İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > EDEBIYAT > Günlük
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 30.06.2008, 12:05
ιηѕαη σℓмαуαη, ιηѕαηιη ∂єgєяιηι вιℓмєz

 
ecoutez-moi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.03.2007
Yaş: 20
Mesajlar: 8.618
Teşekkür etti: 779
505 Teşekkür 260 Mesaja aldı
Eğer,Çünkü,Rağmen sevgileri




Japon düsünür Masumi Toyotome’nin sevgi üzerine söyledikleri.

“Dünyada sevilmek istemeyen kisi yok gibidir” diye basliyor Toyotome.

“Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz?” diye soruyor... Sonra anlatmaya basliyor.

“Sevgi üç türlüdür!...” Birincinin adi “Eger” türü sevgi!..

Belli beklentileri karsilarsak bize verilecek sevgiye bu adi takmis yazar...Örnekler veriyor:

Eger iyi olursan baban, annen seni sever. Eger basarili ve önemli kisi olursan, seni severim. Eger es olarak benim beklentilerimi karsilarsan seni severim. Toyotome “En çok rastlanan sevgi türü budur” diyor. Bir sarta bagli sevgi.. Karsilik bekleyen sevgi... “ Sevenin,istedigi bir seyin saglanmasi karsiligi olarak vaâd edilen bir sevgi türüdür bu” diyor yazar... “Nedeni ve sekli bakimindan bencildir. Amaci sevgi karsiligi bir sey kazanmaktir.” Yazara göre evliliklerin pek çogu “Eger” türü sevgi üzerine kuruldugu için çabuk yikiliyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hâllerine degil, hayâllerindeki abartilmis romantik görüntüsüne asik oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçeklesmediginde, hayâl kirikliklari basliyor. Sevgi, giderek nefrete dönüsüyor. En saf olmasi gereken anne baba sevgisinde bile “Eger” türüne rastlaniyor. Yazar bir örnek veriyor. Bir genç Tokyo Üniversitesi giris sinavlarini kazanarak babasini mutlu etmek için, çok çalisiyor. Okul disinda hazirlama kurslarina da gidiyor. Ama basarili olamiyor. Babasinin yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir haftaligina Hakone kaplicalarina gidiyor. Eve döndügünde babasi öfkeyle “Sinavlari kazanamadin. Bir de utanmadan Hakone’ye gittin” diye bagiriyor. Delikanli “Ama baba, vaktiyle sen de bir ara kendini iyi hissetmediginde Hakone kaplicalarina gittigini anlatmistin” diyor. Baba daha çok kizarak, delikanliyi tokatliyor. Çocuk da intihar ediyor. “Gazeteler intiharin anlik bir sinir krizi sonucu oldugunu söylediler, yaniliyorlardi” diyor yazar.. “Delikanli, babasinin kendisine olan sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bagli oldugunu anlamisti!...” Insanlar “Eger” türü sevginin üstünde bir sevgi arayisi içindeler aslinda... “Bu sevginin varligini ve nerede aranmasi gerektigini bilmek, bu genç adamin yaptigi gibi, hayati sürdürmekle, ondan vazgeçmek arasinda bir tercih yapmakla karsi karsiya kaldigimizda önemli rol oynayabilir” diyor, Masumi Toyotome... Ilginç degil mi?.. Ikinci türe geçiyoruz: “Çünkü” türü sevgi..

Toyotome bu tür sevgiyi söyle tarif ediyor: “Bu tür sevgide kisi, bir sey oldugu, bir seye sahip oldugu ya da bir sey yaptigi için sevilir. Baska birinin onu sevmesi, sahip oldugu bir nitelige veya sarta baglidir”. Örnek mi? “Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin. (Yakisiklisin!).” “Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki...” “Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki...” “Seni seviyorum. Çünkü beni üstü açik arabanla, o kadar romantik yerlere götürüyorsun ki...” Yazar, çünkü türü sevginin, eger türü sevgiye tercih edilecegini anlatiyor. Eger türü sevgi, bir beklenti sartina bagli oldugundan, büyük ve agir bir yük hâline gelebilir. Oysa zaten sahip oldugumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz hos bir seydir, egomuzu oksar. Bu tür, oldugumuz gibi sevilmektir. Insanlar olduklari gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmedigi için rahatlaticidir. Ama derin düsünürseniz, bu türün, “Eger” türünden temelde pek farkli olmadigini görürsünüz. Kaldi ki, bu tür sevgi de, yükler getirir insana... Insanlar hep daha çok insan tarafindan sevilmek isterler. Hayranlarina yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çiktigi zaman, sevenlerinin, artik ötekini sevmeye baslayacagindan korkarlar. Böylece hayata sonsuz sevgi kazanma gayretkesligi ve rekabet girer. Ailenin en küçük kizi yeni dogan bebege içerler. Sinifin en güzel kizi, yeni gelen kiza içerler. Üstü açik BMW’si ile hava atan delikanli, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadin kocasinin genç ve güzel sekreterine içerler. “O zaman, bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi?” diye soruyor, Toyotome... “Çünkü türü sevgide, gerçek ve saglam sevgi olamaz” diyor. Bu tür sevginin güven duygusu vermeyisinin iki ayri nedeni daha var... Birincisi... “Acaba bizi seven kisinin düsündügü kisi miyiz?” korkusu... Bütün insanlarin iki yani vardir: Biri disa gösterdikleri; öteki yalnizca kendilerinin bildigi... „Insanlar sandiklari kisi olmadigimizi anlar ve bizi terk ederlerse“ korkusu buradan dogar. Ikincisi de... „Ya günün birinde degisirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa...“ endisesidir. Japonya’da bir temizleyicide çalisan dünya güzeli kizin yüzü, patlayan kazanla parçalanmis. Yüzü fena hâlde çirkinlesince, nisanlisi nisani bozup onu terk etmis. Daha acisi... Ayni kentte oturan anne ve babasi, hastaneye ziyarete bile gelmemisler, artik çirkin olan kizlarini... Sahip oldugu sevgi, sahip oldugu güzellik temeli üstüne bina edilmis oldugundan, bir günde yok olmus. Güzellik kalmayinca sevgi de kalmamis. Kiz birkaç ay sonra kahrindan ölmüs...

