İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 22.05.2008, 13:19

 
Üyelik tarihi: 12.05.2008
Mesajlar: 129
Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür 9 Mesaja aldı
Ebu Bekir Sifil Inciler

İstimdad konusunda lehte veya aleyhte bir görüş beyan etmeyeceğim.
Bu yazıda maksadım, "istimdad şirktir" diyen ve bazı başka Vehhabi görüşlerini müdafaa eden birisinin konuyla alakalı bazı sözlerini tedkik etmektir.

Aşağıya sözlerini alacağım kişinin kimliği, ismi vs. üzerinde durmayalım. Çünkü, bu gibi sözleri değişik forumlarda değişik kişilerden okuyoruz. Belli bir kişiyi hedef almayıp, bozuk ve sakat bir zihniyeti tahlil etmek niyetindeyim.

Önce, bahis konusu kişinin aşağıda vereceğim laf salatasına sebep olan ve Ebubekir Sifil hocaya ait yazıyı okuyalım:

http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=244

Milli Gazete - 5 Ekim 2004


Soru: "Ebul Hasan-ı Harkani hazretleri, sefere çıkan talebelerine, "Sıkıştığınız zaman benden yardım isteyin" buyurur. Eşkıya talebeleri yakalar. ALLAHü Teâlâ'ya duâ ederlerse de, kurtulamazlar. Bir talebe "Ya Ebel Hasan imdat" der. O talebeyi eşkıya göremez. Diğerlerinin nesi varsa alırlar. Seferden dönünce hocalarına, "Biz ALLAH'tan yardım istedik, kurtulamadık. Fakat şu arkadaş, sizden yardım isteyince kurtuldu. Bunun hikmeti nedir?" derler. O da "ALLAHü Teâlâ günahkârların duâsını kabul etmez. Bu talebe, benden yardım isteyince, onun duâsını ALLAHü Teâlâ bana duyurdu. Ben de, "Ya Rabbi imdat diyen talebemi kurtar" diye duâ ettim. ALLAHü Teâlâ da kurtardı. Ben sadece vasıta oldum, duâ ettim. Kurtaran Rabbimizdi" diye cevap verir. (T. Evliya) "Sualim şu olacak: Ervah-ı veliden istimdad caiz midir? Gerek diri, gerek mevta olsun. Buna şirk diyenler vardır. Şirk midir? Ehl-i Sünnet itikadında sahih olanı hangisidir?.. Her şeyi halkedenin ve her şeyi verenin ALLAH olduğuna itikat etmek şartıyla, o velinin tasarruf gücünü de ALLAH'tan aldığını ve o dilemezse kimsenin yardım edemeyeceğini kabul ettikten sonra, dar zamanında bir veliden istimdad etmek caiz midir?
Sifil'in yazısı böyle devam ediyor. Şu sözleri dikkat çekiyor:

İbn Teymiyye çizgisini izleyenlerin, "karşı taraf"ı ağır bir biçimde suçladığı ve "şirk" ithamına kadar vardırdığı "tevessül", "isti'âne" vb. konusunda sahih rivayetler bulunduğu kesindir. Ümmet de Selef'ten halefe bu rivayetler doğrultusunda amel edegelmiştir. Bir noktayı daha vurgulayalım: Meseleyi Ehl-i Tasavvuf'a mahsus bir uygulama olarak değil, sahih rivayetlerin gereği olarak görmek daha doğrudur. Unutmayalım ki Efendimiz (s.a.v) terk-i dünya ettikten sonra kendisinden istimdad eden veya O'ndan kalan eşya ile teberrükte bulunan Hadis İmamları mevcuttur.
E. Sifil' burada bahsettiği "kendisinden istimdad eden veya O'ndan kalan eşya ile teberrükte bulunan Hadis İmamları"na başka bir yazısında şöyle iki misal vermiş:

http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=77

Yine bu tarz kitaplar bize, İmam Ahmed b. Hanbel'in durduğu yerin, "Selefî".kardeşlerimizin çizgisiyle örtüşmediğini görme imkânı veriyor. Mesela ez-Zehebî'nin Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ'sında (XI, 212) naklettiğine göre İmam Ahmed'in oğlu Abdullah, babasının, Efendimiz (s.a.v)'in saçıyla "tevessül"de bulunduğunu; onu öptüğünü ve içine daldırdığı kaptaki suyu şifa niyetiyle içtiğini söylemiştir.

Yine aynı kaynaktan (XVI, 400-1) öğrendiğimize göre İmam et-Tebarânî ile –kendisi gibi Hadis imamı olan– Ebû Bekr b. Mukrî ve Ebu'ş-Şeyh, Medine'de bulundukları zamanlardan birinde, açlık içinde geçen birkaç günün sonunda Ebû Bekr b. Mukrî, "kabr-i saadet"e giderek, "Ey Ellah'ın Resulü! Açlık bizi perişan etti!" diye serzenişte bulunur. Medine'de oturanlardan birisi aynı günün akşamı kapılarını çalar ve "Bizi Hz. Peygamber (s.a.v)'e şikâyet etmişsiniz. Rüyama geldi ve size yardım etmemi emir buyurdu" diyerek elindeki yiyecek dolu sepeti kendilerine verir...

Sanıyorum birincisini tevessül, ikincisini ise istimdad için misal olarak düşünmüş.

