| Zengİnlİk Ve Fakİrlİk
Rahman Rahim Allahin adi ile...
Alemlerin Rabbı Allaha hamd olsun.
Afiyette ve belada, darlıkta ve genişlikte.
Salat ve selam, Seyyidül-mürselin Resulullah Efendimize ve tüm aline
Sübhan Allahtan temenni: Selametiniz, afiyetiniz, sebat ve istikametinizdir
ZENGİNLİK VE FAKİRLİK
Rad sûresi, 26ncı âyet-i kerimede buyuruyor ki Mevlâmız:
*Allah, dilediğine (dünyada) rızkı bollaştırır ve (dilediğine de) azaltır. Yani ona yetecek kadar verir, fazla vermez. Dünyada rızık kapısını açmanın, îman ve küfürle bir alâkası yoktur. Bu iş, tamamen Allâhın meşîetine yani dilemesine bağlıdır. Bu sebeple bazan mümini imtihan etmek, günahlarını affetmek ve derecesini yükseltmek için rızkını daraltır. Kâfirlerin de küfrünü artırmak için bolca rızık verir. Nitekim Kureyş müşriklerinden birçoğunun vaziyeti böyleydi. Bir de Allâh Teâlâ, insanların bazısının hallerine zenginliği münâsip kılmış, bazısının hallerine de fakirliği muvâfık görmüştür. Bunların hepsinde kul için faydalar ve hikmetler vardır.
*Hulâsa Müslüman, dünyada ve kâinatta bir buğday tanesinin bile Allâhın malı olduğunu bilir. Cenâb-ı Hakk dilediğine çok, dilediğine az verir. Zenginin mükellefiyeti, elindeki nimeti bol bol muhtaç olanlara vermesi; fakirin yapması gereken de, Takdîr-i İlâhî budur diyerek, sızlanıp şikâyet etmeden hâlini kabullenip sabretmesidir. Bu, mekr-i İlâhî denen yani İlâhî bir imtihan olan Rabbânî bir cilvedir.
*Bir adam, sıkıntı ve ihtiyaçlarından dolayı kardeşine yakınmıştı. Bunun üzerine kardeşi ona, Kardeşim! Rabbinin düzen ve taksiminden başka bir şey mi arzu ediyorsun? İnsanlardan değil, kime âitsen ondan iste! demiştir.
*Onlar, (müşrikler-münkirler) dünya hayatı ile (dünyada kendilerine verilen mal ve mülkle) sevindiler.
*Aslında ferah yani sevinmek, istenilen şeye kavuşunca kalpte meydana gelen lezzet demektir. Kâfirlerin sevinmeleri ise, şımarıp böbürlenmeleridir. Yoksa Allâhın kendilerine verdiği nimetlerden dolayı şükretmek için sevinmeleri değildir. Halbuki dünya hayatı, âhiretin yanında (âhiret hayatına kıyasla, geçici) bir metâdan başka bir şey değildir. Meselâ çobanın ve yolcunun yol azığı gibi...
|