İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 22.05.2008, 11:23

 
Üyelik tarihi: 12.05.2008
Mesajlar: 129
Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür 9 Mesaja aldı
Tağut'la Savaşmak Dururken Niçin Tasavvufla Uğraşiyorsunuz ?

Hakkın yüzünü örten, en azından fulü bir görünüm veren, vehimler yumağı tasavvufun, İslâm dışılığı ortaya konurken, maruz kalınan itirazların en başta geleni 'neden tağutla, şirkle, küfürle uğraşmıyorsunuz da, etliye sütlüye karışmayan, sofilerle uğraşıyor, müslümanları birbirine düşürüyorsunuz, şeklinde olandır.

İnsaf sahibi biri için; vahdet-i vücut inancı üzerine oturan sûfi anlayıştan daha büyük tağut (tuğyan) olur mu?

Sûfilerin baştacı ettiği eserlerde yüzlercesini bulabileceğimiz şu ifadeleri okuyarak, hangi tuğyanın daha büyük olduğunu birlikte düşünelim.

Mutasavvıfların Şeyhül Ekber olarak tanıdığı İbni Arabi'den inciler(!):

"Arif, Hakk'ı her şeyde gören, belki herşeyin kendisi olarak görendir,"
"Gören de O'dur, görülen de. Alem O'nun suretidir... Allah onların kendisidir."
"O ortaya çıkanların kendisidir..." "Görülen ve isimlendirilen her varlık O'dur."
"Yaratıkların sıfatları O'nun için hak olduğu gibi, O'nun sıfatları da yaratılmışlar için haktır."
"Allah'ın rablık, ilahlık, yaratma, rızık verme ve diğer bütün sıfatları yaratıklar için de haktır."
"Emir O'ndan sana olduğu gibi, senden de O'nadır."
"O bana hamd eder, ben O'na hamd ederim. O bana ibadet eder, ben O'na ibadet ederim."
"O bütün kâinattır. O, vücudum, vücudu ile kaim olan tektir."
"İnsan dediğimiz zaman bil ki, biz O'nun kendisiyiz... Hem hak, hem de halk ol, o zaman Allah ile Rahman olursun... Biz O'na bizde görünecek şeyi verdik, O da bize verdi. Böylece iş bize ve O'na bölündü."
"Biz biz olduğumuz gibi O'yuz da. Benim iki yüzüm vardır, O ve ben..." [1]
"Hıristiyanlar ilahlığı sadece İsa ve Annesine hasretmekle yanıldılar..."[2]
İşte Şeyhül Ekber İbni Arabi'nin Allah inancı böyle.

Savunulması ve tevili mümkün olmayan bu sözleri yüzünden, bir kısım mutasavvıf, -takiye babında da olsa- Arabi'yi tasvip etmediklerini.... o'nun bu konuda aşırı gittiğini, dolayısıyla diğer tasavvuf imamlarının sözlerinden delil verilmesi gerektiğini savunuyorlar.
Bu tarz iddialara mahal vermemek için, şimdi de, diğerlerinden birkaç örnek verelim.

Sûfilerce büyük bir itibara sahip olan, Abdulkerim el Cîlî:
"Zatı itibariyle yüce olan Hakk'ın ortaya çıktığı her varlığa tapmak gerekir. O alemin zerrelerinde açığa çıkmıştır." diyerek Arabi'yi teyid eder.[3]

'Enel Hakk' (Ben Allah'ım), 'Mâfi'l cübbeti illaallah' (Cübbemin içinde Allah'tan başka bir şey yoktur) diyen, Hallac-ı Mansur. 'Subhani mâ'azama şâ'ni' (kendimi noksan sıfatlardan tenzih ederim. Benim şanım ne yücedir) diyen, Beyazid-i Bistami... (Benim şu iğreti kalıbımın içinde Allah'tan başka kimse yoktur) diyen Cüneyd-i Bağdadî [4]

hep İbni Arabi gibi, vahdet-i vücud denen küfrü teyid etmişlerdir.

Bu sebeple hiçbir sûfi'nin, vahdet-i vücud'u reddetmesi veya vahdet-i vücud olmadan da tasavvufun var olabileceğini iddia etmesi mümkün değildir. Zaten bu dinin şarileri olarak kendilerini gören yukarıda adını saydığımız zevat "Bizden sonra hiç kimse, bizim yolumuzun dışına çıkamaz" diyerek, farklı yol ve yorumların önünü kapatmışlardır.

