İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 13.11.2003, 10:58

 
ledunn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.08.2002
Mesajlar: 3.335
Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 7 Mesaja aldı
İfrat Ve Tefrıtten Kaçinmak

Rahman Rahim Allahin adi ile...
Alemlerin Rabbi Allaha hamd olsun.
Afiyette ve belada, darlikta ve genislikte.
Salat ve selam, Seyyidül-mürselin Resulullah Efendimize ve tüm aline
Sübhan Allahtan temenni: Selametiniz, afiyetiniz, sebat ve istikametinizdir

İFRAT VE TEFRİTTEN KAÇINMAK

*Bizde sıhhatli bir din ve tarih anlayışının olduğunu söylemek zor. Bu sebeplerdir ki, başka mevzularda uzman olmadıkları için konuşmak istemeyenler, dini ve tarihi mevzulara -destursuz bağa girer gibi- istedikleri şekilde girmekte ve ahkam kesmektedirler. Halbuki dini meseleler ve tarih, her bireri başlı başına bir ilim dalıdır. Hem de bir çok ilim dalının esası olarak bilinir. Halk, dini ve tarihi hakikatleri akademik seviyede bilmek durumunda olmayabilir... Fakat öğrenirken doğrusunu öğrenmelidir. Bu şekildeki öğrenme ve öğretmenin bir milletin sağlıklı yapılanmasında çok mühim bir rolünün bulunduğu asla hatırdan uzak tutulmamalıdır.

*Bu cümleden olarak günümüzde, değişik dönemleri, farklı kişi ve toplulukları muayyen kalıplar altında değerlendirip, ifrat derecesinde övüyor veya tefrit derecesinde kötülüyoruz. Halbuki peşin hükmü bir kenara bırakarak milletimizin dini ve milli tarihinde dönüm noktası sayılabilecek hadiseleri, kendi şartları altında tahlil etmek gerekir. Böylece alınacak dersler de isabetli olacaktır.

*Birinci Dünya Savaşı sonrasında itilaf kuvvetleri denilen İngiltere, Fransa ve İtalya Anadoluyu yavaş yavaş işgal etmeye başlamıştı. Hatta itilaf kuvvetlerinin 55 parça gemisi, 13 Kasım 1918 günü İstanbul Boğazına demirlemişlerdi. Anadoluyu İstanbuldan kurtarmak hiçbir surette mümkün görünmüyordu. Bu vaziyeti çok iyi teşhis eden Osmanlı ordusunun kurmayları, kurtuluşun Anadoludan başlatılması kararına varıyorlardı. Bu kumandanlar arasında Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Cafer Tayyar, Fevzi Çakmak, Şevket Turgut, gibi isimler vardı.

Bu mevzuu Kazım Karabekir Paşa hatıralarında şöyle anlatıyor:

****11 Nisan 1919da Mustafa Kemale Şişlideki evinde İstiklal Harbi planını bildirerek, kendisini Anadoluya davet ettim.*

*Bu düşünce, Padişah Vahdeddine de bildirilmişti. Rauf Orbay hatıralarında bu durumu şöyle anlatıyor:

**Sadrazam Damat Ferid, Anadoludaki karışık durumu nasıl halledebileceklerini Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Beye sorduğunda, Ali Bey kendisine Mustafa Kemalden bahsetmişti. Daha sonra M. Kemal ile Damat Ferid tanıştırılmış ve ordu müfettişliğine tayin iradesini bizzat Damat Ferid kendisi yazdırıp, padişaha imzalatmıştı.*

*Padişah Vahdeddin tarafından verilen bu irade-İ seniyyenin Necip Fazıl tarafından sadeleştirilmiş şekli aynen şöyledir:

****Umumi Harbin müttefikler hesabına kaybedilmesi üzerine doğan siyasi durum, büyük atalarımın mülkünü ve Hilafet ve Saltanat makamını çetin ve korkulu bir yere sürüklediğinden hükümetimin kararıyla tayin olduğunuz mıntıkadan asayişi sağlamak ve rıza-i şahane ve dileğime aykırı hallerin meydana gelmesini engelleyerek ve topyekün korkulu şeylerin define cehd ve gayret göstererek milletimin dokunulmazlığını gerçekleştirmek ve memleketimin saldırgan ellerden kurtulmasını sağlamak için tek vücut halinde davranılmasını selam-ı şahanemle beraber asker ve memurlara ve halka bildirmek üzere irade ettim.*

*30 Nisan 1919da ordu müfettişliğine tayin olunduğuna dair bu irade-İ
seniyye çıkmış, 6 Mayısta Harbiye Nezareti, müfettişlik talimatını M.Kemal Paşaya tebliğ etmişti. 7 Mayısta da talimat, kolordulara tebliğ ediliyordu. 16 Mayısta da Padişah Vahdeddin ile Yıldız Sarayında görüştükten sonra Mustafa Kemal yanında 18 kişilik bir heyetle İstanbuldan ayrılıyordu.

*Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki heyet 19 Mayıs 1919da Samsuna çıktı. Bu heyetin vazifesi, Anadolu insanını işgal güçlerine karşı uyandırmak mukavemet hareketinin ilk tohumlarını atmaktı. Müslüman milletimiz zaten işgal güçlerine karşı yavaş yavaş Milli Müdafaa cemiyetlerini kurmaya başlamıştı. Türk, Kürt, Çerkez, Boşnak, Laz... hepsi bu cemiyetlerin safında yer alarak birlik ve beraberliğin en güzel örneğini ortaya koymuşlardı. Hepsinin gayesi aynıydı: İşgal kuvvetlerin vatanlarından def edip, istiklal ve hürriyetlerini bir bayrak altında devam ettirmekti.

*Hulasa, Milli Mücadelenin önde gelen isimlerinden Kazım Karabekir Paşanın dediği gibi, *Tek dağbaşı vatan toprağı kalıncaya kadar mücadeleye devam* edilecekti.
ledunn isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
MÜNÂKAŞADAN KAÇINMAK ledunn Dini Bilgi ve Eğitim 4 17.07.2005 01:54


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:08 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50