"Mübarek yılbaşına birkaç gün kala" böylesine ağdalı bir konuya girdiğimiz için özür dilersek, tebliğin "özü" ifade eden şu ilk maddesini yansıtmamıza bozulmazsınız herhalde:
"ABD makamları tarafından Türkiye´ye ithal ve buradan ihraç olunacak askeri malzeme, teçhizat, ikmal maddeleri ve eşyaları giriş ve çıkış ve ülke içi nakil işlemlerinin yürütülmesinde aşağıdaki usuller uygulanacaktır".
ABD askeri malzemelerinin giriş çıkışı...
Kimilerine göre, ABD'nin, Türkiye'yi 'silah deposu ve kö
prüsü' haline getirmesine yol açan bir düzenleme bu...
"Bu tebliğle ABD'nin Türkiye'yi kolayca işgal etmesinin alt yapısı hazırlanmıştır" görüşünü ortaya atan sivil toplum örgütleri bile var.
Hükümet ise, tebliğ konusunda devletin ilgili bütün birimlerinin 'görüş birliği içinde' olduğunu belirtiyor.
***
Söz konusu düzenlemeye ilişkin hukuki başvuruları bu sütundan duyurmuştuk.
Saadet Partili Prof.Dr. Mustafa Kamalak ile ultra Kemalistlerin bir araya geldiği Müdafaa-i Hukuk Derneği avukatlarının Danıştay'a yaptıkları iptal ve yürütmeyi durdurma müracaatları...
Bunların her ikisinde de, deniz ve hava limanlarımızı "Amerikan askeri malzemelerini taşıyan gemi ve uçaklara" açmanın, telâfisi imkansız zararlara sebep olabileceği belirtiliyor.
Anayasa'ya ve kanunlara aykırılık, Meclis'in by-pass edilmesi vesaire...
**
Mesele yargıya intikal ettiğine göre, oradan çıkacak kararı beklerken...
"Başka boyutlara" bakmak suretiyle, birtakım "öğretici" sonuçlara varabilir miyiz acaba?..
İşte bir soru:
Tebliğ hakkındaki görüşleri, Saadet ve Müdafaa-i Hukuk'tan farklı olmayan Anamuhalefet Partisi, niçin Danıştay'a başvurmadı?..
Aklınıza gelen bir sebep var mı?..
CHP'de dış politika işlerine bakan Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'le bu konu hakkında uzun uzadıya konuştuğumuzu yazmıştık.
Sayın Öymen, bu tebliğin Anayasa'ya, kanunlara "aykırı" olduğunu ve Türkiye'nin riske atıldığını iddia ediyor...
Eğer gerçekten öyleyse...
Ortada, abartma-saptırma yoksa CHP'deki bu "eylemsizlik" niye?..
Danıştay'a, başvuran Anamuhalefet Partisi olsaydı...
Daha etkili olmaz mıydı?..
Böyle bir çalışma, CHP liderliğini hedef alan "Muhalefet yapamıyor" yollu hücumların önünü bir ölçüde kesmez miydi?..
Sayın Öymen, "Sizin bileceğiniz iş ama Danıştay'a başvurmamanızın sebebini merak ediyorum" diyerek zorladığımızda, "Sonuç alınabilir miydi, bilmiyorum"
karşılığını veriyor.
Bunun ikna edici bir değerlendirme olmadığı ortada...
Zira Öymen, söz konusu tebliğin "sahiden" de hukuka aykırılık teşkil ettiğine inanıyorsa, Danıştay'dan aksi yönde bir karar çıkmasından endişe etmemeli...
Sonra; hiçbir başvuruda sonuç garanti değildir ki...
Başvurursunuz, kararı yargı verir!..
***
"Laiklikle irtibatlandırılan sudan mevzularda" ortalığı birbirine katan CHP'nin, bu meseleyi "uzaktan tâkiple", hadi hadi soru önergesiyle geçiştirmesi mânidar değil mi?...
Evet, mânidar da... Mânâsı ne?..
Kuliste söylenen, 1 Mart tezkeresinin 'geçmemesi için' büyük gayret sarf eden Deniz Baykal'ın ABD tarafından "kara listeye" alındığı!..
Tezkereye ilişkin tutumunun "cezası" olarak, "parti içi muhalefetin", ABD tarafından başına musallat edildiği!..
Mesajı alan Baykal'ın da yakın kurmaylarına "ABD'yi fazla rahatsız etmemeleri " yönünde direktif verdiği!..
Bunu dillendiren CHP vekilleri var!..
* * *
Aradan geçen zaman dilimi içerisinde, "bu tür değerlendirmeler doğru mu, yanlış mı" sorusuna cevap ararken...
İlginç bir gelişme daha oldu...
Son görüşmemizde, "Tebliğ meselesini, Dışişleri bütçesi görüşülürken gündeme getireceğim" diyen Sayın Onur Öymen'i dikkatle izledik...
Dışişleri bütçesinin görüşmelerinde, defalarca kürsüye çıktı...
Lâkin, bu meseleye hiç girmedi!..
Niçin girmedi?
Muhabir arkadaşımız Seda Şimşek görüştü, kendisiyle...
Şeyden dolayı öyle olmuş...
"Konuşma süresi kısıtlı"ymış...
Habervakti.com