| Sezer devletinin davetine göre Erdoğan devletsiz! Sezer devletinin davetine göre Erdoğan devletsiz!
Görünürde bir meclis var. İçini dolduran ve kırmızı koltukların üzerinde rahat eden milletvekilleri de görünürde. Milletvekillerinin % 65´i iktidar partisine ait, yani ağır çoğunluğu AKP hükümetinde. T.C´de yasama kimin denetiminde diye sorulduğunda, „AK Partisi’nde!“ denecek. Yürütme kimin denetiminde sorusuna, yine aynı cevap verilecek. Çünkü iktidarda olan ve ülkeyi görünürde yöneten AK Partisi!
Devletin arkasında karanlık devlet:
Türkiye Cumhuriyeti halkın onayı üze-rine kurulmadığı için, kendini halka kar-şı korumaya çalışır. Askerî tedbirler, is-tihbarat, kontrgerillalar ve medya, halkı kontrol altında tutmak için kullanılır. Gizli devletin hoşuna gitmeyecek geliş-meler olunca, bu güçleri kullanarak gün-demi yeniden kendi rayına doğru çeker.
Devletin arkasında bir devlet, devleti kontrol eden asıl devlet! Hükümetlerin değişmesi, partilerin farklı bakış açıları, başbakanların gelip gitmesi, gizli devlet açısından bir şey değiştirmiyor. Onlar bil-diğini okur ve o sandalyelere oturanlara da okuturlar. Normal şartlar altında, demokratik düzene göre AK Partisi istediği kanunu çıkarabilir ve Genel-kurmaybaşkanı Özkök´ü emekliğe sevk edebilir. Milletvekilleri bir araya gelecek, parmak sayısına bakacaklar ve çoğunluk karar verdikten sonra Özkök kimsesizler adasına sevk edilecek?!. T.C´de bırakalım bunu uygulamayı, düşünmenin bile suç sayılabileceğinden yola çıkmamız gerekir.
Bırakalım omuzu kalabalıkları, AK Parti milletvekilleri bir RTÜK´ün başkanını tayin edemiyorlar ve YÖK başkanına söz geçiremiyorlar. Kendi başörtülü kızlarını dış ülkelere göndererek okutmak zorunda kalıyorlar. Başörtülü kadınları yüzünden de karanlık devlet tarafından dışlanıyorlar.
Davet devlet ehline:
Sezer, davetine gerekçe olarak hangi açıklamayı yapmıştı: „Laikliğe yönelik tavırlara izin veremem. Bu benim değil, devletin daveti!“ Omuzu kalabalık komutanlar da şöyle sürdürüyordu gerekçeyi: „Sezer’in kararından önceden haberimiz olmadı. Ama öğrenince arayıp saygılarımızı ve desteklerimizi sunduk.
Bu konuda mutabıkız. Sezer’in kararı bir dönüm noktasıdır. Seçmenin yüzde 65’ini yok sayamazsınız. Kaldı ki, yüzde 35’in tamamı da bu gerilimden yana değil. Gerilimin olmaması, çözüm olması için kafaların içindeki sarıkların, türbanların çözülmesi lazım. Bunları yazın, çünkü halkın çoğu bunları birilerinin söylemesi-ni istiyor, bunları duymak istiyor. Kimse Türkiye Cumhuriyeti’ni yolundan çevire-mez! Geldim, türbanı serbest bıraktım, Kıbrıs’ı verdim.
O kadar kolay değil.“
Ve bu karanlık devletin davetine göre demokratik hükümeti oluşturan % 65 milletvekilleri başörtülü kadınlarıyla katılamazlardı. Askeriye, başörtüsüne göz yummayı Kıbrıs´ı Yunan´a vermeye eşit tutuyor!
Bu ne idüğü belirsiz omuzu kalabalıkların anneleri ve neneleri acaba hangi adadan çıkmaydı? İslam dinine ve başörtüsüne karşı bu kadar kin, bu kadar nefret!.. Hiç mi temiz süt emen yoktur aralarında, hepsi de İslam düşmanı, namusa (başörtüsüne) yan bakan gayr-i meşrular mı? Başörtülü bacımın namusu bundan dolayı mı gözlerine diken gibi batıyor? Evet, hesaplaşma bundan dolayı olsa gerek!
AK Partisi’nin acziyeti:
Yazılarımla kemalizmin çürüklüğünü ortaya koyarken, AK Partisi’ni ve vekillerini savunduğum asla anlaşılmasın. Onlar aciz insanlar, şahsiyetlerine kemalizmin saldırılarını sindiren, makamları uğruna seksenlik nineler gibi zalime ellerini açan aciz insanlardır. Onlara saldırmıyorum ve onları savunmuyorum da, bilakis durumlarına bakarak acıyorum ve kurtulmaları için dua ediyorum. Karanlık devletin oyunundan kurtulmaları için, şahsiyetli müslüman olmaları ve zalime (kemalizme) karşı hakkı savunmaları için yüce Allah´dan dua ve niyaz ediyorum.
Konu Salah ad-Din tarafından (13.12.2003 Saat 07:30 ) değiştirilmiştir.
|