|
Filistin ve Iraktan izlenimler!
Zaman- KÜLTÜR SANAT 06.03.2004 CUMARTESİ
“Filistin ve Irak’ta gördüklerim insanlığa inancımı kaybettirdi”
Belgesel Sinemacılar Birliği’nin (BSB) düzenlediği “7. Uluslararası 1001 Belgesel Festivali”nin konuklarından biri, Amerikalı genç yönetmen James Longley.
Festivalde, 2002 yapımı “Gazze Şeridi” adlı belgeseli gösterilen Longley’nin hedefi, Ortadoğu üzerine bir belgesel serisi hazırlamak. Bunun için de bir yıldır Irak’ta çalışıyor. “25 yılın ardından Saddam’sız ilk dönemin belgeselini yapmak istiyorum.” diyen yönetmen, en az bir yıl daha Irak’ta çekimlerini sürdürecek.
James Longley, Amerika’da doğmuş, Rusya’da sinema eğitimi almış genç bir belgesel yönetmeni. Yeteneğini, 20 yaşındayken çektiği “Köpekli Çocuğun Portresi” belgeseliyle aldığı Student Academy Award ile tescilleyecek ölçüde başarılı ve Filistin yapımı “Kutsal Direniş” filminin Oscar adaylığının engellenmesi söz konusu olduğunda, bu ödülü geri verecek kadar hakperest biri. “Gazze Şeridi” belgeseline başlarkenki hareket noktası da bu. Egemen medyanın, Filistin sorununa tek taraflı yaklaştığını gören Longley, gerçekleri görmek ve göstermek için, ikinci intifada hareketiyle birlikte yola koyulmuş.
“Filistin’deki manzara korkunçtu”
Başta, İsrail sınırında askerlere taş atan çocukları çekmek isteyen yönetmen, Filistin’e gidince işin çocuklarla sınırlı kalamayacağını ve manzaranın düşündüğünden de korkunç olduğunu görmüş. Böylece okula giderken bombalarla karşılaşan, buldukları bir eldiven içindeki bombayla vücudu paramparça olan çocuklar ve evlerinde otururken, atılan sinir gazıyla kriz geçiren siviller de dahil olmuş filme. Filmin ana karakteri 13 yaşındaki Muhammed Hicazî’yi, bir gösteride “Bize yiyecek değil silah verin.” diye bağırırken tanımış Longley. Muhammed’i “Babası hapisteyken ailesini geçindirmek için gazete satan, okulu kırıp taş atmaya giden, arkadaşları gözü önünde öldürülen ve ‘Ölüm hayattan çok daha kolaydır, ölsem de şehit olup cennete gitsem.’ diyen Filistinli bir çocuk.” diye tanıtıyor. Amerika’da, İsrail’in demokratik ve gelişmiş bir ülke olduğu bilgisiyle büyüdüklerini söyleyen Longley, “Gerçekleri gördüğümdeyse insanlığa olan inancımı yitirdim.” diyor.
Ortadoğu üzerine bir belgesel serisi hazırlamayı hedefleyen yönetmen, bu amaçla bir yıldır Irak’ta çalışıyor. Amerika’nın işgalinden hemen önce Irak’a giren Longley, başta Saddam rejimiyle ve üzerlerinde rejimin ağır etkisi görülen insanlarla problem yaşamış. “Kimse yardımcı olmak istemiyordu, herkes gizli polis olabileceğimi düşünüyordu.” diyen yönetmen, daha sonra ise, Filistin’de olduğu gibi, iyi niyetli yaklaşımıyla halkın güvenini kazanmış. Irak’ta bulunduğu sürece Amerikan askerleriyle irtibat kurmadığını söyleyen yönetmen, “Onlar beni gördülerse görmüşlerdir. Ben hiçbir yerde Amerikalıyım diye ortaya çıkmadım.” diyor. Her ne kadar Irak’ı işgal eden ülkenin vatandaşı olsa da insanların, samimiyetini fark ettiğini belirtiyor Longley; tabii “Bir İsviçreli olsam elbette hayat daha kolay olurdu.” tespitini ekleyerek. Peki Irak’ta hayat nasıl? Longley, “Siyasi problemler bir yana, Irak sokakları hâlâ güvensiz, çocuklar hâlâ ilaçsızlıktan tedavi olamıyor.” diye konuşuyor. Bir yandan da uzun süredir bölgede olduğundan pek çok şeye alıştığını söylüyor. Öyle ki “İstanbul, Irak’tan daha güvenli ya da Bağdat, İstanbul’dan daha tehlikeli değil.” diyor. Longley, Irak’taki çalışmalarını, bir önceki filmi “Gazze Şeridi”nin te’lifinden eline geçen parayla sürdürüyor; kâh bir otel odasında kalıyor, kâh kendisine tercümanlık yapanlara konuk oluyor. Son filmini yedi ana öykü üzerine kuran yönetmen, bu yüzden bir yıldır Irak’ı karış karış dolaşıyor. “Proje ne aşamada?” sorusunu “Tam ortasında!” diye cevaplıyor ve bunun için bir yıl daha Irak’ta kalmayı planlıyor.
Ortadoğu sorunlarına bizzat şahit olan James Longley, bölgenin geleceği hakkında iyimser değil. Musevi olmayanlara haksızlık eden İsrail’in, bölgede ciddi bir tehdit olduğunu düşünüyor. Çözümün, iki tarafı kapsayan tek bir hükümet olduğunu söyleyen Longley, “İsrail bunu istemiyor. Ancak etnik kökene, dinî aidiyete bakarsanız bütünleştirici olamazsınız ki! Ulus devlet de zaten 19. yüzyıla ait bir düşüncedir. İsrail’se sadece Yahudi nüfuslu bir devlet hayal ediyor.” diye konuşuyor.
James Longley, bugün festival kapsamında Kadir Has Üniversitesi’nde düzenlenecek “Belgesel Sinemanın Geleceği” konulu konferansa katılacak. Longley, festivalin diğer konuk yönetmenleriyle birlikte çekim tecrübelerinden ve uluslararası alanda çalışırken karşılaşılan zorluklardan bahsedecek.
06.03.2004
Elif Tunca
İstanbul
__________________
"Insanlar hayra davet edildigi zaman, seytanlar da seytani duygular da kendilerini tehdit altinda hissediyorlar" I.Özel
|