İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > EDEBIYAT > Günlük
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 08.03.2008, 23:35

 
psikiyatr-ist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.10.2005
Mesajlar: 322
Teşekkür etti: 1
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Babamız bir gün gerçekten ölür!

Çoğumuz, babamız henüz hayattayken onun yüzüne bir kere bile dikkatle bakmayız. Baba, “baba” demeye başladığımız günden itibaren sürekli karşımızda duran bir alışkanlıktır. Yıllarca babamızdan değil, bir alışkanlıktan bahsederiz: Annemize, “babam bugün niçin gecikti?” diye sorarız; kardeşimize, “babam yine su istiyor,” der ve dertleniriz; bazen de,”babama hangi yalanı uydursam,” diye planlar kurarız kafamızda. Baba, her seferinde, bize biraz uzak, biraz yabancı birisidir. Her gün elbiselerini giydirip sokaklara saldığımız o” biraz” yabancının, zamanın karşısında nasıl da eriyip gittiğini fark etmeyiz bile. Oysa ilkin ve hep onun elbiseleri yaşlanır, ilkin ve hep onun saçları ağarır, ilkin ve hep o öksürür. Bir alışkanlığın perde gerisinden baktığımız o yüzde zaman, çizgilerden, girintilerden ve çıkıntılardan yeni bir yüz yapar; bunu da fark etmeyiz. İçimizden az buçuk dikkat kesilenler bilirler ki, baba, gözaltlarındaki torbalarda yorgunluk biriktiren kederli göçmenidir evimizin. Bir an gelir, gözaltlarındaki torbaların bağcığını gözlerinin feriyle bağlayamaz olur artık. O iki bağcık da, hiç ummadığımız bir vakitte, hiç ummadığımız bir yerde çözülüverir. Çözülüverir ve babamız, bizden sakladığı bütün yorgunlukları orta yerde bırakıp, kederli yüzünü terk eder. Biliyor musunuz? Babamız bir gün gerçekten ölür!

Babamız bir gün gerçekten ölür, ama biz, onun ölümünü bile birden değil parça parça kavrarız. Eve geç kaldığımızda duyduğumuz tedirginlik, yerini garip bir boşluğa bırakır mesela;
Annemiz, “babanız duymasın “ demez olur. Ütü masasında eksik bir giysi vardır artık. Sabahları ceketini tuttuğumuz telaş, akşamları kapısını açtığımız yorgunluk bizi terk etmiştir. Yaşarken bir alışkanlığa kurban giden babamızı, öldüğü günden sonra tekrar toplamaya, bir arya getirmeye başlarız. Onun, yırtık bir resim gibi günlerimizin şurasına burasına dağılmış ne çok yüzü varmış meğerse. Haber izleyen, kızan, surat asan bıyık altından gülen baba yüzlerinin hepsi de neredeyse bir tek kavşakta birleşmektedir ama: Evde. Bizim babamız bir ev adamıdır. Aslınca onlarca yıl hâkimi değil, mahkûmu olmuştur yaşadığı evin. Son bir gayretle yaşadığı konağı ve toprakları terk etmeye çalışan Tolstoy’un deliliğine soyunamayacak kadar karısı ve çocukları tarafından teslim alınmış, inceden inceye tutkusuzlaştırılarak vasat bir adama dönüştürülmüş ve hayatının yeknesaklığı içinde bir gün, kefen parasını biriktirmiş olmanın huzuruyla evine veda etmiştir.Artık içimizden hiç kimsenin, bize veda eden babanın yerine baba olamayacağını, vaktin çıkıp çıkmadığını onun sesiyle soramayacağını anladığımızda, çaresizce bir şey yaparız: Kendimizi babamızın hiç ölmediğine, şeceremizin hiç dağılmayacağına inandırmak için, onun en sevdiğimiz fotoğrafını büyüterek, annemizin ya da en büyük kardeşimizin odasındaki duvarın yerine konduruveririz. Konduruveririz ve o resme bakarken ilk kez babamızın yüzüyle yüzleşiriz. Böylelikle ilk kez, babamızın gözlerinde bir göç öncesinin alınganlığını görürüz; saçlarının fazlasıyla beyazlaşmış olduğunu görürüz. Görürüz ki, onun alnı yaşadığımız coğrafyanın kaderiyle aynıdır. Sanki hiç mola verilmemiş bir savaşın cephe yerine benzeyen bu alın aslında bizzat hayatın alnıdır. Onu yeniden aramıza çağırmakla, yüzünü her gün görebileceğimiz bir yerde ağırlamakla, bir süreliğine de olsa, ölü babamızla ilk kez içtenlikle baba-evlat haline geliriz. Konuk ettiğimiz insanlara anlatırız onu, kim olduğunu soran çocuklara; öyle ki, onun kim olduğunu sormayanlara içlendiğimiz bile olur. Duvarda, bazı yanlarını yeni yeni hatırladığımız, çerçeve içinde bir babamız vardır artık.
Ama gün gelir, mevsimler duvardaki fotoğrafı da soldurmaya başlar. Babamızın gözaltlarını tutan o incelmiş bağcıklar, bir kere daha unutkanlığımız tarafından kopmaya terk edilir. Aramıza heyecanla çağırdığımız sevgili ölümüzün yüzü, mahkûm olduğu çerçevenin içinde tekrar bir gölgeye, bir alışkanlığa dönüşür. Bir evden bir eve taşınırken, eşyalarımızın arasında can çekişir durur; yeni evimize uygun olup olmadığını düşündürecek kadar uzaklaşır aramızdan. Nihayet, yeni evlerimiz, bu yakışıksız yabancının resmini duvarları için uygunsuz bulmaya başlar. Yeni evlerimizin duvarları, su kenarlarını, tarlaları, yorgun işçi tulumlarını, bir memurun çantasını, bir askerin kaputunu, bir kasketin alınlığını ve bütün o eski alışkanlıkları kabul etmez olur artık. Bir gün, biz yine fark etmeden, duvardaki yerinden de devrilir babamız; ikinci kez ölür!..

