Yildiz Fali, Sihir, Sahir, Arraf ve Kahin
Dogum tarihleri dikkate alinarak belirlenen burclarin insana, maddi veya manevi bir tesiri bahis mevzuu degildir. Tarihte yildizlari ilah kabul eden kavimler gelip gecmistir. Yildiz fali da, bu kavimlerin gelistirdigi bir sistemdir. Sihre ve telkine dayanir. Nitekim Fahredini Razi hazretleri Tefsiri
Kebirinde, bununla alakali olarak sunlari kaydeder:
Yildiz fali, eski zamanlarda yasamis Kestaniler ve Keldanilerin sihridir. Bunlar, yildizlara tapan ve kainati yildizlarin idare ettigini zanneden, hayirla serrin, saadetle ugursuzlugun yildizlardan olduguna inanan bir kavimdir.
Allah Teala, bu goruslerini gecersiz kilmak ve mezheplerini reddetmek icin, onlara Hz. İbrahimi peygamber olarak gonderdi.1 Bu kavmin lideri Nemrut, kendisini yildizlarin yeryuzundeki temsilcisi olarak tanitmistir. O tarihten itibaren yildizlarin ilahligini esas alan kultur, yildiz fali olarak devam etmektedir.
Calinan mallarin, cinler vasitasiyla yerini bildigini iddia eden kimselere arraf denilir. Kahin ise, Kendisinin cinlerden bir dostu oldugunu, ileride olacak hadiseleri onun vasitasiyla ogrendigini iddia eden kimsedir. Halbuki cinler de gaybi bilmezler. Arraflarin ve kahinlerin gunumuzdeki ortak ismi, medyumdur.
Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, Her kim bir arrafa veya kahine gider de, onun soylediklerini tasdik ederse, bana indirileni inkar etmis olur.2 buyurmustur. Fetavayi Bezzaziyede ise, „Gaybi bildigini iddia eden kimse de, kahine gidip onu tasdik eden kimse de kafir olur. hukmu kayitlidir.
Sihir mevzuuna gelince; Kurani Kerimde Yahudilerin, Hz. Suleyman saltanati sihir ilmi sayesinde elde etmistir. O bir buyucudur. diyerek iftirada bulunmalari uzerine, bu hususta bilgi verilmistir. Sihrin sekiz ayri sekli vardir. Hepsi icin ortak bir hukumden bahsetmek mumkun degildir. İbni Abidin merhum ReddulMuhtarda kismen bu duruma isaret ederek soyle demektedir:
Hanefi fukahasina gore, sihir ile kufru icap ettiren sey murad edilmistir. Nitekim
Allah Tealanin, «Halbuki onlar (o iki melek), biz ancak fitneyiz (imtihan icin gonderilmisizdir), sakin sihir yapip da kafir olma demedikce, hic kimseye sihir ogretmezlerdi.»3 ayeti kerimesi de bunu ifade etmektedir. Buna gore, kufru gerektirmeyen seye sihir denilmez.
MuhtarunNevazilde, Gozbagciligi ve tilsim, sihir degildir. diye gecen ifade de bu gorusu teyit etmektedir. Bundan dolayi Haniyenin Hazr bahsinde, Sihrin tesirine inanmadigi halde denemek icin yapan kimse kafir olmaz. diye zikredilmistir. Butun bunlardan anlasilmistir ki, sihrin tesirine inanmayan veya kufru gerektiren bir sey yapmayan kimseye sahir4 denmez.5
Bazi bilgisiz kimseler,
Allah Tealanin izni olmadan sihrin zarar veya fayda verdigine inanirlar. Bu mumkun degildir. Kurani Kerimde, «Onlar bununla (sihir ile) Allahin izni olmaksizin hic kimseye zarar veremezler.»6 buyurulmustur. İslam alimleri, sihir yapmanin haram oldugu hususunda ittifak halindedirler. Bu hususta hicbir ihtilaf yoktur.
İbni Kesir merhum tefsirinde, sihre maruz kalan kimselere su tavsiyede bulunmaktadir: „Bana gore sihri gidermek icin en faydali yol;
Allah Tealanin Resulune gonderdigi Muavvizati7okumaktir. Hadisi serifte, Allaha siginan hic kimse, iki siginma duasi gibi tesirli bir dua ile siginamaz.8 buyurulmustur
1 3/262
2 İmâm-ı Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/429
3 Sûre-i Bakara, 102
4 sihir yapıcı
5 9/54
6 Sûre-i Bakara, 102
7 Muavvizât - Felak ve Nâs sûreleri
8 1/147
Sihir, insanin nefsindeki habaseti, baska bir habasete baglayarak, bir baskasina havale etmektir.
Sihri Gidermek İcin...
...vakit namazlarinin son iki rekat sunnetlerinin edasinda, Fatihadan sonra zammi sure olarak birinci rekatte Felak, ikinci rekatte de Nas surelerini okursunuz.