Japon yazar „Toplumlardaki sevgilerin çogu çünkü türündendir ve bu tür sevgi, kaliciligi konusunda insani hep kuskuya düsürür“ diyor... Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne?... Ve iste, sevgilerin en gerçegi!... „Üçüncü tür sevgi, benim ragmen diye adlandirdigim türdür“ diyor yazar. Bir sarta bagli olmadigi için ve karsiliginda bir sey beklenmedigi için eger türü sevgiden farkli bu... Sevilen kisinin çekici bir niteligine dayanip, böyle bir seyin varligini esas olarak almadigi için çünkü türü sevgi de degil. Bu üçüncü tür sevgide, insan „Bir sey oldugu için“ degil, „Bir sey olmasina ragmen“ sevilir. Güzellige bakar misiniz?... Ragmen sevgi... Esmeralda, Qusimodo’yu dünyanin en çirkin, en korkunç kamburu olmasina „ragmen“ sever. Asil, yakisikli, zengin delikanli da Esmeralda’ya çingene olmasina „ragmen“ perestis eder!.. „Kisi dünyanin en çirkin, en zavalli, en sefil insani olabilir. Bunlara ragmen sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karsilasmasi sarti ile... Burada insanin, iyi, çekici veya zengin konum edinerek sevgiyi kazanmasi gerekmiyor. Kusurlarina, cahilligine, kötü huylarina veya kötü geçmisine ragmen, oldugu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok degersiz biri gibi görünebiliyor ama en degerli gibi sevilebiliyor. Japon yazar „Yüreklerin en çok susadigi sevgi budur“ diyor. „Farkinda olsaniz da, olmasaniz da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, basari veya ünden daha önemlidir.“ Bunun böyle oldugundan nasil emin?.. Hakli oldugunu ispatlamak için sizi bir teste davet ediyor... „Su soruma cevap verin“ diyor: „Kâlbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldirmadigini ve hiç kimsenin sizi sevmedigini düsünseydiniz, yiyecek, elbise, ev, aile, zenginlik, basari ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz? Kendi kendinize ‚Yasamamin ne yarari var’ diye sormaz miydiniz?...

“ Devam ediyor Toyotome... „Su anda en sevdiginiz kisinin sizi sadece kendi çikari için sevdigini anladiginizi bir düsünün.. Dünya birden bire basinizin üstüne çökmez miydi?... O an hayat size anlamsiz gelmez miydi?“ „Diyelim siradan bir hayatiniz var.. Günlük yasiyorsunuz. Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacaginizdan umudunuz olmasa, kalan hayatinizi nasil yasardiniz?...“ diye soruyor ve cevapliyor: „Böyleleri ya iyice umutsuzluga kapilip intihar ediyorlar ya da iyice dagitip yasayan ölü hâline geliyorlar.“ Toyotome, hem de nasil iddiali savunuyor „ragmen“ sevgiyi.. „Bugün hayatimizi sürdürebilmenizin nedeni ragmen türü sevgiyi su anda yasamaniz veya bir gün bu sevgiyi bulacaginiza inancinizdir.“ Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome... „Bu gün yasadigimiz toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyaci var.. Kimsede baskasina verecek fazlasi yok“ diye açikliyor... Anlatiyor.. „Yakinimizda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da ayni seyi baskasindan beklemektedir.“ Peki bu dünyada sevgi ne kadar var?... Yazara göre, açligimizi biraz bastiracak kadar... Ve de yemek öncesi tadimlik gelen istah açicilar gibi.. Bu minnacik tadim, bizi daha müthis bir sevgi açligina tahrik ve tesvik ediyor. Bu minnacik tadim sevgiye ne kadar muhtaç oldugumuzu anlatiyor. Büyük bir hirsla ana yemegin gelmesini ve bizi doyurmasini bekliyoruz.. Hani nerede?.. Hepsi o... Ve asil çarpici cümle en sonda.. „Dünyadaki en büyük kitlik, ragmen türü sevginin yeterince olmayisidir!...“

Sevgi cesaret ister, tabi olarak, bagimli olarak sevemezsiniz ama baglilikla sevebilirsiniz. Sevmeye mecbur oldugunuz için sevemezsiniz; sebep ortadan kakti mi, biriken nefret ortaligi kaplayiverir! Ama, Attilâ Ilhan’in deyisiyle, mecburen severseniz, gerçekten seviyorsunuz demektir. Her seye ragmen, sevmemek elinizden gelmedigi için...

__________________
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır, İslam`ın ahlakı hayadır."
ecoutez-moi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 30.06.2008, 12:13
-kronik vaka-

 
huzun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.06.2008
Yaş: 23
Mesajlar: 68
Teşekkür etti: 17
12 Teşekkür 8 Mesaja aldı
ragmenlere ragmen sevmek ...
__________________
ibrâhîm içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim ..ibrâhîm gönlümü put sanıp da kıran kim ...
huzun isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 30.06.2008, 21:17

 
carthage - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.01.2008
Yaş: 22
Mesajlar: 9.746
Teşekkür etti: 529
218 Teşekkür 154 Mesaja aldı
“ Devam ediyor Toyotome... „Su anda en sevdiginiz kisinin sizi sadece kendi çikari için sevdigini anladiginizi bir düsünün.. Dünya birden bire basinizin üstüne çökmez miydi?... O an hayat size anlamsiz gelmez miydi?“ „Diyelim siradan bir hayatiniz var.. Günlük yasiyorsunuz. Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacaginizdan umudunuz olmasa, kalan hayatinizi nasil yasardiniz?...“ diye soruyor ve cevapliyor: „Böyleleri ya iyice umutsuzluga kapilip intihar ediyorlar ya da iyice dagitip yasayan ölü hâline geliyorlar.“ Toyotome, hem de nasil iddiali savunuyor „ragmen“ sevgiyi.. „Bugün hayatimizi sürdürebilmenizin nedeni ragmen türü sevgiyi su anda yasamaniz veya bir gün bu sevgiyi bulacaginiza inancinizdir.“ Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome... „Bu gün yasadigimiz toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyaci var.. Kimsede baskasina verecek fazlasi yok“ diye açikliyor... Anlatiyor.. „Yakinimizda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da ayni seyi baskasindan beklemektedir.“ Peki bu dünyada sevgi ne kadar var?... Yazara göre, açligimizi biraz bastiracak kadar... Ve de yemek öncesi tadimlik gelen istah açicilar gibi.. Bu minnacik tadim, bizi daha müthis bir sevgi açligina tahrik ve tesvik ediyor. Bu minnacik tadim sevgiye ne kadar muhtaç oldugumuzu anlatiyor. Büyük bir hirsla ana yemegin gelmesini ve bizi doyurmasini bekliyoruz.. Hani nerede?.. Hepsi o... Ve asil çarpici cümle en sonda.. „Dünyadaki en büyük kitlik, ragmen türü sevginin yeterince olmayisidir!...“

Sevgi cesaret ister, tabi olarak, bagimli olarak sevemezsiniz ama baglilikla sevebilirsiniz. Sevmeye mecbur oldugunuz için sevemezsiniz; sebep ortadan kakti mi, biriken nefret ortaligi kaplayiverir! Ama, Attilâ Ilhan’in deyisiyle, mecburen severseniz, gerçekten seviyorsunuz demektir. Her seye ragmen, sevmemek elinizden gelmedigi için...


ellerine sağlık kardeşim...
__________________
Mission = Bayram Temizliği...
Mission Accomplished =))
carthage isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 01.07.2008, 01:34
ιηѕαη σℓмαуαη, ιηѕαηιη ∂єgєяιηι вιℓмєz

 
ecoutez-moi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.03.2007
Yaş: 20
Mesajlar: 8.618
Teşekkür etti: 779
505 Teşekkür 260 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız huzun
Mesajı göster
ragmenlere ragmen sevmek ...
ne kadar sevebiliyoruz acaba

okuyan gözlerinize sağlık abi
__________________
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır, İslam`ın ahlakı hayadır."
ecoutez-moi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Her şeye rağmen gülebilmek KuRtLaR VaDiSi Resim ve Karikatür 0 13.07.2008 01:12
Herşeye rağmen gülümse =))) _eslem_ Resim ve Karikatür 0 20.01.2008 14:14
'düşman çatlattilar' Sicağa Rağmen 100 Bin WolkaN Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 09.07.2007 12:54
Yasalara rağmen hukuksuzluk sürüyor gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 2 24.12.2005 10:22
Her Şeye RaĞmen Ahmet76 Özgün Yazılarınız 3 25.04.2003 12:35


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:33 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50