Öyle veya böyle, maksadım tevessül ve istimdad konularında deliller üzerinde durmak değil. Başka başlıklar altında bu yapılıyor. Maksadım, bu gibi bilgilere aşağıda nakledeceğim türden laf salatalarıyla itiraz edenlerin akli açıdan problemli kişiler olduğunu ortaya koymaktır. Bunlar, biraz anladıklarına da en kötü manaları veren (su-i zan eden, tekfirci) bozuk bir düşünce tarzına sahipler. Buyrunuz, yukarıdaki menkıbeye yapılan itirazı okuyunuz:

En yukarıda Ebu-l Hasen Harakani üzerinden uydurulmuş bir hikaye var. Bu hikayeye göre, ALLAH'ın işit(e)mediği (haşa sümme haşa) bir kulunu Harakani işitmiş ve kurtarmış. Sırf bu istimdât ile...

Yukarıdaki Enu-l Hasan Harakani hurafesi tam bir şirk ürünü!!! MaazALLAH!!! Böyle bir hikayeye inanmak bile insanın imanına zarar verir. Çünkü o hikayede a) O zatın ALLAH'tan daha güçlü b) daha hızlı c) daha merhametli ve d) daha fazla uluhiyet sahibi olduğu imajı veriliyor. Neuzü billâh!

Ne anlaşılıyormuş? Buyrun tekrar edelim:

a) O zatın ALLAH'tan daha güçlü
b) O zatın ALLAH'tan daha hızlı
c) O zatın ALLAH'tan daha merhametli
d) O zatın ALLAH'tan daha fazla uluhiyet sahibi olduğu

"imajı veriliyormuş" (haşa). Başka ne anlaşılıyormuş, sıkı durun:

e) Bu hikayeye göre, ALLAH'ın işit(e)mediği (haşa sümme haşa) bir kulunu Harakani işitmiş ve kurtarmış.

mış!

Yukarıdaki menkıbe hakkında yorum yapmayacağım. Maksadım bu değil. Maksadım, bu (tür) itirazları yapan kişi(ler)in zeka seviyesini teşhir etmek.

Böyle çürük ve bozuk düşünen bir adam, neyi doğru anlayabilir? Hangi konuda kendi aklıyla doğru neticeye varabilir?

Bu yazdığı beş maddeden hiç birini mezkur menkıbeden çıkarmak mümkün değil. Bir ilkokul talebesi bile bu menkıbeden böyle çirkin manalar çıkarmaz. Bu her ne kadar izahtan vareste ise de, buyrun üşenmeyip beraber tahlil edelim:

a) O zatın ALLAH'tan daha güçlü

Halbuki, menkıbede diyor ki:

ALLAHü Teâlâ da kurtardı. Ben sadece vasıta oldum, duâ ettim. Kurtaran Rabbimizdi.

Hikayeye göre, ben dua ettim yalvardım, ALLAH kurtardı diyor. O zaman, haşa "o zatın ALLAH'tan daha güçlü" olduğu imajı nerede veriliyor?

b) O zatın ALLAH'tan daha hızlı

Halbuki, menkıbede diyor ki:

ALLAHü Teâlâ bana duyurdu. Ben de, "Ya Rabbi imdat diyen talebemi kurtar" diye duâ ettim. ALLAHü Teâlâ da kurtardı. Ben sadece vasıta oldum, duâ ettim. Kurtaran Rabbimizdi

Hikayeye göre, ALLAHü teala bana duyurdu diyor. Yani, haberim yoktu, ALLAHü teala bana duyurdu diyor. Ben dua ettim yalvardım, ALLAH kurtardı diyor. O zaman, haşa "o zatın ALLAH'tan daha hızlı" olduğu imajı nerede veriliyor?


c) O zatın ALLAH'tan daha merhametli

Bu da safsata. Halbuki, menkıbeye göre, duyuran da ALLAHü teala, dua etme isteğini ve gücünü veren de O, duayı kabul edip kurtaran da O. Yanımızdaki din kardeşimiz bizim için dua etse, ALLAHü teala o duayı kabul etse, haşa o din kardeşimiz ALLAH'tan daha mı merhametli sayılacak? Alakası yok, mantıksız bir çıkarım.

d) O zatın ALLAH'tan daha fazla uluhiyet sahibi olduğu

İngilizce bir deyim var: "This tops the cake!" Kaba tabirle (afedersiniz) "Ohaa!" diye tercüme edebiliriz. Menkıbeye göre, duayı kabul eden ve kurtaran ALLAHü teala. Bu mana nereden nasıl çıkar?

e) Bu hikayeye göre, ALLAH'ın işit(e)mediği (haşa sümme haşa) bir kulunu Harakani işitmiş ve kurtarmış.

mış. Biraz evvel "Oha" demiştik, bu çıkarıma karşı aklıma gelen kelimeleri buraya yazmayayım. Menkıbeye göre, dua talebini duyuran ALLAHü teala! Haşa, ALLAHü teala kendisi işitmemişse nasıl oluyor da Harakani hazretlerine işittirmiş? Bu menkıbeden böyle ters bir mana çıkarmak mümkün mü?

Tekrar edeyim ki, maksadım menkıbeyi müdafaa etmek değil. Yapılan itirazın çürüklüğünü, inandırıcılıktan mahrum olduğunu, itirazı yapanın zeki biri olmadığını söylüyorum. Eğer istimdada karşı çıkılacaksa, bunun yolu böylesine abuk-subuk, mantıksız argümanlar kullanmaktan geçmez.

Hiç kimse bu menkıbeden bu ters manaları anlayacak kadar ahmak olamaz diye düşünüyorum. Buna rağmen, bu menkıbeye nasıl oluyor da bu tür manalar atfediliyor?

Bunun cevabını herhalde din veya mantık kitaplarında değil de, psikoloji ve psikiyatri kitaplarında arayacağız.

abdurrahmanahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 22.05.2008, 13:26

 
Üyelik tarihi: 12.05.2008
Mesajlar: 129
Teşekkür etti: 0
10 Teşekkür 9 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız abdurrahmanahmed
Mesajı göster
İstimdad konusunda lehte veya aleyhte bir görüş beyan etmeyeceğim.
Bu yazıda maksadım, "istimdad şirktir" diyen ve bazı başka Vehhabi görüşlerini müdafaa eden birisinin konuyla alakalı bazı sözlerini tedkik etmektir.

Aşağıya sözlerini alacağım kişinin kimliği, ismi vs. üzerinde durmayalım. Çünkü, bu gibi sözleri değişik forumlarda değişik kişilerden okuyoruz. Belli bir kişiyi hedef almayıp, bozuk ve sakat bir zihniyeti tahlil etmek niyetindeyim.

Önce, bahis konusu kişinin aşağıda vereceğim laf salatasına sebep olan ve Ebubekir Sifil hocaya ait yazıyı okuyalım:

http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=244

Milli Gazete - 5 Ekim 2004


Soru: "Ebul Hasan-ı Harkani hazretleri, sefere çıkan talebelerine, "Sıkıştığınız zaman benden yardım isteyin" buyurur. Eşkıya talebeleri yakalar. ALLAHü Teâlâ'ya duâ ederlerse de, kurtulamazlar. Bir talebe "Ya Ebel Hasan imdat" der. O talebeyi eşkıya göremez. Diğerlerinin nesi varsa alırlar. Seferden dönünce hocalarına, "Biz ALLAH'tan yardım istedik, kurtulamadık. Fakat şu arkadaş, sizden yardım isteyince kurtuldu. Bunun hikmeti nedir?" derler. O da "ALLAHü Teâlâ günahkârların duâsını kabul etmez. Bu talebe, benden yardım isteyince, onun duâsını ALLAHü Teâlâ bana duyurdu. Ben de, "Ya Rabbi imdat diyen talebemi kurtar" diye duâ ettim. ALLAHü Teâlâ da kurtardı. Ben sadece vasıta oldum, duâ ettim. Kurtaran Rabbimizdi" diye cevap verir. (T. Evliya) "Sualim şu olacak: Ervah-ı veliden istimdad caiz midir? Gerek diri, gerek mevta olsun. Buna şirk diyenler vardır. Şirk midir? Ehl-i Sünnet itikadında sahih olanı hangisidir?.. Her şeyi halkedenin ve her şeyi verenin ALLAH olduğuna itikat etmek şartıyla, o velinin tasarruf gücünü de ALLAH'tan aldığını ve o dilemezse kimsenin yardım edemeyeceğini kabul ettikten sonra, dar zamanında bir veliden istimdad etmek caiz midir?
Sifil'in yazısı böyle devam ediyor. Şu sözleri dikkat çekiyor:

İbn Teymiyye çizgisini izleyenlerin, "karşı taraf"ı ağır bir biçimde suçladığı ve "şirk" ithamına kadar vardırdığı "tevessül", "isti'âne" vb. konusunda sahih rivayetler bulunduğu kesindir. Ümmet de Selef'ten halefe bu rivayetler doğrultusunda amel edegelmiştir. Bir noktayı daha vurgulayalım: Meseleyi Ehl-i Tasavvuf'a mahsus bir uygulama olarak değil, sahih rivayetlerin gereği olarak görmek daha doğrudur. Unutmayalım ki Efendimiz (s.a.v) terk-i dünya ettikten sonra kendisinden istimdad eden veya O'ndan kalan eşya ile teberrükte bulunan Hadis İmamları mevcuttur.
E. Sifil' burada bahsettiği "kendisinden istimdad eden veya O'ndan kalan eşya ile teberrükte bulunan Hadis İmamları"na başka bir yazısında şöyle iki misal vermiş:

http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=77

Yine bu tarz kitaplar bize, İmam Ahmed b. Hanbel'in durduğu yerin, "Selefî".kardeşlerimizin çizgisiyle örtüşmediğini görme imkânı veriyor. Mesela ez-Zehebî'nin Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ'sında (XI, 212) naklettiğine göre İmam Ahmed'in oğlu Abdullah, babasının, Efendimiz (s.a.v)'in saçıyla "tevessül"de bulunduğunu; onu öptüğünü ve içine daldırdığı kaptaki suyu şifa niyetiyle içtiğini söylemiştir.

Yine aynı kaynaktan (XVI, 400-1) öğrendiğimize göre İmam et-Tebarânî ile –kendisi gibi Hadis imamı olan– Ebû Bekr b. Mukrî ve Ebu'ş-Şeyh, Medine'de bulundukları zamanlardan birinde, açlık içinde geçen birkaç günün sonunda Ebû Bekr b. Mukrî, "kabr-i saadet"e giderek, "Ey Ellah'ın Resulü! Açlık bizi perişan etti!" diye serzenişte bulunur. Medine'de oturanlardan birisi aynı günün akşamı kapılarını çalar ve "Bizi Hz. Peygamber (s.a.v)'e şikâyet etmişsiniz. Rüyama geldi ve size yardım etmemi emir buyurdu" diyerek elindeki yiyecek dolu sepeti kendilerine verir...

Sanıyorum birincisini tevessül, ikincisini ise istimdad için misal olarak düşünmüş.

