| Yeni TCK da insana değil, devlete öncelik veriyor 14 Eylül'de mecliste görüşülmesi beklenen yeni Türk Ceza Kanun tasarısı gerçekten bir reform mu? Tasarıyı değerlendiren hukukçular, iyileştirme adı altında ciddi tuzakların kurulduğunu vurguluyorlar. Özellikle düşünce özgürlüğü ve siyasi haklar konusunda "yoruma ve istismara açık" düzenlemeler göze çarpıyor. Tasarı bu haliyle kabul edilirse düşünce özgürlüğünde ciddi anlamda geriye gidiş söz konusu. Yeni ceza kanunu tasarısı kamuoyundan gizleniyor mu?
Son zamanlarda herkesin aklında bu soru var. Tasarıda yer alan tuzak maddeler bu soruların haklılığını ortaya koyuyor. Tasarıdaki bazı maddeler elastiki özelliklerinden dolayı endişe kaynağı. Genel itibariyle özgürlükçü ve demokratik bir anlayışla hazırlansa bile hukukçular söz konusu maddelerin mevcut yasadan daha geri hükümler getirdiğini ve bu sebeple çelişki doğurduğunu ifade ediyorlar. İşte tartışma konusu olan en önemli maddeler ve bu maddelerin yol açacağı anlaşılması güç suç ve cezalar. DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ KISITLANIYOR
Tasarıda en çok eleştirilen madde birçok yazarın ceza aldığı 312. maddenin yerine getirilen yeni düzenleme. Bu maddenin daha özgürlükçü bir yaklaşımla ele alınması gereğini vurgulayan hukukçular yapılan kısmi iyileştirmenin bile AB standartlarının gerisinde kaldığında hemfikir. Mevcut 312. maddede yer alan "Kamu DÜZENİ için tehlikeli olabilecek şekilde" ifadesi, "Kamu GÜVENLİĞİ için tehlikeli tarzda" şeklinde değiştirildi. Bu değişiklik yasanın kapsamını yoruma açık bir hale getiriyor ve kamu güvenliği kavramının tarifi mahkemelerin inisiyatifine bırakılıyor. Mahkemelerin daha önceki "düşünce özgürlüğünü" sınırlayıcı yorumları da hesaba katıldığında ilgili madde özgürlükler açısından eskisinden çok çok geriye gitmiş oluyor. HER TÜRLÜ ELEŞTİRİ SUÇ MU OLACAK?
Yine son uyum yasalarıyla 159. maddeye kasıt unsuru eklenmişti. Tasarıda 302. madde olarak yapılan düzenlemede "Aşağılama kastı bulunmaksızın sadece eleştirmek maksadıyla yapılan düşünce açıklamaları cezayı gerektirmez" şeklindeki fıkra metinden çıkarıldı. Böylece tahkir ve tezyif kastı olmadan yapılan eleştiriler de suç kapsamına giriyor. Yani yapılacak her türlü eleştiri, olumlu ya da olumsuz olsun, suç olarak yorumlanabilecek. Bu hem ifade hem de basın özgürlüğü açısından suç kapsamının genişlemesine ve yine yoruma açık hale gelmesi anlamına geliyor. "TEMEL MİLLİ YARAR" YORUMA AÇIK
Tasarının 306. maddesinde yer alan "Temel milli yararlara karşı fiillerde bulunmak için yabancı kişi ve kuruluşlardan destek almak" 3 yıldan 10 yıla kadar ceza getiriyor. Kişiden kişiye değişecek "Temel milli yarar" kavramı yine yoruma açık. Resmi kuruluşlar ve dernekler başta olmak üzere yabancı kuruluşlarla yürütülen ortak projeler suç oluyor. Örnek olarak AB karşıtı bir savcı bazı projeler için AB'den destek alan ya da toplantılar düzenleyen, sivil toplum faaliyetlerine de bulunan kurum ve dernekler hakkında dava açabilecek. "CEBİR ŞARTI" KALKIYOR
"Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs" suçu da kapsamı genişletilerek yoruma açık hale getiriliyor. Mevcut yasa da bu suçun oluşması için cebir yoluyla işlenmesi ve şiddet şartı aranıyordu. Ancak, tasarının 310. maddesinde "cebir veya tehdit kullanarak" ifadesiyle kapsam olabildiğince genişletiliyor. Yani tehdit suçun oluşması için tek başına yeterli olacak. Ancak buradaki tehdit kavramı olabildiğince genişletilerek tamamen mahkemelerin yorumuna bırakılıyor. Yani herhangi bir şiddet ya da cebir ve kötü kasıt olmaksızın bir araya gelmiş bir kaç kişiyi isterse mahkemeler tehdit olarak algılayabilir. BAŞÖRTÜYE HAPİS Mİ GELİYOR?
Yeni TCK ile mevcut yasada aslında ceza öngörülmeyen "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine" Dair Kanun'a aykırı davranmak da suç kapsamına alınıyor. Eğer düzenleme bu haliyle çıkarsa başörtüsü takanlara 1 yıla kadar hapis cezası kapısı da açılmış oluyor. DİN GÖREVLİSİNE 6 KAT CEZA
Tasarının 219. maddesinde devlet idaresini, kanunları, hükümet icraatlarını kötüye kullanan imam, vaiz gibi din görevlilerine 2 yıla kadar hapis öngörülüyor. Bu madde de düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek bir fiilin sadece din görevlileri için suç sayılmasına karşı çıkılıyor. Bu maddeyle basit eleştiriler bile suç oluyor, Diğer meslek grupları için ise bir ceza söz konusu olmuyor. CEZALARDA ANORMAL ARTIŞ
Cezalardaki alt sınır ile üst sınır arasında çok büyük farklar var. Bu durum hakimlere geniş bir takdir yetkisi tanıyor. Aynı suçla ilgili olarak ülke genelinde farklı uygulamalara dolayısıyla karışıklığa kapı açılıyor...
Bütün bu eleştirilere bakıldığında tasarının, demokratikleşme çabalarına ters düşen yasakçı bir zihniyetle hazırlandığı ortaya çıkıyor. "Devlete değil insana öncelik verildi" yaklaşımına ters düşülmemesi için tasarının amacıyla çelişen yasakçı maddelerden bütünüyle temizlenmesi gerekiyor...(
__________________ " M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . " |