Rahman Rahim Allahin adi ile...
Allaha hamd olsun.
Selam olsun onun secmis oldugu kullarina
KAİNATLA ALAKALI BAZI BİLGİLER
*Her gün gazetelerde-televizyonlarda, feza ve dünya ile alakalı yayınları seyredip dinlerken, bazı tabir ve mefhumlarla karşılaşıyoruz. Bunlardan hiç olmazsa bir kısmının özünü bilmekte galiba fayda var...
*Mesela; ışığın saniyedeki hızı 300.000 kilometredir, buna göre ışık yılı ne kadarlık bir sürati ifade ediyor?
*Bir yılda bir ışık yılı süratle devamlı giden bir vasıta, 9 buçuk milyar kilometre mesafe alıyor... Feza mesafelerini daha kolay anlamak için bir misal verelim: Gece göklerde gözümüzle görebildiğimiz yıldızlar arasında, dünyaya en yakın olanı, Proximo Centauri ismini taşıyor. Bu yıldıza bir
jumbo-jetle gitmeye kalkışsaydık, yolculuğumuz tam 5 milyon yıl sürerdi...
*Demek ki ışık yılı süratine erişmeden, insanlığın, kainattaki bu uzak alemlere yolculuğu hayal!..
*Zelzeleler vesilesiyle dünyayı yeniden ve daha yakından tanımaya çalışan bilim adamlarının bildirdiklerine göre, üzerinde okyanusların ve kıtaların bulunduğu dış tabaka, 15 plakadan tekevvün ediyor (oluşuyor). Hareket halindeki bu 15 tabakanın sınırlarındaki tekevvünden, zelzeleler, yanardağlar ve saire meydana geliyor...
*Peki, bu hareket halindeki 15 tabakanın sınırlarındaki o tekevvünü (oluşumu) kim, nereden ve nasıl meydana getiriyor? İşte pozitif bilim ve pozitivistler, bu sorunun cevabıyla alakadar değil. Halbuki dine müracaat edebilseler, Her şeyi yoktan var eden, varlığından haberdar eden
ALLAH! cevabını kolayca bulacaklar. Zira, Bütün tasarrufatın küllisi (meydana gelen her şey), Alem-i Emrden zuhur eder. Tatbikatının icraatı ise, Alem-i Kürsidir. Harekat-ı arzlar, yağmurlar, kışlar... her şey yukarıdan; bütün tedvir-i umur (işlerin döndürülüp çevrilmesi), oradaki melaikeler vasıtasıyladır... Semadan arza kadar bütün işleri (
Allah celle celalühu) düzenleyip idare eder... (S. Secde, 5) ayet-i kerimesi, harekat-ı arz ve bütün umurun semadan gelen bir cazibe ile olduğunu beyan etmektedir....(Mübarek bir zatın sohbetlerinden)
*İsterseniz bir de dünyanın sathından (dış kısmından), merkeze gitmeye kalkışacak olsak, ne kadar mesafe almamız gerekiyor, buna bakalım. Bu mesafe, 6 bin 500 kilometre... Şu ana kadar insanoğlunun inebildiği en derin mesafe ise, 12 kilometreye ancak ulaşmış... Bunu bir yumurta ile mukayese edecek olursak, insanoğlu, henüz yumurtanın katı dış kabuğunu aşıp, beyaz yumuşak bölgeye ulaşamamış...
*Bu vaziyet karşısında bize de, herhalde aczimizi itiraf etmekten başka bir yol kalmıyor. Ziya Paşanın, şu güzel mısralarında dediği gibi:
*//**İdrak-i meali bu küçük akla gerekmez;
/**// Zira bu terazi bu kadar sıkleti çekmez