Üyelik tarihi: 02.08.2002 Teşekkür etti: 0
8 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| Nerede bir sarıklı molla ve hoca gördülerse öldürdüler. Rahman Rahim Allahin adi ile...
Allaha hamd olsun.
Selam olsun onun secmis oldugu kullarina
**********
Nerede bir sarıklı molla ve hoca gördülerse öldürdüler.
*Sultan Abdülhamid Hanın Ruhaniyetinden İstimdat(Yardım.)*
*İsyanı yatıştırmak bahanesiyle İstanbula giren İttihatçılar ve dagdan inmiş Balkan komitecileri pekçok kan döktüler. Nerede bir sarıklı molla ve hoca gördülerse öldürdüler. Papatya çiçegi gibi beyaz sarıklı molla ve hocalarla dolu İstanbul camiilerini kurşun yagmuruna tuttular, katliam yaptılar (1.dipnota bak)
*Ayrıca isyanın sorumlusu olarak padişahı gösterip onu tahtından indirmege karar verdiler.
**Bu noktada bir Rum mebusun feryadı çok dikkati şayandır. Şöyle ki:
*İttihatçılar bir kısım mebuslarla o zamanki adı Ayastafanos olan Yeşilköyde yaptıkları gizli bir toplantıda, Sultan Abdülhamid Hanı tahtından indirme kararı alınca bir Rum mebus; *Yapmayın efendiler! günaftır, günaf. Sultan Abdülhamid Han, bu memleketin nurudur. Dünyada denge unsurudur. Onu tahtından indirirseniz mülkü millet harab olur. Dünya perişan olur.* demiştir. Onun bu feryadını, o zamanın mebuslarından olan ve bu toplantıda bulunan, bilahere şeriye vekilligi yapan, tefsir yazarı Konyalı M.Vehbi Efendi çok kişilere nakletmiştir.
*Ne yazık ki, dünün ve bugünün pek çok kişileri, Sultan Abdülhamid Hanı, bir Rum mebusu kadar anlayamamışlardır.
*İttihatçılar, şer planlarına kılıf olarak da zorla fetva yazdırdılar. Daha sonra Yahudi Emanuel Karaso, Ermeni Aram Efendi, Arnavut Esat Toptani, uzun yıllar padişahın yaverligini yapmış olan Laz Arif Hikmet Paşa, padişaha giderek; *Millet seni azletti.* dediler.
*Padişah; *Hal etti demek istiyorsunuz.* diye kelimeyi düzelterek (2. Dipnota bak), *Ben Türklerin, Müslümanların halifesiyim. Hal edecekse beni onlar hal etmeliydi. Sen yahudisin!, sen ermenisin!, sen nankörsün!* diye çıkıştıktan sonra, üç kere; *zalike takdirul azizil alim* dedi. Bu kelamdan, saray da, ordu da titredi.
*Tarihimizin en büyük lekelerinden biri olan bu hadise, aynı zamanda Türk milletine yapılan en büyük hakaretlerden biridir.
*Sultan II.Abdülhamid Han, Türk tarihinin ender kaydettigi çok büyük bir şahsiyetti. Dünya siyaset tarihinin en büyüklerindendi. Onun siyasi dehası cihanşümuldü. Belki de bu büyüklügü yüzünden anlaşılamadı ve aleyhinde yerli yabancı düşmanlar her şeyi söylediler. Hayatı, Yahudiler, Ermeniler, Balkan komitecileri ve bütün yıkıcı şer kuvvetleriyle mücadele içinde geçti.
*Sultan Abdülhamid Han tahttan indirilince kendisine pek çok iftiralarda bulundular; *çok adam öldürttü* dediler. Sultan Abdülhamid Han; *Ben kimin nesini öldürtmüşsem, dava açsın, mahkeme huzurunda benden hak istesin* diye gazetelere ilan verdi. Hiç çıt çıkmadı. Ancak bir kadın; *Kocamı öldürttü* diye müracaatta bulundu. Mahkeme, gün tayin etti. Tam mahkeme günü, kadının kocası gemiden indi. Meger Trablusgarbde İtalyanlara esir düşmüş, bilahere serbest bırakılmış; keramet zuhur etti, o gün geldi. Böylece Ulu Hakana iftira atanlar çok mahcub oldular.