Öyle veya böyle, maksadım tevessül ve istimdad konularında deliller üzerinde durmak değil. Başka başlıklar altında bu yapılıyor. Maksadım, bu gibi bilgilere aşağıda nakledeceğim türden laf salatalarıyla itiraz edenlerin akli açıdan problemli kişiler olduğunu ortaya koymaktır. Bunlar, biraz anladıklarına da en kötü manaları veren (su-i zan eden, tekfirci) bozuk bir düşünce tarzına sahipler. Buyrunuz, yukarıdaki menkıbeye yapılan itirazı okuyunuz:

En yukarıda Ebu-l Hasen Harakani üzerinden uydurulmuş bir hikaye var. Bu hikayeye göre, ALLAH'ın işit(e)mediği (haşa sümme haşa) bir kulunu Harakani işitmiş ve kurtarmış. Sırf bu istimdât ile...

Yukarıdaki Enu-l Hasan Harakani hurafesi tam bir şirk ürünü!!! MaazALLAH!!! Böyle bir hikayeye inanmak bile insanın imanına zarar verir. Çünkü o hikayede a) O zatın ALLAH'tan daha güçlü b) daha hızlı c) daha merhametli ve d) daha fazla uluhiyet sahibi olduğu imajı veriliyor. Neuzü billâh!

Ne anlaşılıyormuş? Buyrun tekrar edelim:

a) O zatın ALLAH'tan daha güçlü
b) O zatın ALLAH'tan daha hızlı
c) O zatın ALLAH'tan daha merhametli
d) O zatın ALLAH'tan daha fazla uluhiyet sahibi olduğu

"imajı veriliyormuş" (haşa). Başka ne anlaşılıyormuş, sıkı durun:

e) Bu hikayeye göre, ALLAH'ın işit(e)mediği (haşa sümme haşa) bir kulunu Harakani işitmiş ve kurtarmış.

mış!

Yukarıdaki menkıbe hakkında yorum yapmayacağım. Maksadım bu değil. Maksadım, bu (tür) itirazları yapan kişi(ler)in zeka seviyesini teşhir etmek.

Böyle çürük ve bozuk düşünen bir adam, neyi doğru anlayabilir? Hangi konuda kendi aklıyla doğru neticeye varabilir?

Bu yazdığı beş maddeden hiç birini mezkur menkıbeden çıkarmak mümkün değil. Bir ilkokul talebesi bile bu menkıbeden böyle çirkin manalar çıkarmaz. Bu her ne kadar izahtan vareste ise de, buyrun üşenmeyip beraber tahlil edelim:

a) O zatın ALLAH'tan daha güçlü

Halbuki, menkıbede diyor ki:

ALLAHü Teâlâ da kurtardı. Ben sadece vasıta oldum, duâ ettim. Kurtaran Rabbimizdi.

Hikayeye göre, ben dua ettim yalvardım, ALLAH kurtardı diyor. O zaman, haşa "o zatın ALLAH'tan daha güçlü" olduğu imajı nerede veriliyor?

b) O zatın ALLAH'tan daha hızlı

Halbuki, menkıbede diyor ki:

ALLAHü Teâlâ bana duyurdu. Ben de, "Ya Rabbi imdat diyen talebemi kurtar" diye duâ ettim. ALLAHü Teâlâ da kurtardı. Ben sadece vasıta oldum, duâ ettim. Kurtaran Rabbimizdi

Hikayeye göre, ALLAHü teala bana duyurdu diyor. Yani, haberim yoktu, ALLAHü teala bana duyurdu diyor. Ben dua ettim yalvardım, ALLAH kurtardı diyor. O zaman, haşa "o zatın ALLAH'tan daha hızlı" olduğu imajı nerede veriliyor?


c) O zatın ALLAH'tan daha merhametli

Bu da safsata. Halbuki, menkıbeye göre, duyuran da ALLAHü teala, dua etme isteğini ve gücünü veren de O, duayı kabul edip kurtaran da O. Yanımızdaki din kardeşimiz bizim için dua etse, ALLAHü teala o duayı kabul etse, haşa o din kardeşimiz ALLAH'tan daha mı merhametli sayılacak? Alakası yok, mantıksız bir çıkarım.

d) O zatın ALLAH'tan daha fazla uluhiyet sahibi olduğu

İngilizce bir deyim var: "This tops the cake!" Kaba tabirle (afedersiniz) "Ohaa!" diye tercüme edebiliriz. Menkıbeye göre, duayı kabul eden ve kurtaran ALLAHü teala. Bu mana nereden nasıl çıkar?

e) Bu hikayeye göre, ALLAH'ın işit(e)mediği (haşa sümme haşa) bir kulunu Harakani işitmiş ve kurtarmış.

mış. Biraz evvel "Oha" demiştik, bu çıkarıma karşı aklıma gelen kelimeleri buraya yazmayayım. Menkıbeye göre, dua talebini duyuran ALLAHü teala! Haşa, ALLAHü teala kendisi işitmemişse nasıl oluyor da Harakani hazretlerine işittirmiş? Bu menkıbeden böyle ters bir mana çıkarmak mümkün mü?

Tekrar edeyim ki, maksadım menkıbeyi müdafaa etmek değil. Yapılan itirazın çürüklüğünü, inandırıcılıktan mahrum olduğunu, itirazı yapanın zeki biri olmadığını söylüyorum. Eğer istimdada karşı çıkılacaksa, bunun yolu böylesine abuk-subuk, mantıksız argümanlar kullanmaktan geçmez.

