| °·. °·.°◦●.düRRü yEkTaM .●◦° .·° .·°
Üyelik tarihi: 17.01.2008 Teşekkür etti: 677
615 Teşekkür 337 Mesaja aldı
| Sevgiye ihanet İlim, insanın karanlıktaki ışığı ve yol göstericisidir. Onu, emin ve doğru yollardan hedefine ulaştıracak yegâne kılavuzudur. İlimsiz insan ise karanlık ve yabancı bir kentteki yapayalnız insan kadar çaresiz ve savunmasızdır. Böyle bir insanın en çok arzu ettiği şey elbette kendisine kılavuzluk yapacak ve yol gösterecek birilerinin olmasıdır. Dostunu, düşmanını, gideceği istikameti, hedefini ve bu hedefe ulaştıracak rehberleri dahi öğrenmemiş olan bu insan elinden tutup kendisine rehberlik eden dostunun (!) şeytan olduğunu anladığında ise iş işten çoktan geçmiş olacaktır. İlmin önemini tam olarak anlatmak elbette mümkün değil. Hayatınızda en çok ihtiyaç duyduğunuz bir şeyi en çok gerektiği bir anda buluvermeniz dahi ilimin gerekliliğini anlatmaya yetmez. O halde ilim için Rabbimizin dediğiyle yetinelim. Allah’tan ancak ilim sahipleri (âlimler) korkar… (Fatır 28) İlim, eğer Allah’a kulluğa sevk ediyorsa ilimdir. Kulluğa sevk etmeyen bilgi ise malumattan öteye geçmeyen ve üstelik sahibi için bir pişmanlık ve azap vesilesi olan yüktür. Sahabeyi sahabe yapan da zaten malumat bilgisi değil, ilmi rehber ve yol haritası edinmeleridir. Evet, ilim hakkındaki bu kısa değerlendirmeden sonra asıl maksadımız olan sevgi ilmi konusuna geçebiliriz. Sevginin ilmi nasıl olur dediğinizi duyar gibiyim. En genel anlamıyla ilim, Allah’tan korkmamızı ve itaat etmemizi sağlayan yegâne unsur olduğuna göre, bizi Allah’a teslim olmaya sevk eden her bir unsurda ilim sınırlarına girecektir. Sevgi ilmi, huşu ilmi, sabır ilmi, tevekkül ilmi gibi unsurlar kulluk ilminin birer tamamlayıcısı olacaktır. Bunlardan herhangi birinin eksik olması halinde de kulluğumuzda zafiyetler ve yaralar oluşacaktır. Nitekim bir hadiste; Ebu Derda’dan rivayet edildiğine göre “… İnsanlardan kaldırılacak ilk ilim huşudur. Büyük bir camiye girip de huşu üzerine tek bir kişiyi dahi göremeyeceğin gün yakındır.” (Tirmizi, ilim 5 (2655. hds) buyurulmaktadır. Etrafınıza bir bakın da bu hadisin ne kadar da gerçekleri haber verdiğini bir görün demeye gerek var mı bilemiyorum. Hatta Peygamber gaybı haber vermiş. Bu nasıl olsa olacakmış. Bizim ne suçumuz varmış, demeye hiç yüzümüz ve haddimiz varmı onu da bilemiyorum… Allah resulü acaba bunu “ey ümmetim ilerde böyle olacak haber veriyorum, görürseniz şaşırmayın, adına mı demiş; yoksa aman ha dikkat edin huşunuzu kaybetmeyin. İlerde zaafa uğrarsanız kulluğunuz riske girebilir, korunun ve sakının, adına mı demiş varın onu da siz düşünün… Huşudan sonra kaldırılacak ilim nedir bilemiyorum. Acaba sevgimi? Yoksa sabır mı? Ne dersiniz? Hala insanlarda bulunduğunu hesaba katarak koruyun ve sahip çıkın adına sevgi ilminden bahsedelim. Sevgi “Uhibbu” kelimesinin Türkçe karşılığı olmakla beraber “habbe” kelimesinden türetilmiştir. Habbe, çoğalan artan anl----- gelir. Zaten hububat ta bu mastardan türetilmiştir. Ekildikçe çoğalan, harcadıkça artan anlamlarına gelir. Sevginin böyle bir kökten türetilmesi ne kadar da manidar değil mi? Sanki siz bir sevgi ekin size on sevgi ürün versin demeye geliyor kendiliğinden. Elbette ki sevgiden kastım edilgen ve pasif sufi bir sevgi değildir. Etken, özne ve imar eden bir sevgiden bahsediyorum. İbrahim’e putları kırdıran bir sevgiden, Yusuf’u kuyuya attıran bir sevgiden bahsediyorum. Nuh’a 950 yıl sabrettiren, Allah Resulünü ve mü’minleri gece ayağa kaldıran bir sevgiden bahsediyorum Fitneyi def edip dini yalnız Allah’a has kılmak için tüm yeryüzünü hedef gösteren sevgiden bahsediyorum. Bu sevginin ilk tohumu “Hani Rabbin meleklere ‘Andolsun ki ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’…” emriyle atılmıştı. Sevgi gibi soyut bir kavram bedene bürünse ne meydana gelir dersiniz? İNSAN… Sizi yarattık, arkasından belirli bir biçime soktuk, sonra meleklere "Âdeme secde edin, dedik… " emriyle Allah insanı seçti ve sevgi emanetini yükledi. İşte bu gerçekten çok büyük bir emanet ve sorumluluktu. Bu emanetle insan yeryüzüne gönderildi. Tabi Allahın sevgisini, insanın hak etmediğini her fırsatta ispat etmeye yemin etmiş olan düşmanı / şeytanı da beraberinde gönderdi. Rabbimizin sevgisi ihanet kabul etmeyecek kadar yüce ve ağırdı. Dolayısıyla sevgiye yapılan ihanetinde cezası çok büyük olacaktı. İşte şirk sevgiye yapılan ihanettir. Yani Allah seni seviyorken senin gidip bir başkasını sevmendir. Bu, tövbe edip yani Allah tan başkasının sevgisini kalbinden söküp yerine ilahi sevgiyi koymadığın müddetçe affedilmeyecek kadar büyük bir ihanetti. (Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki, onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım." (Araf 18) Allah’tan zuhur eden sevgi insana dönüşürken, insandan çıkan sevgi neye dönüşebilir? Evet, insan da sevince kul olacaktı. Kulluk insanca sevmenin adıdır. Allah’a, Rabbim ben seni çok seviyorum demenin tek yolu kulluktur, itaattir. De ki; `Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Hiç kuşkusuz Allah bağışlayıcı ve esirgeyicidir.' (Al-i İmran 31) Allahın sevgisine sakın ihanet etmeyin
__________________ ..:S!yah b!le kaybetm!ş asalet!n!,yokluğunun karanlığında:.. İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |