| Kayıt onayı eksik
Üyelik tarihi: 22.10.2005 Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
| şu ÖSS yi hayatında bir kerede olsa güle oynaya karşılayan var mıdır acaba... (kocaman bir soru işareti) Büyüyünce ne olacaksın yavrum?’
Birileri geçip de karşıma ‘Ne olmayı düşünüyorsun kızım ileride?’ diye sorduklarında kocaman bir ‘bilmiyorum ki’ cevabı veriyorum. Soran kişiye cevap veremiyorum; çünkü karar veremiyorum. Neden mi karar veremiyorum, her şey sürekli değişiyor çünkü bu ülkede. Evet, ‘Değişmeyen tek şey değişimdir’, bu doğru, ancak gelen değişiklikler geride bıraktıklarını harap ederek yerine geçmeye çalışmamalı.
Ben karar veremiyorum, geçmişi yüzyıllara dayanan bir Türk genci olarak. Çünkü düzensizliklerle gelen ülkem, düzensizliklerle gitmeye devam ediyor. Bırakın beş on yılı, altı ay bir yılın garantisini veremiyor ülkem bana. Getirdiği yenilikleri (!) halkın yapısını düşünmeden aniden yerleştirmeye çalışıyor. Bu yenileşme çabalarının ortasında kalan ise her seferinde gençler, yani bizler oluyoruz.
Zaten yeniliği çocukluktan ergenliğe geçerek yaşayan bizler bir de çevremizdeki yenilikleri gördükçe ürperiyoruz. Daha kendimizi tanımadan çevremizi tanımaya çalışıyoruz.
Üniversite sınav sistemi yine değişiyormuş. Ülkemiz yenileşmeye çalışırken, Atatürk’ün ‘ülkenin geleceği’ dediği gençleri harcanıyor. Dostluklar ÖSS-LGS kavgalarıyla çöpe atılıyor. Sadece güçlü olan hayatta kalır anlayışıyla insanlar birbirlerini yıpratıyor. Kapitalist rekabet herkesin içine işlemiş durumda. Başkasına faydamızın dokunması için bizlerin güçlü olması gerekiyor. Güçlü olmamız için de maratonu en iyi şekilde tamamlamamız, yani istesek de istemesek de söz dinletebilmemiz için ÖSS kazanmamız gerekiyor. Günden güne durumumuzu daha da zorlaştıranlar artık ÖSS kazanmanın da yetmeyeceğini söylüyorlar yenilikleriyle. Artık İngilizce bilmeyenlere, en yüksek puanlı üniversitelerde okumayanlara, bilgisayardan anlamayanlara da söz hakkı yok. Derdimizi ‘İngilizce’ anlatamayınca adam yerine koyan, onu bırakın, anlayan yok. Günden güne daha da zorluyorlar bizleri.
Sonra da ‘şimdiki gençler’ diye başlayan cümleler hakaretlerle sonlanıyor. Yıllarca okul sıralarında tüm hayat enerjimizi sömürdükten sonra, elimizde kocaman bir ‘hiç’ yazılı kâğıtla ve kalan son dermanımızla yola devam etmeye çalışıyoruz. ÖSS’den önce ‘ÖSS her şey’ sonra, ‘hiçbir şey’ ÖSS’den önce ‘hayatının en büyük sınavı evladım’, sonra ise ‘Daha hayat yeni, sınavlar yeni başlıyor.’ diyorlar.
Sürekli kandırılıyoruz, sürekli erteleniyoruz. Kimin doğru, kimin yalan söylediğini nasıl anlayabilirim? Nasıl seçebilirim mesleğimi? Meslek seçimi yapacağım o tercih formu geldiğinde gücüm kalacak mı devam etmeye? Kime güvenip de doktor olacağım, kime güvenip de öğretmen? Ben nasıl cevap vereyim ‘Ne olmayı düşünüyorsun kızım ileride?’ sorusuna? Ben aslında hepsinden önce bir Türk evladı olmak istiyorum. Ama nasıl? Önce siz bana bu sorunun cevabını verin! (alıntı) Kendinizi değil, ÖSS’yi yiyin!
ÖSS, sınava hazırlanan bütün gençlerin en büyük stresi. Hayatın rotasını çizen bu büyük sınav konusunda insanın içini rahatlatacak cümlelere her zaman ihtiyaç var. İşte Erdal Demirkıran’ın “Yerim Seni ÖSS” kitabı, korkulu bir rüya haline dönüşen bu stresi bir şenliğe dönüştürmeye niyetli.
Üstelik kitap, 3 saat boyunca hafızayı canlı tutan ‘ÖSS şekeri’ hediyeli! Kitabın sağ üst kısmına eklenmiş bu şeker görüntüsü ve tadı itibarıyla yumuşak şekerleri andırsa da asla herhangi bir şeker gibi düşünülmemeli. ‘Toronto Üniversitesi’nin ‘hafıza’ konusunda yaptığı araştırma raporları doğrultusunda ‘Kashna Dahi Fabrikası - AR-GE Departmanı’ tarafından tasarlanarak formülize edilen ve ‘Haribo Tesisleri’nde üretilen GOO isimli şeker, yenildikten 15 dakika sonra etkisini göstermeye başlıyor. Hafızayı yaklaşık % 30 nispetinde güçlendiren şeker, kitabı alan herkese hediye ediliyor. ÖSS’yi ‘Özel Sivri Sinek’ diye ele alan Erdal Demirkıran, ilginç çalışma teknikleri, keyifli konsantrasyon metotları, bütün kaygıları yok eden sınava hazırlanma yöntemleri ve yepyeni motivasyon modeliyle öğrenciyi sınava rahat bir şekilde hazırlıyor. Etkili ders çalışmaktan hedef belirlemeye, sınav kaygısından programlı yaşamaya, kelimelerin gücünden kahvaltı sendromuna, ÖSS kıyafetinden kalemtıraş etkisine kadar, öğrencinin motivasyona ilişkin ihtiyacı olan her şeyi ele alan bu ilginç kitap, ÖSS’ye hazırlanmayı büyük bir eğlenceye dönüştürüyor.
ÖSS: Özel Sivri Sinek
Peki kitabı okuyunca ne kazanıyorsunuz? Her şeyden önce kafanıza ÖSS’nin korkulacak bir şey olmadığını, yalnızca hedefine ulaşmakta kullanılan küçük bir basamak olduğunu idrak ediyorsunuz. Dört bölümden oluşan kitabın Özel Sivri Sinek kısmında, ÖSS’yle kurulan saçma sapan bir baskının sırasıyla öğrenciye, aileye ve topluma nasıl yansıdığı yazılı bir stand-up havasında sunulurken, “Önce Kendini Kazan” kısmında alan seçiminden hedef belirlemeye, özgelecek oluşturmadan mutlak başarı kriterlerine, motivasyondan konsantrasyona kadar öğrencinin ihtiyacı olan bütün temel donanım öğrenciye zırh gibi giydiriliyor.
Kitabın üçüncü bölümünde ‘ÖSS’ye Hazırlanmanın Akla Zarar Yöntemleri’ ele alınıyor ve sınavı kazanmanın pratik, eğlenceli ve çılgın yolları anlatılıyor. Demirkıran bu bölümde ders çalışılan odanın dizaynından ÖSS kıyafetine, programlı yaşama tekniklerinden yürürken ya da tuvalette ders çalışma tekniklerine varana kadar herşeyi masaya yatırıyor. ‘Vızzzzzz... Pat!’ ismini taşıyan son bölümü ise tüm kaygıları buruşturup çöpe atmayı öğütlüyor.
Kafayı yememek için akla ziyan öneriler:
- “Eğer hiç takılmadan 10’a kadar sayabilecek düzeyde matematik,
- Yemek yerken kaşığı kulağına değil de ağzına götürebilecek kadar biyoloji,
- Evine bildiğin en kestirme yoldan gidebilecek kadar fizik,
- Doğum tarihini ezber söyleyecek kadar tarih,
- Yağan şeyin kar değil, yağmur olduğunu anlayabilecek kadar coğrafya,
- Başkalarından yardım almadan adını yazabilecek kadar Türkçe,
- Çaya tuz yerine şeker atabilecek kadar kimya biliyorsan,
Emin ol ki, ÖSS, doğum gününde en kestirme yoldan evine gidip senin için yaptırılan doğum günü pastasının üzerindeki yazıyı okuyarak mumları eksiksiz sayıp üfledikten sonra pastanın tadına bakıp dışarıda yağan yağmuru seyrederek çay keyfi yapabilmen kadar kolay bir iştir!..” (alıntı) |