Üyelik tarihi: 31.08.2002
Teşekkür etti: 11
96 Teşekkür 49 Mesaja aldı
|
Nereden nereye, ey "İslamcı"...
Nereden nereye, ey "İslamcı"...
İşini bilen bir berberde, iyi bir "imaj" tezeleyip, saç-sakal ne varsa, her şeyini temizleyip!" matruş" bir hale gelen, "Girişim"ci yazarımız, Sayın Mehmet Metiner'in iki gün üst üste çıkan röportaj sorularına verdiği cevabtan çok aldığı "yeni imaj" beni düşündürdü...
Zaten bizim gibi, 40-50'sini aşanlar, saç sakal beyazlayıp, sakallarına ak düşünce bir hüzün ve elemle hayata bakarlar ve ardından da "ağlarım mücrim gibi, baktıkça istikbalime" özlemi içinde mırın gırın etmekten geri durmazlar.
Öyle ya... "Bizim Metiner"in söylemlerine katılır veya katılmazsınız, amma saygı duymalısınız, cevaplarına... Amma siz biri veya lalettayin biri olmayan 59. Hükümetin Başbakanı ile, aynı "ideolojik" çizgiyi saptayıp, aynı kulvarda koştuklarını beyanları, pek tevsik edilecek bir durum olmasa gerektir. Zira, Sayın Metiner l984-85'de "Milli Gazete'"de Fehmi Koru ile yeni başlayan düzen ve fikir aksiyonunda yer almış bir yazardı. Sonra bir çok dergide ve gazetede kendini kanıtladı ve "Girişim"deki "Genel Yayın Yönetmenliği" ile bir tırmanış gösterdi.
Ve l994'de RP'nin İstanbul B.Şehir B.Başkanlığı'nı kazanması ile, Bağcılar ve Kağıthane belediyelerinden ayrılıp, Hüseyin Besli'nin "tezkiyesi" ile Ali Bulaç'la beraber Sayın Erdoğan'ın "danışman"ları arasına girmiştir.
Bu "danışmanlık" dönemi de öyle sanıyoruz ki fazla sürmemiştir. Hele bu tarihten önceki yıllarda "İslamcılık" konusunda, RP ve hele Tayyip Erdoğan'la pek bir siyasî ve kültürel ortaklığı olmuş değildi. Zira, Erdoğan ve dönemi genç jenerasyon'un "İslam devrimcisi olma" gibi özlem ve beklentileri de yoktu. Çünkü, o dönemlerde, partilere girip fiili olarak hizmet yapmak ve görev almak bir yana, "oy vermek" bile, başlı başına bir "küfür alemeti" gibi söylenip yazılıyordu.
Haliyle, biz şöyle idik, böyle hareket ettik, diye diye, geçmişteki seyyiatlarına bir başkalarını ortak edip, "takiyyeci" bir zihniyeti, kendi gibi olmayanlara yakıştırması da mümkün değildir.
Zira, Sayın Metiner'in "Girişim"deki ilginç yazıları kadar, "soruşturma dosyaları" da büyük bir önem taşır. Zira, Mart 90, sayı: 54'de bir soruşturmaları var: "Türkiye'de İslamî Hareket" nasıl olmalıdır, diye...
Çoğunluğunu "İrandaki İslamî devrimle ufku genişleyen yazarlar"ın teşkil ettiği soruşturmada kimler yoktu ki: H. Aktaş, H. Aksay, S. Albayrak, O. Asiltürk, A. Bulaç, A. Dilipak, M. B. Eryarsoy, M. Güney, H. Hatemi, H. İsmail, Y.Kaplan, İ.Kara, B. Kayhan, F. Koru, A.Küçükağa, A. Müftüoğlu ve İz. Yıldırım... (Bu sonuncusunu Hizbullah öldürtmüş, deniyor..)
Şimdi bunca yazar içinde, hayrete şayandır ki, bir Beşir Eryarsoy ve benim soruşturmaya olan cevaplarım hakkında DGM Savcısı soruşturma açıyor. Ve bana, ifadeye gitmem haber verildiğinde, üzerimden soğuk sular dökülmeye başladığını hissederek, aynen şöyle dediğimi hatırlıyorum:
"Arkadaş, ben şimdiye kadar hep tek başına gidip ifade verip, kendi kendimin fikrini savunup gelmişimdir. Şimdi gidersem, bir örgüt olarak biraraya gelip, "İslamî hareket nasıl olmalıdır?" sorusuna cevap arar mahiyette, görev taksimi yaptık ve ayrı ayrı cevaplar hazırladık. Eğer bir soruşturma olacaksa tümümüze olsun, biz bir örgütüz" diyeceğimi söyleyince, iş kapanıp gitti...
Bu işin ayrıntılarına girmeye gerek yok...
Bir kimse "değiştim" derse, buna kendi hayatını katmalı amma başkasını ardından sürükleme gayretine girmemelidir. Eğer, bir Hasan Cemal gibiyim, derse; "kendini yazmalı"dır... Bir de papazların "günah çıkartma" yöntemlerine de özenmemelidir. İstihbarat odakları, her zaman aynı çizgide seyr etmez. Bir gün gelir, "okuturlar adamı" bir bir...
Zira ki, "90'lı yılların ortalarında sistemli bir değişime gitti Erdoğan" demek için, biraz oportünist ve değişmeci olmak gerekir.
Amma biz bakıyoruz ki, Türkiye şartları içinde siyaset yapanların nasıl askeri rejimleri sabırla geçiştirip iktidar olmada, hiçbir değişim ve etkileşimle, "berber traşı"na iltifat etmemişlerdir.
Biz önce kendi adımıza hesap verip, temize çıkmaya bakalım. Batar ve ömürü tüketirken; yanımızda başkalarını da sürüklemekten kaçınalım...
*Sadık Albayrak / Yeni Şafak
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
|