Söyleşimiz, Tercüman'ın sürmanşetindeydi. Baktık; medyayı fazlasıyla ilgilendirmiş. Bazı sitelerde, "tık" birincisi... Flash TV'nin Düşünce Kulübü'nde, "Kim Haklı"da, gece yarısına kadar bu haber tartışıldı... Zaman'da, Hürriyet'te alıntılar vardı...
En önemlisi de; milletimizin hissiyatını yansıtmakta son derece başarılı olan Vakit Gazetesi, Şevki Yılmaz'ın "Yaman Özeleştiri"sini, Arşiv sayfasının manşetinden verdi.
***
Koca bir çerçevenin hastalıklarına işaret ediyordu, Yılmaz...
Sonra, bir başka metin kaleme aldı...
Onu da geniş bir özet halinde verelim mi...
Buyrun:
***
"Bazı cemaat-tarikat önderleri ve parti liderleri, 'Bu dini ben temsil ediyorum' havasında.
Hazret-i Ali'nin kâfir olduğuna (Ha şa!..) gece namazlarını kılan bir mü'mini inandıran ekol, bugün kimi neye inandırmaz? Benim partimden olmayan kafir, benim mezhebimden olmayan dinsiz demez mi!.. Müslüman aklını kiraya vermeyecek. (...)
Türkiye'de de maalesef az da olsa bu din temsilciliği hastalığı var. Din temsilciliğinin (Rububiyyet) İslam'da olmadığını bunun şirk olduğunu herkesin bilmesi lâzımdır...
'Lider ne derse doğrudur' anlayışı Yezidi bir anlayıştır. Din temsil edilmez, yaşanır(..)
Allah, Peygamberler dahil hiçbir kuluna din temsilciliği yetkisi vermemiştir. Bileceğiz ki; bulunduğumuz yerdeki önderlerimizde hata yapabilir, günah işleyebilir. Böylece "liderin hatasında hikmet, şeyhin hatasında keramet arama" cehaletinden kurtulmuş olacağız.
Din temsilciliği hastalığı kolay kolay ortadan kaldırılamaz. İstisnalar hariç maalesef 1300 senedir devam eden bir gelenek. 'Müminlerin Emiri' sıfatını beğenmeyen Yezid, 'Allah'ın yeryüzündeki gölgesi' sıfatını kullanarak din adına cinayetler işledi. Yezidi zihniyet, Müslüman cemaatlerin içinde az veya çok mevcuttur. Dışarıdaki zulümlerin kalkmasını istiyorsak, Hüseyni ruhla, içerideki zulmü kaldıracaksınız."
(***)
"Bugün; hilafet makamı yok ki, biat olsun. Fakat ehliyet, adalet, liyakat, ahde vefa, emanetlere riayet prensiplerine uymak, birtakım kavramları kendi şahsi emellerine alet etmemek, istişareye dayanmak 'şartıyla' alınan kararlara uymak gerekir. (..)
İmam-ı Azam, Halife Mansur'a biat etmediği için tarihe geçti.
Maalesef ülkemizde ve ehli sünnet olduğunu söyleyen toplumlarda, yanlış bir akide yerleşmiş durumda. Liderlere olan bağlılık ve devleti kutsallaştırma çok vahim boyutlarda. Bu anlayış, lideri, devleti kutsallaştırmış, masumlaştırmış, günahsızlaştırmış. Bu ehl-i sünnetin şiddetle reddettiği bir durum. Bu anlayışa karşı ehl-i sünnet imamları canlarını verdiler. Bu anlayışı şiddetle terk etmeli, Rabbimizin bize vazettiği 'Onların işleri aralarında istişare iledir' ilahi emrine sımsıkı sarılmalıyız.
Kayıtsız şartsız itaat yalnız
Allah ve Resulünedir.
Yakın mesai arkadaşlarım çok iyi bilir ki, çok ciddi konularda uyarıcı olmuşumdur. Bunun için de üzerimdeki 'ambargolar' hâlâ devam etmektedir. Kimseye 'Bulunduğunuz yerden ayrılın' tavsiyesinde bulunmuyorum. Aksine, 'Bulunduğunuz yerde uyarı görevinizi yerine getirin' diyorum. İnanacaksın, inandığını yaşayacaksın, yanlışlıklar karşısında hakkı tavsiye edeceksin. Lideriniz dahil herkese hakkı tavsiye ile memursunuz.
Şunu iyi bilelim ki;hiçbir lider ve cemaat önderi, kendilerinden her zaman hesap sorulan Hz. Ebubekir ( R.A) ve arkadaşlarından üstün değildir. Genç ihtiyar, kadın, erkek,zengin fakir ayrımı olmadan, dışlanma endişesi taşımadan, her kesimden insanın tartıştığı,sorguladığı ASR-I SAADET devrini örnek almalıyız. O devir ki, yaşlı bir kadının peygamber mescidinde,edep dairesi içinde, LİDERİMİZ, TEK ÖNDER, ÖRNEK İNSAN Hz. Muhammed (A.S) efendimizle rahatlıkla tartıştığı, mücadele özgürlüğünü yaşayabildiği altın bir devir. ***
Evet...Şevki Yılmaz'ın bundan sonraki satırlarında, Perşembe günü yayımlanan söyleşimizdeki, "her mağlubiyeti Siyonizme, vesaireye mal etme hastalığı"na ilişkin bölümler var...
Şimdilerde milyonlar, Yılmaz'ın içe dönük eleştirilerini tartışmakta...
Bu konuda, çok sayıda mesaj alıyoruz...
Önümüzdeki günlerde, bunların en çarpıcı olanlarından bir seçme yaparız...
Tartışmadan yıkılmaz ki tabular!..
Ha, bu arada...
Yılmaz, "28 Şubat bize Allah'ın tokadıydı" diyor.
Bu görüş tartışılabilirse de...
Yılmaz'ın da dikkat çektiği bir gerçeği dile getirmek durumundayız::
"Hiçbir yorum, 28 Şubat'ın zulümlerini mazur gösteremez!.."
SERDAR ARSEVEN
D.B.TERCÜMAN