İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 18.07.2005, 11:21

 
şehzade - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.07.2005
Mesajlar: 51
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Cool ERBAKAN hoca ağlıyordu..!

Erbakan Agladi

ARTIK askerler, Batililarin "Türkiye Cumhuriyeti'nin Islamci
Basbakani" olarak nitelendirdikleri Erbakan ile birlikte gün geçtikçe
gelisen irtica tehdidini izlemek ve degerlendirmek istiyorlardi,
Erbakan, 11 Ocak 1997 Cumartesi günü Basbakanlik Konutu'nda tarikat
liderleri ve dini cemaat önderlerine iftar yemegi verdi. Kamuoyunda
yemek tarikat iftari diye takdim edilmisti.
Erbakan o gün partinin asil sahibi dedigi ve kamuoyuna sivil toplum
örgütü olarak takdim edilen kabul ettirdigi dini cemaat önderlerinin
karsisinda önü ilikli, dokunsan aglayacak bir üslûpla konusmaya
basladi. Erbakan agliyordu. Aglarken de söylediklerinin de ileride
Basbakanligi kaybetmesine kadar gidecegini kimse hesaba katmamisti.
"Bediüzzaman Said-i Nursi, Süleyman Hilmi Tunahan, Mehmet Zahid Kotku,
Mahmut Sami Ramazanoglu, Muhammet Rasit Erol gibi birçok Islam büyügü
ve sizin çalismalarinizla bugünlere geldik. Allah-u Tealâ'nin yardimi,
sizlerin himmetiyle Basbakanlik'ta size hizmet vermek mümkün oldu."
Erbakan'in bu sözlerinden sonra kürsüye gelen Ismail Aga Cemaatinin
Seyhi Mahmut Ustaosmanoglu, "Allah'a sükreden topluluklara Allah
tesekkür eder. Sayin Erbakan'in Basbakanliga gelmesi bu sükrümüzün bir
sonucudur" diyordu.
Cumhuriyetin ilk dönemlerinde kapatilan tekke ve zaviyelere karsi
Erbakan 70 yillik rejimin sinirlarini zorlayarak Basbakanlik makamina
tasimasi, bir bakima cemaatlere iade-i itibar verilmesi anlami
tasiyordu. Erbakan'in vefa borcunu ödemesi, Türkiye'nin birinci
partisi olmasina ragmen RP’nin Anayasa Mahkemesi'nin hismina
ugramasina engel olamayacakti. Erbakan'in siyasi yasakli olmasinin
birinci nedeni tarikatlara verilen yemekti.

Fehmi ÇALMUK, Halka ve Olaylara TERCÜMAN
(
__________________
"Yıkmak kolay, yapmak zordur.Hayat:iman ve cihaddır"
İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
şehzade isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 18.07.2005, 11:23

 
şehzade - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.07.2005
Mesajlar: 51
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
haydi akp liler eller havaya bir iki..... mücahid erbakan mücahid erbakan mücahid erbakan not:okunurken "a" uzatılır erbakan gür bir sesle söylenir.
__________________
"Yıkmak kolay, yapmak zordur.Hayat:iman ve cihaddır"
İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
şehzade isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 18.07.2005, 11:32
kücük sehitlere selam olsun

 
Enzar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.03.2005
Mesajlar: 4.779
Teşekkür etti: 100
47 Teşekkür 31 Mesaja aldı

Mücahid ERBAKAN
__________________
Kökünü begenmeyen dal ve dalini begenmeyen meyve daha olmadan cürür Necip Fazil Kisakürek
Enzar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 18.07.2005, 11:40

 
âbdulkadir66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.06.2005
Mesajlar: 772
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
arkadas AK-P li arkadaslari kiskirtma

ben inaniyorumki yukaridaki yaziyi o kardeslerimizde takdir edeceklerdir,

saka da olsa arkadaslara catarak,benim degerlerime söz söyletmeyin lütfen

sonrada atismalar daha bi kardeslik ilkeleri cercevesinde yapin

yanlis anlamayin,

yukaridaki yazinizdan dolayi Allah sizden razi olsun.

selam ve dua ile
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
âbdulkadir66 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 18.07.2005, 11:43

 
âbdulkadir66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.06.2005
Mesajlar: 772
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
mahmut kardes sana katiliyorum

sahzede kardesimize biraz dikkatli olmasini rica ettim sadece

selam ve dua ile
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
âbdulkadir66 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 18.07.2005, 12:00

 
şehzade - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.07.2005
Mesajlar: 51
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
abi kızdırmak değil de hatırlatmak lazım bazı gerçekleri yoksa akpli kardeşlerimiz zaten bu gerçekleri biliyorlar hatta belki bizden daha iyi biliyorlar.
__________________
"Yıkmak kolay, yapmak zordur.Hayat:iman ve cihaddır"
İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
şehzade isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 18.07.2005, 12:42

 
Üyelik tarihi: 09.07.2005
Mesajlar: 817
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız mahmud
kızarsa emin kızar..

en fanatik gömleksiz akepeli..

biz onla hep atışdıkda hiç öyle birbirimizi kırmadık...


ERBAKAN



--

rabbim tayyipden de razı olsun.inşallah bu milleti hakkı ile yönetir.
Gerçekten anlam veremiyorum
4300 uçağı ıraklıların üstüne bomba atılması için izin veren bir tayyipten Allah razı olsun diyebiliyorsunuz ve abd ile bu savaşta stratejik ortağız diyen tayyip den Allah razı olsun diyebiliyorsunuz ...
MaKKaH isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 18.07.2005, 13:29

 
Üyelik tarihi: 09.07.2005
Mesajlar: 817
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Pekİ Iraklilar MÜslÜman DeĞİlmİ?
MaKKaH isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 18.07.2005, 13:51

 
gençüsküdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.05.2005
Mesajlar: 6.441
Teşekkür etti: 2
15 Teşekkür 9 Mesaja aldı
Efsane Başbakan NECMEDDİN ERBAKAN
__________________
Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6)


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

gençüsküdar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #10
Alt 18.07.2005, 14:40

 
Üyelik tarihi: 09.07.2005
Mesajlar: 817
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız mahmud

takım tutar gibi parti tutmayalım..tenkit etdiğimiz zaman tenkide hazır olalım..
mahmud kardeşim...

size bugune kadar gelen eleştirileri konu başlıkları ile yazarmısınız ...
MaKKaH isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #11
Alt 18.07.2005, 14:52

 
gençüsküdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.05.2005
Mesajlar: 6.441
Teşekkür etti: 2
15 Teşekkür 9 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız mahmud

bu arada emincim.hangi linkdi bana bakmam için bilhassa ricada bulunduğun erbakan hocanın kilibi.
o adresi bende istiyorum
__________________
Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6)


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

gençüsküdar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #12
Alt 18.07.2005, 16:05
Ak & Sa

 
el-EMIN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.05.2002
Yaş: 34
Mesajlar: 13.022
Teşekkür etti: 73
184 Teşekkür 104 Mesaja aldı
aglayin aglayin..acilirsiniz

Buraya bir Bakin
__________________

Okyanus arayan..Irmak olmalidir..!
el-EMIN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #13
Alt 18.07.2005, 16:17

 
gençüsküdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.05.2005
Mesajlar: 6.441
Teşekkür etti: 2
15 Teşekkür 9 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız el-EMIN
aglayin aglayin..acilirsiniz

Buraya bir Bakin
murat göğebakanın şarkısının olduğu klip mi o bak adam telif istiyo ona göre başınıza iş almayın
__________________
Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6)


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

gençüsküdar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #14
Alt 18.07.2005, 16:31
kücük sehitlere selam olsun

 
Enzar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.03.2005
Mesajlar: 4.779
Teşekkür etti: 100
47 Teşekkür 31 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız el-EMIN
aglayin aglayin..acilirsiniz

Buraya bir Bakin
duykulandirdin beni

liderimi hatirlattigin icin tesekkür ederim.
__________________
Kökünü begenmeyen dal ve dalini begenmeyen meyve daha olmadan cürür Necip Fazil Kisakürek
Enzar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #15
Alt 18.07.2005, 16:35
Ak & Sa

 
el-EMIN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.05.2002
Yaş: 34
Mesajlar: 13.022
Teşekkür etti: 73
184 Teşekkür 104 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Enzar
duykulandirdin beni

liderimi hatirlattigin icin tesekkür ederim.
biz size güzellikle hatirlatalim..sizin Dövüscüler (bazilari) sövsün.
__________________

