|
abdulhamit han
Sultan Abdülhamid Han’ın ruhaniyetinden istimdat
Nerdesin şevketlü sultan Hamid Han?
Feryadım varır mı barigâhına?
Ölüm uykusundan bir lahza uyan,
Şu nankör ..... bak günahına.
Tarihler ismini andığı zaman,
Sana hak verecek, ey koca Sultan;
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyasî padişahına.
“Padişah hem zalim, hem deli” dedik,
“İhtilâle kıyam etmeli” dedik..
Şeytan ne dediyse, biz “belî” dedik,
Çalıştık fitnenin intibahına.
Divane sen değil, meğer bizmişiz,
Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz.
Sade deli değil, edepsizmişiz,
Tükürdük atalar kıblegâhına..
Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fenâ,
Bir sürü türedi, girdi meydana.
Nereden çıktı bunca veled-i zinâ?
Yuh olsun onların ham ervahına!
Bunlar halkı didik didik ettiler,
Katliama kadar sürüp gittiler.
Saçak öpmeyenler, secde ettiler..
...... pis külahına.
Haddi yok açlıkla derde girenin,
Sehpa-yı kazaya boyun verenin,
Lânetle anılan cebâbirenin
Bu, rahmet okuttu en küstahına.
Çok kimseye şimdi vatan mezardır,
Herkesin beladan nasibi vardır,
Selamete eren pek bahtiyardır,
Bu şeb-i yeldânın şen sabahına.
Milliyet davası fıska büründü,
Rida-yı diyanet yerde süründü,
Türk’ün ruhu zorla asi göründü,
Hem Peygamberine, hem Allah’ına..
Lakin sen sultanım gavs-ı ekbersin
Ahiretten bile himmet eylersin.
Çok çekti şu millet murada ersin
Şefkat kıl şahım mededhahına.
Rıza Tefik Bölükbaşı (1869-1949)
|