| Ezan’la uğraşan iflah olmaz Ezan’la uğraşan iflah olmaz
Ramazan ayı yaklaşırken yıllardır, belli zaman aralıklarıyla tekrarlanan ‘ezan’ tartışmaları, maksatlı bir şekilde yeniden gündeme getirildi.
‘Türkçe ezan’ tartışmalarının ardından şimdi ezanı tamamen susturmaya yönelik saçma fikirler, halk arasında tedirginliğe yol açtı. Özellikle sabah ezanlarının halkı rahatsız ettiği gibi saçma bir fikrin toplumun genel kanısı gibi kamuoyunun gündemine taşınması, mütedeyyin halk kesimi içinde namaz ibadetine bir çağrı niteliği taşıyan ‘ezan’a karşı bir hazımsızlık olarak algılandı.
Bazı gazetelerde sabah ezanlarından çocukların, yaşlıların, hastaların rahatsız olduğunu ileri sürerek kişisel husumetlerin ortaya konulması, ardından ezanların minareden değil de radyolardan okunması tartışmalarının başlatılması toplumda büyük endişe meydana getirdi. Bu tartışmalar yaşanırken, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Ramazan Ayı öncesi yayınladığı bir genelgede, ezan sesiyle ilgili uyarılarda bulunması endişenin yerini korkuya bıraktı. Her yıl sistematik olarak ezan konusunda yaşanan bu tartışmaların belli mihraklar tarafından ısıtılıp ısıtılıp gündeme getirilmesinin ‘İslam dinine yönelik hazımsızlığın dışa vurumu’ olarak değerlendirildi. Bu konuda görüşlerini dile getiren Sendika temsilcileri ve ilahiyatçılar, yapılan tartışmalara tepki gösterdiler.
Batuk: Ezanla uğraşan iflah olmadı
İlahiyatçı ve Kocaeli eski Milletvekili Mehmet Batuk, ezanla ilgili çıkartılan tartışmaları sert şekilde eleştirerek, “ “Bugüne kadar ezanla uğraşan hiç kimse, siyasi iktidar ve siyasi kitle iflah olmamıştır. CHP’nin ezanı Türkçeleştirdiği dönemlerden beri, hala alnındaki leke duruyor” diye konuştu. Nusret Demiral’ın Türkçe ezanı müdafaa etmesinin de MHP’yi meclis dışı bıraktığını hatırlatan Batuk, “ AKP iktidarının da buna bulaşması onların da sonlarının yakın olduğunu gösteriyor” dedi. Ezanın refaha ve kurtuluşa çağrı niteliği taşıdığını söyleyen Batuk, “ Bu çağrıyı kesmeye çalışanın eli yanar” dedi.
AB’ye şirin görünmeye çalışılmasını eleştiren Mehmet Batuk, “ Kiliseye, nikah kıyma hakkını almak için uğraşıyorlar. Böyle bir dönemde bunun yapılması çok yanlıştır” dedi. Hükümetin AB’ye şirin görünmek için yapacağı hiç birşeyin onlar nezdindeki itibarını artırmayacağını vurgulayan Mehmet Batuk, “ Bunların tek elden akıllarını başlarına alması lazım” diye konuştu.
Eser: Rahatsızlık yok
Kamusen’e bağlı Türk Diyanet Vakıf Sen Genel Başkanı Bilal Eser ise, ezan sesinden toplumun rahatsız olmadığını belirterek, bu konudaki sorunun bütün Türkiye’de merkezi ezan sistemine geçilmesiyle çözüldüğünü söyledi. Ezanın bir davet olduğunu söyleyen Eser, “Namaz vaktinin geldiğinin ilanıdır. Birkaç kendini bilmez çıkıyor, ortalığı bulandırıyor. Vatandaş ezan sesinden kesinlikle rahatsız değildir” dedi.
Sabah ezanından dolayı bir rahatsızlık olmadığını, kendilerine de bu konuda herhangi bir şikayet gelmediğini söyleyen Bilal Eser, “Sabah ezanı okunduğu zaman, bir ilçede yarım saat ezan sesi duyuluyordu. Bazı müezzinlerin sesi gerçekten güzel, bazıları ise hoş değil. Diyanet bu sorunu çözdü. Bir defada merkezi ezanla davet yapılıyor. Bu da çok güzel” dedi.
Diyanet’in genelgesinin ise her yıl Ramazan ayı öncesi yayınlanan rutin bir genelge olduğunu, uyarıların ise her zaman yapılanlardan farklı yeni bir şey olmadığını söyleyen Bilal Eser, ezanın minare yerine radyodan okunması tartışmalarını eleştirdi. Eser, “Aynı işlevi görmesi mümkün değil. Minarelerin yapılış gayesi ezanın buradan okunmasıdır” dedi.
Kon: Saçma
Memursen’e bağlı Diyanetsen Genel Sekreteri Cengiz Kon ise, bu konudaki tartışmaları “ saçma, bilimsel nitelik taşımayan ve hiçbir anlamı olmayan şeyler’ şeklinde değerlendirdi. Cengiz Kon, tepkisini de, “Radyodan ezanı tartışmaya bile gerek yok. O zaman merkezi vaaz, merkezi ezandan sonra şimdi merkezi imam uygulamasına geçilsin. Her camiye dev görüntülü ekran konulsun. Merkezden bir imam bütün namazları kıldırsın, cemaat de ona uysun. O zaman bir imam ve bir müezzin bütün Türkiye’yi idare eder. Zaten o zaman din adamına gerek kalmaz” diye dile getirdi.
Ezanın minareden okunmasının İslamın doğuşundan bu yana uygulanan bir gelenek olduğunu söyleyen Cengiz Kon, “Namaza davet anlamı taşıyan ezan, yıllardır daha fazla insana duyurulması için mineraden okunur. Minaraler de, o şehrin ve köyün İslam köyü olduğunu belirlemek için yapılmıştır. Kısa zaman önce Fransa’daydım. Fransa’nın hemen her köyünde kilise ve çan kulesi var. Yani orada o kuleler nasıl Hıristiyanlığı temsil ediyorsa, bizim minarelerimiz de İslamın simgesidir” diye konuştu.
Ezanın güzel sesli kişiler tarafından okunması gerektiğini de söyleyen Kon, “ Tabiki güzel sesli hafız ve müezzinler okumalı. Ancak radyodan okunması ile ilgili tartışmalar kesinlikle suni gündem oluşturma çabasıdır. Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz. Bu ezandan rahatsızlık duyduğunu söyleyenlerin çoğu zaten namaza kalkmıyor. Uyuyor. Bu tartışmaları da İslami değerlere karşı çıkmaktan başka bir şey. Diyanet İşleri Başkanlığı da, yıllardır uygulanagelen bu tür dini kurallardan taviz vermeden, duyarlı ve tutarlı bir tavır sergilemelidir.” dedi.
Milligazete
__________________ Cümle ihvân hallenmişler hâliyle o mahbûbun Ne büyük Saadettir ihvânı olmak efendi Mahmûdun |