Okyanus arayan..Irmak olmalidir..!
el-EMIN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #16
Alt 18.07.2005, 18:10

 
Üyelik tarihi: 09.07.2005
Mesajlar: 817
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız şehzade
Erbakan Agladi

ARTIK askerler, Batililarin "Türkiye Cumhuriyeti'nin Islamci
Basbakani" olarak nitelendirdikleri Erbakan ile birlikte gün geçtikçe
gelisen irtica tehdidini izlemek ve degerlendirmek istiyorlardi,
Erbakan, 11 Ocak 1997 Cumartesi günü Basbakanlik Konutu'nda tarikat
liderleri ve dini cemaat önderlerine iftar yemegi verdi. Kamuoyunda
yemek tarikat iftari diye takdim edilmisti.
Erbakan o gün partinin asil sahibi dedigi ve kamuoyuna sivil toplum
örgütü olarak takdim edilen kabul ettirdigi dini cemaat önderlerinin
karsisinda önü ilikli, dokunsan aglayacak bir üslûpla konusmaya
basladi. Erbakan agliyordu. Aglarken de söylediklerinin de ileride
Basbakanligi kaybetmesine kadar gidecegini kimse hesaba katmamisti.
"Bediüzzaman Said-i Nursi, Süleyman Hilmi Tunahan, Mehmet Zahid Kotku,
Mahmut Sami Ramazanoglu, Muhammet Rasit Erol gibi birçok Islam büyügü
ve sizin çalismalarinizla bugünlere geldik. Allah-u Tealâ'nin yardimi,
sizlerin himmetiyle Basbakanlik'ta size hizmet vermek mümkün oldu."
Erbakan'in bu sözlerinden sonra kürsüye gelen Ismail Aga Cemaatinin
Seyhi Mahmut Ustaosmanoglu, "Allah'a sükreden topluluklara Allah
tesekkür eder. Sayin Erbakan'in Basbakanliga gelmesi bu sükrümüzün bir
sonucudur" diyordu.
Cumhuriyetin ilk dönemlerinde kapatilan tekke ve zaviyelere karsi
Erbakan 70 yillik rejimin sinirlarini zorlayarak Basbakanlik makamina
tasimasi, bir bakima cemaatlere iade-i itibar verilmesi anlami
tasiyordu. Erbakan'in vefa borcunu ödemesi, Türkiye'nin birinci
partisi olmasina ragmen RP’nin Anayasa Mahkemesi'nin hismina
ugramasina engel olamayacakti. Erbakan'in siyasi yasakli olmasinin
birinci nedeni tarikatlara verilen yemekti.

Fehmi ÇALMUK, Halka ve Olaylara TERCÜMAN
(
huda rabbimdir...

peygamberim muhammed mustafa rasulullahtır. sallallahu aleyhi ve sellem ...

dinim islam dinidir...

kitabım allahın kelamıdır ....

itikadlar içerisinde gittiğim yol ehli sünnet velcemaat mezhebidir doğrusu bu yol haktır ....

amelde ise ebu hanife rahimehullahın görüşleri mezhebimdir buna Allaha andederim .......

aynı zamanda Hazreti adem aleyhisselamın neslindenim......

ve ibrahim aleyhisselamın milletindenim.

ibadetlerde yöneleceğim yer kabe Beytullahtır .......

alemde rabbimin zıddı benzeri ortağı yoktur......

tarikaten nakşiyim...

siyaseten milli görüşlüyüm...
MaKKaH isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #17
Alt 18.07.2005, 19:28

 
M. Ali Saral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.591
Teşekkür etti: 25
147 Teşekkür 76 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız şehzade
Erbakan'in siyasi yasakli olmasinin birinci nedeni tarikatlara verilen yemekti.

Fehmi ÇALMUK, Halka ve Olaylara TERCÜMAN(
Bu sözü söyleyenin hiç bir şeyden haberi yok.
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
M. Ali Saral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #18
Alt 19.07.2005, 09:31

 
âbdulkadir66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.06.2005
Mesajlar: 772
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
M.Ali saral abi,

birinci sebebi olmasada önemli sebeplerden birisi olabilir.

Fehmi calmuk un "emret komutanim" kitabini okuyunca

göreceksiniz ki,elbetteki esas sebepler daha derin ama

yasal ve belirli kitleleri harekete gecirmek icin kullanilan sebeplerden biri olabilir,

mesela kapatma gerekcelerini okuyunca en önemli yasal(yani devleti din temellerine göre kismende olsa...varya) gerekcelerden biri,

Ramazanda iftar icin bir saatlik ara vermeyi meclis karar olarak almasi gösterildi.

yani bunlari kullandilar,

Esas sebepler,olaylari bilenler zaten biliyor.

selam ve dua ile
__________________

İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
âbdulkadir66 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #19
Alt 19.07.2005, 10:10

 
Üyelik tarihi: 20.02.2005
Mesajlar: 217
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
İnsanların yaşamlarını en düzgün bir biçimde sürdürebilmeleri ancak, inanç, idealler ve yasaların tek bir kaynağa dayanması durumunda mümkün olabilir. Allah, insanların hareketlerine ve davranışlarına egemen olduğu gibi, onların yüreklerine ve içlerinde sakladıkları her türlü sırra da egemendir. O, insanların davranışlarının ve tutumlarının karşılığını, dünya hayatında, gönderdiği şeriata göre, ahiret hayatında ise yapacağı sorgulamaya göre en adil biçimde verecektir.


44- Gerçekten Tevrat'ı biz indirdik; bu kitap doğru yol kılavuzluğu ve ışık içerir. Gerek İslâm'a bağlı peygamberler ve gerekse Allah'a bağlı bilginler ile din adamları Allah'ın bu kitabının görevli koruyucuları ve doğruluğunun şahitleri sıfatı ile yahudiler arasında buna göre hüküm verirler.

buna göre insanlardan değil, benden korkunuz da ayetlerimi bir kaç para karşılığında satmayınız. Kim Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermez ise onlar kafirlerin ta kendileridir.

45- Tevrat'ta, yahudilere yazılı olarak bildirdik ki, canın karşılığı can, gözün karşılığı göz, burnun karşılığı burun, kulağın karşılığı kulak, dişin karşılığı diştir ve yaralamalarda da karşılıklılık (kısas) ilkesi geçerlidir. Kim kısas hakkını bağışlarsa bu onun günahlarına kefaret olur. Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyenler ise zalimlerin ta kendileridirler.


Allah katından gönderilmiş her dinle amaçlanan, yaşama yön vermektir. Pratik, gerçekçi bir yaşam biçimi belirlemekdir. Allah'ın dine yüklediği misyon, insanların yaşam biçimlerini belirlemek, düzenlemek, yönlendirmek ve koruma altına almaktır. Dinler insanların, heykellerin, ikonların ya da mihrapların karşısına geçerek tapınmalarını sağlamak üzere, kişinin salt iç dünyasına yönelik olarak indirilmemiştir. İnsanların yaşamlarında ve onların iç dünyalarının eğitiminde bunların hiçbir önemi yoktur demiyoruz. Ancak bunlar, insanların yaşam biçimlerini belirleme, düzenleme, yönlendirme ve koruma altına alma konularında tek başına yeterli olamaz. İnsanların yaşamlarında pratik bir karşılığı olması gereken bir şeriat, bir düzen, bir sistem salt bunlar üzerine ikame edilemez. Bu saydıklarımızı insanlar, yasalar ve otorite çerçevesinde belirlerler. Yasalara ve otoriteye ters bir davranışta bulunduklarında bundan sorumlu tutulurlar ve belirli cezalara çarptırılırlar.

İnsanların yaşamlarını en düzgün bir biçimde sürdürebilmeleri ancak, inanç, idealler ve yasaların tek bir kaynağa dayanması durumunda mümkün olabilir. Allah, insanların hareketlerine ve davranışlarına egemen olduğu gibi, onların yüreklerine ve içlerinde sakladıkları her türlü sırra da egemendir. O, insanların davranışlarının ve tutumlarının karşılığını, dünya hayatında, gönderdiği şeriata göre, ahiret hayatında ise yapacağı sorgulamaya göre en adil biçimde verecektir.

Ancak otorite parçalanacak olursa... Anlayışlar farklı kaynaklarla temellendirilecek olursa... Allah'ın otoritesi sadece vicdanlara ve insanların iç dünyalarına indirgenerek, rejim ve yasalar konusundaki otorite Allah'ın dışında birine verilecek olursa... Ahiretteki ceza ve mükafatlar konusundaki otorite Allah'ın, dünyadaki cezalar konusundaki otorite ise bir başkasına ait kabul edilirse... İşte o zaman, insanlığın ruhu, farklı iki otorite, farklı iki yönelim, farklı iki yöntem arasında parçalanmış demektir. İşte bu durumda insanların yaşamlarında aksaklıklar, bozukluklar ortaya çıkmaya başlar. Nitekim, Kur'an'da çeşitli vesilelerle bu bağlamdaki aksaklıklara ve bozukluklara işaret edilmektedir: "Eğer yerle gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı ikisi de bozulurdu" (Enbiya Suresi, 22) "Eğer gerçek, onların keyfi arzularına göre belirlenseydi, gökler, yer ve oralarda bulunanlar bozulup giderdi." (Müminun Suresi, 71) "(Ey Muhammed!) Seni de din konusunda bir şeriat sahibi kıldık, ona uy; bilmeyenlerin keyfi arzularına uyma."(Casiye Suresi, 18)

Bu nedenledir ki her din, insanlar için bir yaşam düzeni olmak üzere gönderilmiştir. Dinin, belirli bir yöreye, bir ulusa ya da tüm insanlığa gönderilmiş olması, söz konusu olguyu değiştirmez. Her dinde, yaşama en doğru yaklaşımı sağlayacak bir inanç sistemi, insanların yürekleriyle Allah arasında bir bağ oluşturacak ibadet esasları ve bunların yanısıra, yaşamı biçimlendirecek bir şeriat söz konusudur. Bu üç açı, Allah'ın dininin temel direkleri konumundadır. Allah katından gelen her dinde bu saydıklarımız mevcuttur. Zira, insanlığın yaşamının sağlıklı ve düzgün bir biçimde olması, ancak yaşam düzeninin Allah'ın dinine göre belirlenmesi durumunda mümkündür.

Kur'an-ı Kerim'de ilk dinlerin içeriklerine ilişkin çeşitli göstergeler vardır. Belirli bir yörenin ya da ulusun mevcut düzeyiyle uyum içerisinde, belirli bir yöreye ya da bir ulusa gönderilmiş olan ilk dinler, yukarıda sözünü ettiğimiz bütünlüğü tam anlamıyla sağlamıştır. Buradaki ayetlerde, üç büyük dinde de yani yahudilik, hristiyanlık ve İslâm'da da söz konusu bütünlüğün tam anlamıyla mevcut olduğu dile getiriliyor.

Ayetlerde önce, bu bölümde ele almakta olduğumuz Tevrat'tan söz ediliyor:

"Gerçekten Tevrat'ı biz indirdik; bu kitap doğru yol kılavuzluğu ve ışık içerir."

Tevrat, -Allah'ınindirdiği biçimiyle- yahudileri doğru yola iletmek, Allah'a ulaştıran yol ve yaşam süresince izlenmesi gereken yol konularında onları aydınlatmak üzere indirilmiş bir ilahî kitaptır. Bu kitap, tevhid inancını içermektedir. Kapsamlı bir ibadet sistemi içermektedir. Ve aynı zamanda bir şeriat içermektedir:

"Gerek Allah'a teslim olmuş peygamberler ve gerekse Allah'a bağlı bilginler ile din adamları, Allah'ın bu kitabının görevli koruyucuları ve doğruluğunun şahitleri sıfatı ile yahudiler arasında buna göre hüküm verirler."

Bir inanç ve ibadet sistemini de beraberinde getirmiş olan Tevrat'ı Allah, insanların salt vicdanları ve yürekleri için doğru yol kılavuzu ve ışık olsun diye indirmedi. Onu, bundan da öte aynı zamanda, pratik hayata Allah'ın sistemi doğrultusunda yön verecek ve yaşamı bu sistem çerçevesinde korumaya alacak bir şeriat içermesi hasebiyle, bu bağlamda da bir doğru yol kılavuzu ve ışık olması için indirdi. Kendilerini Allah'a teslim etmiş peygamberler, Tevrat'la hüküm verirler. Onlar ona, kendilerinden birşey eklemezler. O kitap tümüyle Allah'a aittir. İlahlık niteliklerine ilişkin herhangi bir nitelik konusunda, peygamberlerin bir istemi, bir otoritesi ya da bir iddiası asla yoktur. -İslâm'ın özgün anlamı da budur zaten- O peygamberler, yahudilere Tevrat'a göre hüküm veriyorlardı. -Tevrat, sadece yahudilere ilişkin indirilmiş bir şeriattı- onların din adamları yani yargıçları ve bilginleri de yine Tevrat'a göre hüküm verïyorlardı. Zira onlar, Allah'ın kitabını korumakla ve onun doğruluğuna tanıklık etmekle yükümlüydüler. Nitekim, kendi yaşamlarını Tevrat'ın buyrukları doğrultusunda düzenleyerek, dindaşları arasında Allah'ın şeriatını hakim kılarak, söz konusu tanıklıklarının gereğini de yerine getirmekteydiler.

Burada, Tevrat'a ilişkin ayetler noktalanmadan önce, Allah'ın kitabıyla hüküm verilmesi ve de söz konusu hükümleri verirken insanların arzularından, diretmelerinden, savaşlarından etkilenilmemesi için gereken özeni göstermeleri için müslümanların dikkatleri çekiliyor. Allah'ın kitabına sahip çıkan herkes, bu noktada özen göstermek zorundadır. Bunun aksini yapanlara ya da bu konuda çekingen davrananlara gelince:

"İnsanlardan değil, benden korkunuz da ayetlerimi bir kaç para karşılığında satmayınız. Kim Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermez ise onlar kafirlerin ta kendileridirler."

Yüce Allah, -her zaman ve her ulustan- kimi insanların, Allah'ın indirdikleri ile hüküm verilmesine karşı çıkacaklarını biliyordu. Bu tür insanların öz benlikleri, Allah'ın hükümlerine razı olmaya ve söz konusu hükümlere boyun eğmeye kesinlikle yanaşmayacaktır. Burjuvalar, tağutlar, tahtları ve üst makamları ellerinde bulunduran mirasyediler, Allah'ın indirdikleriyle hükmedilmesine kesinkes karşı çıkacaklardır. Zira Allah'ın indirdiği hükümler uygulandığında, onların yüzlerine geçirmiş olduğu ilahlık maskesi yere düşecek ve ilahlık sadece Allah'a ait olacaktır. Böylece, insanlar için Allah'ın izin vermediği kanunlar koyan söz konusu kimselerin elindeki egemenlik, yasama ve yürütme yetkisi çekilip alınmış olacaktır. Sömürü, zulüm ve haram üzerine kurdukları düzene kendilerine maddi ve ekonomik çıkar sağlamakta olan söz konusu kimseler elbette ki Allah'ın indirdiği hükümlerin uygulanmaması için yırtınacaklardır. Çünkü Allah'ın şeriatı, onların zulüm üzerine kurulu çıkar mekanizmalarının kökünü kazıyacaktır. Şehvetlerinin, tutkularının, yarmaladıkları malların esiri olanlar, ahlâkî çözülmeyi yaşayanlar, Allah'ın indirdiği hükümlerin yürürlüğe konmaması için elbette ki direneceklerdir. Çünkü Allah'ın dini, onları bu niteliklerinden arınmaya zorlayacak, bunu yapmamaları durumunda ise onları cezalandıracaktır. Söz konusu kimseler, yeryüzünde iyiliğin, adaletin, barışın yaygınlaşmasından rahatsız olduklarından dolayı, her türlü yola başvurarak, Allah'ın hükümlerinin yürürlüğe konmasını engellemek için çabalayacaklardır.

Allah, indirdiği hükümler yürürlüğe konmak istendiğinde, her cephede bu tür direnişlerle karşılaşılacağını biliyordu. Bu durumda, Allah'ın dinini sahiplenenlerin ve dinin doğruluğuna tanıklık edenlerin yapacağı iş, karşıt-güçlere karşı direnmek, onları göğüslemek, mal ve can pahasına da olsa mücadele etmektir. Allah, onlara hitaben diyor ki:

"İnsanlardan değil, benden korkunuz!"

Onların, Allah'ın şeriatını uygulamaları dışında bir korkuları olamaz insanlardan. Bu insanlar ister, Allah'ın şeriatına boyun eğmemekte direten ve ilahlığın sadece ama sadece Allah'a ait olduğunu kabullenmeye yanaşmayan tağutlar olsun... İster, Allah'a isyan içerisinde olmakla birlikte, O'nun şeriatını kendi kişisel çıkarlarını korumak için kullanmakta olan kimseler olsun... İster, Allah'ın şeriatındaki hükümleri ağırlaştıran ve çarpıtan sapık güruhlar olsun... Her halukârda, durum değişmemektedir. Ayette kendilerine hitap edilenlerin, sözünü ettiğimiz kimselerden ve onların dışındaki insanlardan, yaşamda Allah'ın şeriatını hakim kılmak için didinme dışında korkmaları söz konusu olamaz. Asıl korkulması gerekenin, Allah olduğu hiç bir zaman unutulmamalıdır. Allah dışında hiç kimseden korkulmamalıdır.

Yine Allah, kitabının koruyucuları ve kitabının doğruluğunun tanıkları durumundaki din bilginlerinden kimilerinin, dünya hayatının çekiciliğine kapılıp baştan çıkabileceklerini de biliyordu. Bu tür din bilginlerinden, Allah'ın hükümlerini istemeyen devlet yetkilileri, zenginler ve şehvet düşkünleri ile diyalog içinde bulunanlar ve de dünya hayatının cazibesine kapılarak onların yaptıklarına hiç ses çıkarmamayı yeğleyenler de olacaktır. Zaten bu tür yoldan çıkmış din adamlarına her zaman, her toplumda rastlayabilmek mümkündür. Nitekim bu tür din adamları yahudiler arasında da vardı. İşte Allah, böylesi bir tutum içerisine girmiş din bilginlerine diyor ki:

"Ayetlerimi birkaç paralık çıkarlarınız uğruna satmayınız."

Burada suskun kalanlara, ayetleri çarpıtanlara, yamama fetvalar ürete bilmek için çaba harcayanlara sesleniliyor!

Gerçekten de bu tür kimselerin, yaptıklarına karşılık olarak alacakları para ya da sağlayacakları çıkar ne olursa olsun, neticede bir "hiç"tir. Maaş, görev, makam, unvan, titır ya da birtakım çıkarlar uğruna, dini satıp bile bile cehennemi satın aldıkları düşünülürse, kazançları gerçekten de bir hiç değil midir?

Bir emanet yüklenmiş kişinin, tutup ihanet etmesinden daha kötü bir şey düşünülemez. koruyucu konumundaki birinin, vurdumduymazlaşmasından daha korkunç birşey yoktur. Tanık konumundaki birinin, gerçeği. saptırmasından daha iğrenç bir şey olamaz. Ne var ki "din adamı" kisvesi altında pek çok kimse, dine ihanet etmekte, bu konuda vurdumduymazlaşmakta ve gerçekleri saptırmaktadır. Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeleri gerekirken, suskun kalmayı yeğlemektedirler. Yöneticilere hoş görünmeyi Allah'ın kitabına tercilı ederek, ayetleri çarpıtmaktadırlar...

"Allah'ın indirdikleri ayetlere göre hüküm vermeyenler, kafirlerin ta kendileridirler."

Bu son derece kesin ve su götürmez bir ifadedir. Gerek ayetin orijinalinde şart edatı olarak "men"in kullanılması ve gerek cevap cümlesi, bu hükmün, herkesi kapsayabileceğinin göstergesidir. Ayette herhangi bir kapaklık olmadığı gibi bu hüküm, zaman ve mekan sınırlarını da aşmaktadır. Bu, hangi kuşakta ve hangi ulusta olursa olsun, Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyen herkesi kapsamına alan genel bir hükümdür...

Bunun nedenini ise daha önce açıklamıştık. Zira, Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyen, Allah'ın ilahlığını reddediyor demektir. Oysa ilahlık zorunlu olarak, egemenliği ve yasamayı da içermektedir. Allah'ın :ayetlerine göre hüküm vermeyen bir kimse ise bir yandan, Allah'ın ilahlığını ve ilahlığının niteliklerini reddetmekte, diğer yandan da ilahlık hakkını ve ilahlığın niteliklerini kendisine mal etmeye kalkışmaktadır. Gerçekten de küfür bu değil de nedir? Pratik -ki bu teoriden çok daha önemlidir- sırf küfür kokuyorsa, dil ile mümin ya da müslüman olduğunu savlamanın anlamı nedir?

Son derece kesin olan bu hüküm konusunda demagoji yapmak, gerçekten kaçmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Böylesi bir hükmü tevil etmeye Çabalamak, ayeti çarpıtmaktan başka bir şey olamaz. Bu bağlamda yapılan demogojiler ya da teviller, söz konusu ayetin muhatabı konumundaki kimseler hakkında Allah'ın koyduğu hükmü hiçbir biçimde değiştiremez.

KISAS

Allah'ın tüm dinlerindeki bu temel prensibin açıklanmasından sonra, Tevrat'taki şeriattan örnekler sıralanıyor. Ki Allah Tevrat'ı gerek Allah'a teslim olmuş peygamberler, gerekse Allah'a bağlı bilginler ile din adamları -Allah'ın bu kitabının koruyucuları ve doğruluğunun şahitleri sıfatıyla- yahudiler arasında ondaki ayetlere göre hüküm versinler diye indirmişti:

"Tevrat'ta yahudilere yazılı olarak indirdik ki, canın karşılığı can, gözün karşılığı göz, burnun karşılığı burun, kulağın karşılığı kulak, dişin karşılığı diştir ve yaralanmalarda da kârşılıklı (kısas) ilkesi geçerlidir."

Tevrat'ta belirtilen bu hükümler, İslâm şeriatında da aynen muhafaza edilmiştir. Bu hükümler, kıyamete dek tüm insanlığın şeriatı olmak üzere indirilmiş bulunan, müslümanların şeriatının da bir parçası olmuştur. Gerçi bunlar, pratik zorunlulukların gereği olarak sadece "daru'l-İslâm"da uygulanabilir. Zira, "daru'l-İslâm" olmayan yerlerde, bu hükümleri uygulayabilecek bir İslâmî otorite yoktur. Ancak, madem ki İslâm şeriatı Allah'ın iradesiyle her zaman ve tüm insanlar için geçerli olacak bir şeriat olarak indirilmiştir, bu durumda her nerede olursa olsun İslâmî bir yönetim iş başına geldiğinde, söz konusu hükümleri yürürlüğe koymak ve uygulamakla yükümlüdür.

Tevrat'ta da geçen bu hükümlere İslâm, bir hüküm daha ekliyor:

"Kim kısas hakkını bağışlarsa bu, onun günahlarına kefaret olur."

Tevrat'ta bu hüküm yer alınıyordu. Tevrat'taki hükme göre kısas, mutlaka uygulanırdı. Bu konuda ödün vermek, kısas hakkından vazgeçmek ve bu o kişinin günahlarına kefaret olması söz konusu değildi.

Burada, kısas cezalarına bir parça da olsa değinmekte yarar var.

Allah'ın şeriatında kısasla getirilen ilk şey, eşitlik prensibidir. İslâm şeriatında, kanda ve cezada eşitlik prensibi esastır. İnsanların makamları, sınıfları, soyları, ırkları ne olursa olsun, onlar arasında cana canla ve yaralara da karşılıklı ödeşmeyi getirmek, can konusunda tüm insanları eşit kabul etmek, Allah'ın şeriatı dışında hiç bir şeriatta söz konusu değildir.

Allah'ın şeriatında canın karşılığı candır. Gözün karşılığı gözdür. Burnun karşılığı burundur. Kulağın karşılığı kulaktır. Dişin karşılığı diştir. Yaralamalarda da karşılıklılık ilkesi geçerlidir. Bu hükümlerin uygulanmasında insanlar arasında hiçbir ayrım yapılmaz. Kişi hangi ırka, hangi sınıfa mensup olursa olsun, ister yönetici, ister yönetilen olsun, gerektiğinde bu hükümler kendisine uygulanacaktır. Çünkü her insan, Allah tarafından yaratı