| YÜCE Divan nedir..? Siyasileri 12'den vurdu
02 Kasım 2004 Salı
AK Parti iktidarı ile birlikte kurulan ‘Meclis Yolsuzlukları Araştırma ve Soruşturma Komisyonu’nun çalışmaları neticesinde 11 yıl aradan sonra Yüce Divan perdesi yeniden aralanıyor. Komisyon tarafından hazırlanan 1.200 sayfalık rapora göre bir takım yolsuzlukların belirlenmesi, eski Başbakan Mesut Yılmaz ve 6 eski bakanla bir çok bürokratın da bu olaylara adının karışması siyasette hareketli günlerin habercisi gibi görünüyor.
Yüce Divan nedir?
Anayasa Mahkemesi’nin cumhurbaşkanını, bakanlar kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başkan ve üyeleriyle başsavcılarını, cumhuriyet başsavcı yardımcısını, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlarından dolayı yargıladığı durumlarda taşıdığı kimliğe ‘Yüce Divan’ deniliyor. Yüce Divan’da savcılık görevini cumhuriyet başsavcısı ya da yardımcısı yapıyor.Yüce Divan’ın aldığı kararlar anayasanın 148’inci maddesi uyarınca kesin kabul ediliyor ve bunlara karşı hiçbir mercide başvuruda bulunulamıyor. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’na göre yargılama yapan sanığın sorgulanması sırasında, üyeler ve cumhuriyet başsavcısı ya da yardımcısı, başkanın izniyle sanığa soru sorulabiliyor, duruşma içeriği başkanın uygun göreceği teknik araçlarla kayıt edilebiliyor. Divan-ı Ali’den günümüze
1876 Kanun-i Esasisi’nde bu kurum Divan-ı Ali adını taşımaktaydı. 31. maddeye göre gerek duyulduğu zamanlarda ve padişah iradeleriyle toplanırdı. ‘İtham dairesi’ ve ‘hüküm divanı’ adlı iki ayrı organdan ve 30 üyeden oluşmaktaydı. 9 kişilik itham dairesi dava edilen yüksek düzeyli görevlinin yargılanmasına gerek olup olmadığına karar verirdi. Öteki üyelerden oluşan hüküm divanı da yargılama işini yürütürdü.
1924 Teşkilatı Esasiye Kanunu’nda da yer alan Divan-ı Ali, 61 madde ile bakanlar, danıştay ve yargıtay başkanlarıyla üyelerini, cumhuriyet başsavcısını yargılayacak biçimde yeniden düzenlendi. Divanı oluşturma yetkisi 67. madde ile yeniden TBMM’ye verildi. Divan-ı Ali 1945 yılında 1924 Anayasası’nda yapılan düzenleme ile ‘Yüce Divan’ adını aldı. Bu görev,1961 (madde 147) ve 1982 (madde 148) anayasalarında Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi’ne verildi.
Yüce Divan’ı kimler gördü?
Bugüne kadar Bahriye, Ticaret, Gümrük ve Tekel eski bakanlarından ikişer, Bayındırlık eski bakanlarından ise birer olmak üzere 12 eski bakan Yüce Divan’da yargılandı.
İlk dava ‘Yavuz-Havuz Olayı’
Cebelibereket (Osmaniye) Milletvekili ve Bahriye eski Bakanı İhsan Eryavuz hakkında Yavuz Zırhlısı’nın onarımında yolsuzluk yaptığı iddasıyla Başbakan İnönü tarafından 18 Aralık 1927’de verilen önergeyle bir hafta sonra Meclis Soruşturma Komisyonu kuruldu. “Yavuz-Havuz Olayı” olarak tarihe geçen bu konu sebebiyle eski bakanın dokunulmazlığı kaldırılarak Divan-ı Ali’ye sevkedildi. Aynı olaydan dolayı Ertuğrul (Bilecik) Milletvekili Dr. Fikret Onuralp da Divan-ı Ali’ye gönderildi. 16 Nisan 1928’de neticelenen davada Bahriye eski Bakanı Eryavuz, “Görevi kötüye kullanmak ve rüşvet alma girişiminden” 2 yıl ağır hapis ve 2 yıl memuriyetten men cezasına, Dr. Fikret Onuralp, “dolandırıcılıktan” 4 ay hapis ve 100 lira ağır para cezasına çarptırıldı. Bu kararlar Yüce Divan’ın Cumhuriyet döneminde verdiği ilk mahkumiyet kararı oldu.
500 bin liralık duruşma
Gaziantep Milletvekili ve Ticaret eski Bakanı Ali Cenani hakkında un ve zahire fiyatlarının yükselmesini önlemek için Ticaret Bakanlığı emrine verilen 500 bin liranın harcanmasında usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle 10 Mart 1928’de Soruşturma Komisyonu oluşturuldu. 14 Nisan’da dokunulmazlığı kaldırılarak Yüce Divan’a sevkedilen Cenani, 14 Mayıs 1928 tarihinde 1 ay hapis ve 170 bin lirayı tazmin etme cezası aldı.
Arpa kaçırıldı iddiası
Ticaret eski Bakanı Mehmet Baydur, İngiliz firması Bunge’ye yapılan 52 bin 500 tonluk arpa satışı yüzünden Meclis Soruşturma Komisyonu tarafından 1964 yılında Yüce Divan’a sevkedildi. Baydur yargılama sonunda beraat etti.
Bahriye Nazırı’na altınları ‘öde’ emri
Bahriye eski Nazırı Mahmut Muhtar Katırcıoğlu, Anadolu Demiryolu Kumpanyasıyla ilgili olarak İngiltere’de Times Iron Works fabrikalarına 20 bin İngiliz lirasını kefaletsiz ödeyerek, “hazineyi zarara uğratmak” suçlamasıyla 30 Mayıs 1929’da Yüce Divan’a gönderildi. Verilen kararda şirkete ödenen 22 bin altının yüzde 5 iskonto edilerek Mahmut Muhtar Paşa’dan tahsil edilmesi istendi.
İhtilal olunca yine yargılandı
Bayındırlık eski Bakanı Şerafettin Elçi 16 Mart 1982’de sonuçlanan Yüce Divan kararına göre beraat etmesinden bir gün sonra ikinci kez MGK tarafından Yüce Divan’a gönderildi. “Rüşvet almak” ve “görevini kötüye kullanmak” suçlamasıyla 7 arkadaşıyla birlikte yargılanan Elçi, rüşvet iddialarından beraat etti. Ancak görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Diğer 7 sanıktan 4’ü 3 yıla kadar hapis cezası alırken 3 sanığın beraatine karar verildi.
En ağır cezayı Mataracı aldı...
Gümrük ve Tekel eski Bakanı Tuncay Mataracı bakanlığı döneminde “rüşvet almak” iddiasıyla MGK tarafından Yüce Divan’a sevkedildi. Mataracı ve 21 arkadaşının yargılanmasına 1981 yılında başlandı. Yargılananlar arasında Bayındırlık eski Bakanı Şerafettin Elçi ve yer altı dünyasının babalarından olduğu bilinen Abuzer Uğurlu da yeraldı. 1982’de sonuçlanan davada Mataracı 36 yıl ağır hapis ve 787 milyon 386 bin lira para cezası alırken Elçi beraat etti. Diğer sanıklara da 10 ay ile 6 yıl arasında değişen çeşitli sürelerde hapis ve para cezası verildi.
Özal tanıklık etti
Devlet eski Bakanı İsmail Özdağlar, “rüşvet almak” ve “görevini kötüye kullanmak” iddiasıyla 15 Mayıs 1985 tarihinde Yüce Divan’a gönderildi. 1 Temmuz 1985’te başlayan yargılama 14 Şubat 1986’da sona erdi. Davada, dönemin Başbakanı Turgut Özal da şahit olarak dinlendi. Şahit ifadeleri ve dava delillerini “rüşvet” suçlaması için yeterli görmeyen Yüce Divan, Özdağlar’ı görevini kötüye kullanmaktan 2 yıl hapis ve 30 bin lira ağır para cezasına çarptırdı. Özal dönemine damgasını vuran ve çok ses getiren bu olay, siyasiler tarafından Yüce Divan tartışmalarına örnek gösteriliyor.
MGK’nın yargılattığı son bakan
Bayındırlık eski Bakanı Selahattin Kılıç, “görevini kötüye kullanmak” iddiasıyla MGK tarafından sevkedildiği Yüce Divan’da 10 arkadaşıyla birlikte yargılandı. Kılıç ve 6 arkadaşı beraat etti. Diğer sanıklar 8 ay ile 1 yıl arasında hapis cezası aldı.
ANAP onur meselesi yaptı
Bayındırlık eski bakanları Safa Giray ve Cengiz Altınkaya, otoyol ihaleleri sözleşmelerinde fiyat farkı ödenmeyeceğine ilişkin hüküm olmasına rağmen, fiyat farkı ödedikleri iddiasıyla 20 Ocak 1993 tarihinde Yüce Divan’a gönderildiler. Bu davaya 14 Eylül 1993 tarihinde Danıştay’ın kararı üzerine Karayolları eski Genel Müdürü Atalay Coşkunoğlu da dahil edildi. Yüce Divan’daki yargılama 13 Nisan 1995’te sonuçlandı. Giray, Altınkaya ve Coşkunoğlu suçsuz bulundu.
Kibrit çöpünün ateşi kahvenin hatırı
Saraçoğlu Hükumeti’nde Gümrük ve Tekel Bakanlığı yapan Suad Hayri Ürgüplü, bakanlığı döneminde kibrit üretimi ve kereste alımında yolsuzluk yaptığı iddiasıyla 15 Kasım 1946’da kendi isteğiyle Yüce Divan’a sevkedildi. Ürgüplü dönemin yöneticilerinden 23 bürokrat yargılanmaya başlandı, Yüce Divan Ürgüplü ve diğer sanıklar hakkında beraat kararı verdi. 1965 yılında siyasi hayatında basamak atlayıp başbakan olan Ürgüplü bugüne kadar Yüce Divan görmüş tek başbakan ünvanı taşıyor.
SSK ve Bağ-Kur’da işgüzarlık
Sosyal Güvenlik eski Bakanı Hilmi İşgüzar, bakanlığı döneminde, “Kayırma, yolsuzluk, nüfuz ticareti, vazifeyi suiistimal ve menfaat temini suretiyle Bağ-Kur ve SSK’yı zarar uğrattığı iddialarıyla MGK tarafından Yüce Divan’a sevkedildi. 15 arkadaşıyla birlikte yargılanan İşgüzar, 1982 yılında 9 yıl 8 ay ağır hapis ve 5 milyon 251 bin liralık para cezasına çarptırıldı. Diğer sanıklara da 3 ay ile 4 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi.
__________________
Okyanus arayan..Irmak olmalidir..! |