Bu sebeple, sıkıştıklarında, 'efendim, biz öyle anlamıyoruz... Biz tasavvuf derken şunu anlıyoruz... Biz onlara katılmıyoruz... gibi indî ve kaçamak ifadeler geçerli olmamalıdır. Zira her din, felsefe, ideoloji en sahih biçimde kendi kurucu ve koyucularından ve onların kitaplarından öğrenilir. Ve ilkeler, kurallar, tanımlar hep bu kitaplarla yapılır.



Tasavvuf da mucitleri tarafından kurumlaştırılmış, kayda bağlanmış ve kitaplaştırılmıştır. Dolayısıyla bir sûfi'nin sıkıştığında, Vahdet-i vücud'u biz de kabul etmiyoruz... Rabıtayı, istimdadı, gaybden haber verildiğini, şeyhler'in vahiyle kitap yazdıklarını biz de İslâmi bulmuyoruz, demeye hakları yoktur. Bunlar alınırsa tasavvuftan geriye birşey kalmaz. Nerde kaldı ki takiye'yi meşru gören sûfilerin bu sözlerindeki samimiyete inanmak da zordur. Her sûfi, eğer çok acemi, çok yeni değilse vahdet-i vücud'u benimsemek zorundadır.

Bu çarpık akide, mürid'e ürkütülmeden, uzun sürede azar-azar ve gizlenerek zerk edilir. Bu süreci temin edebilmek için de son derece şeytani ve sinsi bir yöntem uygulanır. Evvela 'şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır' [5]

denerek, bir şeyh'e bağlanmadan kurtulmanın mümkün olmadığı telkin edilir. Bir şeyh edinme mecburiyetine inandırılan mürid, bu defa da, "bir ölünün gassal'a teslim olması gibi, müridin şeyhine teslim olması"[6] gerektiğine inandırılır. Bundan sonra da, müridin şeyh karşısında, bütün insanî onur ve haysiyetinden vazgeçmesi demek olan, şeyh-mürid ilişkilerindeki adap, talim ettirilerek tarikat adabı şöylece öğütlenir:

'Mürid şeyhe tazim göstermeli, açık ve gizli durumlarda onu büyük tanımalıdır.'
'Maksud'un ancak onun eliyle gerçekleşeceğine inanmalıdır.'
'İşlediğinin zahiri haram da olsa, şeyhi'nin yaptığına itiraz etmemeli, "Niçin böyle yaptın" dememelidir. Çünkü şeyhine 'niçin' diyen kişi asla felah bulamaz.'
'Zahiren şeyhden kötü bir durum sadır olabilir, fakat batini itibariyle o durum güzeldir.'[7]

Ahmet Dede'nin, Celaleddin Rumi hakkındaki şu sözü de şeyhin mürid üzerindeki yetki ve tasarrufunu ortaya koyması bakımından ilginçtir: 'Bugün cennete girmek onun rızasına, cehenneme girmek de onun gazabına bağlıdır’ [8]

"Gerçek müridin alametlerinden biri de, şeyhi kendisine 'Şu fırına gir' dese girmesidir."

"Bir adam Beyazıd'ın müridlerinden birine: Şeyhin mi büyük Ebu Hanife mi diye sordu. Mürid: şeyhim, dedi. Sonra Ebu Bekir mi büyük senin şeyhin mi? diye sordu, yine Şeyhim dedi. O birer birer bütün sahabeyi saydıktan sonra Muhammed mi büyük şeyhin mi? dedi. Yine Şeyhim büyüktür dedi. En sonunda Tanrı mı büyük senin şeyhin mi? diye sordu. Ben tanrıyı şeyhimde gördüm, şeyhimden başka birşey tanımam.' dedi. Başka bir müride de Tanrı mı büyük şeyhin mi? diye sordular. O da 'bu iki büyük arasında hiçbir fark yoktur' dedi. Yine müridlerden bir diğeri de: 'Bu iki büyükten daha büyük biri lazım ki bu farkı ortaya koysun' demiştir"[9]

Bu gibi şeytanı söz ve telkinlerle eli-kolu bağlanan mürid'e vahdet-i vücud herzesini yutturmaktan daha kolay ne olabilir?




Sonraki sayfa»»

--------------------------------------------------------------------------------

[1] İ. Sarmış, Tas. ve İslâm Sh. 115-119-120

[2] İktibas Der., Sayı: 104-Sh. 26

[3] İ. Sarmış, A.g.e. Sh. 118

[4] Ömer Ziyauddin Dağıstani, Fetvalar - Sh. 79.

[5] Beyazıd-i Bistamiye atf. İ. Sarmış, Tas. ve İslâm-Sh. 175.