Ali AYÇİL/Kovulmuşların Evi
__________________
Rabbim sen olmasan kimin aklına gelirim ben
psikiyatr-ist isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 08.03.2008, 23:44
Silemiyorsan KaRaLaYaCaKSiN..!

 
-DesTinA- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05.01.2008
Yaş: 18
Mesajlar: 6.242
Teşekkür etti: 271
404 Teşekkür 227 Mesaja aldı
harikaydii tskler....en azindan beni duygulandirdi....
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
(S)aklimdasin...
-DesTinA- isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 08.03.2008, 23:46

 
sisterE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.01.2004
Yaş: 33
Mesajlar: 28.061
Teşekkür etti: 25
345 Teşekkür 254 Mesaja aldı
cok düsündürücü bir yazi..evet bir gün babamiz gercekten ölür...herkesin birgün ölebilecegi gibi...veya sirada daha önce kendimiz varizdir..
baba diyince...bilmiyorum erkekler icin nasildir ama...biz "onlarin ufak kizlarinin" ici söyle bir cizz eder...
babamizin bir parcasi ...ilk kez onun evini terkettigimiz gün ölür...
o gün unuturuz eskisi kadar bakmayi onun yüzüne...farkli sorumluluklar üstleniriz..cesitli telaslere kapiliriz...gün gelir catar ki...tüm genc yaslarimizda mantiksiz gelen nasihatlar davranislar birden cok mantikli gelir bizlere...o günün gelmesi icin genelde kendimiz anne baba olmusuzdur..evlat olabilmek icin...sonra yine farkli sorumluluklar ve telaslar baslar...taa ki ..baskalarinin babalarini ugurladigi güne sahit olana kadar...o günden itibaren yine farkli icten bakariz babamizin yüzüne...birseyler sezmek ister gibi...mutlu mu acaba...beklentileri nedir hayatinin geri kalan kismi icin....diye sorular siralariz...birgün belkide babamizin eski sert kaya olmadigini farkederiz...babamiz yas ilerledikce duygusallasmis..farkli sariliyor bize...kizim diyisi bile bir baska..babanizin gözyasini gördügünüz gün...bir ikinci parca ölür icinizde...büsbütün veda vakti yasatilmadi henüz...acisini tahmin edebiliyorum baskalarinda yasadigim icin desemde..sakin hic kimse inanmasin...ates düstügü yeri yakar diye bu günler icin denilmistir galiba...bir atayi ugurlamak ne demek...
__________________
gözlerin dalmasin uzaklara - umutlarin hep yüreginde olsun....
sisterE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Leyla ölür... ecoutez-moi Özgün Yazılarınız 5 05.07.2008 19:21
Öss yi kazanamazsam ölür müyüm HEDEF Gençlik Lokali 2 01.06.2008 19:48
Başbakan Halka Seslendi "İnsan ölür kalır eseri, eşek ölür kalır semeri'" @flok@ Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 9 03.07.2007 09:24
“Babamız öldü!” itimat Hayatın içinden 0 15.06.2006 14:42
Vefa Ne Zaman Ölür Fatihsultan Özgün Yazılarınız 0 01.04.2006 07:21


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:31 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50