yet­ miş defa günlarının affını istesen yine Allah günahları­ nı affetmez." (Tevbe: 9/80)
Bu ayetlerden açıkça anlaşılıyor ki; Peygamber de dahil ol­ mak üzere, bütün müslümanlar başka müslümanlar için dua et­ mekte serbesttirler. Fakat mutlaka kabul olunacağını kimse ta­ ahhüt edemez. Bu Allah'a aittir. Allah isterse kabul, isterse de reddeder. Nitekim birinci ayette Peygamberin duasının kabul edi­ leceği ikincisinde ise reddedileceği sarahatle ifade edilmiştir.
Tarikatçılara göre herkes mutlaka şeyhin yanında tevbe etmek zorundadır. Bunun için tarikata girecek kimselere önce tevbe ettirirler. Sanki onlar Allah'ın vekili imişler gi­ bi bu harekette bulunurlar.
abdurrahmanahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 20.05.2008, 23:06

 
world - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.01.2005
Mesajlar: 7
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
bu yazıda bir su-i kasıd vardır ölüden degil allahtan istenilir ki isteyen hiç bir şuurlu mahluk hasa allahı bırakıp ondan istemez.vesile eder.tıpkı bazı mufrit kafalı insanların bediüzzamanın seyh geylaniden ceviz isteme meselesini vesileden cıkarıp ayeti kendi kıt kafasına göre yorumlayıp bediüzzamana muşrik dedikleri gibi..

zaten hadislerde vesile yapmanın mubah olduguna dair deliiler vardır tıpkı (yanlıs hatırlamıyorsam) ibni abbasın vesile edildigi gibi duada.
__________________
Dönüyorum dönüyorum
Her yerde O'nu görüyorum
world isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 21.05.2008, 17:41

 
Dervisan_Esma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 1.976
Teşekkür etti: 735
321 Teşekkür 221 Mesaja aldı
Kur'ani Kerim'de ap acik Ayet var.. Yeterince Hadis-i Serif var. Ayet tam aklimda degil aramam lazim..
Dervisan_Esma isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #16
Alt 21.05.2008, 17:49

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 1.173
Teşekkür etti: 178
101 Teşekkür 70 Mesaja aldı
Bismillah.

mefahim adlı eserde ibni teymiyenin nakilleri var bu hususlarda.inşallah okursunuz.birde kafirler müşrikler hakkında inen ayetleri müslümanlara karşı kullanıpda sakın tekfir etmeyiniz.sizler ibnu kayyumun kitabu'r ruhuna bakın da ibret alın.orda ne ruhlar ne yardımlar ediveriyor.ama ibnu kayyumu tekfir edemezsiniz değil mi.? ya da ibni tetmiyeyi.? aslında sizler onların adınada ne yalanlar ekliyorsunuz.oda ayrı bir husus.

ALlah sizleri ıslah eylesin amin.
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #17
Alt 21.05.2008, 22:42

 
Dervisan_Esma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 1.976
Teşekkür etti: 735
321 Teşekkür 221 Mesaja aldı
amin kardes
Dervisan_Esma isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla