İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Konu Kapatılmıştır
 
LinkBack (1) Seçenekler

  #1
Alt 05.02.2005, 20:02
 
M. Ali Saral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.557
Teşekkür etti: 11
96 Teşekkür 49 Mesaja aldı
Haydar Baş'tan Fetullah Gülen!e mektup

PROF. DR. HAYDAR BAŞ’IN FETHULLAH GÜLEN’E YAZDIĞI TARİHİ MEKTUP (6 ŞUBAT 1998)

“Muhterem Kardeşim Fethullah Efendi,

Allah’a hamd, Resûlüne salât–ü selamdan sonra mektubuma başlarken zat–i âlinize ve camianıza selam ve muhabbetlerimi sunarım. Malumunuzdur ki, Mü’minlerin birbirlerini sevmeleri, sırat–ı mustakîm üzere bulunmaları, varsa noksanlarını telafi edip birbirlerine yardımcı olmaları, hakkı tavsiye etmeleri ve gerektiğinde emri bi’l ma’rûf – nehyi ani’l münker yapmaları Hak’ın emri gereğidir ve bir vecibedir. “Müminler ancak kardeştir” ve kardeşler, birbirine yıkayan iki el gibidirler. Kardeşin kardeş üzerinde hem hakkı hem de sorumluluğu vardır. Eğer bir Mümin kaderin sevkiyle bir camianın sorumluluğunu taşıyorsa bu sorumluluk, bu vebal daha da artmakta ve önem kazanmaktadır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) “Hepiniz çobansınız ve güttüğünüzden mesûlsünüz” buyurmaktadır. Bu sebepledir ki,birbirimizi lüzum görülen hususlarda aydınlatmak, istişare etmek, varsa bir yanlıştan sakındırmak, üzerimize bir borç olduğu gibi, kardeşlik hukukunun da bir gereğidir.

Öte yandan zat–i âliniz ve arkadaşlarınızın ülkemizde ve dünyada yaptığı hayırlı hizmetleri takdirle karşılıyor ve hayırla anıyoruz. Bu cümleden olarak bu mektubu, hem bir istişare maksadıyla hem de bir mükellefiyetin gereğini yerine getirmek üzere yazıyorum.

Zat–i âliniz ve hizmet camianızla ilgili olarak kamuoyunda tartışılan,medya yoluyla aleniyet kazanan ve aşağıda bir kısmına temas edeceğim hususlarda,inancımız, yolumuz İslam adına ciddi endişelerim hasıl olmuştur. Belki de meseleler, intikal ettiği gibi değildir, – ki öyle olmasını çok temenni ederim – fakat değil mi ki hadiseler bir noktaya gelmiştir ve tartışılmaktadır; o halde ciddiyet kazanmıştır. Eğer meseleler saptırılıp, kamuoyuna yanlış izlenim veriliyorsa, basın yoluyla tekzibinin çok isabetli olacağı kanaatindeyim.

Yaşadığımız devrin şartlarının zorluğunu ve vahametini kabul etmekle beraber, Müminlerin (hele de hizmette öncü olup bir camiayı temsil ediyorlarsa) usûl ve metot açısından basiret ve ferasetle yürümeleri,ancak Hak’ın hududunu da korumaları bir zorunluluktur. Mevzuat ve hukuka ters düşmeden, Devlet ve Millet bütünlüğünü koruyarak –zira bu Devlet, bu Millet bizimdir– müsamaha hudutlarını sonuna kadar zorlamalı, fakat asla tavize yaklaşılmamalıdır. Buna hakkımız olmadığı gibi, Hakk’a ancak hak ölçülerin korunması suretiyle hizmet edilebileceği, diğer gayretlerin ise hizmet değil, bir vebal olacağı bilinmelidir. Bu ölçüler içerisinde, zat–iâlinizi incitmeden maksadımı anlatabilmek ümidiyle, bizi endişeye sevk eden hususlara ana hatlarıyla temas edeceğim

1– Bir müddet evvel basına yansıyan bir beyanatınızda başörtüsüne “teferruat” demişsiniz. Bu söz,İslam’ı tahrif etmeyi meslek edinenler tarafından ele alınarak neredeyse tesettürün lüzumsuzluğuna hükmedildi. Belki maksadınız bu değildi, fakat olaylar sonuçlarıyla ölçüdür.

Çok iyi bilirsiniz ki tesettür, başörtüsü bir vecibedir, farzdır.Ayetlerle sabittir. Ayette başörtüsü, “Hamr” kelimesiyle anlatılır. Bir manası başı,diğer bir manası da göğsü örtmek hakkındadır. Malumunuzdur ki, lafızların kelime manası esas alındığında mesele sapar ve saptırılır. Zira bu kelimenin elliye yakın manası vardır. Bir manası da içkidir. Sadece kelime manasından yola çıkarak kalkıp da ayette geçen ‘Hamr’ kelimesini içki anlamıyla kabul edersek “içkiyi örtmek” gibi bir şey ortaya çıkar ki, bu mantıksızlıktır.O halde mefhumları, lafızların kelime manasıyla uğraşıp saptırmadan,istılahî mana üzerinde durmak, ayetlerin nüzûl sebeplerine inmek ve tarihî tatbikatı da dikkate almak esas olmalıdır. Nitekim tesettür ayeti indikten sonra, Müminlerin Annesi Hazreti Zeynep validemiz, hiç dışarı çıkmamıştır.

Yine biliriz ki, bir farzı basite almak, helâlı haram, haramı helâl kabul etmek, itikadî açıdan pek vahim sonuçlar doğurur. Neden Allah’ın emirlerini tartışma konusu yapmaya sebep oluyoruz? Bu bir mecburiyet midir?Mecburiyet ise nereden kaynaklanmaktadır?

2– Yine günümüzde Kur’an–ı Kerim’i tahrif planları yapan çevreler ve bunların avukatlığına soyunan İslam muhalifleri var. ‘Yeniden yapılanma ‘adı altında İslam’ı, reformcu bir mantıkla tahrife kalkışmaktadırlar. Sanki Resûlüllah (s.a.v), Kuran–ı Kerim’i anlayamamış da, 14 asır sonra bu hilkat garibeleri anlamış... Bunlara göre “Hadis–i şerifler uydurmadır. İcma, kıyas, mezhep ve meşrep gibi kavramlar yoktur. Müctehid imamlar komisyoncu,Müslümanlar yobaz; İslam 1400 yıldan beri hiç anlaşılmamış...” Bunlara göre,’Mezhepler haktır’ demek küfür; ama lafzı da mu’cize olan Kur’an–ı Kerim’i Türkçeleştirmek uğruna, mezhep imamlarının fetvaları pek muteberdir ve asıldır.Bu kadar vahim dalâlet, sapıklık ve tezat içinde yüzenlere binbir zahmetlerle kurduğunuz TV kanalınızda zehirli fikirlerini yayma fırsatı veriyorsunuz. Bundan daha da vahimi, sözünü ettiğimiz şahıs ve şahıslara plaket vermek suretiyle ödüllendiriyorsunuz; bunun adı tolerans, müsamaha oluyor. Böylece hem bu gibiler özendiriliyor, hem de büyük kitleler bu yapılanların meşru olduğu zannına kapılıyor. Buna razı olacağınıza asla inanmıyorum.

3– Basında ve kamuoyunda müşahede ettiğimiz daha büyük bir yanlış ise, Hıristiyan din öncüleriyle yakınlıklar kurulması, karşılıklı dostluk mesajları gönderilmesi ve bu yolda birlik–beraberlik, işbirliği, iyi niyet havasının verilmek istenmesidir.Hatta son günlerde çıkan bir haberden takip ettiğimize göre bir iftar sofrasında bir Hıristiyan temsilciye dua ettiriliyor. Temsilci duasında teknik bir şekilde Allah Resûlü’nü tanımadığını ifade ediyor. “Ortak yanımız Allah–u Ekber dir. Allah–u Ekber diyelim” diyor. Şimdi soruyorum; “Muhammed’ür rasûlullah” demeden, gerçek manada Allah–u Ekber demek nasıl mümkün olur? Belli ki bu demagojidir. Bu şahıs, muharref İncil’e dayalı teslis inancını taşıyan ve Kur’an–ı Kerim’de şirk olduğu ifade edilen Hıristiyanlığı cazip ve meşru göstermek maksadındadır. Güya iki din arasında ortak bir taraf bulunuyor ve bu basın yoluyla kamuoyuna arz ediliyor. Halbuki küfür olan Hıristiyanlık ile yegâne hakkın kendisi olan İslam’ın hiçbir ortak yanı yoktur. Küfür ile hak, karanlık ile aydınlık nasıl ortak cihet taşıyabilir.? Kaldı ki küfürde olanların duası makbul olmadığı gibi, böyle bir duayı meşru ve faziletli saymak da itikadî açıdan tehlikelidir. Bilindiği gibi itikadî konular son derece büyük bir önemi haizdir. Küçük bir açı farkı, vahim neticeler doğurabilir.Sizden sadır olan küçük bir açı farkı, topluma genişleyerek yansır.Hıristiyanlarla tesis edilmiş gibi görünen samimiyet bağı, muhabbet havası ola ki, gençliğe “Hıristiyan da olunabilir” kanaatini verirse, bu hatanın tamiri mümkün olamaz. Kimse de bu vebali kaldıramaz. Bütün bunlar sizin malumunuzdur.Çok iyi biliniz ki, kelime–i tevhid’e ancak nübüvvetle tamamlanır. Allah Resûlünü inkar edenler, “Allah–u Ekber”kelimesinde nasıl samimi olabilirler?Biz Hıristiyan veya diğer din mensuplarıyla görüşülmesin, irtibat kurulmasın demiyoruz. Ancak onlarla olan ilgi ve irtibat, Hakk’ı ketmetmemek ve açıkça söylemek şartıyla meşrudur. Yani tebliğ esastır. Nitekim Allah Resûlü’nün o devrin Hıristiyanlarıyla olan görüşme ve münasebetleri, tam bir tebliğ örneği ve hakkın beyanı şeklinde cereyan etmiştir. Kur’an–ı Kerim’de Âl–i İmran suresinin ilk seksen ayetini ve Meryem suresini ibretle inceleyiniz! İstirham ederim. Bakınız ilgili ayetler; Âl–i İmran (1–8, 18–32, 35–37, 42–51, 53–61, 62–64, 79–80, 85–86) ve Meryem (21–25).Bakınız, şu ayet Hıristiyanlar hakkında inmiştir; “De ki: Allah’a ve Rasûlüne itaat ediniz. Eğer yüz çevirirlerse muhakkak ki, Allah kafirleri sevmez.” (Âl–i İmran –32). “Andolsun ‘Allah üçün üçüncüsüdür’ diyenler kafir olmuşlardır.” (Maide–73) “Müminler, müminleri bırakıp kafirleri dost edinmesinler.” (Al–i İmran –2 Kaldı ki haham ve papazlarla işbirliği ihtiyacı nereden çıkmaktadır? Kimin için, neye ve kime karşı bir ve beraber olunacaktır.? Ancak ilhad fikri ve ateizm öldüğüne göre bu taviz, bu tahribat, bu zillet nedendir?Bu tutum insanlara Hıristiyanlığı normal ve meşru kabul etme hissiyatını verir ki, gençliğimiz, teknolojik üstünlüğü elinde tutan Hıristiyan dünyasına, Hıristiyanlık dinine meylederlerse bu vebali kim taşıyabilir?Nitekim bütün şehirlerimizde ve özellikle İstanbul, İzmir, Ankara,Eskişehir ve Adana gibi vilayetlerde gençlere İncil okutma faaliyetine başlanmıştır.Ve bilmekteyiz ki, asırlardır süren Hıristiyanlaştırma ve misyonerlik faaliyetleri, özellikle günümüzde daha da organizeli ve sinsi bir şekilde hız kazanmıştır. Hâlâ tarihî haçlı taassubunda İstanbul, İzmir ve hatta Anadolu kurtarılmayı bekleyen işgal edilmiş topraklar olarak algılanıyor ve öğretiliyor.

İspanya’yı düşünün ki, 800 yıl yaşayan bir İslam medeniyetinden bugün bir iz bile bulamazsınız. Ehl–i küfrün hesabının ileriye dönük ve intikam dolu olduğunu asla unutmamalıyız. Sekiz asır Endülüs Müslümanlarının yaşadığı İspanya’da bir tek Müslüman bırakılmamış, hepsi katledilmiştir. Halbuki İstanbul’un fethinin üstünden 545 yıl geçmiştir. Sırplar, Bosna’da katliam yaparken ‘Hedefimiz İstanbul– Anadolu, hatta Horasan’ diyorlardı; unutmayalım. Haçlı taassubunun doğurduğu kin, tarih boyunca hızından hiçbir şey kaybetmeden yaşatılmaktadır.Son günlerde manevi ve dini değerler üzerinde çıkarılan tartışmalar sebepsiz değildir. Bu, uluslararası organizeli bir güç tarafından planlanmakta, bu hususta yerli uşaklar kullanılmaktadır. İyi bilelim ki hedef, sadece dinimiz değil, devletimiz ve hatta vatanımızdır Bir baskı ve yılgınlık hali sergilenmesi de anlamlı değildir. Zira zat–i âliniz hukuk dışı bir iş yapmıyorsunuz ki, korkup endişe edeceksiniz.Yaptığınız millete ve vatana hizmettir.Kaldı ki siz, ne bir siyasi lidersiniz, ne de İslam namına seçilmiş bir temsilcisiniz. Her iki halde de böyle badirelere düşmenin anlamı yoktur.Nitekim biz, devlet ve millet kucaklaşmasıyla milli bütünlüğü temine çalışıyor, mevzuat ve hukukun üstünlüğünü hayata geçirmeye gayret ediyoruz.Biz, bu tartışma, istişare veya uyarıyı nefsanî bir hesapla ve de kötü örnek teşkil edecek şekilde kamuoyu önünde yapmıyoruz. ‘Kol kırılır yeniçinde...kalır’ denildiği gibi, bu bizim kardeşlik ve inanç beraberliğinden kaynaklanan görevimizdir.

Samimiyet, ihlas ve vefanıza inandığım kardeşim olarak, bu açık ve samimi düşünce ve uyarılarımı, edille–i şer’iyye ölçüleri ve hassas inancınız ve vicdanınızla kâmil anlamıyla değerlendirip, bir nefs muhasebesi yapacağınıza inanıyor, bu vesileyle tekrar kalbî muhabbetlerimi arz ediyorum. Allah’dan Sırat–ı Mustakim üzere daim bulunmanızı niyaz ediyorum”.

Prof. Dr. Haydar Baş (6 ŞUBAT 1998)
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
M. Ali Saral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #2
Alt 08.12.2007, 16:59
 
nihan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12.03.2007
Yaş: 30
Mesajlar: 104
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Haydar Baş'ı pek tasvip ettiğimi söyleyemem. Hatta bu yazıyı onun yazdığına da şaşırdım desem yalan olmaz. Uslup, bakış açısı vb gibi yönlerden onun değil gibi duruyor ama bilemeyiz.. Lakin kim yazmış olursa olsun baştan sona kadar hissiyatımıza tercüman olmuş. Yazanın ağzına sağlık.. Konu ancak bu kadar güzel, bu kadar nazik bir uslup ile ifade edilebilirdi..
__________________
Altın Ne Oluyor, Can Ne Oluyor? İnci Mercanda Nedir, Bir Sevgiye Harcanmadıktan, Bir Sevgiliye Feda Edilmedikten Sonra? -Mevlana-
nihan isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #3
Alt 09.12.2007, 10:23
 
Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.317
Teşekkür etti: 2
63 Teşekkür 43 Mesaja aldı
Bismillah...

Kanaat-i acizanemizce hizmet-i nuriyeyi tenkit eden ne kadar konu var ise gündeme taşıyacak gibisiniz?? Bu konuda isterseniz ümmed kardeşimizin "diyalog pozitif negatif" başlıklı uyarısını okuyunuz..Tekrar izah yazılacak değildir....Bu iddiaların izahları arşivde mevcut olması gerekir...İddialarla birlikte izahlarınada bakarsanız faideli olur...

Yukarıda şahsın ifade ettiği "olaylar sonuçları ile ölçüdür" şeklindeki kendi beyanatı kendisini tekzip etmeye yetmektedir. Zira bu hizmet çerçevesindeki olayların sonuçları gün gibi ortadadır. Sonuçlar ölçü ise işte sonuç budur. Ölçü de budur..

vesselam
Ninja-Kedi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #4
Alt 09.12.2007, 11:53
ŞEHADETE VURGUNUM
 
saltuk şamil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.05.2007
Mesajlar: 1.109
Teşekkür etti: 127
41 Teşekkür 27 Mesaja aldı
yazıyı tam olarak okumadım ama tek bildiğim dinler arası diyalogu savunan bir zihniyet kabul edilemez...
saltuk şamil isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #5
Alt 09.12.2007, 12:22
 
Mavi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.07.2007
Mesajlar: 1.146
Teşekkür etti: 55
42 Teşekkür 34 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Ninja-Kedi
Mesajı göster
Bismillah...

Kanaat-i acizanemizce hizmet-i nuriyeyi tenkit eden ne kadar konu var ise gündeme taşıyacak gibisiniz?? Bu konuda isterseniz ümmed kardeşimizin "diyalog pozitif negatif" başlıklı uyarısını okuyunuz..Tekrar izah yazılacak değildir....Bu iddiaların izahları arşivde mevcut olması gerekir...İddialarla birlikte izahlarınada bakarsanız faideli olur...
Kardesimiz yorum getirmek istemis Ninja, önceden meselelerin konusulmasi onun fikirlerini beyan etmesine engel degil degil mi?
Mavi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #6
Alt 09.12.2007, 16:02
 
BAHADIRALP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.02.2007
Mesajlar: 1.398
Teşekkür etti: 1
23 Teşekkür 18 Mesaja aldı
Alıntı:
Haydar bas yakinda bu konu hakkindada bir yorum yapar bakalim ne diyecek

simdiye kadar pek fikrini söyleyen olmadi ...

Ümmed konunun yasaklilar listesinde oldugunu yazmisti ,derdim konuyu deseleyip yine yeni bir tartismaya daha mahal vermek degil ama
Forumda M.Ali SARAL da dahil olmak üzere benim suana kadar okudugum yazilarinda Basta Hakikat -Ö.Öngüt Hocaya intisapli kardeslerimiz olmak üzere milli görüscü kardeslerimizde bu diyolog meselesinde cok kat'i ve kesin bir taraf olduklarini (Karsi taraf ) bilmeyen yok..

Ama simdi öyle bir halt-i ruhiye icindeyiz ki ,
Bugüne kadar milli görüs eksenindeki yazar ve cizerler bu meseleyi siddetle reddederken , Avrupadaki merkezden böyle bir yazi ile karsilasiyoruz...

Ne yapmamiz gerekiyor bu durumda...?

Bu hutbeye tamam dersek simdiye kadar bu forumda milli görüscü kardeslerimizin yazdiklarini tamamen beynimizden cikarip cöpe atmamiz gerekecek..

Buradakilerin suana kadar yazdiklarina itibar edersek ,dogru kabul edersek, igmg nin dediklerini nereye koymamiz gerekecek...?


Aslinda akla hemen su geliyor , Yoksa ; igmg avrupada akp ye teslim mi oluyor yani akp avrupadaki igmg leri bünyesinemi katiyor...?


Cünkü milli görüs ün teskilat yapilanmasinda avrupa kanadi ile Türkiye merkezi arasinda en kücük seylerde bile simdiye kadar farklilik görülmemis iken simdi kafa kafa ya ZIT düsünceler akillari bulandirmiyor degil
BAHADIRALP isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #7
Alt 09.12.2007, 16:33
 
Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.317
Teşekkür etti: 2
63 Teşekkür 43 Mesaja aldı
Bismillah...

http://www.gencadam.net/content/view/385/86/

vesselam
Ninja-Kedi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #8
Alt 09.12.2007, 19:30
 
Tacigül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 14.01.2003
Yaş: 45
Mesajlar: 650
Teşekkür etti: 3
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız BAHADIRALP
Mesajı göster
Haydar bas yakinda bu konu hakkindada bir yorum yapar bakalim ne diyecek

simdiye kadar pek fikrini söyleyen olmadi ...

Ümmed konunun yasaklilar listesinde oldugunu yazmisti ,derdim konuyu deseleyip yine yeni bir tartismaya daha mahal vermek degil ama
Forumda M.Ali SARAL da dahil olmak üzere benim suana kadar okudugum yazilarinda Basta Hakikat -Ö.Öngüt Hocaya intisapli kardeslerimiz olmak üzere milli görüscü kardeslerimizde bu diyolog meselesinde cok kat'i ve kesin bir taraf olduklarini (Karsi taraf ) bilmeyen yok..

Ama simdi öyle bir halt-i ruhiye icindeyiz ki ,
Bugüne kadar milli görüs eksenindeki yazar ve cizerler bu meseleyi siddetle reddederken , Avrupadaki merkezden böyle bir yazi ile karsilasiyoruz...

Ne yapmamiz gerekiyor bu durumda...?

Bu hutbeye tamam dersek simdiye kadar bu forumda milli görüscü kardeslerimizin yazdiklarini tamamen beynimizden cikarip cöpe atmamiz gerekecek..

Buradakilerin suana kadar yazdiklarina itibar edersek ,dogru kabul edersek, igmg nin dediklerini nereye koymamiz gerekecek...?


Aslinda akla hemen su geliyor , Yoksa ; igmg avrupada akp ye teslim mi oluyor yani akp avrupadaki igmg leri bünyesinemi katiyor...?


Cünkü milli görüs ün teskilat yapilanmasinda avrupa kanadi ile Türkiye merkezi arasinda en kücük seylerde bile simdiye kadar farklilik görülmemis iken simdi kafa kafa ya ZIT düsünceler akillari bulandirmiyor degil
Haydar Bas i yaptigi bu uyaridan dolayi tebrik etmek bonumuzun borcu tabii
fikirlerinin tamamina katilmasak ta her Müslümanin göstermek zorunda oldugu durusu sergilemis gayet uslübe uygun bir uyari herhangi bir tahrik ve satasma
yapmadan anlasilir bir dille meramini anlatmis diye düsünüyorum.

Gelelim IGMG Genel merkezinden yapilan aciklamaya;sizlere tezatmis gibi gelsede herhangi zit bir aciklama yok.Diyalog Kilisenin istedigi seviyede ve Platformda degil Islamin ve Müslümanlarin kabul edebilecegi bir seviye ve Platformda olmalidir ve mutlaka birinin digerine inancini dikte ettirmesi seklinde olmak zorunda da degildir ayrica Milli Görüs ün 40 yilda insaa ettigini öyle gelip birilerinin üc yilda insanlari diskalifiye ederek hazira konmasini siz olabilir bir teori olarakmi görüyorsunuz abartisiz Dünyanin en büyük sivil toplum kurulusun dan bahsediyorsunuz ve nice badireler atlatmis bir kurulustan.Tüm teskilatlarini kapatsalar da insanlarin gönlünden silinmeyecek ve yasamaya devam edecek temeli Islam olan bir hayat felsefesinden bahsediyoruz ayrica tüm Müslümanlari kardes bilen bir kurulus olarak ta kendine sürekli yandas bulacak bir Dava ve Teskilat olacaktir buda böyle biline vesselam...
__________________
es Selam

Söz ola, kese Savaşı
Söz ola,kestire Başı
Söz ola,ağulu Aşı
Yağ ile Bal,ide bir Söz.
Tacigül isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #9
Alt 09.12.2007, 21:22
 
gençüsküdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.05.2005
Mesajlar: 6.435
Teşekkür etti: 2
14 Teşekkür 8 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız BAHADIRALP
Mesajı göster
Haydar bas yakinda bu konu hakkindada bir yorum yapar bakalim ne diyecek

simdiye kadar pek fikrini söyleyen olmadi ...

Ümmed konunun yasaklilar listesinde oldugunu yazmisti ,derdim konuyu deseleyip yine yeni bir tartismaya daha mahal vermek degil ama
Forumda M.Ali SARAL da dahil olmak üzere benim suana kadar okudugum yazilarinda Basta Hakikat -Ö.Öngüt Hocaya intisapli kardeslerimiz olmak üzere milli görüscü kardeslerimizde bu diyolog meselesinde cok kat'i ve kesin bir taraf olduklarini (Karsi taraf ) bilmeyen yok..

Ama simdi öyle bir halt-i ruhiye icindeyiz ki ,
Bugüne kadar milli görüs eksenindeki yazar ve cizerler bu meseleyi siddetle reddederken , Avrupadaki merkezden böyle bir yazi ile karsilasiyoruz...

Ne yapmamiz gerekiyor bu durumda...?

Bu hutbeye tamam dersek simdiye kadar bu forumda milli görüscü kardeslerimizin yazdiklarini tamamen beynimizden cikarip cöpe atmamiz gerekecek..

Buradakilerin suana kadar yazdiklarina itibar edersek ,dogru kabul edersek, igmg nin dediklerini nereye koymamiz gerekecek...?


Aslinda akla hemen su geliyor , Yoksa ; igmg avrupada akp ye teslim mi oluyor yani akp avrupadaki igmg leri bünyesinemi katiyor...?


Cünkü milli görüs ün teskilat yapilanmasinda avrupa kanadi ile Türkiye merkezi arasinda en kücük seylerde bile simdiye kadar farklilik görülmemis iken simdi kafa kafa ya ZIT düsünceler akillari bulandirmiyor degil
Yukarıda ki yazı içeriği ile IGMG faaliyetleri arasında (ki şahsen içlerinde olmadığım için ayrıntı bilmiyorum) bahsi geçen yazıdaki şu ifade "Kendi dinleri hakkında bilgi vermek ve insanlara İslam’ı tebliğ etmek bütün Müslümanların görevidir" ayırt edici bir durumdur.

Eğer ki IGMG bu tarz bir faaliyete girişmiş ise bundan Milli Görüş kurmay kadrolarının müdahil olmamış olmasını düşünemiyoruz.

Tam bir bilgi sahibi değilim ama AKP Avrupa için kendi teşkilatını kuracak idi.
__________________
Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6)

www.anadolugenclik.com.tr
gençüsküdar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #10
Alt 09.12.2007, 21:55
 
BAHADIRALP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.02.2007
Mesajlar: 1.398
Teşekkür etti: 1
23 Teşekkür 18 Mesaja aldı
Ben ne Haydar Bas beyefendinin mektuba nede igmg nin bu yazili hutbe metnine , yanlis yada dogru,katiliyorum yada karsiyim demedim ki...!

Sadece genel manada ; karsi cikilan bir davranisin ,günün birinde karsi cikanlarin üst kademesi sahiplenmeye basladiginda zamaninda karsi cikanlar ne düsünür, konuya yaklasirlar merak ettim...

Burada acik yüreklilikle sunu belirteyim ki ;

Suan Türkiye ve avrupada mevcut bizlere ait hangi parti,teskilat yada cemaat olursa olsun, sadece igmg ile SINIRLI degil , bu yada benzer bir durumla karsi karsiya kaldiklarinda ; "Evet biz zamaninda sunu dedik yada söyle yaptik -yazdik.cizdik hep karsisinda olduk, ama karsi oldugumuz sey zamanla gördük ki dogruymus......veya dogru olarak yaptiklari birseyin bir zaman sonra yanlis oldugunun itirafinda bulunmalarini beklemek saf lik olur zaten Türk siyasi tarihinde pekte tevafuk edebilecegimiz birsey olmadigini düsünüyorum...
BAHADIRALP isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #11
Alt 09.12.2007, 22:00
Adalet
 
Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.527
Teşekkür etti: 22
30 Teşekkür 23 Mesaja aldı
Dindarlar arası dialog




Farklı dinî cemaatlerin bir araya gelerek, dindarların birbirlerini tanımalarına, IGMG özel bir önem vermektedir. Diyaloğu reddetmek, inandığımız din ve bu dinin tebliği görevine aykırı düşer. Kendi dinleri hakkında bilgi vermek ve insanlara İslam’ı tebliğ etmek bütün Müslümanların görevidir. Teşkilatımız temele insanı alarak, bütün insanlarla özellikle de Ehl-i Kitâb ile diyaloğu toplumsal barışın önemli bir unsuru olarak kabul etmektedir.

Toplumsal hayatta barışın tesis edilmesi için dindarlar arasındaki diyaloğun güçlendirilmesi gerektiğine inanan teşkilatımız, anlama ve anlatma ekseninde bütün diyalog yollarını diri tutmayı önemli bir sorumluluk saymaktadır. Sağlıklı bir diyalog için gereken en önemli unsur, sağlıklı iletişim niyeti ve bu niyetle oluşturulmuş iletişim kanallarıdır. IGMG, bu anlamda muhataplarını, gerek kurumsal gerek kişisel bazda anlamaya dönük bir iletişim faaliyetini önceler, yargılama ve dışlamayı reddeder. IGMG, dezinformasyona dayanan bir anlama, tanımlama yerine, muhatabının öz ifadelerini esas kabul eder ve sözkonusu IGMG olduğunda da, bu tavrı muhataplarından bekler.

Ne olduğunu anlatmaktan daha çok “ne olmadığı nı anlatmayı” zorunlu kılan ve dönemsel dalgalanmaların etkisinde kalan gündemlerin dışında durmayı prensip edinen IGMG, kalıcı ve insanın temel sorunlarına dair gündemleri kendine iştigal alanı olarak belirlemiştir.

....................................

şimdi yukarıda açıkça DİNDARLAR ARASI DİALOG dan bahsedildiği halde ve bu dialog un TEBLİĞ amaçlı olduğu vurgulandığı halde , bu avrupa da yaşayan insanların zaruri iletişimelerini

DİNLER ARASI DİALOG la ve VATİKAN IN MİSYONU yönünde yapılan malum çalışmalarla hiç alakası olmadığı ÇOK AÇIK OLARAK ORTADA İKEN bunu göremeyen göz KASITLI VE TUTARSIZ BİR GÖZDÜR...

MALUMU BİR KERE DAHA İLAM ETMEK FAYDALIDIR...
kılıçustası isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #12
Alt 09.12.2007, 22:28
 
BAHADIRALP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.02.2007
Mesajlar: 1.398
Teşekkür etti: 1
23 Teşekkür 18 Mesaja aldı
Tamam güzel kardesim, milli görüs olarak tabiki siz bu diyalogun teblig amacli oldugunu savunacak bu gözle görmeyen kim olursa olsun,kasitli ve tutarsiz gözler olarak kabul edecek ve söyleyeceksiniz...Cünkü bunu sizin benimseyip kabul ettiginiz bir kesim-grup yada parti yapiyor, bunun aksini zaten beklemeyecegimi yukarida belirttim, ve hakikaten belkide dünyada yapilan teblig hizmetlerinin en etkilisi sizin yaptiginiz da olabilir...


Ama unutmayin ki sizin disinizdaki bir grupta sizlerden yada bizlerden yada baska kesimden tepki -elestiri vs aldigi zaman suan siz nasil düsünüp yazma geregi duydu iseniz aynisini onlarda düsünüyor...


Ben bunu Omar kardesimle yazismalarimdada belirttim

Inanilan hedefe giden tek yol olsaydi illaki hepimiz orada bulusacaktik ve tek bir teskilat yetecekti


Sonuc itibari ile birden cok parti,teskilat veya cemaat var...
Bu farkli farkli siyasi partilere, cemaatlere,birisi dahil olurken, islamin icinde gördügünden ,yapilan hizmet yada aksiyonlari Allah rizasi icin birlikte yapilabilecegine inandigi icin dahil oluyor...

Simdi ben benim hissiyatimi en iyi yansitan bir partiye gönül vermis olmam,bu partiye dahil olmam, Baslangic ve varis noktasi olarak islami hedef edinmis isek su noktada biz gibi düsünmüyor diye milli görüscü kardeslerimizi yada yada bir hoca efendinin talebelerini (kendisini) zahiren Allah tan baska ilah olmadigini ,Peygamber olarak Hz Muhammedi ve kurani kerimi kabul ediyorsa
islamin ve imanin sartlarina seksiz süphesiz inandigini söylüyor sa ,ben nasil bu kardeslerimizden herhamgi birini tekfir edebilir omuzlarindan tutup bunlar islam degil yahudi-hristiyan-siyonist ...yada yandaslari diyebilirim...


Ben Nurcu olmadigim halde Hoca efendiyi ve nurcu kardeslerimi
SP li olmadigim halde milli görüscüleri ve digerlerini akp mhp naksi ....

benim partimin hatalarina yada tüm yukarda yazdigim partimin disindakilerin hatalarina (varsa ) ragmen sevemezmiyim...??????
BAHADIRALP isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #13
Alt 10.12.2007, 04:11
 
MuHaBBeTT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.10.2005
Mesajlar: 717
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Siz hala buralarda mısınız ya?


Hala Haydar Baş!... Bu nasıl bir şuur(!)...

Helal olsun vallahi. Artık hepinize kolay gelsin...

:)

MuHaBBeTT'le kalın...
__________________
Her alçağın son sığınağı vatanseverliktir
MuHaBBeTT isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #14
Alt 10.12.2007, 08:34
Adalet
 
Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.527
Teşekkür etti: 22
30 Teşekkür 23 Mesaja aldı
Dindarlar arası dialog




Farklı dinî cemaatlerin bir araya gelerek, dindarların birbirlerini tanımalarına, IGMG özel bir önem vermektedir. Diyaloğu reddetmek, inandığımız din ve bu dinin tebliği görevine aykırı düşer. Kendi dinleri hakkında bilgi vermek ve insanlara İslam’ı tebliğ etmek bütün Müslümanların görevidir. Teşkilatımız temele insanı alarak, bütün insanlarla özellikle de Ehl-i Kitâb ile diyaloğu toplumsal barışın önemli bir unsuru olarak kabul etmektedir.

Toplumsal hayatta barışın tesis edilmesi için dindarlar arasındaki diyaloğun güçlendirilmesi gerektiğine inanan teşkilatımız, anlama ve anlatma ekseninde bütün diyalog yollarını diri tutmayı önemli bir sorumluluk saymaktadır. Sağlıklı bir diyalog için gereken en önemli unsur, sağlıklı iletişim niyeti ve bu niyetle oluşturulmuş iletişim kanallarıdır. IGMG, bu anlamda muhataplarını, gerek kurumsal gerek kişisel bazda anlamaya dönük bir iletişim faaliyetini önceler, yargılama ve dışlamayı reddeder. IGMG, dezinformasyona dayanan bir anlama, tanımlama yerine, muhatabının öz ifadelerini esas kabul eder ve sözkonusu IGMG olduğunda da, bu tavrı muhataplarından bekler.

Ne olduğunu anlatmaktan daha çok “ne olmadığı nı anlatmayı” zorunlu kılan ve dönemsel dalgalanmaların etkisinde kalan gündemlerin dışında durmayı prensip edinen IGMG, kalıcı ve insanın temel sorunlarına dair gündemleri kendine iştigal alanı olarak belirlemiştir.


imgm nin TEBLİĞ İÇİN DİNDARLARARASI DİALOG metni yukarıdadır...şimdi bu metni aşağıdaki f.g. nin PAPA ya yazdığı mektupla nasıl bir alakası var
anlayalım..buyrun....

.................................................. ............................

Hocaefendi'nin Papa'ya verdiği mektubun tam metni


Pek muhterem Papa cenapları, Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen halkından size en içten mesajları getirdik.

Yoğun gündeminizde bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zatı alilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız.

Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinler arası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada ulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazi yardımlarımızı sunmak için size geldik.


İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam'ın asırla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır.

Beşeriyet, çelişen ölçüler ortaya koyduğu gerekçesiyle, zaman zaman bilim adına dini, din adına bilmi inkar etmiştir. Bilginin tamamı Allah'a aittir ve din Allah'tandır. O halde bu ikisi nasıl çelişebilir? İnsanlar arasında anlayış ve hoşgörüyü artırmaya yönelik dinler arası diyaloğa yönelik ortak gayretlerimiz çok iş görebilir.

Kendi memleketimizde şimdiye kadar çeşitli Hıristiyan mezheplerinin liderleriyle diyalog içinde olduk. Bu naçiz gayretlerin boşa çıkmadığını acizane ifade etmek isteriz. Amacımız bu üç büyük dinin inananları arasında hoşgörü ve anlayış yoluyla bir kardeşlik tesis etmektir. Bizler bir araya gelmek suretiyle sözde medeniyetler arası çalışmanın gerçekleşmesini görmek isteyen yolunu şaşırmış ve şüpheci kimselere karşı dalgakıranlar gibi, isterseniz bariyerler gibi deyin, karşı durabiliriz.

Geçen yıl bazı ünlü uluslararası bilim adamlarının katıldığı medeniyetler arası barış ve diyalog konulu bir sempozyum düzenledik. Bu gayretin başarısından aldığımız teşvikle bu tür etkinlikleri tekrarlamak istiyoruz. Halihazırda üç büyük dinin bağlıları arasındaki bağı güçlendirmeye yönelik olarak dinler arası diyalog konusunda Vatikan'ın da temsil edileceğini ümit ettiğimiz bir konferans düzenleme sürecinde bulunuyoruz.

Yeni fikirlerimiz varmış iddiasında bulunmuyoruz. Yine müsamahanıza sığınarak, bu misyonun hedeflerine yakından hizmet etmek için üstlenmek istediğimiz birkaç teklifte bulunmayı arzu ediyoruz. Hıristiyanlığını üçüncü bin yılına girişi münasebetiyle yapılacak kutlamalar vesilesiyle Ortadoğu'daki Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi bazı kutsal yerlere müşterek ziyaretleri içeren birçok etkinlik önermek istiyoruz. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel'in, cenaplarının ülkemizi ziyaretine ve mezkur kutsal mekanları göstermeye davetini tekrarlamak için bir fırsat addediyoruz. Anadolu halkı misafirperverliğini göstermeyi ve şevkle selamlaşmayı hararetle beklemektedir. Filistinli liderlerle diyalog kurmak suretiyle Kudüs'ü birlikte ziyaret etmemize davetiye çıkarabiliriz. Bu ziyaret bu mübarek şehri Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanların, hiçbir kısıtlama, hatta vize dahi olmaksızın serbestçe ziyaret edebileceği uluslararası bir bölge olarak ilan etme gayretlerine yönelik dev bir adım teşkil edebilir.

Üç büyük dinden liderlerin işbirliği ile ilki Washington DC'de olmak üzere muhtelif dünya başkentlerinde bir konferanslar serisinin gerçekleştirilmesini teklif ediyoruz. İkinci serinin zamanı için Hz.İsa'nın doğumunun 2000. yıldönümü ideal olabilir.

Bir öğrenci değişim programı da çok faydalı olacaktır. İnançlı genç insanların birlikte eğitim görmesi birbirine yakınlıklarını artıracaktır. Öğrenci değişim programı çerçevesinde üç büyük dinin babası ikrar edilen Hz. İbrahim'in doğum yeri olarak bilinen Urfa şehrindeki Harran'da bir ilahiyat okulu kurabilir. Bu, ya Harran Üniversitesi'ndeki programların genişletilmesi suretiyle ya da üç dinin ihtiyaçlarını da temin edecek şumüllü bir müfredata sahip bağımsız bir üniversite şeklinde gerçekleştirilebilir.

Önerilen programlar aşırı büyük işler gibi algılanabilir ama bunlar erişilmez değildir. Dünyada iki tip insan vardır. Bazıları kendini topluma adapte etmeye çalışır. Diğer bazıları ise topluma uymaktansa toplumu kendi değerlerine adapte etmek ister.b Toplum bütün ilerlemeleri bu ikinci tip insana borçludur. Onları yarattığı için Rabb'e şükürler olsun.


.................................................. ...........................


şimdi bu iki anlayış arasında fark göremeyenler hakkında yorum dahi yapmak gereksizdir...

idraklere havale edilir...
kılıçustası isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #15
Alt 10.12.2007, 10:30
 
Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.317
Teşekkür etti: 2
63 Teşekkür 43 Mesaja aldı
Bismillah...

http://www.gencadam.net/content/view/385/86/

vesselam
Ninja-Kedi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #16
Alt 10.12.2007, 10:33
 
gaziasker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.02.2007
Mesajlar: 259
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Dün akşam meltem tv de (Dialoğ) proğramında Haydar hoca vardı
gerçekten proğram bence süperdi ...
gaziasker isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #17
Alt 10.12.2007, 11:47
Yenilgi Yenilgi Büyümek