Üyelik tarihi: 07.05.2005 Teşekkür etti: 2
15 Teşekkür 9 Mesaja aldı
| Güle sevdalı bir başkan, Adnan Abimizi Rahmetle Anıyoruz Milli Gençlik Vakfı'nın düzenlediği 80. Yıl İlkadım Şenliği için Samsun'a giden eski Genel Başkanımız Adnan Demirtürk, Talha Özcan Eyüboğlu ve Ahmet Zait Turan, Samsun'un Havza ilçesinde 15 Mayıs 1999'da geçirdikleri trafik kazasıyla şehadet şerbetini içtiler. Milli Gençlik Vakfı'nın düzenlediği program için Samsun'a giden Genel Başkan Adnan Demirtürk'le diğer vakıf yöneticileri önce İlim Yayma Eğitim Vakfı'ndaki toplantıya katılmışlardı. MGV yöneticileri, toplantının ardından Musa Sertkaya'nın kullandığı otomobille Ankara'ya yola çıktı. Ancak Havza ilçesi Boğaziçi yöresinde ilahi takdir onlara şehadeti nasip etti. Onlar biz gençlere şu mesajla veda ettiler: “Şehadet bir çağrıdır: tüm nesillere ve çağlara” Uutmadık, Unutamadık Bazı insanlar vardır; onları gördüğünüzde şöyle düşünürsünüz: Bu adam, bu işi yapmak için yaratılmış. Rahmetli Adnan Demirtürktam da bunu düşündürecek insanlardandı. Aldığı görevi böylesine layıkıyla idrak eden ve o işin adeta teorisini yeni baştan oluşturacak kadar ona bir şeyler katan pek az insan vardır. Rahmetli Adnan Demirtürk yaklaşık otuz küsur yıllık ömründe, bunun iki katı sürede bile yapılamayacak işler yaptı. Ataklığı, cesareti, parlak zekası, sistem ve prensip sahibi oluşu, en önemlisi bütün bunların en güzel şekilde tezahür etmesini sağlayan iç ve dış disipliniyle ender kişiliklerden biriydi.Adnan Demirtürk'ün hayatında şu iki sözcük ağırlıklı olarak yer tutar."ideal ve çalışkanlık" Yanlış anlaşılmasın, bunların lafını değil, icraatını severdi. Onun hayatı bir büyüğün söylediği gibi; "Yaptığından çok azını konuşmak"la geçmişti. "Eylem insanı" tabiri, sanırım onun içindi sanki. Adnan Demirtürk'te umutsuzluk, çaresizlik kavramlarına yer yoktu. O, âdeta Üstad Necip Fazıl'ın meşhur, "Kim var?" dendiğinde, sağına soluna bakmadan "ben varım!" diyebilmenin timsaliydi. Onun duruşu, "çaresizsiniz" demez, "çare sizsiniz" der. Ümitsizliği dillendirmenin değil, çare üretmenin yolunu açardı. Onun iç ve dış disiplini kelimenin tam anlamıyla, "az zamanda, çok işler başarma" örneğiydi. Aldığı görevi en kısa sürede ve mükemmelin arayışı içinde yerine getirmeye çalışırdı. Kurumsallaşmak, amatör ruhla profesyonel işler yapmak, onun yine birincil özelliklerindendi. Sorumluluk bilinci, bütün diğer meşgalelerini ikinci dereceye düşürecek kadar üst düzeydeydi. Evine gelen misafirlerinden bile, çalışmak ve omuzlarındaki yükün hakkını verebilmek amacıyla, odasına geçmek için müsaade alan bir sorumluluk anlayışı vardı. Adeta ömrünün yapmak istediği işler için kısa olduğu bilincindeydi, onun için saniye kaybına bile tahammülü yoktu. Allah'ın bir insanı sevip sevmediğine, onu hangi işlerde istihdam ettiğine bakarak karar verebilirsiniz. Rahmetli Adnan Demirtürk, ömrü boyunca Hakk'ın hakimiyeti uğrunda, gecesini gündüzüne katarak, kendisinden sonra gelecek nesle çok güzel örnekler bırakarak ayrıldı aramızdan. Ruhun şâd olsun başkanım. "Emanetini Biz Taşıyacağız" İlahiyat Fakültesinde eğitim görmemesine rağmen, güzel insan olma yolunda kendisini çok iyi bir yetiştirmiş, gençliğe önder olabilecek ve onları sevk edecek bir seviyeye gelmiş, eşi ve benzeri çok az bulunabilecek örnek bir insan olarak yaşamış ve ebediyete intikal etmiştir.
Üniversite yıllarında Siyasal Bilgiler Fakültesini okurken, akaid, ibadet, sünnet, fıkıh, muamelat, ukubat, siyer, ahlak, cihad, teşkilat vb. konularda kendisini güzel yetiştirmiş, daha önceleri Trabzon'da bu konularında bir dizi konferans ve eğitimler vermiş, akabinde genel başkan olunca, Türkiye genelinde gençliği eğitmiş bu konuları kendi nefsinde de yaşayarak göstermiştir.
Hayatında hiç sapma göstermeden hedefine ulaşmak için en sonunda canını bile veren şehit Adnan Demirtürk'ün bizlere örnek oluşu, bizim dava anlayışımızı yeniden gözden geçirmemezi sağlayacaktır. Kararlılık ve azim yolunda aşılması gereken onca meşakkatten bizlere de pay düşüceğini düşünmek, yürümemiz için bir pozitif enerji olacaktır. şehitlerin ışık tuttuğu bu kutsal yolda, gökyüzünün, yeryüzünün ve dağların taşıyamadığı bu kutsal emaneti bizler taşımaya söz veriyoruz.
ÖRNEK İNSANDI Adnan Demirtürk'ün en büyük özelliği, davasına samimiyetle inanmış bir insan oluşuydu. 34 yıllık kısa ömrünü davasına adamıştı.Adnan Bey'in üniversite komisyonu başkanı Abdülhamit Gül'ün ifadesiyle "O dâvaya adanan bir adam"dı. Yaptığı işin hakkını verirdi. Çok geniş bir genel kültüre sahipti. Dünya konjonktürünü çok iyi takip ederdi. Ekip çalışmasının önemini kavramıştı. Görevleri ehline vermeyi prensip edinmişti. Çalışma arkadaşıyla ahenkli bir birliktelik oluşturmuşlardı. Adnan Bey'in başarılarının temelinde güçlü ve ahenkli çalışan bir ekip anlayışının büyük rolü vardır. Adnan Demirtürk için zor iş yoktur. İnsanı bekleyen her iş insanın akıl, irade ve azmiyle sonuçlandırılabilecek özelliktedir. Ancak her işin bir zamanı vardır. Bugünün işini yarına bırakmamak gerekir. Zor işin tanımını ise şöyle yapardı "Zor iş, zamanında yapılmayan kolay işlerin toplamıdır." İnsanlık sevgisi çok yüksekti. Bütün insanlığın Saadet ve huzurunu isterdi. Ataköy'de bir apartmanın 14. katından el ele tutuşarak atlayan iki satanist gencin ölümüne o kadar üzülmüştü ki... Hatta, onların bu duruma gelmesinin suçunu kendisinde ve ahlâki ve manevi değerlerimizi gençliğe yeteri kadar anlatamayan Milli Gençlik kadrolarında aramıştı. Sorumluluk duygusu bu derece yüksekti. Gençlerimizin bu ülkenin değerleriyle yetişmesini istiyordu. Dâvâ kardeşlerine çok düşkündü. Toplantı bitimlerinde illerden gelen bütün kadrolarıyla tek tek kucaklaşır, onlara iltifat eder, tebessüm ederek görevli oldukları yerlere uğurlardı. Eşi Ayşe Demirtürk, onun sık sık "Şube başkanlarıma ve üniversite başkanlarıma doyamıyorum." dediğini anlatır. Sadakat sahibiydi. Liderine ve dâvâsına bağlaydı. Tuttuğu eli bırakmıyor, verdiği sözde sadakat gösteriyordu. Dâvânın öncüleri ve büyüklerine hürmette kusur etmezdi. Üstlerine karşı itaat eder, bu konuda "İtaat et ve şüphelerden kurtul" derdi. Adnan Demirtürk bir dâvâ sahibinde bulunması gereken bütün özelliklere sahipti. Kendisi nasılsa, dava kardeşlerinin de öyle olmasını isterdi. İzmir'de yapılan bir toplantıda "Nasıl bir başkan görmek istersiniz?" sorusunu yöneltmiş, aldığı cevapları titizlikle değerlendirmişti. Adnan Demirtürk Kimdir? 1965'te Trabzon - Vakfıkebir'de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini bu ilçede tamamladı. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. İyi derecede İngilizce ve Arapça öğrendi. Trabzon'un tanınmış ilim adamlarından ders aldı. Ankara'daki öğrenimi sırasında da ilim ve fikir adamlarının yakınında bulundu. Genel kültürünü zenginleştirdi. Sosyal alanda kendini yetiştirdi. Gençlik hareketlerine öncülük etti. Okulu bitirdikten sonra, pek çok cazip iş teklifleri aldı. Fakat o, tercihini dâvâsından yana koydu. Vakfıkebirlilerin isteği üzerine, bu ilçenin RP İlçe Başkanlığı görevine başladı. Gayretli ve azimli çalışmalarıyla dikkatleri üzerinde topladı. RP'nin müfettişlik ve seçim karargâh başkanlığı görevlerini de yürüttü. Vefatından 20 ay önce Milli Gençlik Vakfı Genel Başkan'lığına seçilmişti. Yüksek performans ve samimi çalışmalarıyla kısa sürede kendini kabul ettirdi. Milli Gençlik Vakfına büyük bir canlılık ve aktivite kazandırdı. Prensipli ve disiplinli bir çalışma dönemini başlattı. Milli Gençlik'in ağabeyi oldu. Milli Gençlik kadroları ve çevresince çok sevildi. Örnek bir başkan oldu. Sıkıntılı bir dönemde, güzel hizmetler yaptı. Milli Gençlik Vakfı'na, Ulus'ta, Hacı Bayram Veli'nin (k.s.) yakınında, güzel bir hizmet binası kazandırdı. Gençliğimizin geleceğini inşa etmek adına bu güzel çalışmalar devam ederken, Milli Gençlik'i üzüntüye boğan bir olay yaşandı. Adnan Demirtürk Samsun'da gerçekleştirdiği bir dizi programdan Ankara'ya dönerken Havza yakınlarında geçirdiği bir trafik kazası sonucu 15 Mayıs 1999'da Hakk'a yürüdü. Hem de Milli Gençlik kadrolarından iki arkadaşı ile birlikte...
__________________ Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6) İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
|