*Aleyhinde faaliyet gösterenlerin elebaşılarından biri olan feylasof Rıza Tevfik, devlet elden gidince korkunç pişmanlıgını dile getiren, *Sultan Abdülhamid Hanın Ruhaniyetinden İstimdat* adlı mersiyesinde şöyle feryad ediyordu:
Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han?
Feryadım varır mı barigahına?
Ölüm uykusundan bir lahza uyan,
Şu nankör ............ bak günahına.
Tarihler ismini andıgı zaman,
Sana hak verecek, ey koca Sultan;
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyasi Padişahına.
*Padişah hem zalim, hem deli* dedik,
İhtilale kıyam etmeli dedik;
Şeytan ne dediyse, biz *beli* dedik;
Çalıştık fitnenin intibahına.
Divane sen degil, meger bizmişiz,
Bir çürük iplige hülya dizmişiz.
Sade deli degil, edepsizmişiz.
Tükürdük atalar kıblegahına.
Sonra cinsi bozuk, ahlakı fena,
Bir sürü türedi, girdi meydana.
Nerden çıktı bunca veled-i zina?
Yuh olsun bunların ham ervahına!
Bunlar halkı didik didik ettiler,
Katliama kadar sürüp gittiler.
Saçak öpmeyenler, secde ettiler.
.... .... .......... pis külahına.
Haddi yok, açlıkla derde girenin,
Sehpa-yı kazaya boyun verenin.
Lanetle anılan cebabirenin
Bu, rahmet okuttu en küstahına.
Çok kişiye şimdi vatan mezardır,
Herkesin beladan nasibi vardır,
Selametle eren pek bahtiyardır,
Harab büldanın şen sabahına.
Milliyet davası fıska büründü,
Rida-yı diyanet yerde süründü,
Türkün ruhu zorla asi göründü,
Hem Peygamberine, hem Allahına.
Lakin sen sultanım gavs-ı ekbersin
Ahiretten bile himmet eylersin,
Çok çekti şu millet murada ersin
Şefaat kıl şahım mededhahına.
Rıza Tevfik
Dipnot:
1- (O katliâma şâhit olanlardan, hocam ve üstazım, Süleyman Hilmi Tunahan Efendi Hazretleri, bir gün bizi Eyüp Sultan ve Fatih Hazretlerini ziyarete götürdüler. Her iki ziyarette de cami mimberinin sağında namaz kıldık. Sonra Evrâd-ı Şerif okuyup duâ ettiler, biz de âmin dedik. Duâdan sonra kalktığımızda, Efendi Hazretleri bize, camiin mermerden yapılı mimberindeki kurşun yarasını göstererek; *31 Mart Vakasında, o Bulgar çapulcuları, İstanbula geldiklerinde katliâm yaptılar. Bu yara ondandır.* buyurdular. Ve bu katliâmdan, kendilerinin, mahzâ Allâhu Teâlânın himayesi ile kurtulduklarını ifade ederek; *O esnada ben yolda gidiyordum. Bir kadın bana, *sarığını çıkar* diye bağırdı. Uyanık bir kadınmış. Korktum. Hemen sarığımı çıkarıp koltuğumun altına aldım ve doğruca eve koştum. Fakat bu arada, Hareket ordusu askerlerinden 7-8 kişi arkamdan koşup geldiler. Kapının arkasına saklandım. Banyoyu, yüklüğü, evin sâir her tarafını aradılar. İçlerinden birisi, buraya bir molla girdi, ben gördüm, diyordu. Cenâbu Hak onlara, kapının arkasını unutturdu. İşte, o katliâmdan ben böyle kurtuldum.* buyurmuşlardı.) Hasan Arıkan Hocanın Hatirası.
2-) (Hâl kararını tebliğe gelen bu kişiler kullandıkları, kullanacakları kelimeyi dahi bilmiyorlar, hâl yerine azl kelimesini kullanıyorlardı. Oysa âmir memurunu azledebilir. Pâdişahın üstünde bir kuvvet yokki Onu azletsin.) |