Hiç kimse bu menkıbeden bu ters manaları anlayacak kadar ahmak olamaz diye düşünüyorum. Buna rağmen, bu menkıbeye nasıl oluyor da bu tür manalar atfediliyor?

Bunun cevabını herhalde din veya mantık kitaplarında değil de, psikoloji ve psikiyatri kitaplarında arayacağız.

ACABA BU HIKAYEDE KIM KIME ARACI OLUYOR..
CE NABI ALLAH HZ SEYH TEN YARDIM İSTEYININ, İSTEGININI SEYH E DUYURUYOR!
HASA ALLAH NEYABAIM SEHY DER BIGI HEMEN SEYH YARDIM ET ONA DIYOR..
BIR İKİNCISI ..
ALLAH GUNAHKARIN DUASINI KABUL ETMEZ SAFSATASI..HALBUKI ALLAH MUSRIKLERIN DUASINI BILE KABUL EDIYOR..
..
DENIZDE FIRTANAYA KABILKIPTA ALLAH ADUA EDEN MUSRIKLER ..ALLAH ONLARI KARAYA CIKARINCA TEKRAR ONA ORTAK KOSUYOLAR..
ALLAH KULUN DUASINI CEVAB VERMEMEKTEN HAYA EDER HADIS SERIFINI HATIRLATMAKTA ITIUDIR..

BURDAKI HIKAYEYE DENILECEK COK SOZ VAR AMA ,,ANLATSAK BOS ,,
HIDAYET ALLAH TAN
DILEYEN İMAN EDER DILEYEN İNKAR..
HIDAYETE TABI OLANLARA SELAM OLSUN
abdurrahmanahmed isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 22.05.2008, 13:50

 
s@manyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.07.2007
Yaş: 34
Mesajlar: 288
Teşekkür etti: 102
42 Teşekkür 33 Mesaja aldı
her forumda ,hata hatta ehlisünnet forumlarda bile ehli sünnete sürekli eleştiri getiren şirkle suçlayan kişiler var demekki,boşuna her 100 yılda bir müçtehit gelip bidatleri sapık inanışları yok etmiyor,insanlar çıkıyor,karalıyor insanların ittikadını bozmaya çalışıyorlar,büyük alimleri töhmet altında bırakıyorlar ,ylacılıkla suçluyorlar,

Allahım böyle insanlara hidayet nasip eyyle..!
s@manyolu isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 22.05.2008, 14:09

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 966
Teşekkür etti: 64
35 Teşekkür 24 Mesaja aldı
İBNU KAYYUM KİTABUR RUHUNDA ÇOK ACAİP ŞEYLER YAZIYOR..

vay vay vayyy...

reddiyelik bir yazı olsa idi verirdik de..

iktibaslardan ne anladığı meçhul birine neyi nasıl anlatacaksın .? zehebinin eserinden yapılan nakli görmezden gelene ne anlatacaksın ki.?

hak teala işitemediği bir kulunu şeyh harkaniye iştirmiş değil.yani böyle bir cümle nasıl kurulabiliyor.? .!! ancak ve ancak kulu şeyh harkaniyi kendisine vesile ederek yardım isteyen kulunun yardımına şeyh harkaniyi memur eylemiş....

işde anlama kapasitesi kıt olanlar ...
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 22.05.2008, 14:20

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 966
Teşekkür etti: 64
35 Teşekkür 24 Mesaja aldı
ibnu kayyum rahimehullah kendisinden yardım istenen nice ruhların orduları bozguna uğratıklarını kitabur ruhunda naklediyor.mukaddes ruhlar yardım ediyorda henuz daha vefat etmemiş salihler niye yardım etmesin.?

cinlerden birinin süleyman a.s a sana o tahtı .... getiririm dedikden sonra salihlerden bir zatın anında o tahtı getirmesi meselesinden hiçmi nasihat almazsınız.?


azıcık olsun oturup düşünün derim.gelin tövbe edin tez vakit.inşallah.gelin tövbe edin kucaklaşalım inşallah.yoksa aramız sizler ilehem dünyada hemde ahiretde ebediyyen ayrı kalsın.
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 22.05.2008, 14:25

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 966
Teşekkür etti: 64
35 Teşekkür 24 Mesaja aldı
hayatda olanlar hakkında yazmıyorum .ölmüş olan salihlerin ruhlarının yardımı hakkında yazıyorum gerisini sizler düşünün

Sa'düddin-i Teftazânî (Rahimehullah) "Şerhu'l-Mekâsıd" adlı eserinde şu beyanda bulunmuştur:

"İslamın inanç esaslarından anlaşılan odur ki; bedenden ayrıldıktan sonra da ruh için bazı cüz'î idrakler ve dirilerin, özellikle ölü ile arasında dünyada tanışma bulunan kimselerin bazı cüz'î hallerine ıttıla' (vâkıf olmas) ı sabittir.


Bu yüzden kabirleri ziyaret ve hayırları celbedip serleri def etme hususunda salihlerin ruhlarından isti'âne (yardım isteme) caiz olup, faydası sabittir, çünkü bedenden ayrılan ruhun, hem bedeniyle hem de defnedildiği toprakla bir nevi ilgisi devam ettiğinden, o toprağı ziyaret edip, ölünün ruhu tarafına yönelen (rabıta yapan) dirinin ruhuyla ölünün ruhu arasında bir nevi mülakat ve ifâzât (karşılaşma ve feyiz alışverişi) meydana gelir."