[6] E. Özkan, Tas. ve İslam - Sh. 85

[7] Muhammed Emin el-Kurdi, Tenvim'l-Kulub fi Muameleti Allami'l-Guyub, 528-531, hicri 1384, Mısır, Kitabın adında bulunan Allamu'l-Guyub niteliği bu durumda herhalde şeyhin kendisine ait olacaktır.

[8] (İ. Sarmış Tas. ve İslâm Sh. 92).

[9] İ. Sarmış, A.g.e. Sh. 177.
abdurrahmanahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 22.05.2008, 15:26

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 1.133
Teşekkür etti: 147
75 Teşekkür 55 Mesaja aldı
Exclamation

musa a.s ın ağacını bilirmisin sen.?

ey musa şüphe yok ki alemlerin rabbi olan Allahım demiş idi.

nasıl oluyor bu .? hemde ağaçdan..

müceddidi elfi sani imam rabbani hallac gibi bazılarından çıkan bu sözün manasının ben hakkım değil ben yokum yalnız Allah vardır demek olduğunu izah ediyor.

mektubat 1 /269 ,266 mektub

hak teala nasıl ki tecelli edince o ağaç ben rabbinim dedi ise hallacada tecllide buyurunca oıda ben hakkım dedi.ha firavunda dedi ama onun bedenide ruhuda bir idi.hallacın ise ruhu nefsindne sıyrılmışdır.

nefsinden sıyralamayan bedenin söylediği söz küfürdür amma onu nefsinden ruhunu sıyırmış olan hallaca söyleten ALlah dır.!!


hz.isa a.a nasıl ölüleri diriltiyor idi.? hak teala muhyi ismi ile tecelli ediyorduda ondan..!!

emma bad.!! derim ki ayete iman et gerisine karışma.bilmediğin mevzularda fikir beyan eyleme.



فَلَمَّا أَتَاهَا نُودِي مِن شَاطِئِ الْوَادِي الْأَيْمَنِ فِي الْبُقْعَةِ الْمُبَارَكَةِ مِنَ الشَّجَرَةِ أَن يَا مُوسَى إِنِّي أَنَا اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 22.05.2008, 17:05

 
vukuf-ı kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.10.2005
Mesajlar: 75
Teşekkür etti: 0
6 Teşekkür 6 Mesaja aldı
Senin Tasavvuf aleminin Reisi,1000 yılın müceddidi İmam Rabbaninin cihadından haberin var mı?

Şeyh Şamilden haberin var mı?

Sultan Abdulhamid'den haberin var mı?

Yoksa bi hayatlarını oku,ondan sonra buraya gel.Ne tesbihi ne silahı elimizden bırakırız.

Hakikati şeriatın dışında arayan sufi,serabın peşinden koşmaktadır..

İmam Rabbani


Ölçümüz bu ..!

Yukarda alıntı yaptığın vahdet-i vucuda,katılmadığını İmam Rabbanide ifade etmekte..

Tasavvufta dikkate alacağım sözler "aşkla sarhoş olarak söylenen sözler" olamaz ki..

Böyle sözlerden mes'ul olunmaz.Sahabeninde aykırı işleri var o zman.Efendimizin gerek kanını gerek idrarını içenler var.Bunlarada Resulullaha tapıyorlardı deyin o zaman bakalım !



Enes Bin Malik r.a 'dan rivayetle Resul-i Ekrem (sav) şöyle buyurmuştur: "Allahın,kulu kendisine tevbe ettiği zaman onun tevbesine sevinmesi,birinizin,devesi üzerinde çorak bi yerde bulunup devesi kaçtığı,üzerindede yiyeceği ve içeceği bulunduğu ve ondan ümidini kesmiş bi halde iken bir ağacın altına gelerek gölgesinde yattığı,devesinden ümidini kestiği,o bu halde iken aniden deve karşısına dikildiğinde yularından tutup,sonrada sevincinin şiddetinden: "Allahım! Sen benim kulumsun,bende senin rabbinim" dediği;sevincinin şiddetinden bu şekilde yanıldığı zaman ki sevincinden daha çoktur."

(Müslim,Tevbe:1,No:2747,4/2104,TİRMİZİ,sıfatül-kıyamet:49,no:2498,4/659)

Bu hadis-i şerifte,sevinçten ne söylendiğini bilmez bir durumda olan bir kulun ağzından çıkan Şer-i Şerife tamamen ters bi söz nakledilmektedir.Her ne kadar burada Resul-i Ekrem(sav),bir benzetme yaparak Allahu Tealanın kulunun tevbesinden ne kadar hoşnut olduğunu anlatıyor ise de,verdiği misalde kulun sevinçten dolayı öyle söylemesi üzerine herhangi bir uyarıda bulunmamış,bu sözü reddetmemiştir.Çünkü kulun iradi ve ihtiyari(istenerek ve özellikle) olarak söylenen bir söz olmadığı açıktır.

Tasavvuf Risalesi-Ahmet Mahmut Ünlü
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
vukuf-ı kalbi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 22.05.2008, 17:29

 
NİSAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.01.2008
Mesajlar: 658
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız vukuf-ı kalbi
Mesajı göster
Senin Tasavvuf aleminin Reisi,1000 yılın

Böyle sözlerden mes'ul olunmaz.Sahabeninde aykırı işleri var o zman.Efendimizin gerek kanını gerek idrarını içenler var.Bunlarada Resulullaha tapıyorlardı deyin o zaman bakalım !

bu soruyu bana sorulmadı ama bir şekilde sorumu dile getireyim dedim kafam iyice karıştı
bu sahabilerin yaptıklarına doğru diyebilirmisiniz ? ben onlar tapıyorlardı demem ama yanlış yapıyorlardı

tarikat hakkında yorum yapmam bir şey bilmiyorum ama konuyu açan arkadaşın alıntı olarak verdikleri örnekler gerçekten söyleniyormu bu şekildemi tarikat ehli olunuyor
__________________
Ölüm hali gelinceye kadar , tevbe kapısı açıktır
NİSAA isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 22.05.2008, 17:32

 
vukuf-ı kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.10.2005
Mesajlar: 75
Teşekkür etti: 0
6 Teşekkür 6 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız NİSAA
Mesajı göster
bu soruyu bana sorulmadı ama bir şekilde sorumu dile getireyim dedim kafam iyice karıştı
bu sahabilerin yaptıklarına doğru diyebilirmisiniz ? ben onlar tapıyorlardı demem ama yanlış yapıyorlardı

tarikat hakkında yorum yapmam bir şey bilmiyorum ama konuyu açan arkadaşın alıntı olarak verdikleri örnekler gerçekten söyleniyormu bu şekildemi tarikat ehli olunuyor
Ben doğru demedim ki :) Tasavvuf büyükleride böyle itikad edin demez.Muhyiddin Arabi hakkında lütfen imam rabbaninin dediklerini okuyunuz.

Aşktan dolayı mes'ul olunmaz nitekim Resulullahda kızamamıştır..

Bunları siz-biz söylesek dinden çıkarız mazaAllah..Ancak hadis-i şerife bakarsak,aşkla söyleyenler mes'ul tutulmuyor.Ne demiş hadiste Mevlaya"Allahım sen benim kulumsun,bende senin Rabbinim"

Haşa şimdi biz böyle itikad mı ediyoruz?Ki elde 7 örnek var bunlara delil olacak.1 Tanesini verdim sadece..

Anlatabildim inş.

Muhabbetle
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
vukuf-ı kalbi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 22.05.2008, 17:38

 
Mavi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.737
Teşekkür etti: 121
144 Teşekkür 117 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız NİSAA
Mesajı göster
bu soruyu bana sorulmadı ama bir şekilde sorumu dile getireyim dedim kafam iyice karıştı
bu sahabilerin yaptıklarına doğru diyebilirmisiniz ? ben onlar tapıyorlardı demem ama yanlış yapıyorlardı

Eger sahabeler Efendimiz'in (sallalahu aleyhi ve sellem) kanını içmek gibi vb. hususlarda yanlis birsey yapmis olsalardi, muhakkak ki Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onlarin yaptiklarini tastiklemezdi.

Diğer dil sürçmesi sonucu söylenmiş şeriata muhalif bir söz ise hatalıdır. Ama kasıtlı olarak söylenmediğinden söyleyen bu konuda mesul değildir.
Mavi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 22.05.2008, 17:43

 
Mavi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.737
Teşekkür etti: 121
144 Teşekkür 117 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız vukuf-ı kalbi
Mesajı göster
Ne demiş hadiste Mevlaya"Allahım sen benim kulumsun,bende senin Rabbinim"
Bu, dil sürcmesi sonucu söylenmis bir söz degil miydi?

Dil sürcmesi herkes icin bir özürdür.

Ayrica bazi veliler sekr halinde iken kendilerinden gecmis olurlar, akli iradeleri yerinde olmadiklarindan o anda söyledikleri seriata muhalif sözlerden mesul degillerdir.
Mavi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 22.05.2008, 17:45

 
vukuf-ı kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.10.2005
Mesajlar: 75
Teşekkür etti: 0
6 Teşekkür 6 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Mavi
Mesajı göster
Bu dil sürcmesi sonucu söylenmis bir söz degil miydi?

Dil sürcmesi herkes icin bir özürdür.

Ayrica bazi veliler sekr halinde iken kendilerinden gecmis olurlar, akli iradeleri yerinde olmadiklarindan o anda söyledikleri Seriata muhalif sözlerden mesul degillerdir.
Usta sen bu kadar uzun bi dil sürçmesi duydun mu hiç : )Zaten ne diyor :"Sevincinin şiddetinden" dilinin sürçmesinden değil..

Bu söze ait bi örnek..

Hâl'e ait örnekte sahabenin yaptıkları,bahsettik onlardan da..

Muhabbetle
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
vukuf-ı kalbi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 22.05.2008, 17:52

 
Mavi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.737
Teşekkür etti: 121
144 Teşekkür 117 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız vukuf-ı kalbi
Mesajı göster
Usta sen bu kadar uzun bi dil sürçmesi duydun mu hiç : )Zaten ne diyor :"Sevincinin şiddetinden" dilinin sürçmesinden değil..


Sevincinin siddetinden diyeceginin tam tersini söyledi. Yani ''Allahım ben senin kulunum, sende benim Rabbimsin'' demek isterken yanlışlıkla ''Allahım sen benim kulumsun,bende senin Rabbinim'' dedi.

Bu meselenin dil sürcmesi olarak tanımlandığını duydum şimdiye kadar. Böyle birşey herhangi birinin başına gelse o kişi de mazurdur.
Mavi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 22.05.2008, 17:53

 
vukuf-ı kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.10.2005
Mesajlar: 75
Teşekkür etti: 0
6 Teşekkür 6 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Mavi
Mesajı göster
Sevincinin siddetinden diyeceginin tam tersini söyledi.

__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
vukuf-ı kalbi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 22.05.2008, 18:03

 
bedir313 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Seyda-ıTâğî (k.s) dedi: Bakınız, Hallac-ı Mansur´un ölümüne fetva veren kırk kişidir. Bu zatlar alimdir. Otuzdokuzu Hallac´ın ölümünden sorumlu tutulmuştur. Onların içtihadı Hallac´ın ölümüne sebebtir. Fakat te´vil etmediler. Dolayısıyla zarar gördüler. O bir kişinin ilmi o sözü tevil edecek seviyede olmadığından zarar görmedi.

------

Enel Hak (ben haktanım).




.
bedir313 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 22.05.2008, 18:11

 
Mavi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.737
Teşekkür etti: 121
144 Teşekkür 117 Mesaja aldı


"Sen İslâmda öyle bir gedik açtın ki onu kafandan başkası kapatmaz." sözü
Sofiler topluluğunun efendisi olan İmam Cüneyd el-Bağdadî'ye aittir. Dikkat!

Alimlerden Hallaci tekfir edenler olduğu gibi onun bu sözü sekr halinde söylediğine inanan alimler de vardır. Dolayısıyla sekr halindeyken kişi, söylediği küfür de olsa, akli iradesini yerinde olmadığından mazurdur.
Mavi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 23.05.2008, 14:46

 
Dervisan_Esma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 1.611
Teşekkür etti: 425
201 Teşekkür 143 Mesaja aldı
''Zamaninda yasadigin Allah Dostlarina Sevgi ve edebde dikkat et. Cünki sen Efendimizin zamaninda yasasaydin, ayni Evliyaya nasil hurmet ve sevgi beslediysen, aynen Peygamberimizede öyle hurmet ve sevgi beslerdin.''

[Shafii Ulemasindan Imam Shihabud din Suhreverdi Rahmetullahi Aleyh hazretleri ve taninmis Eseri ''avariful mearif'in'' müellifi]

Vay Halinize
Dervisan_Esma isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Niçin Başörtülüsünüz Diye Değil Niçin Açıksınız Diye sormak Lazım ve Soruyorum? kutayre Gençlik Lokali 62 30.08.2008 14:33
Niçin namaz? nihan Dini Bilgi ve Eğitim 1 11.01.2008 13:33
Tasavvufla psikoterapi yapıyor M. Ali Saral Sağlıklı yaşam ve Spor 0 01.06.2007 09:31
Niçin ? avali Özgün Yazılarınız 1 16.11.2005 00:42
dsl nicin yavasladi eledagli Hardware ve Software konusunda Sorular, Cevaplar 6 12.12.2003 23:32


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:49 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50