İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > MİZAH, KARİKATÜR VE FIKRALAR... > Fıkra ve Mizah
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 26.01.2008, 22:31
Hayat bir sınavdır

 
ZEGODAYI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 06.07.2005
Yaş: 41
Mesajlar: 1.578
Teşekkür etti: 6
65 Teşekkür 23 Mesaja aldı
Atasözleri - Deyimler neyi anlatıyor ?

Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp değilmi. O yüzden çok faydalı bir konuya değindiğimi sanıyorum. Ben bildiklerimi sizlerle paylaşacağım. Sizinde bildiğiniz atasözü veya deyim varsa lütfen burada payaşın ki bilgi hazinemiz artsın.

Yoğurdu üfleyerek yemek

Osmanlı imparatorluğu döneminde yapılan savaşlarda hepimizin hatırladığı gibi kalelerden aşağıya kızgın yağ dökülürdü. Fakat bu savaşlarda o kadar çok yağ kullanıldı ki , 1810 - 1815 yılları arasında ülkeler yağ sıkıntısı çekmeye başladı. Tabi o yıllar hayvancılık çok yaygın olduğundan süt boldu. Bu sütlerden yoğurt yapıp kızdıp düşmanın kafasından aşağı dökmeye başladılar. Sütü direkt dökmeyip yoğurt olarak döküyorlardı. Çünkü kızgın yoğurt yapıştığı yerde kalıyor çok acı veriyordu.
O yıllarda hangi yoğurdun kızgın hangisinin soğuk olduğu karıştırıldığından herkes garanti olsun diye yoğurdu üfleyerek yerdi. Bu olaydan dolayı bu cümle zamanımıza kadar gelmiştir.

ADAMI HASTA ETMEYİN LAN

1460 lı yıllarda yaşamış olan fatih in fedaisi Karamurat a ait bir sözdür. O dönemlerde serum ve antibiyotikler olmadığı için hasta olanların kurtulma şansı çok azdı.
Bir gün Karamurat atına binmiş dolaşırken 5 bizanslı askerin köylü bir adamı karlı ve çok soğuk bir havada üstünde sadece atletle koşturup,terletip üstüne kar topu attığını gördü. Ve o gür sesiyle bağırdı:
- Adamı hasta etmeyin lannnnnn....
Biraz daha gecikmiş olsa adam kesin zatürre olup ölecekti. Bu söz kulaktan kulağa yayılarak günümüze kadar gelmiştir.
Karamurat ın günümüze kadar ulaşan " Bırakın kızı lan " , " Dayan yettimmm " gibi cümleleride günümüzde halen kullanılmaktadır.

Bir koyarsam bir de duvar koyar

Genelde %50 - %50 ortaklığa girecek olan iki kişi arasında kullanılan bir sözdür. 1890 yılında Makedonya da Sütçü Ramiz ile Duvar Bayram lakaplı kişilerin ortaklaşa mandıra kuracakları dönemde çıkmıştır bu söz. Sütçü Ramiz duvar Bayram la ortaklık işine karar verdiğinde evde eşi Fatma ya konuyu açmıştır. Fatma Ramiz e:
- " Ramiz bu ortaklığa sen ne koyacaksın " der.
Ramiz:
- " Ne koyacam. Bir koyarsam bir de duvar koyar " der.

Bu cümle günümüze kadar gelmiştir.
__________________
Gülmek hayatın ciddiyetini değiştirmez.
ZEGODAYI isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 26.01.2008, 22:46

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 807
Teşekkür etti: 11
9 Teşekkür 7 Mesaja aldı
" yoğurdu üflemek yemek "


....


güzel bir konuya değinmişsin abi...devamı gelirse çok güzel ve faydalı bir çalışma olur...

ellerine sağlık olsun..şimdiden konunun takipçisiyim...