Zâhidü'l-Kevserî (Rahimehullah) bu meselenin tahkikinde ayrıca şu izahı yapmıştır: Kâmil zatların ruhları, cesetlerinde durduğu müddetçe kınmdaki kılıçlar gibi, cesetlerinden soyulduğunda ise, keskinlik bakımından, kınından çıkmış kılıçlar gibidir.


İbni Kayyim'in "Ruh" isimli kitabına bakanlar, böyle bir ruha, orduları bozguna uğratma gibi büyük işleri nisbet ettiğinigörürler.

(Teftazânî, Şerhu'l-Mekâsıd, 2/32, Kevserî, Hakîkatü'l-însan tahkiki, Sh.18)
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 22.05.2008, 14:28

 
İMKENEGİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.01.2006
Mesajlar: 966
Teşekkür etti: 64
35 Teşekkür 24 Mesaja aldı
eğer sizler arapça biliyorsanız bende mefahim adlı eserin arapçası var burdan ekliyim alın okuyun.turkçeside var ve inşallah GurabaMecmuasi - Ana Sayfa sitemize bazı yerlerini ekleyeceğiz.

eğer sizler şartlanmış ve de karşınızdaki şirk içinde görme anlayışından sıyrılmış olarak gelirseniz istifade edersiniz.

madde madde sorun cevab verelim.ayetleri yarıştırır gibi peşi sıra koymayın.

madem öyle bir ayet koyun aleyhimize .

bizde onun müfessirlerin eserlerinden kelime kelime mana - irabını verelim ne demişler müfessirler muhaddisler vesaire okuyalım.bakalım hak nedir.?.?

varmısınız.?

var iseniz buyrun derim..!!!

bakın açıkca yazıyorum kaybedeceğiniz meselelere girmeyin derim.eğer ilminize güveniyorsaız gelin yoksa ne bizi uğraştırın ne de buralarda milleti saptıracağım boşuna heveslenmeyin.

vesselam.
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
İMKENEGİ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 22.05.2008, 22:24

 
Murat Yazıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.09.2006
Mesajlar: 663
Teşekkür etti: 9
132 Teşekkür 68 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız abdurrahmanahmed
Mesajı göster
İstimdad konusunda lehte veya aleyhte bir görüş beyan etmeyeceğim.
Bu yazıda maksadım, "istimdad şirktir" diyen ve bazı başka Vehhabi görüşlerini müdafaa eden birisinin konuyla alakalı bazı sözlerini tedkik etmektir.

Aşağıya sözlerini alacağım kişinin kimliği, ismi vs. üzerinde durmayalım. Çünkü, bu gibi sözleri değişik forumlarda değişik kişilerden okuyoruz. Belli bir kişiyi hedef almayıp, bozuk ve sakat bir zihniyeti tahlil etmek niyetindeyim.

Önce, bahis konusu kişinin aşağıda vereceğim laf salatasına sebep olan ve Ebubekir Sifil hocaya ait yazıyı okuyalım:

http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=244

Milli Gazete - 5 Ekim 2004


Soru: "Ebul Hasan-ı Harkani hazretleri, sefere çıkan talebelerine, "Sıkıştığınız zaman benden yardım isteyin" buyurur. Eşkıya talebeleri yakalar. ALLAHü Teâlâ'ya duâ ederlerse de, kurtulamazlar. Bir talebe "Ya Ebel Hasan imdat" der. O talebeyi eşkıya göremez. Diğerlerinin nesi varsa alırlar. Seferden dönünce hocalarına, "Biz ALLAH'tan yardım istedik, kurtulamadık. Fakat şu arkadaş, sizden yardım isteyince kurtuldu. Bunun hikmeti nedir?" derler. O da "ALLAHü Teâlâ günahkârların duâsını kabul etmez. Bu talebe, benden yardım isteyince, onun duâsını ALLAHü Teâlâ bana duyurdu. Ben de, "Ya Rabbi imdat diyen talebemi kurtar" diye duâ ettim. ALLAHü Teâlâ da kurtardı. Ben sadece vasıta oldum, duâ ettim. Kurtaran Rabbimizdi" diye cevap verir. (T. Evliya) "Sualim şu olacak: Ervah-ı veliden istimdad caiz midir? Gerek diri, gerek mevta olsun. Buna şirk diyenler vardır. Şirk midir? Ehl-i Sünnet itikadında sahih olanı hangisidir?.. Her şeyi halkedenin ve her şeyi verenin ALLAH olduğuna itikat etmek şartıyla, o velinin tasarruf gücünü de ALLAH'tan aldığını ve o dilemezse kimsenin yardım edemeyeceğini kabul ettikten sonra, dar zamanında bir veliden istimdad etmek caiz midir?
Sifil'in yazısı böyle devam ediyor. Şu sözleri dikkat çekiyor:

İbn Teymiyye çizgisini izleyenlerin, "karşı taraf"ı ağır bir biçimde suçladığı ve "şirk" ithamına kadar vardırdığı "tevessül", "isti'âne" vb. konusunda sahih rivayetler bulunduğu kesindir. Ümmet de Selef'ten halefe bu rivayetler doğrultusunda amel edegelmiştir. Bir noktayı daha vurgulayalım: Meseleyi Ehl-i Tasavvuf'a mahsus bir uygulama olarak değil, sahih rivayetlerin gereği olarak görmek daha doğrudur. Unutmayalım ki Efendimiz (s.a.v) terk-i dünya ettikten sonra kendisinden istimdad eden veya O'ndan kalan eşya ile teberrükte bulunan Hadis İmamları mevcuttur.
E. Sifil' burada bahsettiği "kendisinden istimdad eden veya O'ndan kalan eşya ile teberrükte bulunan Hadis İmamları"na başka bir yazısında şöyle iki misal vermiş:

http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=77

Yine bu tarz kitaplar bize, İmam Ahmed b. Hanbel'in durduğu yerin, "Selefî".kardeşlerimizin çizgisiyle örtüşmediğini görme imkânı veriyor. Mesela ez-Zehebî'nin Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ'sında (XI, 212) naklettiğine göre İmam Ahmed'in oğlu Abdullah, babasının, Efendimiz (s.a.v)'in saçıyla "tevessül"de bulunduğunu; onu öptüğünü ve içine daldırdığı kaptaki suyu şifa niyetiyle içtiğini söylemiştir.

Yine aynı kaynaktan (XVI, 400-1) öğrendiğimize göre İmam et-Tebarânî ile –kendisi gibi Hadis imamı olan– Ebû Bekr b. Mukrî ve Ebu'ş-Şeyh, Medine'de bulundukları zamanlardan birinde, açlık içinde geçen birkaç günün sonunda Ebû Bekr b. Mukrî, "kabr-i saadet"e giderek, "Ey Ellah'ın Resulü! Açlık bizi perişan etti!" diye serzenişte bulunur. Medine'de oturanlardan birisi aynı günün akşamı kapılarını çalar ve "Bizi Hz. Peygamber (s.a.v)'e şikâyet etmişsiniz. Rüyama geldi ve size yardım etmemi emir buyurdu" diyerek elindeki yiyecek dolu sepeti kendilerine verir...

Sanıyorum birincisini tevessül, ikincisini ise istimdad için misal olarak düşünmüş.

Öyle veya böyle, maksadım tevessül ve istimdad konularında deliller üzerinde durmak değil. Başka başlıklar altında bu yapılıyor. Maksadım, bu gibi bilgilere aşağıda nakledeceğim türden laf salatalarıyla itiraz edenlerin akli açıdan problemli kişiler olduğunu ortaya koymaktır. Bunlar, biraz anladıklarına da en kötü manaları veren (su-i zan eden, tekfirci) bozuk bir düşünce tarzına sahipler. Buyrunuz, yukarıdaki menkıbeye yapılan itirazı okuyunuz:

En yukarıda Ebu-l Hasen Harakani üzerinden uydurulmuş bir hikaye var. Bu hikayeye göre, ALLAH'ın işit(e)mediği (haşa sümme haşa) bir kulunu Harakani işitmiş ve kurtarmış. Sırf bu istimdât ile...

Yukarıdaki Enu-l Hasan Harakani hurafesi tam bir şirk ürünü!!! MaazALLAH!!! Böyle bir hikayeye inanmak bile insanın imanına zarar verir. Çünkü o hikayede a) O zatın ALLAH'tan daha güçlü b) daha hızlı c) daha merhametli ve d) daha fazla uluhiyet sahibi olduğu imajı veriliyor. Neuzü billâh!

Ne anlaşılıyormuş? Buyrun tekrar edelim:

a) O zatın ALLAH'tan daha güçlü
b) O zatın ALLAH'tan daha hızlı
c) O zatın ALLAH'tan daha merhametli
d) O zatın ALLAH'tan daha fazla uluhiyet sahibi olduğu

"imajı veriliyormuş" (haşa). Başka ne anlaşılıyormuş, sıkı durun:

e) Bu hikayeye göre, ALLAH'ın işit(e)mediği (haşa sümme haşa) bir kulunu Harakani işitmiş ve kurtarmış.

mış!

Yukarıdaki menkıbe hakkında yorum yapmayacağım. Maksadım bu değil. Maksadım, bu (tür) itirazları yapan kişi(ler)in zeka seviyesini teşhir etmek.

Böyle çürük ve bozuk düşünen bir adam, neyi doğru anlayabilir? Hangi konuda kendi aklıyla doğru neticeye varabilir?

Bu yazdığı beş maddeden hiç birini mezkur menkıbeden çıkarmak mümkün değil. Bir ilkokul talebesi bile bu menkıbeden böyle çirkin manalar çıkarmaz. Bu her ne kadar izahtan vareste ise de, buyrun üşenmeyip beraber tahlil edelim:

a) O zatın ALLAH'tan daha güçlü

Halbuki, menkıbede diyor ki:

ALLAHü Teâlâ da kurtardı. Ben sadece vasıta oldum, duâ ettim. Kurtaran Rabbimizdi.

Hikayeye göre, ben dua ettim yalvardım, ALLAH kurtardı diyor. O zaman, haşa "o zatın ALLAH'tan daha güçlü" olduğu imajı nerede veriliyor?

b) O zatın ALLAH'tan daha hızlı

Halbuki, menkıbede diyor ki:

ALLAHü Teâlâ bana duyurdu. Ben de, "Ya Rabbi imdat diyen talebemi kurtar" diye duâ ettim. ALLAHü Teâlâ da kurtardı. Ben sadece vasıta oldum, duâ ettim. Kurtaran Rabbimizdi

Hikayeye göre, ALLAHü teala bana duyurdu diyor. Yani, haberim yoktu, ALLAHü teala bana duyurdu diyor. Ben dua ettim yalvardım, ALLAH kurtardı diyor. O zaman, haşa "o zatın ALLAH'tan daha hızlı" olduğu imajı nerede veriliyor?


