Bir gerçek var ki, hem akıl yoluyla hem de nakil yoluyla şunu kesin olarak ortaya koymaktadır: Ortada iki varlık vardır; bunlardan biri vacip diğeri mümkündür. Biri öncesi olmayan, diğeri sonradan yaratılandır. Bunlardan biri, hiçbir varlığa ihtiyaç duymaz, fakat diğerleri Allah’a (c.c.) muhtaçtırlar. Bu iki varlıktan biri yaratan, diğeri de yaratılandır. Bu ikf varlıktan biri ötekisine eşit değildir. Bu iki varlık bir yönden müttefiktirler. Bir başka yönden de muhteliftirler. İttifak olunan şeyi inkar etmek durumunda kişi Muattıla görüşünü benimsemiş ve batıla inanmış olur. Her ikisini de denk kabul etmek durumunda, Müşebbihe görüşünü benimsemiş olur, bu da yine batıla inanmaktır. Her iki varlığı da bir ve bitişik olarak kabul etmekse, açıkça küfürdür. Artık bunun altında ya da içinde başka bir seçenek aramaya da gerek yoktur.
İşin gerçek yönü, bu ikisi her ne kadar ad~andırma bakımından -varlık oluşları itibariyle- ittifak etseler de şu noktada ittifak etmiş olurlar: Yüce
Allah varlığıyla, ilmiyle, kudretiyle ve diğer sıfatlarıyla kendine özgü bir zattır. Bu sayılan şeylerin hiçbirisinde kul
Allah (c.c.) ile ortak olamaz.
Aynı şekilde kulun da kendine özgü bir varlığı ve özellikleri vardır.
Allah (c.c.) kuluyla ortak olmaktan münezzehtir. Bu iki varlığın; vucud, ilim ve kudret gibi bazı sıfatlara sahip olmaları tek vücut olarak ortaklıkları demek değildir.
Yüce Allah’ın Eşi ve Benzeri Yoktur:
Her şeyden yüce ve münezzeh olan Allah’ın (c.c.) zat yönünden dengi, benzeri olmadığı gibi, filleri ve sıfatlan bakımından da dengi ve benzeri yoktur.
Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
“O’na benzer hiçbir şey yoktur.” (Şura: 42/11)
Yüce Allah’ın sıfatları konusunda red ifade eden bir ayet indiğinde. bu ayet Allah’ın reddedilen sıfatın zıttı, kamil bir sıfata sahip olduğunu ortaya koyar.
Allah (c.c.) şöyle buyunıyor:
“Rabbin kimseye zulmetmez.” (Kehf: 18/49)
Bu ayette yüce Allah’tan zulüm sıfatı reddediliyor. Allah’ın (c.c.) zulmün zıttı olan sonsuz ve kamil anlamda adalet sahibi olduğu ifade ediliyor.
Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
“Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca birşey O’ndan gizli kalmaz...” (Sebe: 34/3)
Bu ayette de, yüce Allah’ın ilminin kemal derecede olduğu ve O’nun ilminin üzerinde ilim sahibinin olamayacağı bildiriliyor.
Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
“... bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.” (Kaf: 50/3)
Bu ayetten de yüce Allah’ın kudretinin kemalini ve sonsuzluğunu öğreniyoruz.
Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
“Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutmaz.” (Bakara: 2/255)
Bu ayetten de yüce Allah’ın hayat sahibi (diri) olmada kemal derecede olduğu. Kayyumiyetinin üzerinde bir başka Kayyumun olamayacağı anlaşılıyor.
Allah (c.c.): “Gözler O’nu görmez.” (En’am: 6/103) ayeti ile bize kendisinin azamet ve kibriya sahibi olduğunu, “Kendisi doğurmamıştır.” (İhlas: 112/3) ayetiyle ise sonradan meydana gelmediğini bildiriyor. Yine “(Başkası tarafından) doğrulmamıştır.” (İhlas: 112/3) ayetiyle sonradan olanlara bir yer bırakmadığını, “Hiçbir şey O’nun dengi olmamıştır.” (İhlas: 112/4) ayetiyle de zat ve sıfatları yönünden O’na eşit bir varlığın olmadığını belirtmektedir.