NOT :böyle bir çalışmayı ben düsünüyordum...ömrün uzun olsun abii... :)
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 27.01.2008, 12:51
°·. °·.°◦●.düRRü yEkTaM .●◦° .·° .·°

 
_eslem_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 17.01.2008
Mesajlar: 9.808
Teşekkür etti: 653
558 Teşekkür 306 Mesaja aldı
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
_eslem_ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 27.01.2008, 22:20

 
Üyelik tarihi: 15.04.2003
Mesajlar: 614
Teşekkür etti: 7
4 Teşekkür 4 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız ZEGODAYI
Mesajı göster
Yoğurdu üfleyerek yemek


ADAMI HASTA ETMEYİN LAN
Bir koyarsam bir de duvar koyar

Ne kadari dogru acaba? Ben üc deyimi de baska anlamlarda biliyorum.. Mesela sütten agzi yanan yogurda üfler derler.....
__________________
Nichts auf der Welt ist so gerecht verteilt wie der Verstand. Denn jedermann ist überzeugt, dass er genug davon habe. (Rene Descartes)
hamza.de isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 27.01.2008, 23:26

 
Hasbi Rabbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.04.2006
Mesajlar: 986
Teşekkür etti: 72
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
Bunlar gercek mi ?
Hasbi Rabbi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 28.01.2008, 09:00

 
beneft - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.02.2007
Mesajlar: 4.385
Teşekkür etti: 4
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Hasbi Rabbi
Mesajı göster
Bunlar gercek mi ?
cvb ı zegodayımızın imzasında gizli
__________________
Kim buRahman’a karşı size yardım edecek? Şu si-zin ordunuz mu? Başka değil kâfirler sadece bir aldanış içindedirler
beneft isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 28.01.2008, 19:35

 
umeyr_mervan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.01.2008
Mesajlar: 1.121
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
ALLAH c.c razı olsun
umeyr_mervan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 29.01.2008, 09:51
Hayat bir sınavdır

 
ZEGODAYI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 06.07.2005
Yaş: 41
Mesajlar: 1.578
Teşekkür etti: 6
65 Teşekkür 23 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız hamza.de
Mesajı göster
Ne kadari dogru acaba? Ben üc deyimi de baska anlamlarda biliyorum.. Mesela sütten agzi yanan yogurda üfler derler.....
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Hasbi Rabbi
Mesajı göster
Bunlar gercek mi ?
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız beneft
Mesajı göster
cvb ı zegodayımızın imzasında gizli
__________________
Gülmek hayatın ciddiyetini değiştirmez.
ZEGODAYI isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 29.01.2008, 18:58

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 807
Teşekkür etti: 11
9 Teşekkür 7 Mesaja aldı
....

abi o yukardaki yaratığı kaldırı mısın


Allah etme YA RABBİ :)) Evlerden ırak....







A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 29.01.2008, 19:05

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 807
Teşekkür etti: 11
9 Teşekkür 7 Mesaja aldı

ASLINA DA HUU, NESLİNE DE HUU...




Vakt ü zamanında bir hükümdar vezirlerine şöyle bir emir vermiş:
-tebaamdan bana hızır aleyhisselamı bulup getirecek bir kul var mıdır? Araştırılsın!..

O günden tezi yok memleketin dört bir yanına dellarlar çıkartılmış. Ancak kimsenin bu işe cesaret ettiği yok! Meğer devlet elinin erişmediği uzaklarda bir yerde pek yoksul bir ihtiyar yaşarmış. Adamcık uzun uzun düşündükten sonra (eğer bazı şartlar öne sürerek bu işe talip olursam Ahir’i ömrümde birkaç zaman olsun bolluk ve refah yüzü görürüm. Hükümdarın tebaası olarak bizi arayıp sorduğumu var? Hem ola ki talih yaver gider) deyip sarayın yolunu tutmuş.
Hükümdar, ihtiyara kırk gün süre tanıyıp her türlü isteyinin yerine getirilmesini ferman buyurmuş. İhtiyar o kırk günde ne kadar kendisi gibi fakir fukara varsa doyurmuş, yardımda bulunmuş. Kırkıncı gün sarayın adamları kapıya dayanmışlar ve (buyur efendi, gidiyoruz!) demişler. Zavallı ihtiyar sayılı günün çok çabuk geçtiğini bilerek emre rıza göstermiş. Yolda yanlarına bir fakir derviş takılmış ve

-bende sizinle geleyim ve sarayı bir kez olsun göreyim. Demiş. İhtiyar buna da rıza gösterip huzura varmışlar.
Hükümdar ihtiyara bakmış; o da hükümdara bakmış ortada ne hızır var ne mazeret. Adamcık durumu anlatacakken hükümdar ateş püskürür vaziyette en büyük vezirine sormuş:

-efendi söyle bu densize ne ceza verelim?
-Hükümdarım, bu adamı kırk katırın kuyruğuna bağlayıp sürütelim.
-Aslına huuu... nesline huuu!.. diye bir ses duyulmuş ihtiyarın yanına takılıp gelen fakir dervişten. Sultan sesini çıkarmamış ve ortanca vezirine sormuş:

-Söyle bre bu herife ne yapalım
-Bu herifi keşkek edip leşini köpeklere yedirelim.
-Aslına huuu... nesline huuu!.. demiş yine fakir. Padişah ona sert sert bakmış. Sonra aynı suali küçük vezire sormuş.Cevap:

-yüce sultanım. Bu zavallı ihtiyar zaten ömrünün sonuna yaklaşmış. Yoksulluk ve devletin ilgisizliği yüzünden bir yalana tevessül etmiş. Kaldı ki aldığı her kuruşu fakir fukaraya dağıtmış. Affetmek büyüklük alametidir. Büyüklüğünüzü gösterip bağışlayı veriniz.

-Aslına huuu... nesline huuu!.. demiş yine derviş. Padişah öfkeyle sesin geldiği yana dönerek kükremiş:
-Bre sen kim olasın ve niçin hep aynı şeyi söyleyip durmaktasın? Padişah huzurunda edep böylemi olur?
Derviş hükümdarı saygıyla selamlamış ve söze başlamış:
-Haşmetli hünkarım! Senin büyük vezirinin babası katırcı idi, onun için ihtiyarı katırlara sürütmek istedi. Ortanca vezirinin babası keşkek dükkanı işletirdi. Etin artığını da köpeklere atardı. O da babasının yaptığına uygun gördü bu ihtiyara. Şu küçük vezirine gelince. O asil bir vezir ailesinden gelmektedir ve vicdanı bu ihtiyara devlet himayesiyle mücazat etmesini gerektiriyor. Babasından da öyle görmüştü zira. Hepsinin sözleri, asıllarını ve fiillerini göstermekte. Ben de o sebepten “Aslına huuu; nesline huuu!” diyorum.
Padişahın merakı artmış. Hayretler içinde bu fakirin bütün bunları nereden bildiğini merak ederek sormuş:

- Peki, derviş sen kimsin?
-Ya sen bugün kimi bekliyordun hünkarım?

Sonra da önce küçük veziri, ardından kendini işaret ederek,

-İşte vezir; işte Hızır!...

Deyip ortadan kayboluvermiş.
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 29.01.2008, 19:49

 
asvatalislam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.08.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 7.383
Teşekkür etti: 64
136 Teşekkür 103 Mesaja aldı
konu çok güzel abs apla yalnız senin imzandaki link çalışmıyor
__________________
DAVA OLMAZ BE DAVA
asvatalislam isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 31.01.2008, 23:50

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 807
Teşekkür etti: 11
9 Teşekkür 7 Mesaja aldı
.


Pabucu Dama Atılmak

Osmanlı döneminde esnaf ve sanatkarların bağlı bulunduğu teşkilat, ticaretin yanında sosyal hayatı da düzene sokuyordu. Kusurlu malın, malzemeden çalmanın ve kalitesiz işin önüne geçmek için de ilginç bir önlem alınmıştı. Bir ayakkabı aldınız veya tamir ettirdiniz diyelim. Ama kusurlu çıktı. Böyle durumlarda heyet şikayeti ve sanatkarı dinliyor. Eğer şikayet eden gerçekten haklıysa, o ayakkabıların bedeli şikayetçiye ödeniyordu. Ayakkabılar da ibret-i alem olsun diye ayakkabıyı imal edenin çatısına atılıyordu. Gelen geçen de buna bakıp kimin iyi, kimin kötü ayakkabı tamir ettiğini biliyordu. Böylece pabuçları dama atılan ayakkabıcı maddi kazançtan da oluyor ve gerçekten pabucu dama atılmış oluyordu.
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 31.01.2008, 23:53

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 807
Teşekkür etti: 11
9 Teşekkür 7 Mesaja aldı
.



PÜF NOKTASI


Ahi Evran zamanında ( Usta - Çırak müessesesi de diyebiliriz) , çırak ustasından onay ( icazet ) alır ve ancak o zaman ayrılıp kendi dükkânını açabilir. Orta Anadolu' da bir camcı ustası vardır. Ahilik yapar. Zamanı gelen eski çıraklarına " sen oldun " der ve el verir, uğurlar. Böylece eski çırak artık yeni bir usta olmuştur. Günlerden bir gün çıraklardan birisi ustanın el vermesini bekleyemez. Ayrılacağını, onay ve el vermesini ister. Ustası da daha olmadığı nedeniyle veremeyeceğini söyler. Çırak nesinin olmadığını sorar;

- " İşin en önemli kısmını, yani püf noktasını bilmiyorsun. " der. Çırak dinlemez, başka bir şehre gider ve dükkan açar. Dikiş tutturamaz. Yaptığı bütün cam işleri, biblolar, her şey bir müddet sonra çatlamaktadır. Esnaf ve halk tarafından ayıplanan çırak, bir yıl sonra iflas etmiş olarak ustasının yanına döner. Elini öper, ben ettim sen etme der. Ustası da olana kadar yanında çalışması gerektiğini söyler. Sonunda bir gün usta çırağına müjdeyi verir. Olduğunu, gidebileceğini, el vereceğini söyler. Ayrılmadan önce ustası onu karanlık odaya sokar. İzin almadan girilmediği üzere daha önce buraya hiç girmemiştir. Yeni bitmiş, sıcak ürünler odanın bir kenarında durmaktadır. Tavanda bir yerde, toplu iğne deliği kadar büyüklükte bir güneş ışığı huzmesi vardır. Usta sıcak bir parça alır, ışığa tutar, evirir çevirir. Bakar ki camın bir yerinde gözle görülemeyecek kadar küçük bir hava kabarcığı vardır. Püf yaparak üfler ve kabarcık kaybolur. Parçayı çırağa uzatır, ayrı koymasını, soğumaya bırakmasını söyler. Daha sonra çırak üflemeye başlar. Nasıl üfleneceğini, neresinin püfleneceğini iyice öğrenir. Ve anlar ki, çatlamaya bu küçük kabarcıklar neden olmaktadır. Daha sonra helâlleşirler ve püf noktasının önemini kavramış çiçeği burnunda usta yoluna devam eder. her işin ve her şeyin bir püf noktası vardır.
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 31.01.2008, 23:55

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 807
Teşekkür etti: 11
9 Teşekkür 7 Mesaja aldı
BUYRUN CENAZE NAMAZINA




Alkol ve tütünü yasaklayan 4. Murat,tebdil-i kıyafet ile Üsküdar'a geçer.Daha önce tütün içildiği ihbarını aldığı yerleri görmek istememektedir.Kahvehane olarak kullanılan evlere girer.Hiçbir şeyden şüphelenmiyen ev sahibi,Sultana bir kahve getirir.Kulağına eğilir ve:
-Tütün de içmek isterseniz arka taraf müsaittir,der.
Sultan sert bir ifade ile:
-Hayır!İstemem,der.
Bu tavırdan tedirgin olan ev sahibi:
-İsminizi bağışlar mısınız,der
-Murat!
Kahvehane sahibini bir telaş ve korku alır:
-Sultanlığı da var mıdır?
-Evet! Vardır!

Karşısındakinin sultan olduğunu anlayan ev sahibi,evin kalabalık olan arka tarafına doğru seslenir:
-Beyler!Buyrun cenaze namazına,der ve korkudan bayılır.
Bu halden hoşnut olan sultan,bir defaya mahsus evdekileri affeder.
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 01.02.2008, 00:00

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 807
Teşekkür etti: 11
9 Teşekkür 7 Mesaja aldı



VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT




Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.

Tıkandı baba, çay getir. Tıkandı baba, oralet getir. Vb

Bu durum Sultan Mahmut un dikkatini çekmiş.

Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı baba meselesi?

Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı baba

Anlat baba anlat merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi. Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;

Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. "Benimki de onlarınki kadar aksın" diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı. Bu sefer içimden " Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın" dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken Cebrail göründü ve Tıkandı baba, tıkandı. Uğraşma artık, dedi. O gün bu gün adım "Tıkandı baba" ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdi de burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz.

Tıkandı baba nın anlattıkları Sultan Mahmut un dikkatini çekmiş. Çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına ;

Hergün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altında bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz.

Sultan Mahmut un adamları peki demişler ve ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba ya baklavaları vermişler. Tıkandı baba baklavayı almış , bakmış baklava nefis. " Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim" diye içinden geçirmiş. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken "Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim" demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya:

Taze baklava, güzel baklava ! Bu esnada oradan geçen bir Yahudi baklavaları beğenmiş. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar ve Tıkandı baba baklavayı satıp elde ettiği para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış. Yahudi baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. Şaşırmış, diğer dilim diğer dilim derken bir bakmış her dilimin altında altın. Ertesi akşam Yahudi acaba yine gelirmi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba yine baklavayı satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş. Yahudi hiçbir şey olmamış gibi

Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım, demiş. Tıkandı baba da Peki, demiş ve anlaşmışlar. Tıkandı babaya her akşam baklavalar gelmiş ve Yahudi de her akşam Tıkandı baba dan baklavaları satın almış. Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut ;

Bizim Tıkandı baba ya bir bakalım, deyip Tıkandı baba nın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. Girmiş girmesine ama birde ne görsün bizim tıkandı baba eskisi gibi darmadağın. Sultan;

Tıkandı baba sana baklavalar gelmedi? mi, demiş

Geldi sultanım

Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı?

Efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağolasınız, duacınızım.

Sultan şöyle bir tebessüm etmiş.

Anlaşıldı Tıkandı baba anlaşıldı, hadi benle gel, deyip almış ve Devletin hazine odasına götürmüş.

Baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir, demiş. Tıkandı baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda düştü düşecek. Sultan demiş;

Baba senin buradan da nasibin yok. Sen bizim şu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar demiş ve askerlerden birini çağırmış

Alın bu adamı Üsküdar ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin demiş. Padişahın adamları "peki" deyip adamı alıp Üsküdar a götürmüşler.

Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım, demişler. Baba,

Niçin, demiş. Askerler

Hele sen bir beğen bakalım demişler. Baba şu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beğenip almış eline

Ne olacak şimdi, demiş

Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı.demiş. adam taşı kaldırmış tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş. Adamcağız oracıkta ölmüş. Askerler bu durumu Padişaha haber vermişler. İşte o zaman Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş;

"VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT"
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #16
Alt 01.02.2008, 00:04

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 807
Teşekkür etti: 11
9 Teşekkür 7 Mesaja aldı
SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK





Vaktiyle köyün birinde ahalinin tarlaları ve meyve sebze bahçelerini suladığı bir su kaynağı varmış. Bu kaynak köyün ortak malıymış. Civarda başkaca su kaynağı olmadığından bütün köylü arazisini bu kaynaktan nöbetleşe sıra ile sularmış.Kimin ne vakit, ne kadar su kullanacağı belliymiş ve herkes kendi sırasını takip eder, komşularının hakkına da saygı gösterirmiş.
Ancak her köyde olduğu gibi bu köyde de açıkgöz bir adam varmış. Sebze bahçesi su kaynağının hemen yakınında bulunan bu adam,herkes gibi sırası geldiğinde gider, kaynaktan suyunu alırmış ama bununla yetinmeyip kaynak ile bahçesi arasına gizli bir su yolu kazmış.Kimseler farketmesin diye de su yolunun üzerini taşla tahtayla kapatıp üstüne de saman balyaları yığmış. Su , diğer vakitlerde bu saman altından aka aka açıkgözün tarlasına kadar gidermiş.
Yaz ortasında herkesin tarlası susuzluktan yanıp kavrulurken, onun ki fidanların boy üstüne boy attıkları, yemyeşil bir halde olurmuş.Üstelik bostanın ortasındaki sulama havuzu da, her zaman silme doluymuş. Köylüler "Bu işin içinde bir iş var" diyerek araştırmışlar ve kısa bir süre sonra da bu uyanığın saman altından su yürüttüğünü farketmişler.
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #17
Alt 01.02.2008, 00:32

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 807
Teşekkür etti: 11
9 Teşekkür 7 Mesaja aldı



ANe GİBİ YAR OLMAZ , BAĞDAT GİBİ DİYAR OLMAZ




... halbuki asıl atasözü öyle değilmiş...Ane gib yar(uçurum) olmaz, bağdat gibi diyar olmaz.Yani "ANE" gibi uçurum olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz. Ane, Bağdat yolu üzerinde bir uçurumdur.Onun içinde Bağdat çok diyar olur, yani çok uzak kalır...o yüzden, Ane gibi uçurum, Bağdat gibi diyar olmaz dır aslı...


tabi bize gelene kadar "ana gibi yar, bağdat gibi diyar olmaz" halini almıştır :)




CNNtürk.com
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #18
Alt 01.02.2008, 00:36

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 807
Teşekkür etti: 11
9 Teşekkür 7 Mesaja aldı

ABAYI YAKMAK



Yıllar önce tekke de dervişler,kalın deriden yapılmış aba giyerlerdi.Soğuk bir kış günü sohbet dinleyen dervişlerden biri,ocağa yakın oturuyordu.Şeyhi Allah aşkından bahsediyordu.Derviş o kadar kendinden geçmiş bir halde dinliyordu ki abasının ocağın ateşi ile tutuştuğunun farkına varmadı.Yakınındaki diğer dervişlerin yardımı ile abası söndürüldü.Zamanınsa Allah aşkına anlatan deyin,bugün herhangi birine aşık olmak anlamında kullanılmaktadır.




A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #19
Alt 01.02.2008, 01:46

 
A.BEYHAN SOYLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.04.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 807
Teşekkür etti: 11
9 Teşekkür 7 Mesaja aldı

HARİÇTEN GAZEL OKUMAK MEMNUDUR



Radyonun icadından evvel, musiki dinlemek ihtiyacı duyanlar, sazlı eğlence yerlerine giderlerdi.

Şehrin muhtelif semtlerinde her kaliteden, avam ve kibara mahsus, içkili, içkisiz muhtelif salonlar, gazinolar, balozlar ve meyhaneler vardı.

Fakat en çok içkili yerlerde, fasıl aralarında yapılan taksimler sırasında, kafaları dumanlı müşterilerden sesi güzel olanlar ve kendine güvenenler, aşka gelip oturdukları masadan gazel okumaya başlarlardı.

Bunlar arasında bazen, sahnedeki sanatkarları bile gölgede bırakan istidatlar çıkar ve alkış toplardı. Lakin ne de olsa bu müdahale, çok defa ahengi bozar, oranın programını karıştırır ve neşe kaçırırdı. Bunu önlemek için saz heyetinin bulunduğu Şanonun arkasındaki duvara, eski harflerle, kocaman yazılmış bir ihtar levhası asılı dururdu:

"Hariçten Gazel Okumak Memnudur." (memnu:yasak)

Üstüne elzem olmayan işe burnunu sokan insanlara söylenen bu ihtar sözü o devirlerin yadigarıdır.
A.BEYHAN SOYLU isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Namazla İlgili Bazı Deyimler itimat İbadet Hayatımız 2 11.07.2008 22:36
Atasözleri Fatihsultan Muhabbet Olsun 11 06.09.2006 09:33
Bunlar da PC atasözleri... gençüsküdar Fıkra ve Mizah 4 28.01.2006 18:20
AtasÖzleri KÖsesi ece_esra Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 0 14.01.2005 19:00


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:24 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20