İlerleme Raporu'nu İsrail mi hazırladı?
Tarih: 17.10.2004 Saat: 17:15 Yayınlayan: yenicag
Avrupa Birliği Komisyonu''nun Türkiye İlerleme Raporu üzerinde hemen herkes her gün bir tuzak keşfediyor! Emekli Büyükelçi Onur Öymen, kimsenin değerlendirmediği bir noktayı yakalamış ve Leyla Tavşanoğlu''na açıklamış:
"Raporun bir bölümünde, Türkiye''nin üyeliğinden sonra Dicle ve Fırat havzalarındaki barajların ve sulama tesislerinin uluslararası yönetiminden söz ediliyor. Aynı cümlenin içinde İsrail ve diğer bölge ülkelerinin de adları geçiyor. Acaba burada kastedilen, vaktiyle önerilen ama Türkiye''nin kabul etmediği, Suriye''nin İsrail''e su vermesi karşılığında, Türkiye''nin Suriye''ye ek su vermesi tavizi midir? Yoksa başka bir fikir midir? Bu muğlak bir biçimde kaleme alınmıştır. Bunun esas amacı bilinmemektedir."
Tabii Onur Öymen diplomat ihtiyatlılığı içinde konuşuyor ama, "Dicle ve Fırat havzalarındaki barajların ve sulama tesislerinin uluslararası yönetimi" ifadesi bizce yeterince açıktır ve amacı da bilinmektedir!
GAP havzasında gözü olan İsrail''dir.
Amacı da önce "Nil''den Fırat''a kadar vaat edilmiş toprakları ele geçirerek Büyük İsrail''i kurmak", sonra da bu temel üzerinde ABD ve İngiltere''yi, hatta bu örnekte görüldüğü gibi Avrupa Birliği''ni de kullanarak tek dünya devletini gerçekleştirmektir!
Denilebilir ki, şu küçücük İsrail mi bunları hedefliyor?
Evet, hedefliyor ve bu hedefi hayata geçirmek için, İsrail''in kurulduğu günden beri yoğun bir çaba sarf ediyor.
Barzani ve Talabani, İsrail''in eseridir.
Her ikisinin barıştırılıp tek güç haline getirilmesi de İsrail''in Türkiye''deki gücü sayesinde gerçekleşmiştir.
ABD''nin Irak''a saldırısını düzenleyenler, bu ülkenin Yahudi yöneticileridir.
Şimdi burada akla getirilmesi gereken soru şudur:
İyi güzel de Avrupa Birliği''ni de el altında Yahudiler veya İsrail mi yönetiyor ki, GAP havzasının, hatta daha da genişleterek "Dicle ve Fırat havzalarındaki barajların ve sulama tesislerinin uluslararası yönetimi" diye bir ifade İlerleme Raporu''na girebiliyor?
Bu sorunun cevabı evettir!
Çünkü Avrupa Birliği, aslında bir şirketler birliğidir ve bu şirketlerin çoğunun sahibi de Yahudi sermayedarlardır!
Doç Dr. Kutlu Merih bu konuda,
"Büyük işletmelerin ve özellikle uluslararası firmaların ekonomik çıkarları genel olarak politik düzenlemelerle bağlantılıdır. AB projesi ile uygulamaya geçen malların, hizmetlerin, kapitalin ve emeğin serbest dolaşımı ilkesi bu amaçların gerçekleştirilmesi için uygun bir ortam yaratıyor. AB projesinin ulus-devlet yetkilerini azaltması ve AB karar alma mekanizmalarının demokratik sosyal sorumluluk ve hesap verme usullerine tabi olmaması, iş hayatının AB projesine özel bir ilgi duymasına ve destek vermesine yol açıyor. Brüksel genel olarak ulus-devletlerin kendi ulusal Şrmalarını kayırma eğilimlerini engelliyor ve uluslararası Şrmaların harekat alanını genişletiyor. Bazı büyük iş grupları, Brüksel karar mekanizmalarını etkileyebilecek lobicilik çalışmalarını sürdürerek, birliğin politikaları üzerinde etkili oluyor" diyor.
Söz konusu uluslararası firmalar isim isim bellidir ve hepsi de Yahudi şirketidir.
Bu durumda, Avrupa Birliği''nin de aslında İsrail''in tek dünya devleti projesine hizmet ettiği anlaşılıyor! Yoksa, Türkiye''nin kendi topraklarındaki egemenliğinin sona erdirilmesi ve Fırat Dicle havzasındaki barajların ve sulama tesislerinin uluslararası bir yönetime, yani Yahudi yönetimine verilmesi, İlerleme Raporu''na nasıl girebilirdi?
Bu bölgedeki suya kimin ihtiyacı var?
Almanların veya Fransızların değil herhalde?
Raporu, doğrudan İsrail hazırlamıyor ama, işin içinde Yahudiler olmasa, GAP bölgesinin uluslararası bir yönetime devredilmesini Almanlar veya Fransızlar niçin istesin?
Bu noktada, 9 Ekim 2004 günü yayınladığımız "Hükümetten İsrail''e GAP ve KOP davetiyesi!" başlıklı haber yeni bir anlam kazanıyor.
İlginçtir, AKP hükümeti, bir taraftan, AB''nin Türkiye''de yeni azınlıklar yaratma politikasına uyum sağlarken, diğer taraftan GAP ve Orta Anadolu bölgelerinde İsrail yatırımlarının önünü açıyordu.
İsrail ile imzalanan mutabakat metni 5 Ekim günü Resmi Gazete''de yayınlanıyor, 6 Ekim günü de İlerleme Raporu açıklanıyor.
Birincisinde, İsrail, GAP bölgesi ve Orta Anadolu''ya sulama tesisleri yatırımı için davet ediliyor, ikincisinde ise, bu tesislerin uluslararası yönetime kavuşturulacağı belirtiliyor!
Ve Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu raporunda da, "Türk terimi etnik grup anlamına gelir, onun için Türkiyelilik kimliğini üst kimlik kabul eden bir toplum yapısı hedeflemeliyiz" denilmesi, bunun sık sık Tayyip Erdoğan tarafından tekrar edilmesi de tesadüf değil!
Aynı lobinin eseri!
Arslan Bulut, 18 Ekim 2004