c) O zatın ALLAH'tan daha merhametli

Bu da safsata. Halbuki, menkıbeye göre, duyuran da ALLAHü teala, dua etme isteğini ve gücünü veren de O, duayı kabul edip kurtaran da O. Yanımızdaki din kardeşimiz bizim için dua etse, ALLAHü teala o duayı kabul etse, haşa o din kardeşimiz ALLAH'tan daha mı merhametli sayılacak? Alakası yok, mantıksız bir çıkarım.

d) O zatın ALLAH'tan daha fazla uluhiyet sahibi olduğu

İngilizce bir deyim var: "This tops the cake!" Kaba tabirle (afedersiniz) "Ohaa!" diye tercüme edebiliriz. Menkıbeye göre, duayı kabul eden ve kurtaran ALLAHü teala. Bu mana nereden nasıl çıkar?

e) Bu hikayeye göre, ALLAH'ın işit(e)mediği (haşa sümme haşa) bir kulunu Harakani işitmiş ve kurtarmış.

mış. Biraz evvel "Oha" demiştik, bu çıkarıma karşı aklıma gelen kelimeleri buraya yazmayayım. Menkıbeye göre, dua talebini duyuran ALLAHü teala! Haşa, ALLAHü teala kendisi işitmemişse nasıl oluyor da Harakani hazretlerine işittirmiş? Bu menkıbeden böyle ters bir mana çıkarmak mümkün mü?

Tekrar edeyim ki, maksadım menkıbeyi müdafaa etmek değil. Yapılan itirazın çürüklüğünü, inandırıcılıktan mahrum olduğunu, itirazı yapanın zeki biri olmadığını söylüyorum. Eğer istimdada karşı çıkılacaksa, bunun yolu böylesine abuk-subuk, mantıksız argümanlar kullanmaktan geçmez.

Hiç kimse bu menkıbeden bu ters manaları anlayacak kadar ahmak olamaz diye düşünüyorum. Buna rağmen, bu menkıbeye nasıl oluyor da bu tür manalar atfediliyor?

Bunun cevabını herhalde din veya mantık kitaplarında değil de, psikoloji ve psikiyatri kitaplarında arayacağız.

Hemen belirteyim: Bu yazı E. Sifil'e ait değildir.

Bir sene önce halidiyeforum için hazırladığım bir yazıdır. Evet, E. Sifil'in bir makalesinden alınmış bir pasaj var (o da bir okuyucusunun mektubundan aktarmış); ama esas konu bir forum faresinin hezeyanları idi. O hezeyanları tahlil etmiş idik.

Çok da güzel bir yazı doğrusu.

"abdurrahmanahmed" rumuzlu palyaçonun zeka ve kültür seviyesini ise kendi ifadelerinde müşahede ediyoruz (kopya yapmayıp, kendi yazınca ortaya çıkan budur):

Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız abdurrahmanahmed
ACABA BU HIKAYEDE KIM KIME ARACI OLUYOR..
CE NABI ALLAH HZ SEYH TEN YARDIM İSTEYININ, İSTEGININI SEYH E DUYURUYOR!
HASA ALLAH NEYABAIM SEHY DER BIGI HEMEN SEYH YARDIM ET ONA DIYOR..
BIR İKİNCISI ..
ALLAH GUNAHKARIN DUASINI KABUL ETMEZ SAFSATASI..HALBUKI ALLAH MUSRIKLERIN DUASINI BILE KABUL EDIYOR..
..
DENIZDE FIRTANAYA KABILKIPTA ALLAH ADUA EDEN MUSRIKLER ..ALLAH ONLARI KARAYA CIKARINCA TEKRAR ONA ORTAK KOSUYOLAR..
ALLAH KULUN DUASINI CEVAB VERMEMEKTEN HAYA EDER HADIS SERIFINI HATIRLATMAKTA ITIUDIR..

BURDAKI HIKAYEYE DENILECEK COK SOZ VAR AMA ,,ANLATSAK BOS ,,
HIDAYET ALLAH TAN
DILEYEN İMAN EDER DILEYEN İNKAR..
HIDAYETE TABI OLANLARA SELAM OLSUN

Anlaşılan bir başka klinik vak'a ile karşı karşıyayız. Biri gidiyor, öbürü geliyor. Bunların hepsi aynı tımarhaneden mi web'e bağlanıyorlar acaba?
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
Murat Yazıcı isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 23.05.2008, 00:27

 
beneft - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.02.2007
Mesajlar: 4.383
Teşekkür etti: 4
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
bu murat yazıcı denen sefil zatın yazılarını acaba hiç bir yonetici okumuyormuda budenli hakaret içeren yazılarının onune gecilmiyor?
__________________
Kim buRahman’a karşı size yardım edecek? Şu si-zin ordunuz mu? Başka değil kâfirler sadece bir aldanış içindedirler
beneft isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 23.05.2008, 02:28

 
bedir313 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.11.2007
Mesajlar: 210
Teşekkür etti: 0
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
sizin yerinizde olsam (ALLAH CC GÖSTERMESİN) murat yazıcıdan istifade etmeye çalışırdım.

adam yılmadan usanmadan ümmeti muhammedi uyarmaya çalışıyor.

Allah cc ondan razı olsun .forumlarda onun gibilerinin sayıısını artırsın. Amin.
bedir313 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 23.05.2008, 07:56

 
Üyelik tarihi: 19.11.2005
Mesajlar: 82
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
Bu gibi tiplerin nereden beslendikleri benim için de merak konusu. Kafalarında bir şablon oluşturup, ehli tasavvufu buna yerleştiriyorlar ve başlıyorlar zırvalamaya..
furkan81 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla