İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Dini Bilgi ve Eğitim
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 20.07.2008, 18:03

 
BeytullaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.10.2006
Mesajlar: 2.930
Teşekkür etti: 172
373 Teşekkür 212 Mesaja aldı
Hutbeler



Sila-i rahim


Muhterem Müslümanlar bugün kü hutbemiz sila-i rahim

Dinimizin üzerinde hassasiyetle durduğu konulardan biri sıla-i rahimdir Sıla-i rahim;akrabayı arayıp sormak onları ziyaret etmek sevinç ve hüzünlerini paylaşmak demektir

Bütün müminlerin kardeş olduğunu ilan eden dinimiz insanların hayırlısı insanlara faydalı olandır prensibini koymuştur. Bu itibarla sıla-ı rahime riayet etmek Allah’ın rahmet ve bereketine nail olmanın en etkili yollarından biridir. Dünyada mükafatı en çabuk verilen amel, sıla-i rahimdir.

Bu konuda Cenâb-ı Hakk şöyle buyurur: “Ey insanlar! Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının.” Kutsi bir hadis-i şerifte ise Cenâb-ı Hakk: “Kim yakınlarıyla ilgi kurup akrabalığın hakkını yerine getirirse ona lütuflarda bulunurum. Kim de akraba ile ilişkisini keserse ben de onlardan rahmetimi keserim” buyurur.

Aziz Cemaat!

Sıla-i rahim dinî bir vecibedir. Bu sebeple yakınlarımızın hal hatırını sormak, onları ziyaret etmek, imkan ölçüsünde kendilerine yardımcı olmak görevimizdir. Bilindiği üzere insan, doğumundan ölümüne kadar ilgi ve sevgiye muhtaç bir varlıktır. Hemen hepimiz üstesinden gelmekte zorlandığımız hususlarda akrabalarımızı yanımızda görmek isteriz. Zor zamanlarda tesis edilen dostluk ve akrabalık bağının sıkı tutulması dünya ve ahiret saadetini de beraberinde getirir.
Efendimiz (as); ‘Rızkının çoğalmasını, ömrünün uzamasını isteyen, akrabasını koruyup kollasın” buyurur. Buna göre akrabalarımız arasında fakir ve muhtaç durumda olanlara maddî açıdan destek çıkmamız, zekat ve fitrelerimizi verirken yoksul akrabalarımızı tercih etmemiz icap eder. Nitekim bir hadis-i şerifte, akrabaya verilen sadakanın iki kat sevaba vesile olduğu bildirilmiştir.

Değerli Müminler!

Akrabalar arasında sevgi ve ilginin, ülfet ve muhabbetin devamı için karşılıklı ziyaretleşmeler büyük önem arzeder. Akrabalarımızdan özellikle yaşlı, hasta, bakıma muhtaç durumdakilere, kendilerinin yalnız olmadıklarının hissettirilmesi ne kadar önemli bir meziyet ve ne büyük bir sevaptır! Bilindiği üzere dinimiz, akrabaya iyiliği sadece insanî bir görev olarak değil hukukî bir sorumluluk olarak da değerlendirmiştir. Onun içindir ki böylesi bir görevden uzak durmak, akrabalarla ilgiyi kesmek büyük günah sayılmış ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “ Akrabası ile münasebetleri kesenler Cennete giremez” buyurmuşlardır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Aile ve akrabalara olan sevgi herhangi bir kabilecilik anlayışına sebep olmamalıdır. Küfrü imana tercih eden bir yakınımızla gönül bağımız olamaz. Lakin akrabalık hukuku açısından onların terk edilmesi de doğru değildir. İslam, insanî ölçülerde her türlü ilgi ve alakanın devam ettirilmesini tavsiye eder. Bazı akrabalar vefasız olsa bile onlarla olan münasebetlerimizi de devam ettirmemiz gerekir. Böylesi bir durumu Hz. Peygamber’e ileten bir sahabîye Efendimiz: “Sen alakayı koparmadığın sürece Allah’ın yardımı seninle beraberdir” buyurmuştur.

Muhterem Müminler!

Sıla-i rahim, ekonomik sebepler ve muhtelif meşguliyetler bahanesiyle ihmal edilemeyecek kadar önemlidir. Hayatın mana ve güzelliği, akraba ve dostlarımızla kuracağımız güzel ilişkilerde saklıdır. Bu konuda büyükler, akrabalık bağını zinde tutmada küçüklere örnek olmalıdırlar.

Hutbemi bir ayet mealiyle bitiriyorum: “Şüphesiz ki Allah, adaleti, iyilik yapmayı ve akrabaya yardım etmeyi emreder. Çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.”
__________________
SeN BeNim DualarımıN YaNıtısıN

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
BeytullaH isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 01.08.2008, 21:57

 
BeytullaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.10.2006
Mesajlar: 2.930
Teşekkür etti: 172
373 Teşekkür 212 Mesaja aldı
Muhterem Müslümanlar!

Çevremize baktığımız zaman, her şeyin sevgi üzerine yaratıldığını, sevgi düşünüp sevgi konuştuğunu görürüz. Sevgi, varoluşun sebebidir. Her şey sevgiden doğmuş, sevgiyle varolmuş, sevgiyle varlığını sürdürmektedir.

Sevgi, sevenle sevilen arasında meydana getirilen bir ittifaktır.

Sevgi, kalpte bulunan, sevgilinin arzu ve isteklerinin dışında kalan her şeyi yakan bir ateştir.

Sevgi, samimi duygularla sevilene yönelmedir.

Sevgi, kökü son derece sağlam, dalları göklere yükselmiş, meyveleri gönülde, dilde ve uzuvlarda görülen hoş bir ağaçtır. Dışa akseden bu belirtiler, dumanın ateşe, meyvenin ağaca işareti gibi kalp ve uzuvlar-da etkisini göstererek sevgiye işaret eder.1

Yüce Rabbimiz Bakara sûresinin 208. âyet-i kerimesinde, "Ey İman edenler! Hepiniz birden barışa girin. Şeytanın adımlarını takip etmeyin, çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır." buyurmaktadır.

Sevgıli Peygamberimiz (s.a.s.) ise; "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe gerçekten iman etmiş olamazsınız."2 "Sizden biriniz kendisi için sevip istediğini, kardeşi için de sevip istemedikçe gerçek mümin sayılmaz."3 buyurarak, sevgi ve kardeşliği öğütlemektedir.

Yunusumuz; "Gelin tanış olalım, sevelim sevile-lim" diyor. İnsanlık bu bilince eriştiği gün; geceleri gündüzleri kadar aydınlık, gündüzleri de cennet bahçeleri kadar huzurlu olacaktır.

Fiziki âlemde yerçekimi kanunu ne ise, insanlık âleminde de sevgi öyledir. Sevgi birleştirir, kin ve nefret uzaklaştırır.



Değerli Mü'minler!

Fazilet bahçesinde, insanî değerlerle olgunlaşan sevgi güllerini, özenle toplayıp, susamış gönüllere dostluk pınarlarından kana kana sunduğumuz gün, topyekün insanlığın bayramı olacaktır.
Ahlâk duygu-sunun çiçekler gibi açtığı, hoşgörünün bayraklaştığı, adaletin tuğ'laştığı ve yediden yetmişe bütün insanların dostluk içerisinde kucaklaştığı ortamı hazırladığımız gün, hepimizin en mutlu günü olacaktır. Böylece hem özlediğimiz sevgi dünyası kurulacak, hem de bütün insanlık huzur bulacaktır.

Mevlâna'nın ifade ettiği gibi sevgi; acıyı tatlıya, toprağı altına, hastalığı şifaya, zindanı saraya, belayı nimete ve kahrı rahmete dönüştürür. Demiri yumuşa-tan, taşı eriten, ölüyü dirilten sevgidir.

Bu evrende her şey, ama her şey sevgi düşünür, sevgi konuşur, sevgi va'deder. Bu itibarla, kainata bir sevgi yumağı gözüyle bakılabilir. Ayrı ayrı ses ve soluklar, tek ve çift bütün nağmeler öyle bir ritim içinde akıp gider ki, bunu görmemek ve anlamamak mümkün değildir. Bütün bunlar gösteriyor ki kainatta her şey sevmek içindir ve hayat sevgiden ibarettir."4

Kur'an'ın tarif etliği Müslüman, aşk ve sevgi insa*nıdır. Maide sûresinin 54. âyetinde "Allah onları, on*lar da Allah'ı sever." buyrulmakla, sevginin ve aşkın Müslümanda bulunması gerektiği, bunlar Müslüman-da bulunduğu takdirde Yüce Allah'ın mutlaka karşılık vereceği belirtilmektedir.

Biz bu özelliği taşıyan insana mü'min-i kamil diyoruz. Mü'min-i kamil, bir merhamet, şefkat ve sevgi sembolüdür. Kur'an-ı Kerim mü'min-i kamili: "İman edip salih ameller işleyenlere gelince: halkın en ha-yırlısı da onlardır. Onların Rableri katındaki mükafatları, zemininden ırmaklar akan, içinde devamlı olarak kalacakları Adn cennetleridir. Allah kendilerinden hoşnut olmuş, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır..."5 diye tarif etmektedir.



Muhterem Mü'minler!



Kısaca özetlemek gerekirse, insanın kendini bil-mesi, kendi benliğine kavuşması, aslî benliği olan Rabbine ulaşabilmesi için tek çıkar yol vardır, o da sevmek ve sevilmekten geçmektedir. İnsan, sevgiyle gerçek aşka ve nihaî gaye olan Rabbine ulaşır.

Sevmek vazife, sevilmek imtiyazdır.
__________________
SeN BeNim DualarımıN YaNıtısıN

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
BeytullaH isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 08.08.2008, 20:51

 
BeytullaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.10.2006
Mesajlar: 2.930
Teşekkür etti: 172
373 Teşekkür 212 Mesaja aldı
KENDİNİZ İÇİN İSTEDİĞİNİZİ BAŞKASI İÇİN DE İSTEYİNİZ

Muhterem Müslümanlar!

Cenab-ı Hakk'ın yarattığı varlıklar içinde en üstün ve en mükemmel varlık insandır. Bu mükemmelliğine rağmen insan, tek başına hayatını sürdüremeyen ve mutlaka birlikte yaşamaya muhtaç olan bir canlıdır. Yüce dinimiz toplumun huzurunu ve mutluluğunu sağlamak için bir takım kurallar koymuştur. Bu kurallara uyulursa huzur ve mutluluk sağlanır. Aksi takdirde huzursuzluk ve mutsuzluk hakim olur. Bunların başında müminlerin birbirlerini sevmesi gelmektedir. Bu konuda Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.): "Müminler birbirini sevmede, birbirine yardım etmede ve birbirine acımada bir vücudun uzuvları gibidir. (Nasıl ki) vücudun herhangi bir uzvu acı ve ızdırap duyarsa; diğer uzuvlar da uykusuzluk ve ateş yükselmesi ile aynı acıyı duyarlar" buyurarak, bu hasleti güzel bir teşbihle ortaya koymuştur.



Bu güzel hasletlerden birisi de, kendisi muhtaç olsa bile, komşusunun yardımına koşmasıdır. Yüce Allah Müslümanları Kur'an'da kardeş ilan etmiştir. O halde Müslüman, kendisi için istediği ve sevdiğini, kardeşi için de istemek ve sevmek zorundadır. Bu durum Kur'an-ı Kerim'de şöyle açıklanmıştır. "Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri ihtiyaç içinde bulunsalar bile; onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir."


O halde

Değerli Müslümanlar!



Toplum hayatında mutlu ve huzurlu yaşamak istiyorsak, yardımlaşma ve dayanışma içerisinde, hayatımızı devam ettirelim. Nefsimiz için istemediğimiz şeyleri, başkasına da reva görmeyelim. Unutmayalım ki hayat, sanıldığından daha kısa ama bu kısa hayatta yapılabilecek iyi işler pek çoktur, ona göre hareket edelim. Acılarımızı ve sevinçlerimizi birlikte paylaşmayı bilelim. İşte o zaman hayat huzur ve mutluluklarla dolu olacaktır.

Hutbemizi bir hadis mealiyle bitirelim:



"Sizden birisi kendi nefsi için istediğini, kardeşi için de istemedikçe kâmil mümin olamaz."


__________________
SeN BeNim DualarımıN YaNıtısıN

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
BeytullaH isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 15.08.2008, 11:27

 
BeytullaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.10.2006
Mesajlar: 2.930
Teşekkür etti: 172
373 Teşekkür 212 Mesaja aldı
RAMAZANDA KAZANDIKLARIMIZI KORUYALIM

Muhterem Müslümanlar

Dini hayatımızda çok önemli bir yeri olan, orucuyla, namazıyla, zekat ve sadakasıyla ibadet ve rahmet ayı ramazan-ı şerifi geride bırakmış bulunuyoruz. Bu mübarek ayda, gücümüz yettiğince oruçlarımızı tutmaya, dinî görevlerimizi yerine getirmeye, namazlarımızı kılmaya çalıştık. Fakirleri gözetmeye ve düşkünlere yardım elimizi uzatmaya gayret ettik. Bol bol Kur’an okuduk ve dinledik. Dinimizin güzelliklerini gönlümüze yerleştirmeye ve İslâm’ın ruhuna uygun bir hayat yaşamaya çalıştık. Allah’a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirmenin ve nefsânî arzularımıza gem vurarak, manevî bir zafer kazanmanın sevinci içerisinde eriştiğimiz Ramazan Bayramı’nı da hep birlikte yaşadık.

Muhterem Müslümanlar!

Mümin ibadetlerle, Allah’a karşı tam bir teslimiyet içinde, iyi bir kul, örnek bir insan olma imkanını elde eder. Ramazan ayı bu ibadet yoğunluğuyla, müslümanın tüm kötülüklerden ve hatalı davranışlardan arınıp güzellikler ve iyiliklerle donatılmasına imkan tanıyan mübarek bir zaman dilimidir. Ramazan ayında kazandığımız güzel hasletlerin ve yerine getirmeye çalıştığımız ibadetlerin Ramazandan sonra da devam ettirilmesi gerekir. İbadette esas olan devamlılıktır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz, “Allah’ın en çok sevdiği ibadet az da olsa devamlı olanıdır” buyurmuştur. Bu bakımdan bu ayda yerine getirmeye özen gösterdiğimiz ibadetlerimizi ve kazandığımız güzellikleri Ramazandan sonra da devam ettirmeye çalışmalıyız.



Muhterem Müslümanlar!

Ramazanda sabrı, paylaşmayı ve başkalarını da düşünmeyi öğrendik. Eş dost ve akrabalarımızla iftar sofralarında buluşarak birlik ve beraberlik tabloları oluşturduk. Kimsesizlere şefkat ve merhamet kanatlarımızı gerdik. Fakir ve muhtaç insanların ihtiyaçlarını gücümüz nispetinde karşılamaya çalıştık. Camilerimiz cemaatle kılınan namazlarla ayrı bir canlılık kazandı. Kubbelerimizde, tekbirler, dualar ve Kur’an tilavetleri yankılandı. Fert ve toplum olarak elde ettiğimiz bu güzellik ve kazanımları, hayatımızın her anını kuşatacak şekilde devam ettirmeliyiz. Böylece, toplumumuzda huzur ortamının oluşmasına katkı sağlayacağımızı da unutmayalım.

Değerli Müminler!

Hicr suresi 99. âyetindeki “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et” emrine uygun olarak, hayatımız boyunca sayısız nimetlerle bizlere ihsanda bulunan Cenab-ı Allah’a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirelim. Yüce Kitabımızı okuyarak ve dinleyerek elde ettiğimiz güzelliği, Ramazandan sonra da meal ve tefsirini okumak suretiyle devam ettirme gayretinde olalım. Edinmiş olduğumuz güzel ahlaki değerlerden uzaklaşmayalım. İbadet, sadaka, güzel davranışlar ve tövbe ile arındırdığımız gönüllerimizi tekrar günahlarla kirletmeyelim. Unutmayalım ki Ramazan ayında yaptığımız ibadetleri ve edindiğimiz güzellikleri devam ettirmemiz, onların makbul olduğunun bir göstergesi olacaktır.
__________________
SeN BeNim DualarımıN YaNıtısıN

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
BeytullaH isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tatsız-tuzsuz hutbeler MaKKaH Dini Bilgi ve Eğitim 4 11.09.2005 14:39


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:37 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50