Üyelik tarihi: 31.08.2002 Teşekkür etti: 15
107 Teşekkür 55 Mesaja aldı
| Avrupa'da yaşayan Türkler için güzel bir makale İGMG’den bir ihtiyaca karşılık veren, özendirici bir proğram, ve..
Almanya’da ve bütünüyle Batı Avrupa’da yaşayanların hemen daima ve ivmesi giderek artan bir istekle, sorduklarının başında, ‘Biz artık burada kalıcıyız ve gidecek de değiliz.. Çünkü, artık, kendi sosyal çevresini doğuştan itibaren burada örmüş ve kurmuş olan bir nesil var ve bunlar milyonlar halinde.. Bu nesillerin geleceği hakkında ne yapalım? Yıllardır, Türkiye’yi konuşup durduk, ama, kendimizi unuttuk. ‘Şimdiye kadar nerede yanlış yaptık?’ diye sormanın bir faydası olacaksa, onu da düşünelim ama, bundan sonra ne yapacağız; asıl bunu düşünmeliyiz?..’ sualleri geliyor..
Sahi, n’olacak bu milyonların durumu? Ki, sadece Türkiye’lilerin sayısı, 4 milyonu geçiyor ve bu, nice AB üyesi ülkelerininkinden daha fazla bir nüfus..
Ve bu kitleler, yabancı bir sosyo-kültürel atmosferdeler.. Buranın en müslüman ailelerinin çocuklarının, Türkiye’deki ateist ailelerin çocuklarından daha fazla bir İslamî birikiminin olmadığını söylemek, yanlış olmaz.. Çünkü, Türkiye’de, soysal hayat, her şeye rağmen, müslüman bir toplumun kültürel değerlerinin hâkimiyeti altında şekilleniyor.. Avrupa’da ise, tamamiyle yabancı ve hatta aykırı değerler üzerine kurulu bir sosyo-kültürel yapı sözkonusu..
Almanya’da ve bütünüyle Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan milyonlarca müslüman ailenin giderek artan çetin sosyal problemlerinin başında, özellikle de ‘çocuklarının geleceğinin ne olacağı’ üzerinde.. Ki, bundan maksad, onların maddî gelecekleri değil.. Ama, ruhları ve, -abur-cuburla doldurulan midelere benzeyen- beyinleri, aç..
Bunun yanında, Avrupa ülkelerindeki resmî makamlar, giderek daha bir hızlı artan ve milyonları bulan bu müslüman nüfusun, (tam müslüman olamasalar da) tam olarak eritilemediğini de görüyor ve toplumlarının geleceklerine kendi elleriyle çetin sosyal problemler bıraktıkları ve ilerde, gelecek nesillerce ağır şekilde suçlanacakları endişesini dile getiriyorlar.. ‘Yabancıların toplumumuzla en iyi entegrasyonunun, bütünleşmesinin asimilasyon şeklinde olacağı’nı açıkça dile getiriyorlar; Alman Federal İçişl. Bak. Otto Schily‘nin dilinden..
Bu durumda, Avrupa’da yaşayan müslümanların oluşturduğu kuruluşların, derneklerin, teşekküllerin her birisirnin üzerine büyük vazifeler düşüyor..
Müslümanların oluşturduğu bu teşekküllerin en başında da, etkinlik ve yaygınlık ve üye sayısıyla İGMG (Islamische Gemeinschaft Millî Görüş) gelmekte..
Bu teşkilatın, 29-30 Mayıs günleri, Köln-Kerpen’deki Genel Merkez binasıyla ve bahçesinde kurulan dev çadırlarda bir proğram tertib olundu..
Daha önce, stadyumlar kiralanarak yapılan ve genelde bir siyasî gövde gösterisine dönüşen ve ayran kabartıcı nutukların çekildiği toplantılardan çok farklı ve belki fazla bir abartılı olmasın, ama, 10 bine yakın insanın katıldığı bir ‘Aileler Günü’ydü bu düzenleme.. Binanın geniş arazisi üzerinde kurulan satış standları da o mekanı nezih bir panayır yerine çevirmişti..
Toplantı boyunca, hiçbir siyasî eğilimin gölgesinin toplantı üzerinde hissettirilmemesi, güzeldi.. Bu da, propagandanın bir diğer şekli değil midir?
Keza, 3.500 kişilik bir dev çadırda tertiblenen panellere katılımın çok yüksek olması ve çok önemli konuların tartışılması idi.. Hele, ‘eğitim ve aile’ konulu panele, özellikle hanımların binler halinde katılmaları ve konuşmacıların ve hele Dr. Seyhan Büyükcoşkun’un oldukça akademik sayılabilecek konuşmasının bile dinlenmesi de son derece güzeldi.. Keza, ‘Avrupa ve İslâm’ konuları etrafında, İlhan Bilgü’nün yönetiminde, Dr. Ahmed Bağcan, Dr. Hasan Yâr ve IGMG Gn. Sekreteri Oğuz Üçüncü’nün katıldığı ve iki saatten fazla süren panelde dile getirilenler son derece dikkat çekici olduğu gibi, halkımızın bu konuları dikkatle dinlemeleri de son derece sevindirici idi.. San’atını inancının hizmetine sunan ve çizgisini değiştirmeyen sağlam karaktariyle gerçekten de her türlü takdirin üzerinde olan Ömer Karaoğlu ve ekibinin proğram aralarında sunduğu müzik ziyafeti de güzeldi.. Güney Afrika, Afganistan, Endonezya ve İran İslâm Cumhuriyeti’nden getirilen ünlü ‘Kur’an ‘qaarî’leri’nin (okuyucularının) ‘Mâide-i Kur’an’ (Kur’an Sofrası) adı altında sundukları nefîs Kur’an ziyafetinin aşk ve vecd içinde dinlenmesini kelimelerle anlatmak zor..
Binlerce müslümanın kaynaşmasına vesile olan ve genel hatlarıyla, İslamî hasletlere riayet edilmesi kaygusunun kendisini her konuda hissettirdiği böyle nezih bir toplantı dolayısıyla, IGMG sorumlularını tebrik etmek gerekiyor..
Bu toplantıya gösterilen yoğun ilgi, bu konuda duyulan ihtiyacı da gösteriyor..
Bu vesileyle, başka müslüman gruplarca oluşturulan diğer teşekküllere özendirici bir örnek teşkil etmesini temenni ettiğim bu gibi toplantıların suyunu çıkarmadan, belirli zaman aralıklarıyla tekrarlamanın faydalı olacağını hatırlatıp, herkesi kucaklayıcı bu tavrın sürdürülmesini de tavsiye etmek istiyorum..
*Selahaddin Eş Çakırgil / 01 Haziran 2004
__________________ " M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . " |